04 Eylül 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 03.09.2026 19:55 | Son Güncelleme: 03.09.2026 20:05

Mahkemeler teknoloji devlerini dizginlemekte neden zorlanıyor?

Google ve Meta’ya karşı açılan antitröst davalarında ihlaller tespit edilse de mahkemeler, teknoloji dünyasının hızla değişen yapısı nedeniyle şirketleri bölmek gibi ağır yaptırımlardan kaçınıyor
Fotoğraf: Kelsey McClellan/New York Times
Fotoğraf: Kelsey McClellan/New York Times
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Steve Lohr / New York Times

Bir yılı aşkın süre önce ABD’nin antitröst otoriteleri, ülkenin teknoloji devlerini dizginlemek için yıllardır sürdürdükleri mücadelede sonunda üstünlüğü ele geçirmiş gibi görünüyordu.

Dokuz ay içinde ABD Adalet Bakanlığı ve bir grup eyalet, Google’ın internet arama ve çevrim içi reklam teknolojileri alanlarında yasa dışı tekeller oluşturduğu iddialarıyla açılan iki ayrı davayı art arda kazanmıştı. Federal Ticaret Komisyonu’nun (FTC), Meta’yı yıllar önce Instagram ve WhatsApp’ı satın alarak henüz gelişme aşamasındaki potansiyel rakiplerini yasa dışı biçimde engellemekle suçladığı dava da görülmeye başlanmıştı.

Her üç davada da şirketlerin işleyişini kökten değiştirebilecek ağır yaptırım tehdidi bulunuyordu. Bunların arasında şirketlerin mahkeme kararıyla bölünmesi de vardı.

Ancak çarşamba günü bir federal yargıç, Google’ın reklam teknolojileri işinin bölünmesine karşı karar vererek şirketin büyük ölçüde zarar görmeden çıkmasını sağladı. Bir başka yargıç, teknolojinin hızla değişen doğasını gerekçe göstererek bir yıl önce arama davasında benzer bir karar vermişti. Kasım ayında ise bir federal yargıç Meta lehine karar vererek zamanın ve teknolojideki değişimin davayı geride bıraktığı sonucuna varmıştı.

Bu kararlar, teknoloji hızla ilerlerken mahkemelerin açık antitröst ihlalleri tespit ettikten sonra bile şirketlerin faaliyetlerinde büyük değişiklikler talep etmekte ne kadar temkinli davrandığını gösteriyor. Aynı zamanda bir ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediğine karar vermenin geçmişi incelemeyi, bu ihlal karşısında ne yapılacağına karar vermenin ise geleceğe bakmayı gerektirdiğini ortaya koyuyor.

Bunun en çarpıcı örneği mi? Yapay zekanın son derece hızlı yükselişi ve yarattığı sarsıcı etki.

George Washington Üniversitesi’nde hukuk profesörü ve FTC’nin eski başkanlarından William Kovacic, “Dinamik piyasalar mahkemeler açısından gerçek bir zorluk yaratıyor ve bu durum temkinli davranmak için bir gerekçe olarak görülüyor” dedi.

Adalet Bakanlığı, Google’a karşı arama motoru davasını 2020 yılında, Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminin son aylarında açtı. Biden yönetimi ise antitröst uygulamalarında agresif bir yaklaşım benimsedi ve teknoloji devlerinin piyasa gücünü sınırlamayı amaçlayan davalar açtı.

Önümüzde iki büyük yargı sınavı daha bulunuyor. FTC ve bir grup eyalet, Amazon’un çevrim içi pazar yerindeki satıcıları sıkıştırdığını ve kendi ürün ve hizmetlerine avantaj sağladığını öne sürerek şirkete dava açtı. Adalet Bakanlığı ve eyaletler ise Apple’ı akıllı telefon pazarındaki hâkimiyetini rekabeti engellemek için kullanmakla suçladı. Bu dava ile Amazon’a karşı açılan ilk davanın önümüzdeki yıllarda görülmesi planlanıyor.

Ancak yakın geçmiş, mahkemelerin ağır yaptırımlara hükmetmesine güvenmenin zorlu bir mücadele olmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Çeyrek asırdan uzun süre önce Microsoft’u kişisel bilgisayar yazılımları alanında rekabeti yasa dışı yollarla engellemekle suçlayan antitröst davasında bir federal temyiz mahkemesi, şirketin bölünmesinin gerekli olmadığına karar vermişti. AT&T’nin telekomünikasyon pazarını yasa dışı biçimde tekelleştirdiği iddiaları üzerine 1984 yılında gerçekleşen ve dönüm noktası olarak kabul edilen bölünmesi bile bir mahkeme kararının değil, uzlaşmanın sonucuydu.

Bazı hukuk uzmanlarına göre mahkemeler "Big Tech" söz konusu olduğunda gereğinden fazla temkinli davranıyor.

Yale Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde ekonomi profesörü ve Adalet Bakanlığı’nın eski antitröst yetkililerinden Fiona Scott Morton, “Mahkemelerin bu davalarda tespit ettikleri rekabet sorunlarını çözmekte yetersiz kaldığını görüyoruz” dedi.

Google’ın hem arama motoru hem de reklam teknolojileri davalarında yargıçlar, ihlalleri gidermek amacıyla önerilen düzeltici tedbirler konusunda ayrı duruşmalar gerçekleştirdi. Ancak teknoloji sektörü hızlı ve öngörülemez biçimde değişebildiği için etkili bir çözüm geliştirmek oldukça zor bir iş.

Antitröst yasaları, tüketicilerin ve yeni girişimcilerin yararına olacak şekilde rekabeti korumak ve teşvik etmek amacıyla tasarlandı.

Teknoloji devleri, yüksek ücretli avukatlardan oluşan güçlü hukuk ekiplerinin desteğiyle uzun soluklu bir mücadele yürütüyor. Sürecin uzaması da onların lehine işliyor. Yapay zekanın hızla yükselişi, Anthropic ve OpenAI gibi yeni oyuncuların pazarda güç kazanabildiğini gösteriyor. Teknoloji şirketleri de bunu gerekçe göstererek, mahkemelerin ağır müdahalelerde bulunmak yerine temkinli hareket etmesinin daha doğru olduğunu savunuyor.

Modern internet çağının ilk büyük düzeltici tedbir kararının çıktığı Google arama davasında, Washington D.C. Bölge Mahkemesi Yargıcı Amit P. Mehta da bu görüşü benimsedi. Mehta, Google’ın bazı verileri rakip şirketlerle paylaşmasına hükmetti ve şirketin arama motorunun internet tarayıcılarında ve akıllı telefonlarda öncelikli konuma getirilmesini sağlamak için yaptığı ödemelere bazı kısıtlamalar getirdi.

Ancak Mehta, hükümetin Google’ı Chrome tarayıcısını satmaya zorlayan önerisini fazla ağır bularak reddetti. Mahkemelerin uygulanacak yaptırımları belirleme konusunda geniş takdir yetkisine sahip olduğunu vurgulayan Mehta, buna rağmen “çözüm yollarını belirlerken sınırlarının farkında olarak temkinli hareket etmeleri gerektiğini” belirtti. Mehta, “Bu mahkeme de bu doğrultuda hareket etti” dedi.

Biden yönetimi döneminde Adalet Bakanlığı Antitröst Birimi’nin başında bulunan Jonathan Kanter, hükümetin bu davada Google’a karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini yönetmişti. Kanter bir röportajda, Mehta’nın Google’ın sözleşmelerinde ve veri paylaşımı uygulamalarında yapılmasına hükmettiği sınırlı sayıdaki değişikliği “kaçırılmış büyük bir fırsat” olarak nitelendirdi.

Şubat ayında Adalet Bakanlığı ve bir grup eyalet, düzeltici tedbirlere ilişkin kararı temyize götüreceklerini açıkladı. Google ise antitröst yasalarını ihlal ettiğine hükmeden asıl mahkeme kararına itiraz ediyor.

Çarşamba günü Virginia Doğu Bölgesi Federal Mahkemesi Yargıcı Leonie M. Brinkema, mahkemenin yayımladığı kısa bir kararda ön bilgileri verilen ancak kamuya kapalı tutulan kararını açıkladı. Brinkema, ayrıntılara veya kararının gerekçelerine yer vermeden, Google’a rakiplerinin yararına olacak şekilde iş uygulamalarını değiştirmesi talimatı verdiğini belirtti.

Bazı antitröst uzmanlarına göre reklam teknolojileri davası, Google’ın bölünmesine karar verilmesi için daha uygun bir zemine sahipti. Bunun nedeni, Google’ın reklam borsasının şirketin diğer faaliyetlerinden ayrı bir iş kolu olması ve bu birimin ayrılmasının yol açabileceği ekonomik zarar riskinin, devasa arama motoru faaliyetlerinin bölünmesine kıyasla çok daha düşük görülmesiydi.

Kanter, mahkemelerin hükmettiği yaptırımları hayal kırıklığı yaratacak ölçüde hafif bulsa da büyük teknoloji şirketlerine yönelik antitröst mücadelesinin yürütülmeye değer olduğunda ısrar ediyor.

Kanter’a göre art arda açılan davalar, 1990’lardaki Microsoft davasından sonra yaklaşık 20 yıl boyunca geri planda kalan antitröst uygulamalarının yeniden canlandığının işareti oldu. Google’a karşı hem arama motoru hem de reklam teknolojileri davalarının kazanılması ise antitröst hukukunun “hâlâ canlı ve güçlü” olduğunu kanıtladı, emsal oluşturdu ve özel davacıları da dava açmaya teşvik etti.

© 2026 The New York Times Company