19 Nisan 2024, Cuma
Haber Giriş: 30.03.2024 14:22 | Son Güncelleme: 30.03.2024 16:57

New York Times Yaren Leylek'i yazdı: Alışılmadık dostlukları Türkiye'yi büyüledi

On üç yıl önce yiyecek bulmak için bir balıkçının teknesine konan leylek, o zamandan beri her yıl geri gelerek tüm Türkiye'nin ve şimdi de dünyanın ilgisini üzerine çekti. Öyle ki New York Times bu ilgiyi fark ederek Yaren Leylek'i manşetlerine taşıdı
Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Ben Hubbard, Şafak Timur / New York Times

On üç yıl önce, küçük bir Türk köyünde fakir bir balıkçı gölden ağını çekerken arkasından bir ses duydu ve döndüğünde kayığının baş tarafında heybetli bir varlığın durduğunu gördü. Başını, boynunu ve göğsünü kaplayan pırıl pırıl beyaz tüyleri kanatlarına doğru siyaha dönüşüyordu. Uzun, sivri gagasının rengiyle neredeyse aynı renkte olan ince turuncu bacaklarının üzerinde duruyordu. Balıkçı Adem Yılmaz onu tanıdı. Uzun zamandır köyde yazı geçiren beyaz leyleklerden biri olduğunu hatırlıyordu ama teknesinde ağırlamak bir yana, hiç bu kadar yakından görmemişti. Aç olup olmadığını merak ederek ona bir balık atmış, kuş da onu yemişti. Sonra bir tane daha attı. Ve bir tane daha.

Aradan geçen yıllar ve yerel bir doğa fotoğrafçısının ustaca yürüttüğü sosyal medya kampanyası, bu çiftin hikayesini türler arası dostluğun modern bir masalı olarak yayarken, Türkiye'yi büyüleyen beklenmedik bir insan ve kuş hikayesi de böylece başlamış oldu.

Balıkçı, Yaren isimli leyleğin ilk yıl Yılmaz'ın teknesine defalarca dönmekle kalmadığını, kış için güneye göç ettikten sonra bir sonraki baharda aynı köye, aynı yuvaya ve aynı tekneye döndüğünü söyledi. Geçen ay, Yaren'in köye 13. kez gelmesinin ardından, yerel medya onun gelişini Türk Punxsutawney Phil'in ilkbaharda görülmesi gibi sevinçle haberleştirdi. (Oksijen'in notu: Punxsutawney Phil, Pensilvanya'da bir kent olan Punxsutawney'nin yıllık Köstebek Günü kutlamalarının ana figürü olan bir köstebek)

İkilinin hikayesi 70 yaşındaki Yılmaz ve 17 yaşında olduğu tahmin edilen Yaren'e beklenmedik bir şöhret getirdi ama ciddi bir servet getirmedi. Bir çocuk kitabında ve ödüllü bir belgeselde birlikte rol aldılar. Yılmaz'ın (ve leyleğin dijital bir görüntüsünün) yer aldığı bir çocuk macera filminin bu yıl Türkiye'deki sinemalarda gösterime girmesi bekleniyor. Leylekseverler, yerel yönetim tarafından kurulan 24 saatlik bir web kamerası sayesinde Yaren ve eşi Nazlı'yı süzülürken, boyunlarını bükerken, gagalarını şaklatırken, yuvalarını yenilerken ve zaman zaman çiftleşirken izleyebiliyor.

Turizmi artırmaya çabalarını destekledi

Köyün bağlı olduğu Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan "Bu bir masal değil. Bu gerçek bir hikaye. Masal tadında gerçek bir hikâye" dedi. Özkan, kuşun ününün, ilçenin gölleri ve sulak alanlarının yakınındaki yürüyüş yolları ve kafelerle yerel turizmi artırmaya yönelik belediye çabalarını desteklediğini söyledi. Bölge, kuşların bakımı için bir leylek "master planı" geliştirdi. Başlangıçta, bir belediye başkanının leyleklerle neden ilgilendiğini merak eden seçmenlerden bazı eleştirilerle karşılaştığını söyledi. Ancak şimdi, bölge sakinleri yuvaların zarar gördüğünü fark ettiklerinde yetkilileri arıyor. Geçenlerde başka bir şehirden bir arkadaşı Yaren'i web kamerasında göremediğinden şikayet etmek için Özkan'ı aradı.

Turistleri bölgeye çekti

Hikaye, Yılmaz'ın 235 nüfuslu Eskikaraağaç köyünü haritaya taşıdı. Leylekleri görmek ve komşu Uluabat Gölü'nde tekne gezintisi yapmak için dar sokaklarında dolaşan öğrenci ve turist gruplarını bölgeye çekti. Birçok ziyaretçi, Yılmaz'ın evinin yakınındaki bir elektrik direğinin tepesindeki platformda bulunan Yaren'in yuvasını arıyor ve balıkçının kendisiyle karşılaştıklarında şaşkınlıklarını gizleyemeyerek ona sorular soruyor ve fotoğraf çektirmek için poz veriyorlar.

Geçtiğimiz bir sabah Yılmaz, iki katlı küçük evinin bahçesinde elinde tuttuğu bir kova balıkla duruyordu. Yaren ve Nazlı tepelerindeki yuvalarında uyukluyor, kendilerini tımar ediyor ve gagalarını havayı dolduruyorlardı. "Yaren!" diye seslendi Yılmaz. Her iki kuş da avluya süzüldü ve Yılmaz gagalarına balık attı. Kuşlar yaklaşık iki düzine balığı mideye indirdikten sonra Yılmaz, "Doydular. 13 yıl sonra bunu söyleyebilirim" dedi. Leylekler uzun zamandır köyde yuva yapıyor, ilkbaharda gelip çiftleşiyor ve yaz sonunda Afrika'ya doğru göç ediyorlar.

Köyün yaşlıları, her çatıda bir leylek yuvası olduğunu ve köy sakinlerinin kuşların dış mekan iplerinden çamaşır çalmasını engellemek için mücadele ettiğini hatırlıyor. Ancak çoğu insan, badem ağaçlarında pembe çiçekler açtıktan hemen sonra baharın habercisi oldukları için kuşların gelmesine seviniyor. Köyün muhtarı Rıdvan Çetin, 1980'lerde yapılan bir sayımda 41 aktif yuva, yani yavrular hariç 82 leylek bulunduğunu söyledi. Bu yıl köyde Yaren'inki de dahil olmak üzere sadece dört aktif yuva var. Çetin üzüntüyle "Artık çok azlar" dedi. Köydeki hiç kimse Yılmaz ve Yaren arasındaki bağa benzer bir bağ hatırlamıyor. Çetin, "Hiç böyle bir şey görmedim" dedi.

Yuvalarına sadıklar

Türk ornitolog Ömer Donduren, insan ve kuş ilişkisinin bilinen leylek davranışlarıyla örtüştüğünü söyledi. Leylekler insanlarla doğrudan temastan kaçınsalar da, genellikle onların yakınlarına, çatılara, bacalara veya elektrik direklerinin tepesine tünerler. Kuşlar tek eşlilik eğilimindedir ve yuvalarına sadakat gösterirler. Göç etmek için eşleriyle yollarını ayırırlar, ancak ilkbaharda üremek için aynı yuvada yeniden buluşurlar. Donduren, bunun Yaren'in neden her yıl Yılmaz'ın evinin yakınında tünediğini açıklayabileceğini söyledi.

Vahşi doğada 20 yıldan fazla, esaret altında ise 30 yıldan fazla yaşayabilen leyleklerin hafızaları da güçlüdür ve bu sayede Polonya ve Almanya gibi kuzey bölgesinden Güney Afrika'ya kadar binlerce kilometrelik yerlere göç yollarını hatırlayabilirler. Yaren'in köyden ayrıldıktan sonra zamanını nerede geçirdiği bilinmiyor, ancak yavrularından birine takılan bir iz sürücü, kuşu Suriye, Ürdün, İsrail, Mısır, Sudan, Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nde takip etti. Donduren, Yaren'in Yılmaz'la yaşadıklarının zamanla hafızasının bir parçası haline geldiğini söylüyor.

Donduren, "Doğada duygulara pek yer yoktur. Leylek için bu bir kolay yemek meselesidir. O, 'Burada kolay bir yiyecek kaynağı var. Bu adam güvenli görünüyor. Bana zarar vermez' diye düşünür" dedi. Yılmaz'ın açıklaması ise çok daha basit: "Bu sadece bir hayvanı sevmektir. Onlar Tanrı'nın yarattıkları."

©️ 2024 The New York Times Company