New York Times'ın araştırması, çocuk işçiliği ve yasa dışı madencilikle elde edilen altınların küresel piyasalara nasıl sokulduğunu ortaya koydu. Araştırmanın odağında, Madagaskar'dan gelen altınları işleyen İstanbul Altın Rafinerisi yer aldı. Habere göre rafineri gerekli denetimleri yapmazken, LBMA denetim belgelerinin geçmiş tarihli olarak değiştirilmesine yardımcı oldu
Justin Scheck / New York Times
İstismar ve suistimallerle dolu bir sektörde, dünyanın bankaları ve hükümetleri, suç örgütlerinin ve insan hakları ihlalcilerinin altınlarını ana akım piyasaya satmasını engellemek için tek bir kuruluşa güveniyor.
Bu kuruluş, kendisini "değerli metaller konusunda küresel otorite" olarak tanımlayan Londra Külçe Piyasası Birliği (London Bullion Market Association - LBMA). Şirketleri kara listeye alma yetkisine sahip olan LBMA, trilyonlarca dolarlık sektörün uluslararası bir düzenleyici kuruma sahip olmaya en çok yaklaştığı yapı.
Hükümetler, altının insan hakları ihlalleri, çevresel yıkım, finansal yaptırım ihlalleri veya suç faaliyetleri olmaksızın çıkarıldığının göstergesi olarak birliğin onayına güveniyor. Kelimenin tam anlamıyla LBMA, altın standardını belirliyor.
Ancak New York Times'ın araştırması, birliğin suçlular, kartel üyeleri ve çocuklar tarafından çıkarılan altınların piyasaya girmesine defalarca kez izin verdiğini ortaya koydu. Rafineriler, altınlarının kökeni hakkında hiçbir yaptırımla karşılaşmadan yalan söyleyebiliyor. Kurallar istisnalar ve belirsizliklerle dolu; LBMA ise bu kuralları uygulamamayı defalarca tercih etmiş durumda.
Madagaskar örneğinde ise LBMA, altının herhangi bir istismarla bağlantısı bulunmadığını belgeleyen kritik evrakların değiştirilmesine ve geçmiş tarihli olarak yeniden düzenlenmesine yardımcı oldu.
Son yıllarda fiyatlar hızla yükselirken ve altının Sudan'daki silahlı grupları ve Amazon'daki çevreyi kirleten faaliyetleri finanse ettiğine ilişkin kanıtlar ortaya çıkarken, sektör bu tür kirli altınları ana akım piyasadan uzak tuttuğu algısını sürdürdü.
New York Times'ın araştırması, "temiz" ve "kirli" altın arasındaki ayrımın sektör tarafından yaratılmış bir kurgu olduğunu gösteriyor. Gerçekte yalnızca altın var. Wall Street, merkez bankaları ve yatırımcılar bu değerli metali stoklayıp alıp satarken, yasa dışı kaynaklardan gelen altını da içeren bir arz zincirinden kazanç sağlıyor.
Bu durum bugün her zamankinden daha önemli. Yirmi yıl önce altının onsu yaklaşık 600 dolardan satılırken, Amazon'un en ücra bölgelerine madencilik mavnaları göndermek veya Madagaskar'daki dönümlerce pirinç tarlasını altın bulmak için buldozerlerle kazmak karlı değildi. Bu yıl fiyat 5 bin dolar eşiğini aştı. Bu yükseliş, verimsiz, yıkıcı ve siyasi istikrarsızlığı körükleyen yöntemlerle madencilik yapmayı karlı hale getirdi.
Sektörün işleyişi şöyle: Madenciler ve aracılar ham altını rafinerilere satıyor. Rafineriler altını eritiyor, içindeki yabancı maddeleri ayrıştırarak saflaştırıyor ve külçe haline getiriyor. Uluslararası altın piyasası, yalnızca LBMA tarafından sertifikalandırılmış 67 rafineriden gelen külçeleri kabul ediyor. Bu rafineriler, ürettikleri her külçedeki altının kaynağını ayrıntılı biçimde belgelemek zorunda. Ayrıca tedarikçilerinin suç örgütleriyle, çocuk işçiliğiyle veya finansal yaptırımları ihlal eden faaliyetlerle bağlantılı olmadığını doğrulamak amacıyla bağımsız denetimlerden geçiriliyorlar.
LBMA, Asahi gibi büyük rafineriler ile HSBC, Morgan Stanley, JPMorgan ve Deutsche Bank gibi finans kuruluşlarının da aralarında bulunduğu altın sektörünün en büyük oyuncuları tarafından finanse ediliyor ve yönetiliyor.
Ulusal hükümetler madenciliği düzenleyebilir, ancak LBMA bir altını sertifikalandırmazsa bu altının dünyanın en büyük piyasalarında satılması neredeyse imkansız hale geliyor.
Ancak küresel otorite olduğuna ilişkin bütün söylemlerine rağmen LBMA, esas olarak evrak toplayan bir kuruluş. Birlik, madenleri denetleme ve ayrıntıları kendi beyanlarıyla bildirme konusunda rafinerilere güveniyor.
Birliğin iddialarını ne ölçüde karşılayamadığını görmenin yollarından biri, kamuoyuna yaptığı açıklamalarla özel olarak söylediklerini karşılaştırmak.
Birliğin internet sitesinde CEO Ruth Crowell, "Değerli metallerin dünya genelinde nasıl rafine edildiğini ve ticaretinin nasıl yapıldığını tanımlayan standart belirleyici kuruluş biziz" diyor.
Ancak Tanzanyalıların bir madendeki şiddet olayları nedeniyle LBMA'ya dava açtığı Londra'daki mahkeme belgelerinde kuruluş, kendi sözlerini reddediyor:
"LBMA'nın 'değerli metallerin dünya genelinde nasıl rafine edildiğini ve ticaretinin nasıl yapıldığını tanımlayan standart belirleyici kuruluş' olduğu iddiası kabul edilmemektedir"
Crowell, 2024 yılında LBMA'nın "küresel altın üretiminin yüzde 85 ila 90'ı" için standartlar belirleyen küresel bir otorite olduğunu yazmıştı.
Mahkemede ise birlik, kendisini "küçük, kar amacı gütmeyen bir kuruluş" olarak tanımlıyor ve altın madenlerinde yaşananlardan sorumlu tutulmak için gerekli "personel düzeyine, uzmanlığa veya kaynaklara sahip olmadığını" savunuyor.
Crowell, bir röportajda ve yazılı açıklamasında, LBMA'nın rafinerileri "uluslararası yönergelerin en yüksek düzeyine" tabi tuttuğunu söyledi. Ancak birliğin sorumluluğunu küçümsedi.
Crowell, "LBMA'nın rolü, tek bir piyasaya giriş için neyin kabul edilebilir olduğunu belirlemektir" dedi. Sektörü denetlemenin hükümetlerin görevi olduğunu söyledi.
Sektördeki denetim mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle çeteler, kokain ticaretinden altına yönelerek faaliyetlerini çeşitlendirdi. İslamcı terör örgütleri de bu işe girdi. Rusya ve İran ise savaş dönemindeki yönetimlerini ayakta tutmak için altını kullanıyor.
Birkaç yıl önce Madagaskar Merkez Bankası da yükselen fiyatlardan yararlanmak amacıyla, çocuk işçi çalıştıran yasa dışı madenlerden gelenler dahil olmak üzere altın satın almaya ve stoklamaya karar verdi.
Madagaskar örneği, LBMA'nın ana akım altın sektörünün tamamının dayandığı denetim görevinde nasıl başarısız olduğunu ortaya koyuyor.
Bunun nasıl gerçekleştiğini görmek için doğrudan madenlerden başladım. Başkent Antananarivo'dan pervaneli bir uçakla yola çıktım ve tarım arazilerinin arasından üç saat araç kullanarak Madagold adlı madene ulaştım. Maden, adanın kuzeyindeki kurak bir vadide, altına hücum döneminin getirdiği parayla hareketlenen kalabalık bir pazarın yakınında bulunuyor.
Madenciler burada nesillerdir çalışıyor, ancak son yıllarda altın fiyatlarının yükselmesi, ruhsatsız madencilik faaliyetlerini hızla büyüyen bir işe dönüştürdü.
LBMA, "çocukların sağlığına, güvenliğine veya ahlakına zarar verme olasılığı bulunan" altınları yasakladığını söylüyor.
Ancak Madagold'da ve ülke genelindeki madenlerde baktığım her yerde çocuklar tehlike altındaydı.
Madagaskar'daki madenlerde çocuklar kayaları kırıyor ve cevher dolu kovaları taşıyordu. Henüz yürümeye başlayan küçük çocuklar, yaklaşık 30 metre derinliğindeki maden kuyularının arasında dolaşıyordu.
Yükselen altın fiyatları, dünyanın dört bir yanında bu tür yasa dışı faaliyetleri körükledi. Kolombiyalı bir uyuşturucu karteliyle bağlantılı madenciler, LBMA sertifikalı bir rafineri aracılığıyla ABD Darphanesi'nin tedarik zincirine altın sattı. Papua Yeni Gine'deki yasa dışı bir madende de bu ay çocuk işçiler yoğun biçimde çalışıyordu. Bir yönetici bana satış makbuzunu gösterdi. Altını, LBMA sertifikalı büyük bir rafinerinin iştirakine satıyordu.
Birlik, madenlerin ruhsatlı ve yasal olması, çevreyi tahrip etmemesi gerektiğini söylüyor. Ancak Madagaskar genelinde yasa dışı madenler ve çevresel tahribat yaygındı.
Madagaskar'ın kuzeyinde, zengin altın yataklarına sahip Diana bölgesinde madencilik faaliyetlerinin hiçbir yasal düzenlemeye uygun yürütülmediğini belirten hükümetin bölgesel madencilik denetçisi Firmin Razafindratondra, bölgedeki altın madenciliğinin tamamının yasa dışı olduğunu söyledi.
Madagaskar'ın doğu kıyısındaki Mananjary yakınlarında madenciler, hükümetin faaliyetleri durdurma emirlerine rağmen çalışmaya devam ediyordu. Ekskavatörler pirinç tarlalarını devasa çukurlara dönüştürmüştü. Kuzeyde ise işçiler, maden kuyularında kullanılacak destek kirişlerini yapmak için koruma altındaki bir ormandaki ağaçları kesiyordu. Bu tür yıkım ülkenin dört bir yanında yaşanıyor.
Bir başka altın madenciliği bölgesinin valisi Elys Karena Hanitriniaina, "Çevre yok edildi" dedi.
Dolayısıyla Madagaskar'daki madenlerin LBMA standartlarını karşılamakta ciddi zorluk yaşayacağı, bölgeyi ziyaret eden herkesin görebileceği kadar açıktı. Buna rağmen altın, hiçbir engelle karşılaşmadan piyasaya girdi.
Peki bu nasıl gerçekleşti?
Birkaç yıl önce Madagaskar Merkez Bankası ulusal bir altın rezervi oluşturmaya karar verdi. Banka temsilcileri ülkenin dört bir yanından altın satın aldı. Hükümet belgeleri, bu altının bir bölümünün çocukların çalıştığı ve atık su borularından su içtiği Madagold madeninden geldiğini gösteriyor.
Madagold'un CEO'suna göre diğer altınlar, yakınlardaki çamurlu çukurlardan geliyordu. Ziyaretim sırasında henüz yürümeye başlayan çocuklar burada altın aramak için çamurlu malzemeyi yıkayıp eliyordu. Geri kalan altının büyük bölümü ise kayıt dışı madenlerden alım yapan aracılardan geliyordu.
Madagaskar Merkez Bankası Başkanı Aivo Andrianarivelo, bu altının herhangi bir ekonomik değere sahip olabilmesi için "LBMA sertifikalı" olması gerektiğini söyledi.
Bu nedenle altından sorumlu yöneticisini bir rafineri bulmak üzere İsviçre'ye gönderdi. Başlangıçta işler iyi gitmedi. Andrianarivelo'ya göre rafineriler altının kökenini ve yasallığını sorguladı. "Onlara verdiğimiz yanıt, İsviçrelileri yeterince tatmin etmedi veya güven vermedi" dedi.
Madagaskar temsilcisiyle bu seyahat sırasında görüşen, kar amacı gütmeyen SwissAid kuruluşunun altın tedarik zinciri uzmanı Marc Ummel, "Kimse bu altına dokunmak istemiyordu" dedi.
Bu, sistemin işlediği bir örnekti.
Küçük ölçekli madenler risk işareti olarak kabul ediliyor. LBMA kuralları, bu altını kabul eden herhangi bir rafinerinin madenlerde yerinde denetim yapmasını zorunlu kılıyor. İsviçreli rafineriler, bankanın altının bütün kaynaklarını bile belirleyememesinden endişe ediyordu.
Bunu yapabilmiş olsaydı bile zorunlu denetimler çocuk işçiliğini, kirliliği ve suç faaliyetlerini ortaya çıkaracaktı. Ummel, Madagaskarlı bankacıya söylediği sözleri şöyle hatırlıyor: "Bu imkansız. Asla bir LBMA rafinerisi bulamayacaksınız."
Ancak bu konuda yanılıyordu.
Madagaskar Merkez Bankası, İstanbul Altın Rafinerisi ile anlaştı
Merkez bankası, 2023 yılında dünyanın en büyük LBMA sertifikalı rafinerilerinden biri olan İstanbul Altın Rafinerisi ile anlaşmaya vardı.
New York Times'ın incelediği kayıtlara göre Türk rafinerisinin denetçisi, LBMA'ya sunduğu belgelerde şirketin risk işareti taşıyan madenlerle "hiçbir iş yapmadığını" ileri sürdü. Bu beyan, şirketi madenlerde denetim yapma zorunluluğundan kurtardı.
Andrianarivelo, bir röportajda Madagaskar'daki madenlerde çocukların çalıştığını kabul etti ve kendi anlayışına göre bu çocukların kayaları kırmak yerine madencilere yardımcı işler yaptığını söyledi. Madenlerin güvenlik yasalarına uymadığını da kabul etti. İşçilerin "çok küçük ve çok yoksul insanlar" olduğunu, kendilerini güvenlik ekipmanlarının değil yalnızca Tanrı'nın koruyacağına inandıklarını söyledi.
Ham altın, Madagaskar'ın uluslararası havalimanının yanındaki bir tesiste eritilerek 12 kilogramlık külçelere dönüştürüldü. Buradan on milyonlarca dolar değerindeki altın, yasal tedarik zincirine girmek üzere Türkiye'ye gönderildi.
Normal koşullarda Türk rafinerisinin evrakları LBMA'ya sunmasıyla süreç sona erecekti. Örneğin ihbarcılar, gazeteciler veya kolluk kuvvetleri tarafından tutarsızlıklar ortaya çıkarılmadığı sürece LBMA, belgelerin gerçek durumla örtüşüp örtüşmediğini genellikle bağımsız olarak doğrulamıyor.
Tutarsızlıklar ortaya çıktığında da rafineriler nadiren ciddi sonuçlarla karşılaşıyor.
Örneğin üç yıl önce LBMA, bir rafinerinin Amazon'da yasa dışı yollarla çıkarılmış altını teslim aldığını öğrendi. Rafineri suçu tedarikçiye attı ve birlik herhangi bir işlem yapmadı.
Avustralyalı bir rafineri, Papua Yeni Gine'de çocuk işçiliği ve diğer istismarlarla bağlantılı altın satın aldığında ise birlik rafineriyi değil, denetçiyi kara listeye aldı. LBMA, rafineriden belirtilmeyen bazı yönetim iyileştirmeleri yapmasını istediğini söyledi. Ancak altın yine de satıldı.
E-postalara göre LBMA, 2021 yılında İstanbul Altın Rafinerisi'nin de zorla çalıştırmanın yaygın biçimde belgelendiği Moritanya'daki küçük ölçekli madenlerden gelen altını aldığını öğrendi. Rafineri bunu açıklamamış ve herhangi bir denetim bildirmemişti. Birlik, rafinerinin hiçbir kuralı ihlal etmediğine karar verdi.
LBMA'daki herhangi bir yetkilinin Madagaskar altınını incelemesi ise tamamen tesadüf eseri gerçekleşti. Avrupa Birliği, birliği yeni bir denetim rolü için sertifikalandırmayı değerlendiriyordu. Bir AB denetçisi Madagaskar anlaşmasını fark etti ve incelemeye başladı.
Denetçi, bir rafinerinin Madagaskar'dan gelen altını işleyip aynı zamanda hiçbir risk işareti bulunmadığını nasıl iddia edebildiğini sordu. UNICEF, ülkedeki madenlerde 230 binden fazla çocuğun çalıştığını bildirmişti. ABD Adalet Bakanlığı ve Uluslararası Para Fonu da (IMF) ülkedeki madencilik sektöründe yaşanan istismarları belgelemişti.
LBMA çalışanları sorunu, CEO Crowell'ın da yer aldığı bir "uyum komitesine" taşıdı. Birlik rafineriyi cezalandırabilirdi. Bunun yerine LBMA, sorunun örtbas edilmesine yardımcı oldu.
Belgelere ve rafinerinin açıklamalarına göre birlik yetkilileri, İstanbul Altın Rafinerisi'nin denetçisiyle birlikte çalışarak yeni bir rapor hazırladı. Bu rapor, rafinerinin risk işaretlerini en başından beri açıkladığı ve tedarik zincirini incelemek için gerekli adımları attığı izlenimini yaratıyordu.
İkinci rapor, şirketin küçük ölçekli ve risk işareti taşıyan faaliyetlerden gelen altınları satın aldığını kabul ediyordu. Ancak rapor, madenlerde "çocuk işçi bulunmadığı" sonucuna varıyordu.
Rapora, sanki ilgili dönemde sunulmuş gibi geçmiş tarih atıldı.
Geçmiş tarihli bu rapor, herhangi bir değişiklik yapıldığına ilişkin açıklama bulunmaksızın halen LBMA'nın internet sitesinde yer alıyor. Belge, İstanbul Altın Rafinerisi'nin yalnızca çocuk işçiliği veya diğer istismarlarla bağlantısı bulunmayan altınları işlediğinin kanıtı olarak kullanılıyor. Ancak bu iddialar, madenlerde bizzat gördüklerimle çelişiyor.
Geçmiş tarihli raporun ayrıntılı incelenmesi, yapılan değişikliklere rağmen İstanbul Altın Rafinerisi'nin LBMA kurallarına yazıldığı şekliyle uymadığını gösteriyor. Bu kurallar, yüksek riskli altını işleyen rafinerilerin ya madenleri bizzat denetlemesini ya da bunu bağımsız üçüncü taraflara yaptırmasını zorunlu kılıyor. İstanbul'daki rafineri ise bunun yerine satıcı konumundaki merkez bankasının çocuk işçiliği kullanılmadığına ilişkin kendi beyanına dayandı.
Yazılı kurallar, bu tür bir beyana herhangi bir istisna tanımıyor. Ancak İstanbul Altın Rafinerisi'nin uyum yetkilisi Mustafa Salali, bu olayda bir kamu kurumu olan bankanın sözüne güvendiğini söyledi. Salali'ye göre LBMA denetimi onayladığı için her şey kurallara uygundu.
Crowell, geçmiş tarihli denetimle ilgili sorulara yanıt verirken süreçte "uygunsuzluklar" bulunduğunu kabul etti ve "bu belgelerin kronolojisinin daha açık biçimde anlatılabileceğini" söyledi.
Crowell başlangıçta rafinerinin, kamuoyuna duyurulan bir uyum soruşturmasına tabi tutularak cezalandırıldığını söyledi. Daha sonra ise gerçekte böyle bir soruşturmanın duyurulmadığını belirtti.
LBMA'nın bir "düzeltici faaliyet planı" uygulanmasını zorunlu kıldığını söyledi. Ancak rafineri, yapması gereken tek şeyin raporu güncellemek olduğunu belirtti.
Konu kapatıldı. Altının, dünyanın en sıkı denetim standartlarına uygun olduğu kabul edilerek sertifika verildi.
Bütün bunlar, Madagaskar'ın çevreye zarar veren ve insanları sömüren altın sektörü açısından oldukça iyi sonuçlandı.
Andrianarivelo, altını İsviçre'de satmaya çalıştığı dönemde birçok şirketin kendisini geri çevirdiğini söyledi. Şimdi ise aynı rafineriler altın satın almak için kendisini arıyordu. Çünkü Andrianarivelo'nun ifadesiyle LBMA, bu altınla ilgili "herhangi bir sorun bulunmadığını" ilan etmişti.
© 2026 The New York Times Company