David E. Sanger / New York Times
Donald Trump, 2017’de ilk kez göreve gelmesinden bu yana Nobel Barış Ödülü’ne takıntılı. Başkan Barack Obama’nın, Nobel Komitesi’nin gözünde “uluslararası diplomasi ve halklar arası işbirliğini güçlendirmeye yönelik olağanüstü çabaları” nedeniyle 2009’da ödülü kazanmasını büyük bir haksızlık olarak gördüğünü saklama gereği de duymadı.
Trump’ın bu konudaki farklı bakışı, 7 Ocak’ta The New York Times’a verdiği bir röportajda ortaya çıktı. Obama için, “Birkaç haftadır oradaydı ve aldı. Neden aldığını bile bilmiyordu” dedi. Ardından, durdurduğunu iddia ettiği “sekiz savaştan” oluşan artık alışılagelmiş listesini sıraladı.
Tüm bunlar, perşembe öğleden sonra, bugüne kadar pek çok sarsıcı ana tanıklık etmiş Beyaz Saray’da tuhaf bir sahneyle doruğa ulaştı. Başkan, gerçek sahibi olan María Corina Machado’nun altın çerçeveli halde kendisine teslim ettiği 2025 Nobel Barış Ödülü’nü fiilen teslim aldı.
Bu sahne, başkanın psikolojisine dair bir pencere açıyordu. Özellikle, bir yıl boyunca farklı kıtalarda askeri saldırılar emretmiş olmasına rağmen, kendisini bir “barış yapıcı” olarak görme arzusunun ne kadar derin olduğunu gösteriyordu. Aynı zamanda Machado’nun siyasi hesaplarını da ortaya koyuyordu. Partisi, Venezuela’daki 2024 başkanlık seçimlerini ezici bir farkla kazandı; ancak Nicolás Maduro’nun yakalanmasının ardından Trump tarafından ülkenin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmesi engellendi.
Trump, ödülü nihayet aldıgı için “onur duydugunu” söyledi ve Oval Ofis’te Machado ile birlikte, büyük çerçeveyi tutarak poz verdi. Kısa bir süre sonra Machado ayrıldı. Madalya ise orada kaldı.
Trump daha sonra sosyal medyada, “Maria, yaptıgım çalışmalar için Nobel Barış Ödülü’nü bana sundu. Karşılıklı saygının ne kadar güzel bir göstergesi. Teşekkürler Maria!” diye yazdı.
Gerçekte ise bu, her ikisi için de oldukça içi boş bir etkinlikti. Trump madalyayı duvara asabilir, ancak dünyanın geri kalanı için ve Nobel Komitesi’nin kayıtlarında, kendisini meşru biçimde bir Nobel ödülü sahibi olarak tanımlaması mümkün değil.
“Barış Ödülü’nün sembollerini almak kimseyi Barış Ödülü sahibi yapmaz”
Bu durum, birkaç saat sonra Norveç Nobel Enstitüsü Direktörü Kristian Berg Harpviken tarafından açıkça ifade edildi. Harpviken, “Barış Ödülü’nün sembollerini almak kimseyi Barış Ödülü sahibi yapmaz” diye belirtti. Bunun daha önce de denendiğini hatırlattı; bunlardan biri 1943’te, 1920’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Knut Hamsun’un ödülünü Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels’e göndermesiydi. Adolf Hitler’e hayranlığını sık sık dile getiren Hamsun, madalyayı Goebbels’e postalamıştı. Ancak Goebbels’in 1945’te intihar etmesinin ardından ödül kayboldu.
Ödülün devri, Machado açısından da en azından kısa vadede işe yaramış görünmüyordu. O, Trump ile görüşürken, CIA Direktörü John Ratcliffe, Caracas’ta Venezuela’nın geçici devlet başkanı Delcy Rodríguez ile bir araya gelmişti. Rodríguez, Maduro’nun başkan yardımcısıydı ve Machado’nun seçimlere girmesinin engellenmesinde rol oynayan güçlerin bir parçasıydı. Bu, Maduro hükümetinin sonucu manipüle etmek için attığı adımlardan sadece biriydi.
Özetle Trump, Venezuela’yı Machado’nun mücadele ettiği isimler üzerinden yönetmeyi seçmiş durumda. Trump’ın kendi adına sahiplendiğini iddia ettiği ödül, esasen Trump’ın şimdi benimsediği güçlere karşı duranların cesaretini onurlandırmak için verilmişti. Trump ise Rodríguez’in kendi isteklerini yerine getireceğine ve ABD şirketlerine dünyanın en büyük petrol rezervine erişim sağlayacağına inanıyor. Ona göre, ABD’nin Venezuela’yı uzaktan kontrol etmesini Machado değil, eski rejim mümkün kılabilir.
Bu, en yalın haliyle gerçekçi güç politikasının bir örneği. Henry Kissinger’ın hayranlık duyabilecegi türden. Bu, Hugo Chávez ve Maduro tarafından kurulan ve Venezuelalıların büyük çoğunluğu tarafından reddedilen siyasi güç yapısını kabullenmek anlamına geliyorsa, Trump’ın ödemeye razı olduğu bedel de bu.
Görünüşe bakılırsa Machado, bu hediyeyi vermek zorunda bırakılmıştı. Önce Nobel’i Trump’a “ithaf etmişti”. Ancak 5 Ocak’ta Fox News yorumcusu ve Trump’ın destekçilerinden biri olan Sean Hannity, muhalefet liderine şunu sordu: “Ona Nobel Barış Ödülü’nü vermeyi herhangi bir noktada teklif ettiniz mi?”
Machado, “Henüz olmadı, ama ona bizzat gidip bunu söylemeyi çok isterim” diyerek, ödülün Trump ve Venezuela halkıyla paylaşıldığını ifade etmişti.
Sonrasında durum değişti ve Machado artık uzun vadeli bir oyun oynuyor gibi görünüyor. Maduro rejiminden geriye kalanların er ya da geç tasfiye edileceğine inanıyor ve bu nedenle Trump’ın istediği şeyi, yani o altın Nobel madalyasını vermenin, iyi bir yatırım olduğunu düşünüyor.
Machado Cuma günü Heritage Foundation’da yaptıgı konuşmada, “Başkan Trump’ın, yönetiminin ve ABD halkının demokrasiye, adalete, özgürlüğe ve Venezuela halkının iradesine destek verdiğinden hiç şüphem yok” dedi. Bu, Trump’ın Venezuela’ya özellikle petrol şirketlerini geri getirme planlarını anlatırken çok az söz ettigi dört değeri sıralamak anlamına geliyordu.
Machado ayrıca, “Rejim devrildiğinde ve geçiş süreci tamamlandığında, ABD sadece daha güvenli bir ülke olmakla kalmayacak, aynı zamanda yarım küremizde daha fazla refah ve güce sahip olacak” diye ısrar etti.
Asıl gizem ise Trump’ın ödülün devrine nasıl baktığı.
Belli ki ona sahip olmak istiyordu. Belki de Grönland hakkında söylediği gibi, sahip olmanın “psikolojik olarak önemli” olduğunu düşündüğü için. Oysa Trump, Oval Ofis’e sadece birkaç adım mesafede zaten bir Nobel Barış Ödülü madalyonuna sahip: 1906’da Theodore Roosevelt’e verilen ve Roosevelt Odası’nda sergilenen ödül.
Roosevelt bu ödülü Rus-Japon Savaşı’nı sona erdirdigi için almıştı. Trump’ın bazı eleştirmenleri bile, eğer Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı bitirebilirse, bir sonraki ödül için doğal aday olacağını kabul ediyor. Ancak Trump’ın da sık sık itiraf ettiği gibi bu hedef, son derece zorlayıcı çıktı. Buna rağmen Trump, Hindistan-Pakistan, Tayland-Kamboçya, İsrail-Hamas ve Mısır-Etiyopya gibi sona erdirdiğini iddia ettiği diğer çatışmaları sıralamayı sürdürüyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, cuma günü Trump’ın ödülü elinde tutmayı planladığını söyledi ancak “Beyaz Saray’daki nihai yerinin henüz belirlenmediğini” de ekledi.
Ancak Leavitt, Trump için meselenin kapanmadığını ima etti. Nobel Komitesi’nin kendisine yaptığını düşündüğü haksızlığın hâlâ giderilmediğini vurguladı.
Leavitt, “Bu, sorunu çözmüyor ve kendisi hâlâ gerçekten ödülün sahibi olmaya layık” ifadelerini kullandı.
© 2026 The New York Times Company