16 Mart 2026, Pazartesi
Haber Giriş: 16.03.2026 07:19 | Son Güncelleme: 16.03.2026 10:17

2026 Oscar Ödül Töreni'nden öne çıkanlar

Oscar Ödülleri, Los Angeles'taki Dolby Theatre'da düzenlenen törenle 98. kez sahiplerini buldu. İşte geceye damga vuran anlar...
2026 Oscar Ödül Töreni'nden öne çıkanlar
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Bu yıl Oscar töreni, yalnızca One Battle After Another ve Sinners gibi ödül kazanan filmlerin temalarıyla değil, aynı zamanda Donald Trump dönemindeki çalkantılı siyasi atmosfere yapılan açık ve örtük göndermelerle de öne çıktı. Bazı espriler ise geceye damgasını vurdu.

Conan O’Brien'ın açılış konuşması

Törende ikinci kez sunuculuğu üstlenen Conan O’Brien'ın esprileri Timothée Chalamet’nin bale ve opera tartışmasıyla dalga geçmekten, Sean Penn ve Ted Sarandos hakkında şakalar yapmaya, hatta Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili hâlâ kimsenin tutuklanmamış olmasını hedef almaya kadar uzandı. Ayrıca ABD sağlık sistemi ve sağcıların Super Bowl’a alternatif programları da esprilerin hedefindeydi. O’Brien, monoloğunu İran’daki savaşın yarattığı küresel belirsizlik ortamına değinen ciddi bir mesajla bitirdi.

Timothée Chalamet'nin bale sözlerine gönderme

Kendini “Akademi Ödülleri’nin son insan sunucusu” olarak tanıtan O’Brien, “Seneye smokin giymiş bir Waymo sunacak” diyerek yapay zekâ ve otomasyon tartışmalarına gönderme yaptı. Geçen yılki törende Los Angeles’ta yangınların sürdüğünü hatırlatan sunucu, “Geçen yıl sunuculuk yaptığımda Los Angeles yanıyordu. Ama bu yıl her şey harika gidiyor!” sözleriyle ironik bir giriş yaptı. Güvenlik önlemlerine de değinen O’Brien, “Bu gece güvenlik son derece sıkı. Bana söylendiğine göre hem opera hem de bale topluluğundan gelebilecek saldırılar konusunda endişe var” diyerek salondaki Timothée Chalamet’ye gönderme yaptı; kamera bu sırada gülümseyen oyuncuya döndü. 30 yaşındaki Chalamet'nin, katıldığı bir sinema söyleşisinde bale ve operayı kimsenin önemsemediği, sadece hayatta tutulmaya çalışılan ölü sanat dalları olarak nitelendirmesi, sanat dünyasında tepki çekmişti.

Timothée Chalamet'nin başrolünde yer aldığı Marty Supreme ise BAFTA ve Oyuncu Ödülleri'nin ardından 9 dalda aday gösterildiği Oscar'dan da eli boş döndü. Chalamet ise üçüncü kez Oscar'ı elinden kaçırmış oldu.

Amerikan sağlık sistemi de O’Brien’ın hedeflerinden biriydi. Hamnet filmindeki sahneye değinen sunucu, “Shakespeare’in eşi ormanda tek başına doğum yapıyor. Amerika’da buna ‘uygun fiyatlı sağlık hizmeti’ diyoruz” dedi. F1 filmi hakkında ise “Daha hızlı gitmeye karar veren bir yarış pilotunun kazanmasını anlatıyor. Film o kadar başarılı oldu ki devamını çekiyorlar: CAPSLOCK” sözleriyle dalga geçti. Salondaki Netflix CEO’su Ted Sarandos’a da takılan O’Brien, bunun Sarandos’un bir sinema salonuna ilk gelişi olabileceğini söyleyerek “İnsanlar bundan mı bahsediyordu? Neden birlikte oturup keyif alıyorlar? Evlerinde tek başlarına olmalılar!” diye espri yaptı.

Epstein göndermesi

O’Brien, Sinners filmi için “Bir alkış alalım” dedikten sonra filmin yönetmeni Ryan Coogler’ın Akademi’de oy kullanan üyelik teklifini reddettiğini hatırlatarak “Çünkü diğer sanatçıların işini yargılamayı sevmiyor. Ama siz diğer herifler bunu çok seviyor gibisiniz!” dedi. Bu yıl eklenen en iyi casting kategorisine de gönderme yapan sunucu, “Bu gece bir casting direktörü Oscar kazandı; geri kalanınız için ise ‘başka bir yönde ilerlemeye karar verdik’” sözleriyle sektördeki oyunculara takıldı. Kısa belgesel kategorisini “Little Sads (küçük hüzünler)” diye nitelendiren O’Brien, Amazon Studios’un bu yıl hiç adaylık alamadığını söyleyerek “Aynı şekilde Walmart ve Chewy de” diyerek esprisini sürdürdü. Monoloğunun sonunda ise 2012’den bu yana ilk kez en iyi kadın ve erkek oyuncu kategorilerinde Britanyalı aday bulunmadığını hatırlattı ve bunu “Bir İngiliz sözcü şöyle dedi: ‘Evet ama en azından biz pedofillerimizi tutukluyoruz’” sözleriyle tiye aldı.

"Bir an için ciddi konuşmama izin verin"

O’Brien daha sonra tonunu değiştirerek şöyle konuştu:

“Evet, bu gece uluslararası bir etkinlik. Bir an için ciddi konuşmama izin verin. Şu anda dünyanın dört bir yanından bizi izleyen herkes, içinde bulunduğumuz zamanların ne kadar kaotik ve korkutucu olduğunun farkında. İşte böyle anlarda Oscarların özellikle anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bu akşam altı kıtada 31 ülke temsil ediliyor ve kutladığımız her film, farklı diller konuşan binlerce insanın birlikte çalışarak ortaya çıkardığı bir emeğin ürünü. Bu gece sadece sinemaya değil; küresel sanatın ideallerine, işbirliğine, sabra, dayanıklılığa ve bugünlerde belki de en nadir bulunan özelliğe, iyimserliğe, saygı duruşunda bulunuyoruz.”

Paul Thomas Anderson ve Joachim Trier'den çocuk vurgusu

Bu yılki törende ise adayların uluslararası çeşitliliğine, sinemanın insanları bir araya getirme gücüne ve farklı kökenlerden gelen kazananların ilk başarılarına sık sık vurgu yapıldı.

Üç ödülünden birini kabul ederken konuşan One Battle After Another filminin yönetmeni Paul Thomas Anderson, çocuklarının kuşağının “umarım bize biraz sağduyu ve nezaket getirecek bir nesil” olacağını söyledi.

Sentimental Value filmiyle en iyi uluslararası film ödülünü kazanan Joachim Trier ise James Baldwin’den şu sözleri alıntıladı:

“Bütün yetişkinler bütün çocuklardan sorumludur. Bu gerçeği ciddiye almayan politikacılara oy vermemeliyiz.”

Javier Bardem'den Filistin çıkışı

Sahneye çıkan bazı isimler ise daha doğrudan mesajlar verdi. Gazze, İran savaşı ve ifade özgürlüğü gibi konulara değinildi. Sunucu olarak sahneye çıkan Javier Bardem, sözlerine “Savaşa hayır ve özgür Filistin” diyerek başladı.

Bardem geceye İsrail'i protesto etmek için, 2003’te Irak Savaşı’na karşı taktığı “No a la guerra” (Savaşa hayır) rozeti ve Hanzala figürüyle katıldı. Ünlü oyuncu kırmızı halıda rozetlerinden şu şekilde bahsetti:

"2003 yılında Irak Savaşı sırasında taktığım rozeti takıyorum; o yasadışı bir savaştı. Şimdi 23 yıl sonra, Trump ve Netanyahu tarafından başka bir yalanla yaratılmış başka bir yasadışı savaşla karşı karşıyayız."

Filistin konusunda öne çıkan bir açıklama da Oscar adayı Filistin draması "Hind Rajab'ın Sesi"nin oyuncularından geldi. Törene "kalıcı ateşkes" yazılı rozetlerle katılan oyuncular filmin Filistinli oyuncusu Motaz Malhees'in, Trump yönetiminin Filistinlilere yönelik seyahat yasağı nedeniyle törene katılamadığını hatırlattı. Oyuncular Saja Kilani ve Amer Hlehel de "İran ve Filistin'de çok fazla şiddet var. Orada bombalamalar ve yıkımlar oluyor. Biz savaş değil, barış istiyoruz" açıklamasında bulundu.

Jimmy Kimmel'dan ifade özgürlüğü göndermesi: Kuzey Kore ve CBS...

Trump’a yönelik eleştirileriyle tanınan Jimmy Kimmel da tipik gece programı tarzındaki monoloğundan bir kesit sundu. Melania Trump’ın belgeseli hakkında yaptığı bir espri, Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung’un tepkisini çekti; Cheung, Kimmel için “seviyesiz bir palyaço” gibi ifadeler kullandı.

Belgesel ödülünü sunarken konuşan Kimmel şöyle dedi:

“Bu tür törenlerde cesaretten çok söz edilir ama anlattığınız hikâye yüzünden öldürülebileceğiniz bir hikâyeyi anlatmak gerçek cesarettir. Bildiğiniz gibi bazı ülkelerin liderleri ifade özgürlüğünü desteklemez. Hangileri olduğunu söyleme özgürlüğüm yok. Kuzey Kore ve CBS diyelim, o kadar.”

Kimmel’in bu sözleri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı propaganda ile mücadele eden bir öğretmeni konu alan Mr. Nobody Against Putin adlı belgeselin ödül kazanmasıyla daha da anlam kazandı.

“Bu film bir ülkenin nasıl kaybedildiğini anlatıyor"

ABD’ye açık bir gönderme yapan filmin ortak yönetmeni David Borenstein ise sahnede şöyle konuştu:

“Bu film bir ülkenin nasıl kaybedildiğini anlatıyor. Bu görüntülerle çalışırken gördük ki bir ülke, sayısız küçük suç ortaklığıyla kaybediliyor. Sokaklarda insanlar öldürülürken sessiz kaldığımızda, oligarklar medyayı ele geçirip nasıl üreteceğimizi ve tüketeceğimizi kontrol ettiğinde hepimiz ahlaki bir seçimle karşı karşıya kalıyoruz.”

Anna Wintour ve Anne Hathaway'den “Şeytan Marka Giyer” göndermesi

Anna Wintour, pazar gecesi düzenlenen 2026 Oscar töreninde Anne Hathaway ile birlikte sahneye çıkarak kısa süreliğine Miranda Priestly karakterini hatırlatan bir an yaşattı.

The Devil Wears Prada (Şeytan marka giyer) filmi, Lauren Weisberger’in aynı adlı romanından uyarlanmış ve yazarın Wintour’un asistanı olarak çalıştığı dönemdeki deneyimlerinden esinlenmişti. Filmde Hathaway, prestijli moda dergisi Runway’de işe başlayan genç gazeteci adayı Andy Sachs karakterini canlandırırken, onun sert ve alaycı patronu Miranda Priestly rolünde Meryl Streep yer almıştı. Bir dönem Vogue’un genel yayın yönetmeni olan ve bugün Condé Nast’in içerik direktörü ile Vogue’un küresel editoryal direktörü olarak görev yapan Wintour, törende Hathaway ile birlikte sahneye çıkarak en iyi kostüm tasarımı ile en iyi makyaj ve saç tasarımı ödüllerini takdim etti.

“Bridesmaids” kadrosu 15 yıl sonra Oscar sahnesinde yeniden buluştu

2011’de vizyona giren ve gişede büyük başarı elde eden Bridesmaids filminin yıldızları Kristen Wiig, Maya Rudolph, Melissa McCarthy, Rose Byrne ve Ellie Kemper, pazar gecesi Hollywood’daki Dolby Theatre’da düzenlenen Oscar töreninde yeniden bir araya geldi. Hayranların uzun süredir beklediği bir devam filmi hâlâ çekilmiş olmasa da, bu buluşma salondan kısmi bir ayakta alkış aldı. Filmden tam 15 yıl sonra gerçekleşen bu buluşma, aynı zamanda Rose Byrne’ın Mary Bronstein’in If I Had Legs I’d Kick You filmindeki performansıyla en iyi kadın oyuncu kategorisinde aday gösterildiği geceye denk geldi. İlginç bir tesadüf olarak, söz konusu A24 yapımında Oscar töreninin sunucusu Conan O’Brien da rol alıyor. Ayrıca Maya Rudolph’un uzun süredir birlikte olduğu yönetmen Paul Thomas Anderson, One Battle After Another filmiyle aldığı 13 Oscar adaylığı için törende hazır bulundu.

KPop Demon Hunters ekibinden “Golden” performansı

Oscar sahnesinde müzik performanslarından biri de KPop Demon Hunters filminden geldi. Huntrix grubunun üyeleri EJAE, Rei Ami ve Audrey Nuna, filmin hit parçası Golden”ı seslendirdi. Performans, EJAE’nin yazdığı “Hunter’s Mantra” ile başladı ve iblislerle savaşan K-pop kız grubunun hikâyesine sahne hazırladı. Geleneksel Kore kıyafeti hanbok giyen dansçılar performansın açılışını canlandırdıktan sonra EJAE, Rei Ami ve Audrey Nuna çok sayıda dansçıyla birlikte sahneye çıktı. K-pop konserlerinin vazgeçilmez unsurlarından olan light sticklerle izleyiciler de performansa eşlik ederek sahnedeki enerjiye katıldı.

En iyi görüntü yönetmenliği ödülü ilk kez bir kadına gitti

Sinners filminin görüntü yönetmeni Autumn Durald Arkapaw, 98. Akademi Ödülleri’nde en iyi görüntü yönetimi Oscar’ını kazanan ilk kadın oldu.

Daha önce Sinners’ın yönetmeni Ryan Coogler ile Black Panther: Wakanda Forever filminde de birlikte çalışan Durald, bu kategoride Oscar’a aday gösterilen dördüncü kadın ve aynı zamanda ilk beyaz olmayan kadın aday olarak da tarihe geçti. Daha önce bu ödüle Rachel Morrison (Mudbound), Ari Wegner (The Power of the Dog) ve Mandy Walker (Elvis) aday gösterilmişti.

Ödül konuşmasında filmin oyuncularına ve ekibine teşekkür eden Durald, salondaki tüm kadınlardan ayağa kalkmalarını isteyerek “Eğer onlar olmasaydı bugün burada olamazdım” dedi.

Kaynak: Gazete Oksijen