30 Ocak 2023, Pazartesi
Haber Giriş: 22.10.2022 17:31 | Son Güncelleme: 22.10.2022 17:38

B. A. Paris yeni kitabını anlattı: Sahneleri yazana kadar bazı karakterlerin ne sakladığını bilmiyordum

B. A. Paris’in Türkçedeki ikinci romanı Terapist, genç bir kadının yeni taşındığı evde daha önce yaşayan terapistle kurduğu bağı anlatan, gerilim dolu bir cinayet hikâyesi
B. A. Paris yeni kitabını anlattı: Sahneleri yazana kadar bazı karakterlerin ne sakladığını bilmiyordum

Hülya Çelik

Filme de uyarlanan Kapalı Kapılar Ardında romanıyla tanıdığımız Fransa ve İrlanda kökenli yazar B. A. Paris’in Türkçedeki ikinci romanı Terapist’te (Doğan Kitap) her şey Alice ile Leo’nun Londra’da nezih bir eve taşınmalarıyla başlıyor. Önceleri her şey rüya gibi olsa da Alice komşuları tanıdıkça ev hakkında korkunç şeyler öğrenmeye ve evde daha önce Nina’yla ilginç bir bağ kurmaya başlıyor. Dışarıdan her şey ve herkes mükemmel görünse de bir cinayete dair saklanan sırlar gerilimi üst düzeye çıkarıyor. Hikâyenin tüm ayrıntılarını B. A. Paris ile konuştuk. 

Altıncı romanınız Terapist, psikolojik ögelerin çok yoğun olduğu, sırlarla dolu bir gerilim ve cinayet hikâyesi. Bu romanın doğuşu nasıl oldu, arkasında nasıl bir hikâye var?

Fransa'dan İngiltere'ye dönüp bir köy evine taşındığımızda aklıma bu roman geldi. Evin bazı kısımları iki yüz yıldan daha eskiydi ve bizden önce bu evde yaşamış olan insanları düşünmeye başladım. Bazılarının o evde ölmüş olabileceğini ve onların hayaletleriyle yaşamaktan mutlu olduğumu fark ettim. Ama sonra evde birinin öldürülüp öldürülmediğini merak etmeye başladım ve Terapist fikri ortaya çıktı.

Londra’da geçen hikâyede yeni bir eve taşınan çok mutlu bir çift var fakat terapist Nina’nın cinayeti her şeyi alt üst ediyor. Gerçeklerin ve güven duyulan kişilerin yerle bir olması, söylenen yalanlar huzursuz edici. Tüm bunlar sizde nasıl bir duygu yarattı kurgularken?

Yeni evi hakkında öğrendikleriyle yüzleşmeye çalışan Alice adına çok üzüldüm. Cevaplara ihtiyacı var ve yeni arkadaşlarından hiçbiri daha önce orada yaşamış olan Nina'ya ne olduğu hakkında konuşmak istemiyor. Ben iyi bir planlayıcı değilimdir, sahneleri yazana kadar bazı karakterlerin ne sakladığını bilmiyordum, bu yüzden de bir insanın tüm gerçeği söylemediğini bildiğinizde hissettiğiniz o entrikayı da hissettim.

Diğer kitaplarınızda olduğu gibi Terapist’te de psikolojik ögeler çok baskın. Hikâyenin içinde çok gerçekçi terapi sahneleri var. Psikoloji konusuna duyduğunuz ilgiyi biraz anlatır mısınız? Nasıl bir araştırma sürecinden geçiyorsunuz?

Kızlarımdan biri psikoloji okuyordu ve bana karşılaştığı çeşitli vakalardan sık sık bahsediyordu. Ben de insan zihninin ne kadar büyüleyici olduğunu ve bunun davranışlarımızı nasıl etkilediğini fark etmeye başladım. Bana “takıntılı sevgi bozukluğu”ndan bahsetti, ben de  bunu araştırdım ve bu rahatsızlığın romandaki karakterlerimden birinin davranışının mükemmel bir açıklaması olduğunu fark ettim. 

Terapist’te gerilimi tırmandıran ve hikâye için mihenk taşı olan bir psikolojik tanı var: saç fetişi. Bu ilginç hastalığı kurguya yerleştirmeye nasıl karar verdiniz?

Saç fetişi oldukça yaygın bir rahatsızlık ve bir çok insan bu durumu gerçekten ürkütücü bulduğu için bir gerilimde çok işe yarıyor. Ben de tam karakterimi birine bağlayacak bir bozukluk arıyordum ve saç fetişini kullanmaya karar verdim. Takıntılı sevgi bozukluğu ve saç fetişi birbirini desteklemiş oldu.

Türkçeye çevrilen iki kitabınızı da okudum ve (Kapalı Kapılar Ardında ve Terapist) ortak bir konu dikkatimi çekti: kız kardeşler. İlkinde bakımevinde olan, ikincisindeyse ölen bir abla var. Nedir hikâyelerinizde kız kardeşleri başrole almanızın sebebi?

Bir yazar yazarken genellikle kendi deneyim alanına bakar. Beş tane kızım var ve aralarında var olan bağı, ne olursa olsun her zaman birbirlerinin yanında olacaklarını hissetmeyi seviyorum. Ayrıca, kardeşler arasında doğuştan birbirlerine yardım etme ve koruma isteği var, bunun sonucunda da koruma konusunda bir başarısızlık yaşadıkları zaman büyük bir suçluluk duygusu ortaya çıkıyor, tıpkı Alice'in durumunda olduğu gibi… 

Aslında yalnızca kız kardeşlik ilişkisi değil Terapist’te ön plana çıkan; komşuluk, evlilik, arkadaşlık gibi pek çok ilişki biçimini, vicdan azabı ve suçluluk gibi güçlü duyguları bir psikoterapist titizliğiyle incelemişsiniz. Tüm bunları kısaca yorumlamanızı istesem neler söylersiniz?

İnsanlar arasındaki ilişkiler beni her zaman büyülemiştir, onların birbirleriyle olan etkileşimlerini izlemeyi severim. Vicdan azabı ve suçluluk duygusu romanlarımda ağır bir şekilde yer alıyor çünkü katı bir Katolik ailesinde yetiştirildim ve suçluluk her gün, en sıradan şeylerde bile mücadele ettiğim bir konu. Geçen gün biri bana hayatım hakkında bir yazarsam hangi ismi seçeceğimi sordu ve ben de elbette şunu seçtim: “Suçluluk-Her Konuda!”

İlk romanınız Kapalı Kapılar Ardında’nın film ve Tv haklarının satıldığını biliyoruz. Terapist’le ilgili böyle bir proje var mı gündemde?

Hayır, şu an için Terapist’in bir film ya da TV dizisi haline getirilmesi için bir proje yok. 

Yazarlığa başlama hikâyeniz gerçekten çok ilginç. Finans sektöründe çalışmanızın ardından bir yazı yarışmasına katılıyorsunuz ve bu yazarlığa başlamanızı sağlıyor. Sizden dinleyebilir miyiz bu hikâyeyi?

Her zaman bir yazar olmak istemişimdir ama büyük bir ailem olduğu için oturup yazmaya hiç vaktim olmadı. Bir gün, bir yazı yarışmasının reklamını gördüm ve kızlarımdan birini katılmaya teşvik ettim, çünkü bir kitap fikri vardı. Ama o zaman 16 yaşındaydı ve katılmak için 18 yaşında olması gerekiyordu, bu yüzden onun yerine benim katılmam gerektiğini söyledi. O zamana kadar hep çocuklar için hikayeler yazmak istemiştim ama yarışma bir roman içindi. 80.000 kelime yazabileceğimi hiç düşünmemiştim ama aklımda bir aile hikayesi vardı ve ertesi gün yazmaya başladım. Yarışmayı kazanamadım ama bir kez başladıktan sonra yazmayı bırakamadım ve birkaç roman yazdıktan sonra Kapalı Kapılar Ardında geldi.

Terapist / B. A. Paris / Çeviren: Solina Silahlı / Doğan Kitap / Roman / 296 Sayfa