Mimarlar, renkleri yapıları daha etkileyici ve anlamlı hale getirmek için yüzyıllardır kullanıyor. Mağara resimlerinden Antik Mısır ve Yunan tapınaklarına, Roma’nın renkli mermer yapılarından Orta Çağ kiliselerinin vitraylarına kadar renk, her zaman mimarinin önemli bir unsuru oldu.
Tasarımcı Adam Nathaniel Furman ve yazar Kate Mazade, yeni kitapları Chromatic Architecture – the Craft of Colour in Design'da mimaride renk kullanımını gösteren dikkat çekici yapıları listeledi.
İşte dünyanın en renkli binaları:
1. Sri Ranganatha Swamy Temple, Tamil Nadu, Hindistan

Hindistan’ın güneyindeki Tamil Nadu eyaleti, kadim renk kullanımı geleneğiyle tanınıyor. Tapınağın inşasına MS 1. yüzyılda başlandı ve farklı hanedanların döneminde sürdürülen çalışmalar, 20. yüzyılın sonlarına kadar devam etti. Ortaya, 150 dönümden fazla alana yayılan dünyanın en büyük dini komplekslerinden biri çıktı.
2. Palau de la Música Catalana, Barcelona, İspanya

1908 yılında inşa edilen bu konser salonunun görünümü, sanayileşmenin hız kazandığı, zenginleşen ve kendine özgü kültürel kimliğiyle öne çıkan İspanya’nın Katalonya bölgesinin simgelerinden biri haline geldi. Lluís Domènech i Montaner tarafından tasarlanan yapının mimarisinde Art Nouveau, Romanesk ve Gotik Revival akımlarının yanı sıra Mağribi motifleri ve Valensiya geleneklerinin etkileri görülüyor.
3. Guardian Building, Detroit, Michigan, Amerika Birleşik Devletleri

Wirt C. Rowland tarafından 1929'da tasarlanan bu ofis binası, kent sakinleri tarafından “Finans Katedrali” olarak biliniyor. Yapı aynı zamanda dünyanın en önemli Art Deco gökdelenleri arasında gösteriliyor. Binanın dış cephesi, turuncu tonlar taşıyan yaklaşık 2 milyon tuğla ve pişmiş toprak kiremitle kaplı. İçeride ise ana lobi, üç kat yüksekliğindeki tonozlu tavanıyla öne çıkıyor.
4. De Bijenkorf, Eindhoven, Hollanda

İtalyan mimar, tasarımcı ve sanatçı Gio Ponti’nin 1969 tarihli bu tasarım için uçak penceresinden gördüğü, Hollanda’nın yeşil ve farklı tonlardaki tarım arazilerinden ilham aldığı belirtiliyor. Ponti’nin yapıyı “zümrüt yeşili, ışıl ışıl ve uçsuz bucaksız bir harikalar tarlasına” dönüştürdüğü düşünülüyor.
5. Maishima Waste Incinerator Plant, Osaka, Japonya

Maishima tesisi, Dr. Seuss kitaplarından çıkmış sıra dışı bir kaleyi andırıyor. Sarı, “elle çizilmiş” görünümlü çizgiler alçak yapıların cephelerinden aşağı doğru akıyormuş izlenimi veriyor. Yapının her detayının bir başkaldırıyı temsil ettiğine inanılıyor.
Kaynak: Gazete Oksijen
