Türkiye’nin farklı coğrafyası ve çok katmanlı tarihi, dünyaca bilinen turistik noktaların yanı sıra daha az tanınan pek çok destinasyona da ev sahipliği yapıyor.
Euronews, ülkenin farklı bölgelerinden beş “şaşırtıcı” adresi öne listeledi.
Tarihi kalıntılardan doğal oluşumlara uzanan bu noktalar arasında Kapadokya’nın yeraltı şehirlerinden Hattuşa yakınlarındaki Hitit kaya tapınağına, Salda Gölü’nden Nemrut Dağı’na ve Antalya yakınlarındaki Yanartaş’a kadar farklı rotalar bulunuyor.
Kapadokya’nın yeraltındaki kenti
Kapadokya’da yumuşak volkanik kayaların altında uzanan Kaymaklı Yeraltı Şehri, bölgenin dikkat çekici tarihi yapılarından biri.
100’den fazla tünelin yaklaşık 40 metre derinliğe ulaştığı yeraltı şehrinin, Arap-Bizans savaşları sırasında Hristiyanlar tarafından sığınak olarak kullanıldığı belirtiliyor. Günümüzde ise bazı bölümleri yerel halk tarafından depolama amacıyla kullanılıyor.

MÖ 7’nci yüzyılda Frigler tarafından açıldığı düşünülen mağaraların zamanla genişletilmesiyle oluşan Kaymaklı’da ahırlar, kilise, yaşam alanları, mutfaklar ve metal işleme atölyesi bulunuyor.
Sekiz katlı olduğu düşünülen yapının dört katı ziyaretçilere açık. Euronews’e göre yeraltı şehrinin tamamının yaklaşık 20 bin kişiyi barındırabilecek kapasitede olduğu tahmin ediliyor.
3 bin yıllık Hitit kaya tapınağı
Çorum’daki Yazılıkaya, Türkiye’nin en büyük açık hava Hitit dini alanı olarak öne çıkıyor.
MÖ 13’üncü yüzyılda oluşturulan alanın çevresinde geçmişte tapınaklar ve duvarlar bulunuyordu. Bu yapıların günümüzde yalnızca temelleri kalmış durumda.

Buna karşın kayalık alandaki kabartmalar büyük ölçüde görülebiliyor. Kayalara 83 tanrının yanı sıra dönemin önemli figürleri olan çeşitli krallar ve demonların tasvirlerinin işlendiği belirtiliyor.
Kabartmaların güneşin konumuyla daha görünür hale gelmesi nedeniyle ziyaret için öğle saatlerinin tercih edilmesi öneriliyor. Yazılıkaya, yakınındaki Hitit başkenti Hattuşa ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.
Maldivler’i andıran Salda Gölü
Burdur’da, Antalya’nın kuzeybatısında bulunan Salda Gölü, beyaz kıyıları ve turkuaz renkli suyuyla Türkiye’nin en sıra dışı doğal alanlarından biri.
Tektonik oluşumlu gölün kıyılarındaki beyaz görüntünün, zengin hidromanyezit birikintilerinden kaynaklandığı belirtiliyor. Yaklaşık 200 metreye ulaşan derinliğiyle Salda, Türkiye’nin en derin göllerinden biri.

Göl çevresi piknik, yüzme ve güneşlenmenin yanı sıra yürüyüş için de kullanılıyor. Siyah çam ormanlarıyla çevrili yamaçlarda çeşitli yürüyüş rotaları bulunuyor.
Salda Gölü’nün dikkat çeken özelliklerinden biri de yalnızca doğal güzelliği değil. Gölün altında, gezegenimizdeki en eski yaşam biçimlerine ilişkin kanıtlar bulunduğu belirtiliyor. Burada bulunan antik fosillerin, NASA bilim insanlarının Mars 2020 misyonuna hazırlık çalışmalarına katkı sağladığı aktarılıyor.
Nemrut Dağı’nın dev heykelleri
Adıyaman’daki Nemrut Dağı, Kommagene Kralı I. Antiochos Theos için MÖ 1’inci yüzyılda oluşturulan anıt mezarıyla dikkat çekiyor.
Anadolu’nun doğusundaki dağın zirvesinde heykeller, sütunlar ve anıtlar bulunuyor. Kommagene Krallığı’nın hükümdarı olan Antiochos’un mezarı için inşa edilen yapı, krala adanan anıtsal heykelleriyle öne çıkıyor.
Nemrut’un zirvesinde üç ana teras bulunuyor. Bunlardan doğu terasının en iyi korunmuş bölüm olduğu belirtiliyor.
Yaklaşık dokuz metre yüksekliğe ulaşan tanrı ve kral heykelleri terası çevrelerken, heykellerin kopmuş başları da gövdelerinin önünde yere yerleştirilmiş durumda.
2 bin 500 yıldır yanan kayalar
Antalya’nın yaklaşık 80 kilometre güneybatısında, Olimpos yakınlarındaki Yanartaş ise doğal bir ateş kaynağı olarak öne çıkıyor.

Yaklaşık 5 bin metrekarelik kayalık alanda, kayaların arasındaki çatlaklardan çıkan onlarca küçük alev bulunuyor. Euronews, bu oluşumun abiyotik metan çıkışları ile kayaların altında bulunan nadir bir geçiş metali olan rutenyum arasındaki reaksiyonla meydana geldiğini aktarıyor.
Alevlerin gücü ve çıktıkları noktalar mevsime göre değişebiliyor. Özellikle geceleri dikkat çekici bir görüntü oluşturan Yanartaş’taki ateşlerin yaklaşık 2 bin 500 yıldır aralıksız yandığı belirtiliyor.
Kaynak: Gazete Oksijen

