11 Ağustos 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 11.08.2026 12:44 | Son Güncelleme: 11.08.2026 13:16

Yaz bitmeden keşfedilecek 5 Akdeniz rotası

Santorini ve Amalfi Kıyıları gibi popüler destinasyonlarda yaz aylarında artan turist yoğunluğu, seyahat rotalarını çeşitlendirmek isteyenleri daha sakin seçeneklere yöneltiyor. Travel + Leisure tarafından belirlenen beş destinasyon az bilinen Akdeniz rotalarını keşfe çıkıyor
Yaz bitmeden keşfedilecek 5 Akdeniz rotası
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Akdeniz'in en gözde tatil destinasyonları artan sıcaklıklar ve turist kalabalıklarıyla mücadele ediyor. Kimi yerler ise kalabalıkla yarışmak yerine bölgenin cazibesinin farklı bir yüzünü keşfetmek isteyenlere başka bir deneyim sunuyor. Aşağıdaki beş destinasyon, Travel + Leisure tarafından bu yaz Santorini ve Amalfi Kıyıları yerine ziyaret edilebilecek, daha az bilinen Akdeniz rotaları arasında gösteriliyor.

1. Porto Ercole, Amalfi’nin ihtişamını daha küçük ölçekte yaşatıyor

İtalya’nın Rönesans bölgesi Toskana’da Montepulciano ve Pienza’nın tepedeki kasabaları genellikle tüm ilgiyi üzerine çekiyor. Ancak Floransa’nın güneyinde, Toskana’nın Monte Argentario yarımadasında yer alan Porto Ercole, Amalfi Kıyıları’nın ihtişamını çok daha küçük bir ölçekte sunuyor.

Hotel Il Pellicano, 1960’lardan bu yana burada varlığını sürdürüyor. Bir zamanlar Toskana’da bir ev olan otel, yıllar içinde dünyanın en gözde konaklama noktalarından birine dönüştü.

Yarımadanın daha sakin yüzünü keşfetmek isteyenler için Giglio’ya tekneyle gitmek iyi bir seçenek. Porto Ercole’nin limanı da akşam saatlerinde yürümek için ideal. Amalfi Kıyıları’nın kalabalığından kaçarken bölgenin atmosferinden de ödün vermek istemeyenler için Toskana’nın en cazip kıyı duraklarından biri Porto Ercole.

2. Korčula, Dalmaçya bağlarının arasında saklanıyor

Game of Thrones, Dubrovnik’i Hırvatistan’ın en çok ziyaret edilen turizm merkezlerinden biri haline getirdi. Ancak pek çok gezginin fark etmediği bir şey var: Aynı surların bir benzeri, yakındaki Korčula Adası’nda bulunuyor. Ada, Dalmaçya kıyıları boyunca düzenlenecek bir ada turu için de ideal bir merkez konumunda.

Lešić Dimitri Palace’ta konaklamak, ziyaretçilere 18. yüzyıldan kalma eski bir piskoposluk sarayının içinde yer alan altı süit ve Michelin yıldızlı bir restoran sunuyor.

Aile işletmesi Konoba Maha ise özellikle yavaş pişirilen peka yemeğiyle dikkat çekiyor.

3. Paros, geleneksel Yunan cazibesini vadediyor

Adanın bir sonraki Mykonos olacağı söylentileri dolaşsa da Paros’un el değmemiş kıyıları ve geleneksel tavernaları hala kumlara basarak tatil yapma anlayışını yansıtıyor.

Buradaki gün batımları da Santorini’dekiler kadar etkileyici. Özellikle hareketli balıkçı köyü Naoussa’nın limanı boyunca manzara daha etkileyici hale geliyor.

Paros, turist yoğunluğuna maruz kalmadan Santorini kalibresinde gün batımları arayanlar için Siklad Adaları’nın en dengeli seçeneklerinden biri olarak hafızalarda iz bırakıyor.

4. Saint-Jean-Cap-Ferrat, kökleriyle bağını koruyor

Saint-Jean-Cap-Ferrat, Monako’nun ardından dünyanın en pahalıları arasında yer alan lüks gayrimenkulleri nedeniyle “Milyarderler Yarımadası” olarak anılıyor. Ancak eski bir balıkçı köyü olan bölge kökleriyle bağını koruyor.

5. Menorca, yürüyüş tutkunlarına hitap ediyor

Mallorca ve Ibiza’ya kıyasla daha sakin bir alternatif olan Menorca, daha az yapılaşmış doğası sayesinde Balear Adaları’nın rustik cazibesini koruyor. Ada, tasarım meraklıları için bir sığınak niteliğinde. Yenilenerek yeniden hayata geçirilen malikaneler ve saraylar otellere dönüştürülürken adanın etkili sanat sahnesi de başkent Mahón’daki müze ve galerilerde kendini gösteriyor.

Kaynak: Gazete Oksijen