Brontë kardeşler — yazar Emily, Charlotte ve Anne — ölümlerinden neredeyse iki yüzyıl sonra bile popüler hayal gücünü cezbetmeye devam ediyor; romantik ve gotik vizyonları yeni bir nesli büyülüyor. Yorkshire'daki Haworth Papaz Evi'nde büyüyen üç kız kardeş, yaşamları boyunca yedi roman kaleme aldı. Emily Brontë, Uğultulu Tepeler'i yazdı. Charlotte Brontë, Jane Eyre'ı kaleme alırken Anne Brontë, The Tenant of Wildfell Hall'a imza attı. Kızkardeşler Ellis, Currer ve Acton Bell gibi takma adlar kullandı. Brontë kardeşler, yönetmen Emerald Fennell'in Jacob Elordi ve Margot Robbie'nin başrollerini paylaştığı "Uğultulu Tepeler" uyarlamasının gösterime girmesinden sonra yeniden ilgi odağı oldu.
Brontë kardeşlerin trajik hayatları, düzyazıları kadar ilgi çekici. Şöhretlerine rağmen, üç kız kardeşin de yer aldığı yalnızca bir portreleri var. Bu portre, 1834 yılında erkek kardeşleri Branwell tarafından resmedildi. Londra'daki Ulusal Portre Galerisi koleksiyonunda sergilenen portre üç kız kardeşin de birbirine oldukça benzediğini gösteriyor.
"Brontë Kızkardeşler" başlıklı tablo yakın zamanda Busan Sanat Müzesi'nde sergilendi. Bu ayın sonunda Şangay Doğu Müzesi'nde açılması beklenen "Yazarlar Açığa Çıktı: Britanya Koleksiyonlarından Hazineler ve Ulusal Portre Galerisi, Londra" sergisi kapsamında da Asya'yı gezmeye hazırlanıyor.

Brontë kardeşler din insanı Patrick Brontë ve eşi Maria Branwell'in altı çocuğundan biriydi. Çiftin en büyük kızları Maria ve Elizabeth genç yaşta hayatını kaybetti. Hayatta kalan kızları ve erkek kardeşleri Branwell birbirine sıkı sıkıya bağlı kaldı ve hayal güçlerinde özgürlük buldu. Anneleri Maria Branwell, 1821'de hayata veda etti ve teyzeleri Elizabeth aileyle birlikte yaşamaya geldi.
Üç kız kardeşin yer aldığı tek tablo
Branwell, okula gönderilen kız kardeşlerinin aksine evde babasından ve öğretmenlerinden klasik bir eğitim aldı. Ancak kız kardeşleri gibi edebiyata yatkınlığı vardı. Şiir yazıp portreler çizse de profesyonel anlamda pek başarılı olamadı. İş bulmakta zorlanınca özel öğretmenlik yapmaya başladı. 1834 yılında yapılan Brontë Kızkardeşler tablosu da böyle ortaya çıktı. Tablo soldan sağa Anne, Emily ve Charlotte'u gençlik yıllarında gösteriyor ve üç kız kardeşin de yer aldığı tek resim olma özelliğini taşıyor. Branwell bu eseri yaptığında 17 yaşındaydı.
Brontë kardeşler başka zamanlarda da birbirlerinin eskizlerini ve resimlerini yaptı. Branwell'in bir diğer tablosu Emily'nin portresi oldu. O da Ulusal Portre Galerisi koleksiyonunun bir parçası olarak sergileniyor. Emily de yetenekli bir sanatçı olarak biliniyordu ancak eserlerinden herhangi birinin kız kardeşlerinden esinlenip esinlenmediği belirsizliğini koruyor. Geçen yıl Emily Brontë'nin rüzgarda savrulan bir kadını resmettiği bir tablo, Brontë Parsonage Müzesi tarafından açık artırmada 32 bin sterlin karşılığında satın alındı.
Her biri genç yaşta hayatını kaybetti
Ne yazık ki Brontë kardeşlerin hepsi, kısmen Haworth Parsonage adlı sanayi köyündeki sağlık koşullarından kaynaklanan hastalıklar nedeniyle hayatlarını kısa sürede kaybetti. Charlotte 38 yaşında hamilelik komplikasyonlarından, Emily 30 yaşında tüberkülozdan, Anne 29 yaşında veremden ve Branwell ise afyon ve alkol bağımlılığının da etkisiyle ağırlaşan bronşit ve tüberkülozdan 31 yaşında yaşamını yitirdi.
Brontë Yolu, İngiltere’nin Yorkshire bölgesinde bulunan yaklaşık 69 kilometre uzunluğunda bir yürüyüş parkuru. Rota, Brontë kardeşlerle bağlantılı yerlerden geçiyor.
Brontë kardeşlerin hayatını kaybetmesinden sonra geçen yıllarda Branwell'in grup portresinin kayıp veya yok edilmiş olduğu düşünülüyordu. Resmin varlığına dair bilgiler, Charlotte Brontë'nin arkadaşı Elizabeth Gaskell'in 1857 tarihli tartışmalı biyografisinde anlatıldığı gibi günümüze ulaştı. Gaskell, resmi "işleme açısından tabela resminden çok daha iyi değil; ancak benzerlikler bence hayranlık uyandırıcı" olarak hatırlıyordu. Resim birkaç yıl önce yapılmış olmasına rağmen Charlotte'a olan benzerliği çarpıcı bulmuştu. Gaskell, "Emily'nin yüzü bana güç dolu; Charlotte'un yüzü endişe dolu; Anne'nin yüzü ise şefkat dolu geldi" diye eklemişti.
Tablo Charlotte Brontë'nin eski eşi Arthur Bell Nicholls'un evinde, ikinci eşi Mary Anna Bell tarafından yeniden keşfedildi. Yıl 1914’tü. Mary Anna Bell, portreyi İrlanda'nın Banagher kentindeki Hill House'daki evlerinde bir dolabın üzerinde katlanmış halde buldu. Nicholls'un portreyi neden sakladığı hala bilinmiyor. Evdeki Brontë hatıralarının belirgin olması göz önüne alındığında, Nicholls'un motivasyonu merak uyandırıcı hale geliyor. Tablonun 1914'te yeniden keşfedilmesi ve Ulusal Portre Galerisi tarafından satın alınması, gazetelerin yeniden keşfi haber yapmasıyla büyük yankı uyandırdı.
Neden "Sütun Portresi" deniyor?
Brontë hayranları, kız kardeşlerin bu tablosuna "Sütun Portresi" diyor ve kompozisyona ikinci bir bakış, nedenini hemen ortaya koyuyor. Kompozisyonun merkezinde, solunda Anne ve Charlotte, sağında ise Emily'nin gösterildiği soluk bir sütun formu yer alıyor. Ancak bu form, mimari bir özellikten ziyade hayaletimsi bir görünüme sahip ve tabloda bir erkek figürünün silüeti seçilebiliyor. Çoğu kişi, Branwell'in başlangıçta portreye kendini de dahil ederek hayatta olan tüm Brontë çocuklarını resme kattığına fakat daha sonra kompozisyonu çok kalabalık bulduğu veya kendi güvensizliklerine işaret etmek istediği için kendini resimden çıkardığına inanıyor.
Bazıları ise resmin aslında çocukların babasını da içerdiğine inanıyor ve beyaz bir boyun atkısının silüetine işaret ediyor. Patrick Brontë, belirgin beyaz bir Wellington atkısı takmasıyla biliniyordu ve portrede görülenin o olduğuna inanılıyor. Gelecekteki arşiv araştırmaları veya bilimsel analizler yeni yorumlar ortaya çıkarabilir fakat şimdilik bu silik sütun bir gizem olarak kalıyor.
Kaynak: Gazete Oksijen
