İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 402 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasının ikinci günü Silivri’deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde devam ediyor. Davada İmamoğlu ile birlikte 107 sanık tutuklu bulunuyor.
Dava, İmamoğlu’nun 19 Mart 2025’te gözaltına alınmasından yaklaşık bir yıl sonra, 9 Mart’ta görülmeye başlandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı davayı “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” iddiasıyla açtı. İddianamede Ekrem İmamoğlu hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “kişisel verilerin kaydedilmesi”, “kişisel verileri ele geçirme ve yayma”, “suç delillerini gizleme”, “haberleşmenin engellenmesi”, “kamu malına zarar verme”, “rüşvet”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “irtikap”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “ihaleye fesat karıştırma”, “çevrenin kasten kirletilmesi”, “Vergi Usul Kanunu, Orman Kanunu ve Maden Kanunu’na muhalefet” suçlamaları yöneltiliyor.
İmamoğlu’nun bu suçlardan toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Savunmalara başlandı | Aykut Erdoğdu kürsüde: Bunu millet kabul ediyorsa müebbet yatalım
Salondaki gazetecilerin aktardıklarına göre, aranın ardından yürütülen usül tartışması 30 dakika kadar sürdü.
Tartışmanın ardından savunmalara geçildi. 25., 26., 27. dönem CHP İstanbul milletvekili Aykut Erdoğdu kürsüde.
Dün yapılan ilk duruşmada sanıkların savunma sıralarının mahkeme heyeti tarafından belirlenmesi tartışmalara sebep olmuştu.
Erdoğdu'nun savunmasından öne çıkanlar şu şekilde:
- "Sayın başkan ne söyleyeyim savunma hakkımız kısıtlandı. Buraya bir geldim, bir baktım adım birinci sırada"
- “Bana ne diyorsunuz? diye soruyorsunuz. Vallahi billahi yalan. Bana delil gösterin. Bana diyorsunuz ki 24 yaşında Afrikalı futbolcusun. Ne 24 yaşında ne Afrikalı ne de futbolcuyum. Ne söyleyeyim. Ben cezamı çektim, 10 aydır tek başıma hücredeyim. Benim bir oğlum var, sürekli polisin yanında beni gösterdiler”
- “Benim şahsiyetim, tüm geçmişim kirletildi. TRT beni suçlu gösterdi. Ben Ak Parti'nin milletvekili olsaydım, Ak Parti genel başkan yardımcısı olsaydım aynı suçlama ve aynı koşullar altında, bu iddialarla tutuklanır mıydım? Şu beyefendi (İmamoğlu'nu kastederek) Cumhurbaşkanı adayı olmasaydı burada olmazdık“
- "Bu benim suçum değil. İddianameye bakıyorum. Ertan Yıldız isimli şahıs, para getirdiğimi onun Fatih Keleş’e teslim edildiğimi söylemiş. Diğer kanıtlar, Serkan Aydın, baz kayıtları, banka dekontu. Bu dört delille bir iddianame hazırlanmış. 10 aydır tutukluyum"
- "Bu şahıs (Ertan Yıldız) hapisten çıkmak için ifade vermiş. O çıkıyor ben giriyorum"
- "İkinci tanık, dördüncü evre kanser hastası"
- "Hiçbir hakaret, tehdit kastım yok. Ben bütün savunmamı kendimi ve milletimi savunmak için yapıyorum. Ben para taşımadım, çanta almadım"
- "Bu dava benim ya da Ekrem İmamoğlu’nun davası değil. Bu Türk milletinin davasıdır. Bunu 86 milyon Türk milletine söylüyor. Bunu millet kabul ediyorsa müebbet yatalım"
- “Sonunda bir hakime kavuştuk, 7 ay sonra. Sayın hakim anlıyorum üzerinizde baskı var. Sizin adınıza kaç gündür düşünüyorum biliyor musunuz? Gözümde çok saygınsınız. En önemli davada karar vereceksiniz. Burada rejim değiştiriliyor. Türk Milletinin kaderi benimkinden çok daha önemli”
İlk savunmayı Aykut Erdoğdu yapmaya başladı:
— hilmi hacaloğlu (@hilmihacaloglu) March 10, 2026
-Bana 24 yaşında Afrika futbolsunun diyorsunuz. Ben Afrikalı değilim, futbolcu değilim, 24 yaşında değilim. Böyle bir olay yaşanmadı. Ben çantayla para taşımadım. Bir genel başkan yardımcısı bunu yapar mı?
-Sayın Başkan buraya geldik… https://t.co/HxXZyUzXj1
Duruşma, usüle ilişkin tartışmalarla devam ediyor
Heyet başkanı ilk celsenin seyriyle ilgili bilgi verdi:
"Bu hafta dört gün planladım. Pazartesi, perşembe arası yapacağız. Zaman sınırı belirlemedik. Ramazanla ilgili 'erken bitirelim' diye düşündük. Birinci celseyi bitirme zamanı nisan sonu. Sadece tutuklu sanıkların savunmalarını bitirmeyi planlıyoruz. Bu arada bayrama kadar duruşma yapacağız, pazartesi, salı, çarşamba günü"
İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, usule ilişkin 10 dakika tartışılmasını talep etti. Heyet başkanı kabul etmedi.
İBB davasında “yapay zeka tartışması”
Avukat Ali Rıza Dizdar "Tensip zaptı, yapay zeka ile yazıldı" ifadelerini kullandı. Dizdar'a tepki gösteren mahkeme başkanı, "Ben yapay zekayı kullanmayı bile bilmiyorum" dedi.
Avukatlar, savunmalar öncesinde ayrı ayrı kimlik tespiti yapılmasının Ceza Muhakemeleri Kanunu'na aykırı olduğunu belirterek itiraz etti.
Duruşmayı salondan takip eden gazeteci Gülşah İnce, savunma tarafından ifadelerin hakimin listesine göre değil, eylem eylem alınması gerektiği ve eylem İmamoğlu'nu ilgilendiriyorsa İmamoğlu son olarak değil tek seferde değil, her eylem için ayrıca savunma yapmalı görüşü verildiğini aktardı.
İfadelerin hakimin listesine göre değil, eylem eylem alınması gerektiği ve eylem İmamoğlu'nu ilgilendiriyorsa İmamoğlu son olarak değil tek seferde değil, her eylem için ayrıca savunma yapmalı görüşü verildi savunma tarafından. https://t.co/wWBCzHIQkR
— Gülşah İnce (@gulsahince) March 10, 2026
Sanıklar, alkışlar eşliğinde salona girdi
İmamoğlu ve diğer sanıklar verilen aranın ardından salona alındı. İmamoğlu bir kez daha alkışlarla salona giriş yaptı. Duruşma sanıkların savunmalarıyla devam edecek. Mahkeme, kimlik tespitlerinin duruşmada her sanığın savunmasının öncesinda yapılacağını ifade etti.
CHP, grup toplantısını Silivri'de yapıyor
CHP, bu haftaki grup toplantısını İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dahil 106 kişinin tutuklu olduğu 402 sanıklı İBB Davası'nın görüldüğü Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumları'nın bulunduğu Silivri'de yapıyor.
“CHP Silivri Dayanışma Merkezi” gerçekleştirilen toplantıda konuşan Özgür Özel, iktidarı yargıyı siyasallaştırmakla suçlayarak “iktidarın kişiselleşmiş düzenine son vereceklerini” söyledi.
Toplantının Silivri’de yapılma nedenine değinen Özel, Türkiye’nin geçmişte Ergenekon ve Balyoz davaları sırasında da aynı cezaeviyle gündeme geldiğini hatırlattı. O dönem davalarda askerlerin, gazetecilerin, aydınların ve siyasetçilerin yargılandığını belirten Özel, söz konusu süreçte iktidarın bu davaları desteklediğini ifade etti.
Duruşmaya ara verildi
Mahkeme, İmamoğlu'nun talebi üzerine duruşmaya 13:30'a kadar ara verdi.
Yine saat 13:30'da CHP kurmayları grup toplantısı için Silivri'de bir araya gelecek.
İmamoğlu'nda mahkeme heyetine: Verdiğiniz karar ömür boyu sizinle gelecek, peşinizi asla bırakmayacak
Özetin okunmasının ardından İmamoğlu konuştu.
T24'ün aktardığına göre diyalog şöyle:
İmamoğlu: Dün avukatlar bir listeden bahsettiler. Bu liste bir kişiye sızdırıldı. Bunun hakkında açıklama yapmadınız. Burada bana ‘Seni dinlemiyorum’ demenizin CMK’ya uygun olmadığını düşünüyorum. Türk yargısında adalet mülkün temeli ise sizin bakışınıza göre buradaki kimse henüz suçlu olmamalı. Siz iddia makamıyla ortada duran bir görevi yapıyorsunuz. Burada bahsi geçen mesele bir siyasi davadır. 16 milyon İstanbullunun belediye başkanı burada 25,1 milyon kişinin imza verdiği bir insan burada. Toplumun bu davanın siyasi olduğunun takdirinde olduğu bir davada ‘sizi dinlemiyorum’ demenizin bir karşılığı yoktur. Ekrem İmamoğlu’nu dinlemiyorum demeniz size sorun yaratır. Talebimin neden tasarım haline dökülmesi sizi rahatlatır. Avukatlarımın size bir seslensin deme nedeni budur. Cam içinde miting yapanlar gibi düşünmeyin bunu.
Hâkim: Sizin savunma hakkınız bulunuyor.
İmamoğlu: Savunma hakkımı verdiniz, teşekkür ederim.
Hâkim: Savunmaya çevirdiniz burayı bakın.
İmamoğlu: Her cümlemle kendimi savunacağım tabii ki. İddianamenin sonunda herkes ‘eee?’ dedi. Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü, İstanbul ve Türkiye’yi ele geçirmeye çalışıyor deniyor. Ahtapotun kolları denerek olay başka yere çekiliyor. O nedenle bu bir siyasi davadır. Siyasi dava bugün başlamamıştır.
İmamoğlu: 2024’te seçim iptal eden anlayış şekil değiştirdi. Seçim iptal etmekle olmuyor, tutuklayalım demişler. Başsavcı görünümlü siyasetçi temmuz ağustostan itibaren başlayan bu operasyon gösteriyor ki bu iş başından beri siyasidir. Hiçbir iddianın altında delilin ve sürecin oluşmadığı bir ortamda bunu dinleyeceğim derseniz yanlış yönetmiş olursunuz. Bu sizin bileceğiniz şey. Bedelini siz ödersiniz ben değil. Televizyondan naklen yayınlansın dendiğinde başsavcı denen siyasetçinin tabii yayınlansın dendiğinde burada adil yargılanma benim hakkımdır. Kalp pili bulunan bir arkadaşımızın sıkıntıları var. Burada itina göstermelisiniz. Burada ne için olduğunu bilmeyen onlarca arkadaşımız var. Hasta var, yürüyemeyen insan var. İnsan için evde tutulmasının ne mahsuru var. Kimi neyle test ediyorsunuz. İddia makamı denen iftiranamenin altına imza atan o kişi ne yaptıysa onu yazmışlar. Bu iftiraname üzerinden baskı altında bir sistemle karşı karşıya kalıyoruz. Buraya geliş amacım kürsü işgali değil. Söz hakkımı istemem de bundandır. Ben bu ülkenin bir sonraki dönem iktidar olacak partisinin Cumhurbaşkanı adayıyım. Bana 10 dakika söz hakkı verin zaten kararı siz vereceksiniz. O karar da ömür boyu sizinle gelecek peşinizi asla bırakmayacak. En son beni dinleyeceğinizi söylediniz. Ben ilk de son da konuşurum. Benim için sorun değil. Burada çok kıymetli avukatlar var. Sizden bilgi almak için yanınıza geliyorlar. Bilgi vermiyorsunuz ama gidiyorsunuz Türkiye’nin en kirli medyası olan Turkuaz medya ve Yeni Şafak’a veriyorsunuz. Bakın sizin de anneniz babanız var. Sizin hakkınızda benim için yaptıkları haberler gibi haberler çıksın ister misiniz?
4000 sayfalık iddianamenin özetinin okunması 33 dakika sürdü.
Sanık yoklamalarının alınmasının ardından iddianame özeti okundu.
4000 sayfalık iddianamenin özetinin okunması 33 dakika sürdü.
Bahçeli'den İBB davası yorumu: Canlı yayınlansın derken haksız mıydık?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da dahil olmak üzere 402 sanıklı İBB davasına dair yaptığı açıklamada davanın uzatılmadan karara bağlanması gerektiğini ifade ederek "Biz dava canlı yayınlansın, ak koyun kara koyun belli olsun derken haksız mıydık?" sorusunu dile getirdi. Bahçeli sözlerinin devamında "CHP hukuku hiçe saymıştır. Adalet karşısında bunun bedelini ödeyecek. Kati sonuçlarına da mutlaka katlanacaktır" açıklamasında bulundu.
Sanık yoklaması alınıyor: İmamoğlu tartışmadan galip çıktı, yerine geldi
Tartışmadan İmamoğlu galip çıktı. Heyet Başkanı, "Kürsüye gelmeyeceğinizi taahhüt ediyorsanız açıyorum" dedi.
Ardından da jandarma komutanına "boşaltalım" talimatı verdi.
İstanbul Barosu Başkanı'nın da konuşması üzerine gerilim düştü, yoklama alınmaya başlandı.
İmamoğlu ve sanıklar arasına "jandarma duvarı" örüldü
Gazeteci Ersin Eroğlu'nun aktardığına göre Ekrem İmamoğlu’nun etrafı jandarmalarla çevrildi. İmamoğlu bu duruma tepki gösterdi.
İmamoğlu Mahkeme Başkanına “Böyle yargılama olmaz” dedi. Mahkeme Başkanı “Bu düzen uygulanacak komutanım” diye yanıt verdi. İmamoğlu “Akşam kimden talimat aldın” diye tepki gösterdi. Tutuklu sanıkların hepsi ayağa kalktı.
Tutuklu sanıklar ile İmamoğlu’nun arası Jandarma ile örüldü. İmamoğlu adeta Jandarma kafesine alındı. İmamoğlu hakime, “Bu yaptığınız Türk yargısı adına yüz karasıdır, alnınıza yapışır” dedi. Duruşma başlayamıyor.
Ekrem İmamoğlu’nun etrafı jandarmalarla çevrildi. İmamoğlu bu duruma tepki gösterdi. İmamoğlu Mahkeme Başkanına “Böyle yargılama olmaz” dedi. Mahkeme Başkanı “Bu düzen uygulanacak komutanım” diye yanıt verdi.
— Ersin Eroğlu (@ersineroglu_) March 10, 2026
İmamoğlu “Akşam kimden talimat aldın” diye tepki gösterdi.
Tutuklu… https://t.co/MTIe75HVwM
İmamoğlu ve heyet arasında tartışma: "Jandarma ve sandalye" krizi
Ekrem İmamoğlu ile jandarma arasında kısa süreli bir gerginlik yaşandı. İlk gün yaşananların ardından, İmamoğlu’nun kürsüye yönelmesini engellemek amacıyla önüne sandalye konulduğu görüldü.
İmamoğlu: (Yaşanan sandalye ve oturma krizi üzerine…) Öyle bir şey yok. Hayır öyle bir şey yok. Öyle bir şey yok. Öyle bir şey yok kabul etmiyorum. Hayır oturmuyorum. Hayır oturmuyorum. Hayır oturmuyorum. Gerginliği siz başlatıyorsunuz. Ben burada hakimlik yapamazmışım. Böyle bir durum olmaz. Kimin önünü kesiyorsunuz siz. Ağzımı da bantla mı kapatacaksın? Ağzımı bantla mı kapatacaksın? Böyle olmaz. Böyle olmaz.
Birinci avukat: Zincir var, zincir!
İkinci avukat: Yahu bu Başkan nerede ya!
Üçüncü avukat: Emir mi aldın, kendin mi karar verdin?
İmamoğlu: Hakim gelecek, ondan sonra… Hakim gelmeden böyle başlatamazsın. Bu nedir; etrafımızda jandarma, önümde, sağımda, solumda! Böyle şey yok! Önümü göremiyorum…
Mahkeme Başkanı (M.B.): Arkadaşlar şöyle bir oturun. Bir oturalım. Bir oturun. Jandarma, arkadaşlar oturun.
İmamoğlu: Hakim Bey, böyle bir şey yok. Size görevden mi korkuyorsunuz?
M.B.: Ekrem Bey, bizim bir şeyden korktuğumuz yok. Bakın, bu kürsüye söz hakkını verdiğimiz kişi gelecek. Yani bu bunun bir usulsüz bir durum yok şu an yani.
İmamoğlu: Böyle başlatamazsınız. Bu nedir etrafınızda jandarma önümde, sağımda, solumda? Böyle şey yok.
M.B.: Neresinde bu usulsüzlük var bunun?
İmamoğlu: Öyle şey yok. Hayır nerede yani şu an? Göremiyorum.
M.B.: Jandarma arkadaşlar, şöyle bir oturun. Bir oturalım. Bir oturun. Arkadaşlar oturun.
İmamoğlu: Şuraya görevden mi korkuyorsunuz.
M.B.: Ekrem Bey, bizim bir şeyden korktuğumuz yok. Siz bakın. Bu kürsüye söz hakkını verdiğimiz kişi gelecek. Yani bu bunun bir usulsüz bir durum yok şu an yani.
İmamoğlu: Hayır. Böyle bir şey olmaz. Türk milletini temsil ediyorsunuz. Böyle bir şey olmaz.
M.B.: Ekrem Bey, yerinize geçin. Bakın kenarda oturan sanıklarımız da var. Yani siz neden ısrarla bu konuda bu konuda sorun çıkartıyorsunuz.
Avukat: Direkt önüne sandalye koyuyorlar.
İmamoğlu: Kaldırır mısınız? Böyle şey olmaz.
M.B.: Ekrem Bey, duruşmanın bir düzeni var. Oturun lütfen yerinize. Yerinize lütfen oturun.
İmamoğlu: Dünkü düzen ile bugünkü arasında ne fark var?
M.B.: Çünkü tutum ve davranışlarınız itibariyle, söz hakkı vermediğim halde, bakın söz hakkı vermediğim halde, dün size söz hakkı vermediğim halde, ısrarla gelip bu kürsüye kadar gelip, burada heyete, savcı beye herkese parmak sallayarak… Ben söz hakkı vereceğim zaman vereceğim. Sizin isminize göre söz hakkı vermiyoruz. Bu duruşmanın bir düzeni var, bir sistemi var ona göre verileceği zaman verilecek.
İmamoğlu: ‘Söz vereceğim’ dedin, veremedin. Bunu da unutma, kayda geçti. Benim önümde bir kişinin oturması doğru değil. Ben buradan kalkmamam gerektiğini de bilirim, kalmam gerektiğini de bilirim size bağlı değil.
M.B.: Bu duruşma salonunda her şey bana bağlı.
İmamoğlu: Burada benim hakkım var, her şey sana bağlı değil.
M.B.: Ekrem Bey, lütfen yerinize oturun. Lütfen yerinize oturun.
İmamoğlu: Koridordan asker kalkacak, ben de burada oturacağım.
M.B.: Lütfen bir yerinize oturun.
İmamoğlu: Hayır, asker kalkacak ben yerime oturacağım.
Avukat sesi: Talep var, avukatların talebi var.
M.B.: Talep almıyorum şu an. Duruşma düzeni sağlayamadım. Herhangi bir talep almıyorum. Lütfen sanıklar yerlerine otursun. Duruşmanın düzenini mahkeme başkanı belirler. Kanun çok açık. Ben böyle bir düzen belirledim. Burada usule aykırı herhangi bir işlem yok.
Avukatlar: Burada usule aykırı bir işlem var. Lütfen bakın. Dün şiddet gibi hiçbir olay yaşanmadı. Sadece söz tartışması yaşandı.
M.B.: Ekrem Bey, lütfen yerinize oturun. Sanıklar lütfen yerlerinize oturun. Ben duruşma düzenini sağlamadan, sanıklar yerlerini almadan… Bu anlamda kötüyü kullandığımız herhangi bir şey yok avukat bey, yani bu duruşma düzeni bu şekilde belirledik. Yani asker, asker, askerler askerler ben
İmamoğlu: Ağzımıza bakmayacaksınız.
M.B.: Ekrem Bey, ben sizin ağzınıza savunmanızı yaparken bakacağım. Böyle bir şey yok. Sizle sürekli böyle temasta olma durumum söz konusu değil benim.
İmamoğlu: Hakim Bey, burayı şu şekilde yapmanız yüz karasıdır. Yaptığınız Türk yargısı adına yüz karasıdır.
M.B.: O sizin takdiriniz.
İmamoğlu: Bu arkadaşımız buraya niye oturuyor? Niye oturuyor koridora?
M.B: Evet.
İmamoğlu: Benden korkmayın. Ben buraya seni korumaya geldim, seni korumaya!
M.B: Ekrem Bey, gereksiz polemiklere girmeyin. Beni koruyacağınız bir durum yok. Benim sizin korumanıza ihtiyacım yok. Lütfen yerinize oturun. Duruşmanın düzenini sağlayalım. Lütfen oturun yerinize.
İmamoğlu: Neden korkuyorsunuz?
M.B: Bakın, bu şekilde yargılamaya devam edemem. Duruşma bu şekilde yürümez. Lütfen sanıklar yerine otursun. Bizim yargılamaya niyetimiz var. Sizin yüzünüzden dünden beri yargılamaya başlayamıyoruz.
İmamoğlu: Bakın yerimi bile değiştirdiniz, hiç önemli değil. Ama bu askeri koridora koyduğun zaman olmaz. Anlatabiliyor muyum?
M.B: Koridorlarla sizin ne şeyiniz var orada?
İmamoğlu: Allah Allah! Benden ne engeli var o zaman? Beni niye düşünüyorsunuz siz?
M.B: Sizle alakalı bir durum değil güvenlik. Dün çünkü söz hakkı vermediğim halde, söz hakkı vermediğim halde ısrarla kürsüye geldiniz. Söz hakkı vermediğim halde ısrarla kürsüye geldiniz. O sizin taktiriniz, biz bir hata görmüyoruz bunda.
İmamoğlu: Sakin sakin güne başlamak istedik. Burada jandarmayı buraya yığarak boşuna gerginlik yaratıyorsunuz. Kimden talimat aldınız?
M.B.: Biz kimseden talimat almıyoruz. Bu sizin kendi zannınız. Biz kimseden talimat alarak iş yapmıyoruz. Lütfen sanıklar yerine otursun.
İmamoğlu: Yüce Türk yargısını temsil edecekseniz. En az bizim de hakkımızı korumakla yükümlüsünüz.
M.B.: Sanıkların savunmalarını olanaksız bir hale getirmiyorum. Savunma hakkınızı tanıyorum. Burada dört tane jandarmanın oturmasını ne yönden sorun oldu?
İmamoğlu: Ben avukatımın yanına gideceğim belki. Avukatıma sesleneceğim belki orada.
M.B: Burası böyle rahatça gezebileceğiniz, avukatla görüş yapabileceğiniz bir alan değil. Ne bağırıyorsunuz avukatlar yani? Boşuna bağırıyorsunuz. Bu şekilde, bu şekilde devam etmeyin. Yargılamanın düzenini artık iyice bozdunuz. Lütfen CMK 203-204 gerekli hükümlüleri hatırlatıyorum. Gerekli ihtarlarda bulunuyorum.
Avukat: Benim size sorum, her aşamada müdafi yardımdan yararlanabilir sanık.
M.B.: Avukat Bey, bu kadar bağırınca bir şey değişmiyor. Yani bunun bir anlamı yok. Yok ben duyabiliyorum zaten. Ben duyabiliyorum zaten. Ya bu kadar bağırmaya gerek yok. Yani buna gerek yok.
(Ekrem İmamoğlu tepki gösteriyor)
M.B.: Bir saniye söz vermeden sürekli bağırmayın Ekrem Bey. Bu uygulamanın amacı, önceliği vekalettir. Öncelikle bağırmayın, ben de bir kendimi anlatayım. Önceliği vekaletli avukatlarımıza verebilmek amacıylaydı. Dün vekaletli avukatlarımızdan bu yönde şikayet aldık. Hem bu konuda, bakın bu konuda şikayetler geldi bize. Biz daha sonra, bakın Baro Başkanımızla görüştük. Bu uygulamadan bu şekilde döndük.
İmamoğlu: Ben avukatımla nasıl istişare edeceğim? Bak önümde bu duvar var. Avukatımla nasıl görüşeceğim ben? Bir söyler misiniz? Mesela avukatıma, sayın hakim, ben soracağım, diyeceğim ki bu CMK’da hangi kurala göre. Şu an avukatımı göremiyorum. İşaret eder, bir şey yapar gösterir, söyler, gider, konuşur. Ergenekon'da izledim 15-20 duruşma. Bu asker arkadaş buradan kalkarsa, burayı suretle yönetmenin en güzel keyfini yaşarsınız.
M.B.: Söz hakkı vermeden kürsüye bu şekilde dünkü davranışlarınızla devam etmeyeceğinizi taahhüt ederseniz.
İmamoğlu: Siz kapatın dediniz. Siz bu asker arkadaşları kaldırırsanız suretle başlar.
M.B.: Tamam asker arkadaşlar oturalım. (Komutan, aradaki sandalyeyi kaldır.) Geriye alalım, sandalyeyi geriye alalım. (Alkışlar)
Gazeteciler duruşmayı takip etmekte zorlanıyor
Salonda yüksek tansiyon sürerken, gazeteciler sosyal medya üzerinden salonda bulundukları konum sebebiyle duruşmayı duymak ve görmekte zorlandıklarını aktarıyor.
Heyet girdi. Gerilim sürüyor. Bu arada ciddi bir sorun var. Biz gazeteciler en arkada ve köşedeyiz, duymakta, duruşmayı izlemekte zorlanıyoruz. Tartışma devam ediyor. https://t.co/WXVCaFCzHi
— hilmi hacaloğlu (@hilmihacaloglu) March 10, 2026
Tansiyon yüksek: İmamoğlu en arkaya oturtulmak istendi
İmamoğlu'nun en arkada kenara oturtulmaya çalışılması üzerine avukatlar tepki gösterdi. Jandarma erleriyle konuşan İmamoğlu, tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan'ın yanına oturdu.
Gazeteci Hilmi Hacaloğlu, olanları böyle aktardı:
"Heyet Başkanı gelmeden jandarma, Ekrem İmamoğlu'nu yerine oturtmaya çalıştı. İmamoğlu, "Ben oturmayacağım ayakta kalacağım" dedi. Salona döndü, "Ben ayaktayım" diye bağırdı. Tutuklu sanıklar da ayağa kalktı."
Heyet Başkanı gelmeden jandarma, Ekrem İmamoğlu'nu yerine oturtmaya çalıştı. İmamoğlu, "Ben oturmayacağım ayakta kalacağım" dedi. Salona döndü, "Ben ayaktayım" diye bağırdı. Tutuklu sanıklar da ayağa kalktı. https://t.co/FwJORWRdGK
— hilmi hacaloğlu (@hilmihacaloglu) March 10, 2026
Salonda gerilim tırmanıyor: İmamoğlu ve hakim arasında "jandarma ve sandalye" krizi
T24'ten Can Öztürk'ün aktardığına göre duruşmada sanık kürsüsünün bulunduğu yer ve İmamoğlu arasında bulunan yer arasında jandarma eri ve sandalye koyuldu. Duruşma öncesinde İmamoğlu'nun etrafını jandarma erlerinin sarması üzerine tepki gösterdi ve yerine oturmadı. İmamoğlu ve hâkim arasında yaşanan tartışma şöyle:
Hâkim: Artık yerinize oturmanız gerekiyor
İmamoğlu: Türk milletini temsil ediyorsunuz. Dikkatli davranmıyorsunuz.
Hâkim: Kenarda bekleyen sanıklarımız da var neden bu konuda sıkıntı çıkarıyorsunuz?
İmamoğlu: Dünkü duruşma ve bugün arasında ne fark var?
Hâkim: Dünkü duruşmadaki tutumunuz üzerine bu karar verildi. Savcı Bey'e parmak sallarsanız böyle olur.
İmamoğlu: Dün söz vereceğim dedin veremedin.
Hâkim: Lütfen yerinize oturun. Duruşma düzenini sağlayamadım. Herhangi bir talep almıyorum.
İmamoğlu: Burada yaptığınız şey Türk yargısının yüz karasıdır. Sakin sakin başlamak istedik. Kimden talimat aldınız? Yüce Türk yargısını temsil edeceksiniz bizim de hakkımızı korumakla yükümlüsünüz. Benden korkmayın. Ben seni korumaya geldim.
Hâkim: Biz kimseden talimat almadık. Bu sizin kendi takdiriniz. Bizim kimseden korktuğumuz yok. Korumanıza ihtiyacımız yok. Bizim yargılamaya niyetimiz var dünden beri sizin yüzünüzden yargılama yapamıyoruz. Sizin yüzünüzden dünden beri yargılamaya başlayamıyorum. Yargılamanın düzenini iyice bozdunuz.
İmamoğlu: Avukatımla görüşmemi engelliyorsunuz.
Hâkim: Burası böyle rahat rahat gezebileceğiniz bir yer değil.
İmamoğlu alkışlarla salona girdi
Duruşma öncesinde tutuksuz ve tutuklu sanıklar salona alınmaya başlandı. Resul Emrah Şahan ve Mehmet Murat Çalık duruşma salonuna geldiğinde yoğun alkış desteğiyle karşılandı.
Mehmet Pehlivan'ın salonda kendisini desteklemeye gelen kişiere el sallaması üzerine jandarma erleri Pehlivan'ı uyardı. “Baro susmadı susmayacak” diye slogan atan avukatlar, "selamlamak ne zaman suç oldu?" diye jandarmaya tepki gösterdi.
Salona girmesiyle de salondaki izleyiciler ve avukatlar İmamoğlu'nu ayakta alkışlayarak ve "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganları attı.
Avukatlar 2 saatlik bekleyişin ardından salona alındı
Mahkeme heyetinin kararını protesto etti. Mahkeme heyeti ile görüşme yapan TBB Başkanı Erinç Sağkan, kimlik kontrolü olmayacağını, salona önce sanık avukatlarının daha sonra diğer avukatların da alınacağını açıkladı. Avukatlar kimlik yoktrolü yapılmadan sırayla salona alındı.
Bugün kimlik tespitleri yapılacak
Duruşmanın ikinci günü bugün saat 10.00’da başladı. Mahkeme heyeti ilk gün avukatların usule ilişkin taleplerini aldıktan sonra bugün sanıkların kimlik tespitleriyle devam edecek.
Kimlik tespitlerinin tamamlanmasının ardından Ceza Muhakemesi Kanunu gereği iddianamenin özetlenmesi bekleniyor.
Bugünkü oturumda ayrıca usule ilişkin tartışmaların sürmesi ve tutuklu sanıkların savunmalarına geçilmesi ihtimali de bulunuyor.
CHP grup toplantısını Silivri’de yapacak
CHP, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde her hafta düzenlenen grup toplantısını bu hafta Silivri’de yapma kararı aldı.
Partiden yapılan duyuruda toplantının CHP Silivri Dayanışma Merkezi’nde gerçekleştirileceği belirtildi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in saat 13.30’da partililerle bir araya gelerek konuşma yapması bekleniyor.
Silivri’de İmamoğlu ve tutuklular için kurulan dayanışma alanında hazırlıkların sürdüğü bildirildi.
Duruşma öncesi avukat krizi
İkinci gün de gergin başladı. Duruşmaya girecek avukatların salon önünde kimlik kontrolünden geçirilmek istenmesi tepki çekti.
Mübaşir uygulamanın “mahkeme başkanının talimatı” olduğunu söyledi. Ancak avukatlar bunun Avukatlık Kanunu’na aykırı olduğunu savundu. Mahkeme heyetinin avukat sayısına sınırlama getirdiği de iddia edildi. Avukatların listeye göre salona alınacağı öne sürüldü.
Sorunun çözülmemesi halinde bazı avukatların protesto amacıyla duruşmaya katılmama ihtimali bulunduğu belirtildi.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu konuyu görüşmek üzere mahkeme heyetiyle görüşmeye gitti. Salon önünde bekleyen bazı avukatlar ise kapıya vurarak protesto etti.
İlk gün neler oldu?
Dava ilk gün sabah saatlerinde başladı ve gün boyunca mahkeme heyeti ile Ekrem İmamoğlu ve sanık avukatları arasında zaman zaman tansiyon yükseldi. İlk tartışma, İmamoğlu’nun usule ilişkin söz talep etmesinin ardından başladı. Mahkeme heyeti yaşanan tartışma sırasında mikrofonu kesmek istedi, avukatlar buna tepki gösterdi.
Ardından savunma sıralarına ilişkin listelerin avukatlardan önce basına verilmesi üzerine yeni bir tartışma yaşandı. Salondaki bir diğer gerginlik ise heyetin İmamoğlu’ndan “sen” ve “sanık Ekrem” şeklinde söz etmesinin ardından yaşandı. Bu gelişmeler üzerine mahkeme heyeti “seyircisiz devam edeceğiz” diyerek salonu terk etti.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, verilen arada CHP’li milletvekilleri, avukatlar ve hukukçulardan oluşan bir heyetin Silivri’de bulunan en yüksek rütbeli komutanla görüştüğünü söyledi. Bu görüşmenin ardından duruşmaya yeniden seyircilerle devam edildi.
Duruşmanın ikinci yarısı sanık avukatlarının reddi hâkim talebi ile başladı. Avukatlar usule ilişkin taleplerini mahkeme heyetine iletti.
Heyet bu talebe duruşma sonuna kadar yanıt vermedi. Gün sonunda mahkeme heyeti reddi hâkim talebini reddetti.
İmamoğlu’ndan mahkeme heyetine tepki
İlk celsenin sona ermesinin ardından Ekrem İmamoğlu, salondan çıkan mahkeme heyetinin arkasından bağırarak tepki gösterdi.
İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Siz yargılamaya değil buraya başka bir şey için geldiniz. 86 milyon için kahramanlık yapan arkadaşlarımın ellerinden öpüyorum. Biraz mertlikleri varsa, bu insanları bırakır; tek başıma benimle burada mücadele ederler. Korkaklıktır işte bu şekilde kaçarak gitmek. Bu şekilde hâkimlik olmaz. Yazıktır bu millete, memlekete. Kişi başına 2-3 tane jandarma düşüyor. Böyle bir şey olmaz. O hâkim kaçarak gittiyse kendi bilir. Bu acımasızlık nedir ya? Bu şekilde yargılama olmaz, olamaz. Derdiniz benimle; bu insanları yollayın evine, benimle mücadele edin. Ben sizi 4 defa yendim.”
İmamoğlu daha sonra sandalyeye çıkarak izleyicilere el salladı. Salonda “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları atıldı.
Özgür Özel hakkında soruşturma
Duruşmanın ilk gününün ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in mahkeme heyetini eleştiren açıklamaları da tartışma yarattı. Özel, mahkeme heyetindeki üç hakimin toplam kıdeminin 11 yıl olmasını eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
“Paçalarından acemilik akıyor. 4 bin sayfa iddianame olan 2 bin 400 yıl ceza istenen, dünyanın en karmakarışık iddianamesinin içinden çıkacak adam heyecandan mahkemenin kapısını bulamıyor.”
Bu sözlerin ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Özel hakkında mahkeme heyetine hakaret ettiği iddiasıyla resen soruşturma başlattı.
İmamoğlu "kurucu ve lider" olarak yargılanıyor
İddianamede İmamoğlu için “örgütün kurucusu ve lideri” ifadesi kullanılıyor. İmamoğlu hakkında 142 ayrı eylemden 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep edildiği de belirtiliyor.
Sanıklara 143 eylem ve 17 suçlama yöneltilirken davanın merkezinde belediyedeki bazı ihaleler, kamu görevlileriyle ilişkiler ve çeşitli usulsüzlük iddiaları yer alıyor.
Tutuklu sanıklar Fatih Keleş, Murat Ongun ve Adem Soytekin, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ve firari sanık Murat Gülibrahimoğlu ile tutuksuz sanık Ertan Yıldız da “örgüt yöneticiliği” suçlamasıyla yargılanıyor.
Bu isimler için 19 ila 779 yıl arasında değişen hapis cezaları talep ediliyor.
Yeni duruşma salonu inşa ediliyor
Dava için özel bir duruşma salonu da inşa ediliyor. Yaklaşık 3 bin 240 metrekarelik alana sahip olması planlanan salonun Türkiye’nin en büyük duruşma salonu olması bekleniyor.
2 bin 295 kişi kapasiteli olarak planlanan salonda hakimler, savcılar, avukatlar ve basın için ayrı bölümler yer alacak.
Sanıkların dışarıdan görülmeden nakledilmesi için özel bir tünel sistemi kurulacak. Ancak salonun mayıs ayında tamamlanması bekleniyor. Bu nedenle duruşmalar o zamana kadar Silivri’deki büyük duruşma salonunda yapılacak.
Mahkeme heyetinin ilk duruşmada verdiği bilgiye göre dava pazartesi ve perşembe günleri arasında kesintisiz şekilde görülecek.
BBC Türkçe’nin adliye kaynaklarından edindiği bilgiye göre İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ilk celsenin cuma günleri ve hafta sonları hariç 45 gün kesintisiz sürmesi planlanıyor.
Duruşmaların her gün saat 10.00’da başlayıp 17.00’de sona ermesi öngörülüyor. Bu süreçte yalnızca 20 Mart’ta Ramazan Bayramı’nın birinci günü tutukluların açık görüş hakkı nedeniyle ara verilmesi planlanıyor. Arife günüyle ilgili plan ise henüz netleşmedi.
CHP davaya özel hazırlık yaptı
CHP, davaya yönelik özel bir hazırlık yaptı.
İktidara yönelik “duruşmaların televizyonlardan canlı yayınlanması” çağrısının karşılık bulmaması üzerine parti yönetimi, başta İmamoğlu olmak üzere yargılanan belediye başkanları ve bürokratların savunmalarının kamuoyuna duyurulması için özel bir iletişim stratejisi hazırladı.
CHP teşkilatları ve milletvekilleri de belirlenen nöbet çizelgesi doğrultusunda davayı izleyecek.
Parti, dava için iki ayrı hukuk ekibi oluşturdu. İlk ekip davada yargılananların savunmalarını yapacak. İkinci hukuk ekibi ise kamuoyunu bilgilendirme görevini üstlenecek.
Bu kapsamda hukuk ekibi duruşmalar sırasında düzenli not tutacak, bu notlar basınla paylaşılacak ve yapay zekâ destekli içeriklerle kamuoyuna aktarılacak.

