Küresel otomotiv şirketleri, dünyanın üçüncü büyük otomobil pazarı olan ancak yabancı markaların tutunmakta zorlandığı Hindistan'da büyümek için yerel şirketlerle iş birliğine yöneliyor. Honda'nın Tata Group bünyesindeki Tata Technologies ile yaptığı anlaşma, otomotiv devlerinin Çin'de uyguladığı yerel ortaklık modelini Hindistan'a taşımasına dair son örnek oldu.
Nikkei'de yer alan habere göre, Japon Honda, hibrit ve elektrikli araçlarda kullanılacak ve ihracata da uygun olacak yeni bir platform geliştirmek üzere Tata Technologies'i görevlendirdi. İş birliğinin ilerleyen dönemde yeni modellerin geliştirme süresini kısaltarak Honda'nın Hindistan'daki satışlarını artırmasına katkı sağlaması bekleniyor. Stellantis de kısa süre önce bazı Jeep modellerinde Tata Motors'un platformunu kullanmayı planladığını açıklarken Volkswagen Group'un JSW Group'tan yatırım almayı değerlendirdiği belirtiliyor.
Benzer ortaklıklar, küresel markaların yerli üreticiler karşısında hızla pazar kaybettiği Çin'de uzun süredir uygulanıyor. Automobility'nin tahminlerine göre Çinli markaların ülkedeki pazar payı 2020'de yüzde 36 seviyesindeyken bu yılın ilk yarısında yaklaşık yüzde 72'ye çıktı. Bu değişim özellikle elektrikli araç teknolojilerinde geride kalan yabancı üreticileri Çinli şirketlerle ortaklığa yöneltti. Volkswagen, Xpeng'den hisse alırken Stellantis de Leapmotor'a yatırım yaptı.
Hindistan'da yabancı markaların işi zor
Hindistan'da ise Tata Motors ve Mahindra Group hızla büyürken pazarın önde gelen oyuncuları arasında Japon Suzuki ile Güney Koreli Hyundai ve Kia bulunuyor. Buna karşılık diğer küresel otomotiv üreticilerinin büyük bölümü dünyanın üçüncü büyük otomobil pazarında benzer bir başarı yakalayamadı.
Otomotiv danışmanlık şirketi MillenStrat Advisory'nin kurucusu Vinay Piparsania'ya göre Hindistan'ın büyük ve büyüyen bir pazar olması, her küresel üretici için kârlı bir faaliyet alanı olduğu anlamına gelmiyor. Piparsania, pazarda rekabetçi kalmanın maliyetinin ciddi biçimde arttığını, şirketlerin tüm yatırımları tek başlarına üstlenmesinin ekonomik açıdan giderek daha zor hale geldiğini belirtiyor.
Hindistan'daki tüketiciler rekabetçi fiyatların yanı sıra yeni teknolojiler ve gelişmiş güvenlik özellikleri talep ediyor. Üreticilerin maliyetleri kontrol altında tutabilmesi için yerel tedarik zincirlerinden yoğun biçimde yararlanması, değişen eğilimlere hızlı yanıt vermesi ve geniş bir model yelpazesi sunması gerekiyor.
Bu noktada küresel markalar yerel rakiplerinin gerisinde kalıyor. Honda, Volkswagen ve Volkswagen'in iştiraki Skoda Hindistan'da kitlesel pazara yönelik yalnızca üç-dört model sunuyor. Jeep'in ise ikisi üst segment Wrangler ve Grand Cherokee olmak üzere dört modeli bulunuyor. Suzuki'nin 17 modeli bulunurken Hyundai, Tata Motors ve Mahindra'nın elektrikli araçlar dahil 10'dan fazla modeli var.
Sınırlı ürün yelpazesi satış rakamlarına da yansıyor. Hindistan Otomobil Bayileri Dernekleri Federasyonu verilerine göre Honda'nın temmuz ayındaki pazar payı yüzde 1,4'te kaldı. Skoda Auto Volkswagen India yüzde 1,97, Stellantis ise yaklaşık yüzde 0,28 pay aldı. Renault'nun pazar payı yüzde 0,84, Nissan'ın ise yüzde 0,65 seviyesinde gerçekleşti.
Yerel ortaklıklar maliyetleri düşürebilir
Düşük satış hacimleri, yüz milyonlarca doları bulabilecek yeni model yatırımları konusunda küresel şirketleri ikilemde bırakıyor. Buna rağmen Çinli rakiplerin birçok önemli pazardaki yükselişi, otomotiv devlerini Hindistan'da daha iddialı stratejiler geliştirmeye itiyor. Honda, Hindistan'ı "odak ülkelerden biri" olarak tanımlarken 2030'a kadar ülkede yedi SUV modeli satmayı hedefliyor. Volkswagen de Hindistan'ı stratejik öneme sahip pazarları arasında gösteriyor.
Nomura Research Institute'un otomotiv teknoloji ve inovasyon biriminin yöneticisi Harshvardhan Sharma'ya göre yerel ortaklıklar şirketlere daha az sermayeyle yatırım yapma, yeni modelleri daha hızlı pazara çıkarma ve Hindistan'ın mühendislik ile tedarik zinciri kapasitesinden yararlanma imkanı sağlıyor.
Otomotiv şirketlerinin aynı anda elektrifikasyon, yazılım tabanlı araçlar, gelişmiş elektronik sistemler, bataryalar, geleneksel motorlar ve alternatif yakıtlara yatırım yapmak zorunda olduğuna dikkat çeken Sharma, yerel ortaklıkların büyük ölçekli bağımsız yatırımlarla pazardaki faaliyetleri azaltmak arasında bir orta yol sunduğunu belirtiyor.
Ancak analistler, farklı markaların aynı platform ve teknolojileri kullanmasının araçların giderek birbirine benzemesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Buna karşın yerel ortaklıklara yönelik artan ilgi, Hindistan'ın yalnızca büyük bir tüketici pazarı değil, küresel otomotiv sektörü açısından önemli bir üretim merkezi haline geldiğini de gösteriyor. Piparsania, Çin'in küresel üreticilere yerel ortaklıkların teknoloji ve hız sağlayabileceğini gösterdiğini, Hindistan'ın ise bu ortaklıkların maliyet avantajı, mühendislik kapasitesi ve üretim ölçeği açısından taşıdığı potansiyeli ortaya koyduğunu belirtiyor.