19 Nisan 2024, Cuma
Haber Giriş: 19.03.2022 13:00 | Son Güncelleme: 19.03.2022 20:04

Geri dönüştürülmüş plastik şişeler daha fazla kimyasal sızdırıyor

Araştırmacılar, yaygın olarak kullanılan geri dönüştürülmüş plastik şişenin, yeni üretilmiş şişelerden daha fazla zararlı kimyasallar geçirdiği konusunda uyarıda bulundu
Geri dönüştürülmüş plastik şişeler daha fazla kimyasal sızdırıyor

The Guardian’dan Damien Gayle, geri dönüşüm üzerine yapılan yeni bir araştırmaya parmak bastı. Elde edilen bulgulara göre, yeniden kullanılan plastiklerin kimyasal salınımı daha fazla. Bu, 'süper temiz' geri dönüşüm sürecine ihtiyaç olduğu anlamına gelebilir. 

Araştırmacılar, yaygın olarak kullanılan bir tür geri dönüştürülmüş plastik şişenin, yeni üretilmiş şişelerden daha fazla zararlı kimyasallar geçirdiği konusunda uyarıda bulundu.

Londra Brunel Üniversitesi'ndeki araştırmada, plastik şişelerden içeceklere sızan 150 kimyasal bulundu. Bunlardan 18'i yönetmeliklerdeki sınırları aşan seviyelerde. 

Çalışma, geri dönüştürülmüş Polietilen Tereftalat (PET) kullanılarak şişelenen içeceklerin, yeni PET kullanılarak şişelenenlere göre daha yüksek konsantrasyonlarda kimyasal içerebileceğini buldu. Bu durum, geri dönüşüm sürecindeki sorunların, kontaminasyona sebep olabileceğini düşündürüyor.

Bilim insanları, olası zararlı kimyasalları uzaklaştırmak için daha dikkatli geri dönüşüm yöntemleri talep ediyorlar.

Termoplastik PET, tek kullanımlık içecek şişelerindeki en popüler; gıda ambalajlarında ise en yaygın kullanılan üçüncü plastik türü. Bu tür şişeler aynı zamanda en yaygın bulunan plastik çöp biçimlerinden biri. Şimdiye kadar PET geri dönüşüm seviyelerini artırmak için bir dizi girişim gerçekleşti. Yakın tarihli bir AB yönergesi, PET şişelerin 2030 yılına kadar en az yüzde 30 geri dönüştürülmüş madde içermesini istedi.

91 çalışma incelendi

PET, diğer kötü etkilerin yanı sıra üreme bozukluklarına, kardiyovasküler sorunlara ve kansere neden olabilen Bisfenol A gibi endokrin bozucular da dahil olmak üzere bir dizi potansiyel kimyasal kirleticinin kaynağı olarak da biliniyor.

Araştırmacılar, plastik şişelerdeki kimyasal kontaminasyonu inceleyen 91 çalışmayı gözden geçirdi. Çalışmayı yöneten Brunel'in kirlilik araştırma ve politikası merkezindeki öğretim görevlisi Dr Eleni Iacovidou, “Bu kimyasalların üretim sırasında kullanılan katalizörler ile katkı maddeleri ve PET üretimi sırasında bozulma gibi çeşitli kaynaklardan gelebileceğini gördük. Bu durum, bir şişenin yaşam döngüsü boyunca gerçekleşebilir” diye konuştu. 

Journal of Hazardous Materials’da yayımlanan makaleye göre, geri dönüştürülmüş PET şişelerde bulunan kirleticilerin çoğu etiketler de dahil olmak üzere hammaddelerin kirlenmesi sonucu ortaya çıkıyor: "Bu bulgu, PET içecek şişeleri gibi yüksek oranda geri dönüştürülebilir ürünlerin kötü tasarlandıklarında kapalı döngü geri dönüşüm için yetersiz kalabileceğini ima ediyor. Bu da geri dönüşüm için tasarım ilkelerinin daha fazla benimsenmesi ve atıklarda iyileştirmeler yapılması gerektiğini gösteriyor”.

Üç aşamalı "süper temizleme"

Çalışma, özellikle şişelenmiş içeceklerde bulunan kimyasalların sayısını azaltmak için eski plastikleri geri dönüşümden önce temizlemek için üç aşamalı “süper temizleme” teknolojisini öneriyor: Yüksek sıcaklıkta yıkama, gaz ile yıkama ve kimyasalla yıkama.

Iacovidou, “Geri dönüşüm süreçleri, şişelerin kullanım için ikincil hammaddeye dönüştürülmeden önce temizlenmesini zaten içeriyor. Yeni süper temizleme teknolojilerine yatırım yaparak, geri dönüştürülmüş PET’i, saf PET'e benzer seviyelere çıkarma olasılığını en üst düzeye taşıyabiliriz“ dedi.

Iacovidou, her zaman olduğu gibi, sorunun nihai çözümünün toplumun PET kullanımına tamamen son vermesi olduğunu vurguladı: "Hepimizin üstlenmesi gereken bir sorumluluğu var. Örneğin su filtrelerine veya büyük su termoslarına yatırım yaparak, plastik atıklarımızı doğru şekilde nasıl atacağımızı öğrenerek, evlerimizde PET şişe kullanımını nasıl önleyebileceğimizi düşünmeye başlamalıyız. PET tüketimimizi azaltırsak, sistemi daha da ileriye taşıyacağız. Daha az talep, her şeyden önce daha az üretime eşittir.”