Bisikletçilerin bulunduğu kalabalık gruba verilen isim olan peloton Fransızcada "yumak" anlamına gelen sözcüğe dayanır. İşte bu yumak bir renk cümbüşüdür. Takımlar renkleriyle öne çıkar. Kişileri ayırt edebilmek için biraz daha seçici gözlere ihtiyaç vardır. Gövdenin uzunluğuna, kamburun derecesine, pedalın çevriliş biçimine odaklanmak gerekir bazen.
Aralarından bir kişi, grubun içinde en çok ilgi çekendir. Her yerden parmakla gösterilir. En prestijli, en değerli mayoyu taşır. Kazandıktan sonra asla kaybetmeyen, mayosunun renklerini ömür boyu üzerine işleyendir.
Her yıl üç büyük tur Giro d’Italia, Tour de France ve La Vuelta bittikten sonra bisikletçiler geleneksel gökkuşağı renkli mayo için yarışır. Düz beyaz mayonun üstüne enine şeritlerle mavi, kırmızı, siyah, sarı ve yeşil renkler alt alta dizilir, şampiyonun mayosunu oluşturur. Bunu giyebilmek “ben en iyiyim” diyen bisikletçilerin kariyer defterindeki en önemli eşiktir.
Her seferinde farklı şehirde, olabildiği kadar uzun, yapılabildiği kadar zor, mümkün olduğunca “karma” bir parkur seçilir. Tırmanış kabiliyeti olanın da sprint atabilen patlayıcı bacakların da şansı olur. Mayolara ömür boyu işlenecek dünya şampiyonluğu apoleti işte burada elde edilir.
Montreal’de Dünya Şampiyonası
2026 Yol Bisikleti Dünya Şampiyonası, 52 yıl sonra yine Montreal’de düzenleniyor. 1974 yılının kazananı, bisikletin en büyük efsanesi olarak hatırlanan Eddy Merckx’ti. Belçikalı yıldız Kanada’da kariyerinin üçüncü ve son dünya şampiyonluğunu Raymond Poulidor’un önünde elde etmişti. Şimdi bu iki ismin görkemli kalıntıları pelotonu parlatıyor.
Günümüzde ise bir Tadej Pogacar fenomeni var. Sloven yıldız artık aktif yarışan meslektaşları yerine tarih sayfalarıyla, hatta bizzat Mercx’in kendisiyle yarışıyor. O da tıpkı Merckx gibi üçüncü şampiyonluğu için Montreal’in yolunu tutacaktı. Fakat geçen hafta tamamlanan İspanya Turu’nda şampiyonluğa koşar adım giderken kaza yapıp yarış dışı kaldı, sezonu kapattı.
Onun yerine burada şampiyonluk için uğraşan biri var. 1974’te Merckx’in arkasından gelen Poulidor’un torunu Mathieu. Mathieu van der Poel kariyer sayfalarında dedesini geçen bir isim. Mazideki kalıntıları birleştirip ortaya daha iyisini çıkarıyor. Hayatını dedesinin geçtiği ve birçok kez acı çektiği topraklar üzerinde bir ihya hikâyesi oluşturup zaferler kazanarak sürdürüyor. Şimdi Merckx’in gelecekten gelen rakibi yokken, geçmişte ikinci olan dedesinin yapamadığını yapmak istiyor.
Barındırdığı sayısız hikâyeyle 2026’nın gökkuşağı mayo mücadelesi 20 Eylül’de bireysel zamana karşı yarışlarıyla başlıyor. Takım yarışması ve küçükler kategorilerinden sonra 26 Eylül’de kadınlar, 27 Eylül’de de erkekler yol yarışıyla son şampiyonlar belirlenecek.
Zamana karşı
Bireysel hız, aerodinami ve güç mücadelesi olan zamana karşı yarışlarında bu sene 2022 Wollongong’dan sonra bir kez daha kadın ve erkeklerin parkur mesafesi aynı tutuldu.
Montreal’de şehir içinde ana caddeden başlayan dairesel parkur, St. Lawrence Nehri kıyısında ilerledikten sonra köprü geçişi barındırıyor. Burada bisikletçiler açık rüzgârda bırakılıyor. Ardından Kanada GP’ye ev sahipliği yapan Formula 1 pisti Circuit Gilles-Villeneuve’e giriliyor ve burada bir buçuk tur atılıyor. Teknik ama pürüzsüz pistte yarışın en hızlı bölümünün burası olması bekleniyor. Ardından başka bir köprü üzerinden başlanan yere tekrar dönülüyor.
39,2 kilometrelik parkur, son bölümde küçük bir yükselti olmasına karşın herhangi bir tırmanış barındırmıyor. Her şey teknik meziyet, saf güç ve vücudun incecik zamana karşı bisikletleri üzerinde büründüğü roket biçiminin ne kadar muazzam olabileceğiyle ilgili.
Erkeklerde Remco Evenepoel bu disiplinin tartışmasız en meziyetli ismi. Belçikalı bisikletçi buradaki başarısını bir alanda en iyi olabilmenin verdiği kuvvetle daimî kılmak istiyor. Geride bıraktığı üç senede Pogacar dahil kimseye geçit vermediği gibi bu yıl da mayosunu korumayı hedefliyor. Karşısında yine İtalyan yıldız Filippo Ganna ve İspanya Turu’ndan galibiyetle gelen Stefan Küng var. Ayrıca bazı gençlere karşı da tetikte olması bekleniyor. Fakat Evenepoel için bu, yarış kazanmanın dışında bir senaryoya kapı bile aralamıyor.
Kadınlarda ise bu disiplinin belli başlı ağır favorileri bulunsa da geçtiğimiz yıllar birbirinden farklı şampiyonlarla dolu. Marlen Reusser bu alanın en tecrübelisi. Birkaç yıl önce İskoçya’daki şampiyonada yarış sırasında bisikletini kenara çekip çimler üstünde gözyaşı döktüğü anlar unutulmazlar arasına girmişti. Bisikletin, özellikle konsantrasyon gerektiren zamana karşı disiplininin acı tarafıyla hiç olmadık yerde yüzleşen Reusser, bu olaydan sonra kendini toparladı. Mental problemlerine düşman gibi bakmayı reddedip onu kucaklayan ve çözüm yolu bulan bir bisikletçi olarak yarışıyor artık. Son şampiyon olarak Montreal’de unvan korumak istiyor. İki kez Fransa Turu kazananı Demi Vollering ve genç kategorilerde şampiyonluklar yaşayarak gelen Zoe Backstedt onun buradaki en büyük rakipleri.
Yol yarışı
Kadınlarda 180, erkeklerde 273 kilometreyi bulan yol yarışında ana tema yıpratıcılık. Nehir kıyısında yine rüzgâra açık bir düzlükle başlayan parkur, Mount Royal olarak bilinen üç tepelikli şehir içi devriyeye giriyor. Yarışın kaderi de esasında burada belirleniyor. Bu üç başlı volkanik tepe kadınlarda sekiz, erkeklerde on iki kez geçiliyor.
26 Eylül’deki kadınlar yarışında Demi Vollering ilk dünya şampiyonluğunu arıyor. Özellikle geçtiğimiz sene hiç beklenmeyen bir yarış senaryosunda sürpriz bir şampiyon çıkınca artık daha hırslı, daha stratejik ve daha kıyasıya bir mücadele beklentisi var. Vollering’in Fransa Turu’nda atışmaya bile başladığı en büyük rakibi Kasia Niewiadoma, İspanya’nın genç umudu Paula Blasi, zamana karşıdaki hedefinin yanında burada da kazanmak isteyen Marlen Reusser, Morityus adasından Kim Le Court ve eski şampiyon Lotte Kopecky mayo için rekabet edenler arasında.
Erkeklerde ise Tadej Pogacar’ın yokluğunda kimsenin alışık olmadığı bir hava hâkim. İki senedir şampiyonluğu kimseye bırakmayan Sloven yıldızın yokluğunda koşulacak yarış çeşitli zafer hikâyelerine kapı aralıyor.
Remco Evenepoel tıpkı Wollongong 2022 ve Paris 2024’te olduğu gibi Pogacar’ın yer almadığı yarışların büyük kazananı. Burada da fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek istiyor. Hatta zamana karşı yarışını da kazanarak tarihi bir duble yapma peşinde. Mathieu van der Poel ise 2023’te Glasgow’da kazandığı şampiyonluğun ardından bir kez daha gökkuşağı şeritleriyle bezenmiş mayoyu giymenin hedefinde.
İki eski şampiyonun önünde gençler ve tecrübelilerle harmanlanmış bir grup rakip var. Sporun yeni yıldızları Isaac Del Toro ve Paul Seixas geçtiğimiz hafta Kanada’daki bazı tek günlük güz klasiklerinde gösterdikleri formla şampiyonaya iddialı geliyor. Büyük yarışların yıldızı, bazen Pogacar’a bile kafa tutabilen Tom Pidcock da fırsatı görmüş durumda. İspanya Turu’ndan yorgun ama hazır ve harlı bacaklarla gelen Wout van Aert, Richard Carapaz, Tobias Halland Johannessen ve Santiago Buitrago gibi tecrübeli isimler de burada.
Montreal 2026 uzun zamandır hiç olmadığı kadar fazla senaryoya kapı aralayan bir şampiyona olacak. Sebebi Pogacar’ın yokluğu ve onsuzluğun yarattığı umut ışığının görkemli parıltısı. Remco ve onun bireysel zamana karşıdaki üstünlüğü hariç kimsenin bariz bir tahmini yok. Bu da Montreal’i son yıllarda sonucu en zor tahmin edilen şampiyonalardan biri yapıyor.