22 Mayıs 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 22.05.2026 04:30 | Son Güncelleme: 22.05.2026 04:30

İklimin ötesinde dönüşümün eşiğinde

Oksijen’in düzenlediği “İklimin Ötesinde” buluşmasında enerji, finans ve iş dünyası liderleri, diplomatlar ve uzmanlar bir araya geldi. Ortaklaştıkları en önemli konu, 9 Kasım’da Antalya’da başlayacak COP31’in bir taahhüt değil uygulama zirvesi olması
İklimin ötesinde dönüşümün eşiğinde
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Türkiye adım adım kasım ayında yapılacak BM iklim zirvesi COP31’e hazırlanırken Oksijen 14 Mayıs’ta enerji ve küresel ısınma konularını uzmanlarla, iş insanlarıyla, diplomatlarla ve sivil toplum liderleriyle masaya yatırdı. Mekan partneri Tersane Istanbul’da İş Enerji ana sponsorluğunda gerçekleştirilen “İklimin Ötesinde” etkinliğinin ilk oturumunda Uluslararası Enerji Başkanı Fatih Birol, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı ve Financial Times yazarı Simon Kuper yer aldı. “Gezegenin Yeni Oyun Alanı: Enerjide Dönüşüm” başlıklı oturumu Oksijen yazarı Sedat Ergin yönetti.

Platin sponsor Türk Ekonomi Bankası’nın katkılarıyla şekillenen “Taahhütten Finansmana: Bankacılık Sektörü COP31’e Ne Götürüyor?” oturumunda TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici, Oksijen yazarı Elif Ergu moderatörlüğünde finans sektörünün iklim taahhütlerini ve COP31 hazırlıklarını aktardı. Altın sponsor Boyner Grup’un kurumsal sürdürülebilirlik deneyimini sahneye taşıdığı “Rapordan Gerçeğe: İş Dünyası Sürdürülebilirliği Nasıl Yaşıyor?” oturumunda ise Boyner Grup Mali İşler ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi Özgür Tokgöz Altun, Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı Türkiye (WWF Türkiye) Genel Müdürü Ömür Kula ve SynPet Technologies CEO’su İlyas Cem Özsüer bir araya geldi. Etkinliğin ikinci altın sponsoru Tosyalı Holding oldu.

Gazeteci Barçın Yinanç moderatörlüğündeki “İklimin Zirvesindekiler” oturumunda Dışişleri Bakanlığı İklim Değişikliği Konuları Koordinatörü Büyükelçi Dr. Özlem Ergün Ulueren, Avustralya İklim Değişikliği Büyükelçisi Will Nankervis ve COP29’un ev sahibi Azerbaycan’ın İstanbul Başkonsolosu Narmina Mustafayeva ülkelerinin tecrübe ve planlarını paylaştı. Etkinlik stratejik partner KPMG Türkiye’nin Sürdürülebilirlik Danışmanlığı Şirket Ortağı Sertuğ Özkan’ın konuşmasıyla sona erdi.

IEA Başkanı Fatih Birol: Dünyanın Hürmüz bağımlılığı muazzam bir risk

• Türkiye’nin ya da Avustralya’nın emisyonları yarın itibarıyla sıfıra inse bile diğer ülkeler ciddi adımlar atmadıktan sonra, giderek kötüleşen iklim trendlerinde hiçbir değişiklik olmayacak. İklim değişikliğine neden olan emisyonların Jakarta’dan, Toronto’dan ya da Melbourne’den çıkmasıyla Konya’dan çıkması hiç fark etmiyor. Emisyonların pasaportu yok. Dolayısıyla herkesin taşın altına elini koyması gerek.

• Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün ve dünya gazının yüzde 20’sinden biraz fazlasının geçtiği bir yer. Bugün 110 trilyon dolarlık dünya ekonomisi, bir tane boğaz kapanacak mı kapanmayacak mı diye uzaktan bakıyor, bir şey yapmıyor. Bu muazzam bir risk.

Fatih Birol

• Yeni dönemde enerji güvenliği en önemli kavram olacak. Enerjide yeni bir harita çizilecek, bazı ülkeler kazanacak, bazı ülkeler kaybedecek. Orta Doğu’nun maalesef 28 Şubat’tan önceki güvenliğini kazanmak için çok çaba sarf etmesi lazım.

• İş dünyasında iklim değişikliği konusu özellikle 4-5 yıl öncesine göre önemini yitiriyor. Fakat bir yandan da olağanüstü hava olayları, seller, kuraklık artmaya devam ediyor.

• Afrika’nın toplam emisyonu bu kadar azken iklim değişikliğinin etkilerini en çok onlar hissediyor. COP 31’den beklentim, özellikle Türkiye’nin, Afrika konusundaki bu eşitsizliği giderme konusunda çalışması. Şoke edici bir veri paylaşmak istiyorum: Afrika’da şu anda her iki kişiden birinin elektriği yok. Oysa kıta dünyadaki güneş enerjisi potansiyelinin yüzde 60’ına sahip. Ama şu anda güneşten elde ettiği elektrik, Hollanda’nın güneşten elde ettiği elektriğin yarısı.

Financial Times yazarı Simon Kuper: Petrol ve gaza güveniyorsanız İran rejimine, Trump’a, Putin’e ve Netanyahu’ya güveniyorsunuz

• 2015 Paris İklim Anlaşması’nda, karbon emisyonlarının 2030’a kadar neredeyse yarı yarıya düşmesi gerektiği söylenmişti. 2030’daki emisyon seviyemiz, Paris Anlaşması yapıldığı zamankinden daha yüksek olacak.

Simon Kuper

• Neden başarısız olduk? Bence bunun nedeni, iklim kriziyle başa çıkmaya yönelik iki yöntemdi. Birincisi kişisel fedakarlık. Daha az karbon tüketmemiz gerektiğini biliyoruz ama bunu yapmıyoruz. Kişisel fedakarlık işe yaramadı fakat kolektif uluslararası anlaşmalar da öyle. Büyük ölçekli kolektif uluslararası anlaşmaların mümkün olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Birkaç hafta önce Uluslararası Enerji Ajansı toplantısındaydım. ABD masada değil, Rusya masada değil. Bu iki ülke olmadan fark yaratacak önemli bir anlaşma yapmak çok zor.

• Eğer petrol ve gaza güvenmeye devam ediyorsanız, İran rejimine, Donald Trump’a, Vladimir Putin’e ve Orta Doğu’da istediği zaman savaş başlatabilecek olan Binyamin Netanyahu’ya güveniyorsunuz demektir.

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı: Engellileri daha çok etkiliyor

• İklim değişikliği konusu, bizim gündemimize kuraklıkları anlamaya başladığımızda girdi. Gelecek senenin, iki yıl sonrasının bütçelerinde “Kuraklık ne olacak? Karbon fiyatı ne olacak? Dağıtım şebekelerinin riski nelerdir?” gibi konuları konuşmaya başladık. Bugün sevindiricidir ki sadece bizim şirketlerimiz değil, Türkiye’deki bütün enerji sektörü bu kavramlara vakıf.

•Ne yapılacağını biliyoruz, nasıl yapılacağını da biliyoruz. Bütün dünya biliyor. Ama bunları birlikte yapmamız gerekiyor. Aynı anlayışla, COP 31’den beklentim, artık bu taahhüt işini bir yana bırakıp uygulamaya geçmek.

Güler Sabancı

• COP kasımda ama önümüzde bir de Avrupa Filantropi Konferansı var. Gündem maddelerine bakıyoruz, yarıdan fazlası engeller üzerine. Şimdi bu toplantıya başlarken bir siren sesi duyduk. Bir düşünün, duyma engelli olduğunuzu ya da ani seslerden paralize olduğunuzu… Dünyada bu konuda yeni ve yeterli bilgiler yok. Yeni yeni Batı’da, Amerika’da, bizde, Asya’da data arıyoruz, “Engellilere ne oluyor?” diye soruyoruz. İklim değişikliğinin engellilerin ölüm oranını iki kat artırdığını görüyoruz.

İş Enerji CEO’su Kayahan Karadaş: Hız, ölçek, güven

• Bu konu sadece çevresel bir sorumluluk alanı değil; ekonomik düzenin, rekabet gücünün, enerji güvenliğinin ve finansmana erişimin merkezinde yer alıyor.

• COP31’e giderken elimizde çok net bir tablo var. Bir tarafta hiç olmadığı kadar güçlü hedefler var: Net sıfır tarihleri, 1.5 derece hedefi, enerji dönüşümüne yönelik yol haritaları... Aynı netlikle ilerlemeyen bir gerçek var: Bu hedeflerin nasıl sahaya ineceği, nasıl finanse edileceği ve ne hızla gerçekleşeceği.

• Enerji dönüşümündeki en büyük engel artık teknoloji değil, finansman ve sermaye. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde risk algısı yüksek, sermaye erişimi daha sınırlı, finansman daha pahalı.

Kayahan Karadaş

• Finansal sektör her zaman olduğu gibi ölçülebilirlik, şeffaflık, uygulanabilirlik talep ediyor. Bugün artık sadece iyi niyet beyanları yeterli değil. Eskiden şirketler için sürdürülebilirlik bir raporlama başlığı, bir iletişim aracıydı. Bugün ise bir finansman disiplini olarak önümüzde. COP 31 öncesinde birkaç kritik başlık öne çıkıyor: Birincisi, enerji dönüşümü, enerji güvenliğinden bağımsız düşünülemez. İkincisi, gelişmekte olan ülkeler için finansman mekanizmaları. Üçüncüsü, özel sektörün rolünün artması.

• Bugün geldiğimiz noktayı şu üç kelime özetliyor: Hız, ölçek, güven. Bu üçü bir araya gelmeden, enerji dönüşümünü istenilen seviyeye taşımak mümkün değil.

Boyner Grup Mali İşler ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı Özgür Tokgöz Altun: Tek seferlik değil yapısal değişimler önemli

• Sürdürülebilirliğin kapsamında sadece çevre yok, toplum da var. Örneğin ben şirketin CFO’suyum ve sürdürülebilirlik bana bağlı. Bu konunun finans çatısı altında olmasını grupça da doğru bulduk. Çünkü çok şeffaf, ölçülebilir, raporlanabilir, takip edilebilir.

• Örneğin Kırıkkale’de güneş enerjisi yatırımı yaptık. Klasik bir muhasebe gözüyle bakarsanız bu yatırımın dönüşü 10 yıl. Ama Boyner mağazalarımızın, aynı zamanda tüm Boyner ofislerinin elektriğinin yüzde 85’ini bu sistemden karşılıyoruz. Tasarruf da çok önemli. Kullandığımız enerjiyi optimize etmeye çalışıyoruz. Mağazalar 12 saatten fazla açık kalabiliyor ama o mağazanın her anı aynı yoğunlukta değil. Yoğunluk haritalarına göre de enerji kullanımını azaltmak, aldığımız aksiyonlardan bir tanesi.

Özgür Tokgöz Altun

• Perakende sektörünün en çok etki ettiği alan döngüsel ekonomi. Milyonlarca ürün ve aynı zamanda atık da ortaya çıkıyor. İade edilen ürünler olabiliyor. Tekrar kullanılamayan ürünler olabiliyor. Biz bunları NİVO’yla yaptığımız iş birliğiyle ekonomiye geri kazandırıyoruz. Bu sayede 1.6 milyon ürünü dönüştürdük. 12.8 milyon ton daha az su tüketmiş olduk. Bunlar küçük görünüyor ama tek seferlik değil yapısal değişimler.

Türk Ekonomi Bankası Genel Müdürü Ümit Leblebici: İklim sigortası regüle edilmeli

• Türkiye bazı şeylerde geri kaldı diyoruz. Ama yeşil enerji kısmında görece daha iyi duruyoruz. Dönüştürülebilir enerjide kapasite yüzde 65’e gelmiş durumda. Bazen yağmur bazen güneş az, üretim farklılaşıyor ama Türkiye bu yüzden enerji çeşitliliğine sürekli yatırım yaptı.

• Biz iyi bir banka olmak istiyoruz. Çalışanlarına da iyi, müşterisine de hissedarlarına da. Dördüncü kalemimiz de topluma iyi olabilmek. Avrupa’ya ihracat yapan firmaların karbon emisyonlarına dikkat etmesi lazım. Onlara teşvik edici finansmanları bulmak da bizim misyonumuz.

Ümit Leblebici

• İklim sigortası konusunun regüle edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sellerin arttığı yerde sigorta işi gündemde ve zorunlu olmalı. Deprem riski bilinen bir gerçeğimiz. Bir konut kredisi verdiğim zaman deprem sigortasının zorunlu olması gerekiyor. Ama DASK’tan bahsetmiyorum, gerçek fiyattan zorunlu bir sigortasının olması ve o sigortanın konut kredisi devam ettiği sürece de durması gerekiyor. Bunu sağlamış olsaydık Kahramanmaraş depreminde kaybettiğimiz binalarda maliyetimizden neredeyse 30-35 milyar doları global dünyada reasüre ederek geri alabilirdik.

Büyükelçi Dr. Özlem Ergün Ulueren: Amacımız hiç kimsenin geride bırakılmaması

• COP’a ev sahipliği yapma amacımız diplomatik bir anlaşmanın çok ötesinde. Türkiye uzun süredir iklim değişikliği ile mücadelede önemli adımlar atıyor. Yenilenebilir enerjide güç olarak Avrupa’da 5’inci, dünyada 10’uncu sıradayız.

• Türkiye gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında köprü kurabilecek özel bir konumda. Özellikle kırsal bölgelerde ya da iklim krizine karşı direnci düşük kentlerde yaşayan insanların bu süreçten daha az etkilenmesi için ne yapılması gerektiğini tartışmak ve somut adımlar atmak istiyoruz. İklim değişikliği ancak birlikte mücadele edebileceğimiz bir konu. Amacımız hiç kimsenin geride bırakılmaması.

Dr. Özlem Ergün Ulueren

Avustralya İklim Değişikliği Büyükelçisi Will Nankervis: Fosil yakıt ülkesiydik hızla dönüşüyoruz

• Türkiye, COP31’in başkanı olacak, Dünya Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak ve eylem gündemine liderlik edecek. Avustralya ise müzakerelerin başkanlığını yürütecek. İki ülke de bunun bir uygulama COP’u olduğu konusunda hemfikir.

• Bu COP’a getirebileceğimiz en önemli unsurlardan biri Avustralya’nın hikayesi. Çünkü tarihsel olarak fosil yakıtlara çok bağımlı bir ekonomiyken çok hızlı dönüşüyoruz. Avustralya üzerinde uçarken şehirlere baktığınızda bir güneş paneli denizi görüyorsunuz. Şimdi batarya depolamaya geçiyoruz. Günde binden fazla batarya kuruyoruz. Geçen yılın sonunda şebekemizdeki yenilenebilir enerji oranında yüzde 50 bandına ulaştık.

Will Nankervis

Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Narmina Mustafayeva: Emisyonlarımızı yüzde 40 azaltacağız

• Azerbaycan fosil yakıtlar açısından zengin bir ülke. Ancak her zaman iklim sorumluluğu ile iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerinin el ele gitmesi gerektiği fikrini destekledik.

• COP29 bizim için kapasitemizin, diplomasimizin ve küresel iş birliğine olan inancımızın bir testiydi. İklim meseleleri, iklim şeffaflığı, iklim finansmanı gibi yeni bir dile hakim olmamız gerekiyordu. COP29’da tarihi sonuçlar elde edildi. Bunların en önemlisi ‘Bakü Finans Hedefi’. Taraf ülkeler, 2035’e kadar gelişmekte olan ülkeler için her yıl 300 milyar dolar toplanmasında uzlaştı. 2035’e kadar emisyonlarımızı yüzde 40 azaltmayı hedefliyoruz.

Narmina Mustafayeva

WWF Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula: Hızımızı iklimin çöküş hızına ayarlamamız gerek

• COP uygulama kararlarından en önemlisi, fosil yakıtlardan çıkış. Burada özel sektör tamamlayıcı bir aktör değil, anahtar aktör. Hedeflerin artık yol haritasına dönüşmesi gerekiyor. Bu da ara hedeflerle mümkün. Hızımızı iklimin çöküş hızına ayarlamamız gerekiyor.

• Bir diğer önemli konu, karbon ticaretini günahlarımızı aklama vesilesi haline getirmememiz. Gerçek azaltım için yedi adım önemli: Önce kurumunuzun bir resmini çekin. Çok kötü durumda da olabilirsiniz. Sonra hedefler belirleyin. O hedefler kapsamında ayak izinizi azaltın. Ardından bu değişimle ilgili diğer aktörlerle bir araya gelip sermayenin gelmesini sağlayın. Fizibilite çalışmalarıyla, bu dönüşümü gerçekleştirirseniz uzun vadede daha kârlı bir kuruluşa dönüşeceğinizi ispat edin. Bunları yaptıktan sonra da bu değişimi yapan endüstriler örgütlenmek zorunda. Örgütlenmek gerekiyor ki regülatörler de tavrını değiştirsin. Son olarak iklim dostu çözümlerin erişilebilir hale getirilmesi gerek.

Ömür Kula

• COP31’de tüm aktörlerin bir aradalığı çok önemli. Zirveye 80 bin kişi gelecek. 18 sivil toplum kuruluşunun bir arada çalıştığı İklim Ağı’nın bir parçası olarak Türkiye’nin kömürü zirvede bırakmasını bekliyoruz. Fakat adil dönüşüm gerekiyor.

KPMG Türkiye Sürdürülebilirlik Danışmanlığı Şirket Ortağı Sertuğ Özkan: Yapay zeka fırsat ama risklere dikkat

• Artık iklim meselesi bir raporlama, taahhüt ya da tartışma olmaktan çıktı hepimiz için. Uygulama, yatırım ve rekabetçiliğin ana odağında duruyor.

• Sürdürülebilirlik gündeminden baktığımızda yapay zeka bir risk mi fırsat mı, biraz soru işareti var. Yapay zeka iklim ve enerji dönüşümünü çok hızlandırabilir. Fakat yapay zekaların aktif çalışabilmesi için gerekli olan veri merkezlerinin elektrik tüketim talebinin karşılanması amacıyla yıllık 4 trilyon dolar da yatırım gerek. Bu, çok önemli bir çıktı.

Sertuğ Özkan

SynPet Technologies CEO’su İlyas Cem Özsüer: Çöpten üretiyoruz

Cem Özsüer

2010-12 yıllarında üniversitede kafama şu soru takıldı: Almanlar 1940’larda Fischer-Tropsch’la sentetik yakıt üretebiliyorken 2010 yılında biz hâlâ bunu neden yapamıyoruz? Türkiye’nin petrol ve doğalgazın yüzde 90’ından fazlasını ithal ettiği ve 80 milyon nüfusun çöpünün baki olduğu bir ortamda atıkları sentetik petrole çevirebilir miyiz diye düşünerek bir Ar-Ge şirketi kurmaya karar verdik. Maalesef mevzuat gereği işi Avrupa’ya taşıdık. Yüzde 100 geri dönüştürülemeyen plastikleri naftaya dönüştürmeye başladık. Belçika’da dünyanın en büyük geri dönüştürülmüş nafta merkezini kuruyoruz. Nafta, modern dünyamızın hammaddesi. Plastiklerden tutun kimyasallara, şu anda üstümüzdeki kıyafetin renginden telefonunuza kadar her şey bir nafta ürünü.

Kaynak: Gazete Oksijen