22 Mayıs 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 22.05.2026 15:35 | Son Güncelleme: 22.05.2026 16:49

Bilgi Üniversitesi 'şimdi ne olacak' sorusuna yanıt arıyor: Biliyor olsalar bir şey söylerlerdi...

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Resmi Gazete'de yayımlanan kapatma kararının ardından belirsizliğe sürüklenmiş durumda, kampüste bekleyen yüzlerce öğrenci ve akademisyen bundan sonra ne olacağına yanıt arıyor
Bilgi Üniversitesi 'şimdi ne olacak' sorusuna yanıt arıyor: Biliyor olsalar bir şey söylerlerdi...
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Deniz Doğan - Damla Uğantaş

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Haliç yakınındaki Santral İstanbul kampüsüne girer girmez ilk dikkatinizi çeken gruplar halinde son derece umutsuz bir yüz ifadesiyle hararetli hararetli konuşan öğrenci grupları oluyor.

Okul kulüpleri ve sendikaların 14:00’a yaptığı basın açıklaması çağrısı sebebiyle okul oldukça kalabalık günlerinden birini yaşıyor. Olağandışı gerginlik ilk andan kendini hissettiriyor.

Yüzlerce öğrenci, akademisyen ve personel dün gece Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile okullarının kapatılmasının ardından gelecekte neler olacağına dair bir belirsizlikle kampüse gelmiş durumda. Konuya dair kimse bir şey söyleyemiyor.

Bu yazının yazıldığı sabah saatlerinde okuldaki öğrencilerin garantör üniversite olarak Mimar Sinan Üniversitesi’ne nakledilecekleri açıklandı. Ancak Mimar Sinan Üniversitesi’nde Bilgi Üniversitesi’nde bulunan mühendislik, hukuk gibi bölümlerin bulunmaması, öğrenim dili gibi unsurlar da öğrencilerin kaygılarını artırıyor.

Öğrenciler ne diyor?

Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde son sınıf olan bir öğrenci “Mezun olup olmayacağımızı bilmiyoruz” diyor. Yine aynı bölümden bir başka öğrenci ise “Bir şekilde mezun oluruz ama hayatımızı etkileyeceği kesin” yorumunda bulunarak ekliyor:

“Diplomalarımızda ne yazacak bilmiyoruz.”

Benzer konuşmalar tüm kampüs boyunca işitiliyor. Mimarlık bölümünden bir öğrenci ödevini teslim etmeye gelmiş ama ödevini zamanında teslim etmenin bir öneminin olup olmadığını o da, ödevi
teslim alan akademisyen de bilmiyor.

Konuştuğumuz öğrenciler, özellikle yurt dışı üniversitelerin yüksek lisans ve doktora başvurularının başladığını akreditasyonlar ve diplomalarla ilgili belirsizliklerin bir an önce giderilmesi gerektiğini söylüyor.

Çalışanların akıbeti de belirsiz

Oksijen’e görüş bildiren akademisyenler üniversiteye kayyım atanmasından bu yana faaliyetlerini bir belirsizlik iklimi içerisinde sürdürdüklerinin altını çiziyor. “Faaliyet durdurma kararı” da bu kaygıları perçinlenmiş durumda.

Okulun yeni sahibinin kim olacağı, maaşlar ve haklara dair süren belirsizlikler giderilmemişken gelen faaliyet durdurma kararının bu durumu daha da kötüleştirmiş durumda. Görüş bildiren herkes “Bırakın yan haklarımızı ve geleceğimizi, maaşlarımızı alıp almayacağımızı bile bilmiyoruz” diyor.

Öğrenci işlerinin çalışanları da aynı belirsizliği yaşıyor. İşlerini kaybedip kaybetmediklerinden emin değiller. Üniversite yönetiminin de henüz bir açıklama yapmadığını iletiyorlar. İdari personel, okulun idari işlemlerinin sürdürüldüğü elektronik sistemlere erişilemediğini aktarıyor.

Akademisyenler, şimdiye dek kurumlar tarafından yapılan açıklamaların yetersiz olduğunun altını çiziyor. Fakültelerde yapılan toplantılarda üniversite yönetiminin Yüksek Öğretim Kurumu'nun (YÖK) açıklamasından çok da farklı bir şey söyleyemediğini belirten akademisyenler de öğrencilerle beraber bekleyişlerini sürdürüyorlar.

YÖK'ün Bilgi Üniversitesi’nin kapatılmasına dair açıklama yaptığı haberi kampüs içinde hızla duyuluyor. Ancak “Öğrencilerimizin yanı sıra üniversitemizde görev yapan idari ve akademik personele dair herhangi bir mağduriyete fırsat vermeden gerekli işlemleri yerine getirilecektir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada bundan sonra ne olacağının yanıtı için “önümüzdeki günleri” işaret ediliyor.

Bir öğrenci YÖK’ün Cumhurbaşkanlığı Kararı’nı yayımlanmadan önce bilip bilmediğini sorguluyor. Etrafındaki arkadaşları onaylıyor:

“Biliyor olsalar bir şey söylerlerdi…”

1996 yılında kurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi, Türkiye’nin en eski vakıf üniversitelerinden biri olma özelliğiyle de bir kültürün taşıyıcısı konumunda. Bu kararla beraber, 30 yıldır faaliyetlerini sürdüren üniversitenin mirasına ne olacağı sorusu da belirsizliğini koruyor.

Oksijen’e konuşan Bilgi Üniversitesi mensupları üniversitenin diplomadan ibaret olmadığının, kampüsün öğrenciler, akademisyenler, çalışanlarla beraber bir yaşam alanı olduğunun ve sürecin üniversite bileşenleriyle müzakere içinde sürdürülmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Öğrenci kulüpleri ve sendikaların çağrısıyla saat 14:00'te gerçekleştirilen protesto gösterisi öncesi okulda kalabalık artarken, güvenlik önlemleri sıkılaştırılıyor. Genellikle sakin bir atmosfere sahip olan Santral İstanbul kampüsünün kapılarından tartışma sesleri duyulmaya başlıyor. En yüksek tepki okula girişlerine izin verilmeyen mezunlardan geliyor. Gece haberi öğrendikten sonra eyleme katılmak üzere okula gelmelerine rağmen içeri alınmamalarına tepki gösteriyorlar. Bu sırada kapılarda polisin önlemleri de artıyor.

Mezunların ve diğer okullardan dayanışma göstermeye gelen öğrencilerin okula girişini engellemek için okul kapısı kilitleniyor. Kampüse girmeyi başaranlar ise eylem saatinin gelmesini bekliyorlar.

Bir doktora öğrencisi bundan sonrasında ne olacağını bilmediğini ancak bu durumun üniversite yönetimi için de geçerli olduğunu dolayısıyla şu anda bir muhataplarının da olmadığını belirtiyor.

Bu sırada okulun dışında bekleyen iki adet TOMA'yı gören öğrencilerden "Bilgi'de TOMA'nın ne işi var?" sloganları yükseliyor. Böylece beklenen protesto gösterisi de başlamış oluyor.

Kampüs etrafında yürüyüş yapan öğrenciler okulun dışında bekleyen grup ile birleşebilmek için dakikalar boyunca pazarlık yürütüyor. "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" en sık duyulan slogan oluyor. "Hak, hukuk, adalet" sloganı ise en sık başvurulan bir diğer slogan...

Bekleyişin ardından okul kapısı açılarak dayanışmaya gelen mezunlar, sendikalar ve diğer üniversitelerin öğrencileri büyük bir coşku içinde kampüse girmeyi başarıyor.

Dakikalarca süren pazarlıklar ve müzakereler sonrasında yüzlerce öğrenci Bilgi Üniversitesi Rektörlüğü'nün önünde okunan basın açıklamasına katılıyor. 20 bin öğrencisi ve binlerce çalışanı bulunan bir üniversitenin bir gecede kapatılmasını kabul etmeyeceklerini vurgulayan öğrenciler "binlerce kişinin işsiz kalma tehdidi ile karşı karşıya olduğunu, binlerce ailenin güvencesiz durumda kaldığını, eğitim hakkının gasp edildiğini ve ortak yaşam alanlarından koparılma tehdidi altında olduklarını vurguluyor.

Dayanışma çağrısında bulunulan açıklama "Üniversiteler bizimdir, bizim kalacak!" sloganlarıyla sonlanırken, öğrenciler oturma eylemine başlıyor.

Bundan sonraki süreçte Bilgi Üniversitesi'nde neler yaşanacağı belirsizliğini korurken, Oksijen'e konuşan herkes sürecin şeffaflık ve müzakere ile yürütülmesini ve atılacak adımların bir an önce netliğe kavuşturulmasını bekliyor...

Kaynak: Gazete Oksijen