02 Mart 2024, Cumartesi
Haber Giriş: 17.02.2023 04:30 | Son Güncelleme: 18.02.2023 23:17

Dayanışma din, ırk ve kültür farkı tanımıyor!

Farklı ülkelerden gelen ekipler deprem bölgesinde canla başla çalışırken bölge halkının acısına da ortak oldu
Deprem bölgesinde 8 gün çalışan İspanyol ekibinde 15 itfaiyeci, 2 kurtarma köpeği ve 2 de tercüman yer aldı.
Deprem bölgesinde 8 gün çalışan İspanyol ekibinde 15 itfaiyeci, 2 kurtarma köpeği ve 2 de tercüman yer aldı.

Türkiye 6 Şubat sabahı tarihinin en zorlu sınavlarından birine uyanırken, dünyanın dört bir yanından gelen yardım ekipleri ilk günden itibaren çalışmaya başladı. Yerli ekiplerin organize olma biçimleri kimilerince tartışıladursun, depremin ardından yapılan uluslararası yardım çağrısına cevap vererek Türkiye’ye gelen 100’den fazla ülkenin ekibi hatıralarımıza kazınan kurtarma görüntülerinin başrol oyuncusuydu.

İspanya: Acıya tanıklık etmek zor

Iván Muñoz İspanyol GIRECAN itfaiye ekibinin şefi. Türkiye’de kaldıkları süre boyunca ekip, sosyal medyada büyük ilgi gördü. Hatta kendilerine verilen pidelerin yer aldığı paylaşımları Twitter’da neredeyse 10 milyon kişi tarafından görüldü. 159 bin beğeni aldı ve 18 bin kere paylaşıldı. Deprem bölgesinde sekiz gün görev yapan ekip 15 itfaiyeci, 2 kurtarma köpeği 2 de tercümandan oluşuyor. Muñoz, köpekler sayesinde 60 yaşında ve 46 yaşında iki kişiye canlı olarak ulaştıklarını anlatıyor. “Köpekler insanların üzerlerindeki bakterileri, feromonları ve epitel dokuyu koklayarak enkaz altında bir canlının olduğunu anlayabiliyorlar.” İnternette çokça paylaşılan İspanyol itfaiyecilerin enkazlardaki vinçlere gösterdiği tepkiyi soruyoruz. “İnsanlar sevdiklerini çıkarmak için ellerindeki koşulları değerlendiriyorlar elbette. Vinç de gerekli ama günler sonra. Enkaz altındakilerin hala canlı olma ihtimali varken bu çok tehlikeli. Benim onaylamadığım bir karardı. Bizim çalıştığımız enkazlarda makinelerin kullanılmasını istemediğimizi söylediğimizde herkes bize saygı gösterdi ve durdular. Ama etrafımızda birçok arama-çalışma alanında vinçler çalışıyordu.”

Lübnan yardıma ilk koşanlardan

Lübnan yardım ekibi Kahramanmaraş’a 6 Şubat Pazartesi akşamı ulaşmış. 71 kişilik ekibin içinde askerler, itfaiyeciler ve Kızılhaç üyeleri bulunuyordu. Telefonda konuştuğumuz Lübnan Kızılhaç takım lideri Marwan Khamiss 10 gün boyunca 13 kurtarma operasyonunda görev aldıklarını anlatıyor. Hamile bir kadını ve kızını kurtardıklarını söyleyen Khamiss, çalışmalarında kendilerine yardımcı olan Türklerden bahsetmeyi de ihmal etmiyor. “Deprem bölgesinden bile olmayan, bizim gibi ilk geceden itibaren başka şehirlerden koşan insanların motivasyonunu görmek hepimizi çok etkiledi. Bir çift vardı bizi kendi özel arabalarıyla oradan oraya taşıdılar.”

İsrail: İhtiyaç olduğu sürece buradayız

Shacher May, İsrail’in uluslararası insani yardım ekibi Israaid’in basın sözcüsü. Kendisi 7 Şubat’ta geldiği ülkemizde şu sıralar Adana’da. Israaid’i diğer yardım kuruluşlarından ayıran en büyük özellik gittikleri bölgelerde onlara ihtiyaç duyulduğu sürece kalıyor olmaları.

Su filtreleme, hijyen malzemelerinin tedariki, psikolojik destek gibi alanlarda yardımcı olan, kadın ve çocuk sağlığına yoğunlaşan ekip, aynı zamanda stres altındaki birinci derecedeki yardım personeline de yardımcı oluyor. May yerel ekiplerle birlikte çalıştıklarını ve böylece onların kapasitelerini arttırmaya yardımcı olduklarını anlatıyor. “Bu bizim gördüğümüz en büyük felaketlerden biri” diyen May’i en çok şaşırtan Türk misafirliği olmuş.

“Size normal geliyordur eminim, ama insanların bu denli misafirperver olması beni çok etkiledi. Ailesini az önce kaybetmiş biri yanına gittiğimizde bize nasıl olduğumuzu soruyordu.”

Avustralya: Aramızdaki bağlar çok eski ve güçlü

Antakya’da kurdukları merkezden telefonla görüştüğümüz Avustralya afet yardım ve müdahale ekibinin lideri Darryl Dunbar ekiplerinin çok tecrübeli olduğunu, onlarca krize müdahale ettiklerini ancak bu denli büyük bir felakete şahitlik etmediklerini anlatıyor. Yerli ve yabancı yardım kuruluşlarının yanı sıra acılı halktan da ciddi bir destek gördüklerini söyleyen Dunbar “Avustralya ve Türkiye’nin kültürleri çok farklı olabilir. Ama tarihsel bağlarımız eskiye dayanıyor ve bu bağlar çok güçlü. Avustralya hükümetinin Türklerin yanında olmak istemesinin bir nedeni de bu” diyor.

Belçika: Herkes canla başla çalışıyor

17 Ağustos 1999 depreminden sonra ülkemize gelip, yardım çalışmalarında aktif rol oynayan Belçika hükümeti, felaketler sonrasında Yardım operasyonları için bir yapı oluşturmaya karar vermiş. B-F.A.S.T bu şekilde kurulmuş. 6 Şubat’ta yaşadığımız felakette de ülkemize yardım için ulaşan kuruluşun üyelerinden Belçikalı cerrah Jean-Charles de Schoutheete “Ben askeri bir doktorum. Hatay’da gördüklerim bende kötü hatıralar canlandırdı ama Türk ya da yabancı, burada herkesin canla başla çalışması bana beklediğimden daha umutlu bir tablo çizdi” diyor.