07 Ekim 2026, Çarşamba
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 07.10.2026 16:56 | Son Güncelleme: 07.10.2026 17:17

DEM Parti'den süreç değerlendirmesi: 'Çerçeve yasa üzerinden MGK vesayeti kalkmalı'

DEM Parti, yeni yasama yılında çözüm sürecinin ilerlemesi için ilgili yasanın MGK vesayetinden çıkarılmasını ve Resmi Gazete sürecinin başlatılmasını talep etti
DEM Parti'den süreç değerlendirmesi: 'Çerçeve yasa üzerinden MGK vesayeti kalkmalı'

DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, yeni yasama yılının başlaması nedeniyle parlamento muhabirleri ile bir araya geldi, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

BBC Türkçe'den Ayşe Sayın'ın haberine göre Sezai Temelli, yeni çözüm sürecinin ilerleyebilmesi için Meclis'te çıkarılan yasanın Milli Güvenlik Kurulu (MGK) vesayetinden kurtarılması gerektiğini söyledi.

Sürecin ilerlemesine yönelik MGK kararının gecikmesine tepki gösteren Temelli, "İlk defa bir yasanın üzerinde bir kurumun vesayeti vardır. Bunu aşmamız lazım" dedi.

Meclis'te çıkan yasanın bir "ilk adım" yasası olduğunu kaydeden Temelli, "Halkın iradesinin üzerinde hiçbir iradeyi kabul etmemiz mümkün değil. Meclis halkın iradesinin yansıdığı yerdir" diye konuştu.

Halkın iradesi ile oluşmuş bir Meclis'in kararının nasıl uygulanacağının da demokrasilerde belli olduğunu belirten Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"MGK kararıyla bir halkın iradesi tecelli etmez. Halkın iradesine bağlı olarak MGK kendi rolünü oynayabilir. Burada maalesef bir ikame söz konusu. Biz böyle olmaması gerektiğini söylüyoruz."

18 Ağustos'ta yasalaşan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'da MGK'nın "tespit ve teyit makamı" olduğu belirtilmişti.

"Çerçeve yasa" olarak bilinen düzenlemede "PKK/KCK'nın kontrolü altındaki tüm örgütsel yapılarla birlikte fiili varlığını tamamen sona erdirdiğinin ve silah bıraktığının güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu durumun MGK tarafından teyit edilmesi" öngörülmüştü.

Söz konusu MGK kararının Resmi Gazete'de yayımlanması, kanun hükümlerinin ve kanundan yararlamak isteyenlere yönelik 6 aylık yasal başvuru süresinin işlemeye başlaması için temel şart ve tetikleyici unsur olarak belirlenmişti.

'Kesin dönüş takvimi yok'

Gülistan Kılıç Koçyiğit PKK mensuplarının Türkiye'ye dönüşünün ne zaman başlayacağı sorusuna, bu konuda hem örgütün hem de devlet bürokrasisinin çalışma yürüttüğünü ancak kesin bir takvim olmadığını söyleyerek yanıt verdi.

Abdullah Öcalan'ın süreçteki rolünün de belirleyici olduğunu vurgulayan Koçyiğit, "Sürecin hızı bakımından da alınan mesafe bakımından da Öcalan'ın pozisyonu çok önemli" dedi ve ekledi:

"Koordinatör olarak rol almasının da süreci hızlandırıcı etkisi olacaktır."

DEM Parti'den gazeteciler ve aydınlara 'İmralı' izni verilmesine destek

DEM Parti, gazetecilerin ve aydınların, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 1999 yılından bu yana hükümlü olarak bulunduğu İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'ne gitmelerine izin verilmesini de istiyor.

Gazetecilerin bu konudaki sorusuna Temelli, "Gazetecilerin, aydınların talepleri var. Dünyanın birçok yerinden bu talepler geliyor. Fakat maalesef bu konuda atılmış bir adım yok" yanıtını verdi.

Temelli, "Tam anlamıyla tecridin sonlandırıldığını maalesef söyleyemiyoruz. Müzakere sürecini etkin yürütecek bir diyalog, buluşma zemini sağlanamıyor" diye konuştu.

Koçyiğit de, İmralı Cezaevi'nin Adalet Bakanlığı'na bağlı olduğunu hatırlattı ve "Gönül ister ki tüm gazeteciler gitsin. Biz bunun gecikmeden gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi.

Koçyiğit, gazetecilerin ve aydınların adaya gitmesinin "Süreç ilerliyor" duygusunu pekiştireceğini vurguladı.

'Süreci Türkiye'nin demokratikleşmesinden yalıtarak ele almadık'
Gazetecilerin bir sorusu üzerine Koçyiğit, Kürt sorununun çözümü ile demokrasi meselesinin birbirinden ayrılamayacağını söyledi.

Koçyiğit, CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar ve kayyım uygulamaları ile eski HDP eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın cezaevinde bulunmasını örnek göstererek, "O anlamıyla içinde olduğumuz rejim, baskı yeni değil. Sadece şöyle bir fark var eskiden bu baskıyı Kürtler yaşıyordu şimdi bütün Türkiye yaşıyor" dedi.

Demirtaş ve Yüksekdağ'ın cezaevinde bulunmasının sürece ilişkin güvensizliği artırdığını belirten Koçyiğit, "Bize oy veren vermeyen herkesin temel sorusu, 'Kürt sorunu çözülecek de Demirtaş cezaevinde mi kalacak? Böyle bir şey olabilir mi? Biz Demirtaşlar cezaevine girmesin diye Kürt sorununun çözümünü istiyoruz" diye konuştu.

Koçyiğit ayrıca sürece destek vermelerinin diğer siyasi gelişmelere yönelik itirazlarından vazgeçtikleri anlamına gelmediğini de vurguladı:

"Bu, baskı rejiminin içinde iğne ucu kadar barış umudu varsa bu süreci ilerletme konusunda irade gösteriyoruz.

"Ama bu asla şu anlama gelmiyor; Mersin Belediye Başkanının tutuklamasına, İstanbul Belediyesinin adım adım kuşatılmasına rızamız var anlamına gelmiyor. Fon krizinin karşısında durmadığımız anlamına gelmiyor."

'Seçim tartışması gündemimizde yok'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, seçimlerin Meclis kararıyla yenilenmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığına ilişkin açıklamalarının hatırlatılması üzerine Sezai Temelli, DEM Parti'nin gündeminde şu anda bir seçim tartışması veya anayasa tartışması olmadığını söyledi.

Sezai Temelli, "Bu kadar önemli bir süreçte bizim gündemimizde seçim tartışması yok. Önümüzdeki seçimlere nasıl gideceğimiz o seçim üzerinde yapılacak mühendislikten çok daha önemli. Biz yola bakıyoruz" dedi.

Gülistan Kılıç Koçyiğit ise aynı konuda "MHP'nin gelecek seçime dair kendi tahayyülünü paylaşması bizim için bağlayıcı değildir" diye konuştu ve ekledi:

"Kendileri açısından bir formülasyon ortaya koyuyorlar. Biz hem cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hem de yerel seçimlerde parti olarak kendi iddiamızı ortaya koyacağız."

Çözüm sürecinde neler yaşandı, son durum ne?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Ekim 2024'te Meclis'te yaptığı konuşmalarla başlayan yeni çözüm sürecini iktidar "Terörsüz Türkiye", DEM Parti ise "Barış ve Demokratik Toplum" süreci olarak nitelendiriyor.

Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'ye yaptığı çağrının ardından PKK 12 Mayıs 2025'te kendisini resmen feshettiğini duyurdu.

Ağustos 2026'da çözüm süreci hukuki bir zemine oturtuldu.

Meclis Genel Kurulu'nda yapılan oylamada, "çerçeve yasa" olarak nitelendirilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" 468 milletvekilinin "Evet" oyu ile kabul edilerek yasalaştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayıyla yürürlüğe giren yasa; PKK'nın tamamen feshedilmesi ve silah bırakması koşuluna bağlı hukuki düzenlemeleri kapsıyor.

Suça karışmayan alt düzey örgüt üyelerinin "Eve dönüş yasası" kapsamında topluma kazandırılmasını ve infaz ertelemelerini içeriyor

"Kasten öldürme" ve "işkence" gibi ağır suçları işleyen örgüt yöneticileri yasanın kapsamı dışı bırakılıyor ve örgüt üyelerine 5 yıl siyaset yasağı getiriliyor.

Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu kuruldu.

Kurul, 28 Eylül'de ikinci büyük toplantısını gerçekleştirerek çalışmalarını hızlandırdı.

Kurul bünyesinde şu an aktif olan dört alt komisyon sahada incelemeler yapıyor. Bu komisyonlar:

  • Adli ve Hukuki İşler Komisyonu
  • İzleme ve Tespit Komisyonu
  • Sosyal Uyum ve Bütünleşme Komisyonu
  • Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu
  • Bu yeni süreçte Abdullah Öcalan'a resmi bir statü verilmedi ancak silahsızlanma çağrısı yapması yönündeki diyalog kanalları açık tutuluyor.

Halen devletin güvenlik kurumları sahada PKK'nın silah bırakma niyetini ve feshini "teyit ve tespit" etmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Bu tespitlerin yılbaşına kadar tamamlanması, ardından da "eve dönüş ve başvuru" sürecinin başlaması planlanıyor.

Yeni yasama döneminde Meclis'in ana gündem maddelerinden birini yine çözüm süreci oluşturacak.

MHP lideri Bahçeli ise daha önce Öcalan'a "umut hakkı" verilmesi ve statüsünün netleştirilmesi gerektiğini belirtmişti.

Bahçeli, Öcalan'ın Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu'nda yer alması gerektiğini söylemişti.