24 Mart 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 24.03.2026 14:02 | Son Güncelleme: 24.03.2026 14:10

Emine Ülker Tarhan, CHP'ye geri döndü: Mazot 80 lira olmuş, duydum geldim

Özgür Özel, Türk siyasetinin ve hukuk dünyasının tanınan isimlerinden Tarhan’ın “baba ocağı” olarak nitelendirdiği CHP’ye geri döndüğünü duyurdu
Emine Ülker Tarhan, CHP'ye geri döndü: Mazot 80 lira olmuş, duydum geldim
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, eski Grup Başkanvekili ve YARSAV kurucusu Emine Ülker Tarhan’ın “baba ocağı” olarak nitelendirdiği CHP’ye geri döndüğünü açıkladı. Tarhan’ın dönüşü, Özel’in Muharrem İnce ile birlikte parti grup toplantısı için salona girmesiyle ilan edildi.

Tarhan’ın partiye dönüş sürecine ilişkin bilgi veren Özel, kararın Muharrem İnce’nin teşvikleri ve kendi davetiyle şekillendiğini belirtti. Partililere seslenen Özel, “Partimize büyük hizmetler vermiş saygın bir siyasetçi ve hukukçu bugün baba ocağına dönüyor” dedi.

Özel, Tarhan ile 24. dönemde birlikte milletvekilliği yaptıklarını ve kendisinin grup başkanvekilliği görevinde bulunduğunu hatırlatarak, “Hoş geldiniz Sayın Başkanım” sözleriyle Tarhan’ı kürsüye davet etti. Tarhan’a parti rozetini de Özel taktı.

Yıllar sonra CHP grup kürsüsüne çıkan Tarhan, konuşmasına “Mazot 80 lira olmuş, duydum geldim” sözleriyle başladı. Türkiye’nin ekonomik durumu ve küresel gelişmelere değinen Tarhan, geri dönüş gerekçesini “omuz vermek” olarak ifade etti.

Dünyadaki çatışmalara ve insani krizlere dikkat çeken Tarhan, “Savaşta ilk gerçekler ölür derler, yalan söylemişler; ilk çocuklar öldü” dedi. Kadınların bombalarla özgürleştirilemeyeceğini ve halkın iradesinin yok sayılamayacağını vurgulayan Tarhan, küresel güçlerin politikalarını eleştirerek hukukun üstünlüğüne işaret etti.

Despotizme karşı kararlı bir duruş gerektiğini belirten Tarhan, tarihin akışının değiştirilebileceğini ifade ederek, “Değiştirmek için ter dökenlere omuz atmak değil, omuz vermek gerekir. Er ya da geç kurutulmuş bu toprakların yeniden yeşereceğine inanıyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin zorlu bir süreçten geçtiğini dile getiren Tarhan, konuşmasını “Çağırdınız, geldim. Eyvallah” sözleriyle tamamladı.

"Savaşta ilk çocuklar öldü"

Tarhan'ın konuşmasının tamamı şu şekilde:

"Mazot 80 lira olmuş, duydum geldim!

Zaman geçti. Gençler büyüdü, biz yaşlandık. Neyse ki yaşananların ağırlığı karşısında öfkelenebilme yeteneğimizi henüz kaybetmedik.

Cevaplarını bildiğimiz ama bünyemizin kaldırmadığı bir sürü soru var, bir yığın soru. "Savaşta ilk gerçekler ölür" derler, yalan söylemişler; ilk çocuklar öldü. Tüm bu ölümlerin, küçücük okullu kızların ölümlerinin yettiğine birileri karar verinceye kadar daha kaç çocuk ölecek bilmiyoruz. Kadınların bombalarla özgürleştirilemeyeceklerini, petrolü alabileceklerini ama halkın sesini çalamayacaklarını, fakirlikten üretilmiş bu pespaye ve kötüye kullanılmış zenginlikten ne zaman vazgeçeceklerini bilmiyoruz.

Bilmem kaçıncı demokratik Haçlı seferinden ne zaman vazgeçeceklerini bilmiyoruz. Her ülkeye bir başkan atayıp, o ülkeyi iyi halli mahkumlarla dolu bir büyük cezaevine dönüştürme hayallerinden ne zaman vazgeçecekler bilmiyoruz. Hukukun üstünlüğüne, insanın özgürlüğüne ne zaman sıra gelecek bilmiyoruz.

En önemlisi, bu savaş bittiğinde bize karaborsa barışı kaç paraya satacaklar, onu da bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz, çok iyi biliyoruz: Hayat sürprizlerle doludur. Kendini ruhani polis şefi zanneden o despotlar için bile. Tarih bazen yıkıcıdır. Çünkü boyun eğmeyenler tarihi değiştirebilirler. Değiştirmek için ter dökenlere, her yerde ter dökenlere, tarihin tekerrürüne karşı duranlara omuz atmak değil, omuz vermek gerektiğini de biliyoruz. Çünkü er ya da geç, kurutulmuş bu toprakların yeniden yeşertilmesi gerekeceğine inanıyoruz.

Sabahının yeli hepimizin yüzünü okşayan bu dehşetli güzel ülkede ateşi ve ihaneti gördük, şairin dediği gibi. Bunu gördük. Hatta ellerin taşı bize hiç değmezdi ama biliyorsunuz ki o bir tek gül incitirdi bizi, neyse... Burada doğmuş olmanın onurunu ve acısını yaşamak ama birlikte yaşamak, buna "evet" diyorum.

Bir bilinci yok etmenin en iyi yolu başkalarının hafızasıyla hatırlamaya zorlamakmış ve unutturmakmış. Hafızamızın silinmesine ve unutmaya "hayır" diyorum. Unutmayacağız. Çünkü bu topraklarda biz ölülerimizi sadece gömmeyiz, yaşatırız da.

Çağırdınız, geldim. Eyvallah. Sağ olun."

Kaynak: Gazete Oksijen