23 Mart 2026, Pazartesi
23.03.2026 16:04

5 saatlik bahar coşkusu

“Süreyya’da Bahar Klasikleri” etkinliği yeni bir örnek. Gün boyu süren, iki konser ve dört ayrı program bölümünden oluşan bu etkinlik, farklı müzikal dünyaları bir araya getiriyor. İlki 28 Mart’ta Süreyya Operası’nda
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Siz de 90 dakikalık bir konser izlemek için 2 saatini yollarda geçirenlerden misiniz? Hem de evinizdeki kaliteli bir müzik setinde aynı eserleri dinlemek varken... İnternete girip müzik platformundan da istediğiniz eseri sevdiğiniz virtüözden dinleyebilirsiniz. Ne ki, tüm bu olanaklar, bir kaydın, canlı konserin yerini tutmadığını bilenlere vız geliyor. Onlar, bir konserin tıpkı bir tiyatro temsili gibi “biricik” olduğunu, o anki icranın tekrar edilemeyeceğini biliyor. Sinema nasıl donmuş anı tekrarlıyorsa, CD ve plaklar da tekrarlayıp duruyor. Sahnedeki sanatçıyla, izleyici/dinleyici arasındaki etkileşim, bazen yıllar sonra bile sesli imgeleriyle silinmez bir anıya dönüşüyor.

Yine de gramofonla başlayıp dijital internet yayınlarına uzanan konfor, konser dinleyicisinin motivasyonunu epey düşürdü. Buna günümüz konserlerinin standart programları tuz biber ekti: Bir uvertür, bir konçerto ve bir senfoni; ortalama 80, en uzunu bile 120 dakika.

Klasik müziğin halka açıldığı 19. yüzyıl başındaysa konser, uzun bir müzik şöleniydi. Atlı kupa arabalarıyla konsere gidenler, en az 5 saatlik bir müzik maratonuyla doymuş, mutlu, evine dönüyordu; bu tek müzik dinleme olanağıydı onlar için... Şu programa bir bakın: Bir senfoni, arya veya vokal parça, bir konçerto, bir oda müziği eseri, bir uvertür ve virtüöz solo parçalar. Konserde 8 ila 12 ayrı eser çalınabiliyordu. Beethoven’ın 1808’deki ünlü konseri 4 saatten fazla sürmüştü: 5. ve 6. senfonileri, 4. Piyano Konçertosu, Coral Fantasy gibi eserlerin tümü bir gecede çalınmıştı. Üstelik, İnsanlar konser sırasında sohbet edebilir, salona girip çıkabilir, bazı bölümlerde alkışlayabilirdi. Yüzyılın sonunda, Şef Hans Büllow ve Mahler sayesinde üç eserli bugünkü program formatı oluştu ve bizler buna alıştık; sessizce dinleme ‘adabı’ da yerleşti!

Virtüözden küratöre

İşte çok uzaklarda kalan böyle bir müzik şölenine benzeyen bir etkinliği, 28 Mart’ta Süreyya Operası sahnesinde izleyeceğiz. Yıllardır sahnelerdeki ustalığıyla tanınan keman virtüözü Cihat Aşkın, yalnızca konser solisti değil; projeleri ile bir “sahne küratörü” gibi çalışıyor. “Süreyya’da Bahar Klasikleri” etkinliği yeni bir örnek. Gün boyu süren, iki konser ve dört ayrı program bölümünden oluşan bu etkinlik, farklı müzikal dünyaları bir araya getiriyor. Romantik dönemin yoğun anlatımından Fransız izlenimciliğinin renkli atmosferine, İspanyol müziğinin ritmik ve teatral enerjisinden romantik lied geleneğinin içsel şiirselliğine uzanan geniş bir müzikal panorama çiziyor.

Günün ilk konserinde Aşkın, piyanist Cem Babacan ile birlikte Brahms’ın 3. Keman Sonatı ile açılış yapacak. Ardından Sicilyalı piyanist Giuseppe Lo Cicero, Chopin’den Debussy ve Ravel’e uzanan piyanonun şiirsel ve renkli dünyasını sunacak. Akşam bölümünde ise sahne bambaşka bir atmosfere dönüşecek ve İspanyol müziğinin teatral enerjisini taşıyan Granados ve Manuel de Falla eserleri, Carles&Sofia piyano ikilisi tarafından seslendirilecek. Gecenin finalinde, soprano Magdalena Kulig, Cihat Aşkın ve Cem Babacan ile birlikte, Mahler ve Strauss’un lied geleneğinden Handel, Gluck ve Saint-Saëns’in operatik aryalarıyla romantik şarkı repertuvarına uzanan bir kapanış yapacak.

Bu konser yalnızca eserlerin art arda çalındığı bir program değil, estetik bir akışa sahip; farklı dönemler, farklı karakterler ve farklı sanatçılar bir dramaturji içinde birleşiyor.

Gündüz bölümü 16.00’da başlayıp 18.00’e kadar sürecek. Akşam bölümü 19.00’da başlıyor. Yaklaşık 5 saatlik bu ilginç müzik şölenin tamamını kombine biletle ya da bir bölümünü tek biletle izleme olanağı var. Bu şölen, klasik müzik dinleyicisi yanında daha geniş kültür meraklılarına da hitap ediyor.

* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.

Kemal Küçük
Kemal Küçük