26 Şubat 2024, Pazartesi
Haber Giriş: 05.02.2021 06:00 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:14

Evden çalışmak başta iyiydi sonradan kabusa dönüştü

Covid-19’la başlayan karantina; iş hayatını eve taşıdı. Evden çalışanlar ilk başta, trafikte kaybedilen zamanı kazanmaktan ve rahat bir ortamda çalışmaktan mutluydu. Ancak kısa zamanda sorunlar baş gösterdi. Önce iş yükü orantısız arttı. Sonra buna ekonomik, sağlık, çocukların eğitimi gibi sorunlar eklendi. Konuştuğumuz birçok kişi; ev hayatı ile iş hayatının birbirine karışmasından hem yorgun, hem de mutsuz
Evden çalışmak başta iyiydi sonradan kabusa dönüştü
Haber: Eylem Yılmaz

“40 kişilik sınıftan 15 kişi derse katılıyor”

Zühal Bişkin (38) - Öğretmen Eğitim en can yakıcı başlıklardan biri. Zühal Bişkin 38 yaşında, bekâr bir anne. Atakent Selçuk Paker Anadolu Lisesi’nde İngilizce öğretmeni. Durumun vehametini “40 kişilik sınıftan 15 kişi derse katılıyor” diyerek özetliyor. “Katılım çok az. İnternet sorunundan, evde üç çocuk varsa biri girdiğinde diğeri bağlanamıyor. Katılanların motivasyonu yok. Üç dört öğrenciyle aktif ders işleyebiliyorum. Öğretmenlik mesleğinin içinin bu kadar boşladığını ilk kez görüyorum. Çocuklarla göz kontağı kuramıyorum. Motivasyonumuz inanılmaz düştü. 5 dakika kendi kendime konuştuğumu biliyorum. Çocuklara bir şey söylemesi için yalvarıyoruz. Bir haftalık konuyu okulda dört derste anlatırken, şu an 12 derste aynı konuyu işliyorum.” Evde de durum kötü: “Oğlum derse bağlandığında, ben dersten düşüyorum. Ders aralarım 10 dakika. O sırada oğlumu kontrol ediyorum. Sabah erken kalkıp üç öğün yemek hazırlıyorum. Dersler bitince evin temizliğini, alışverişini yapıp çocuğun ödevlerine yardım ediyorum. Gece oturup öğrencilerim nasıl daha kolay anlar diye araştırma yapıyorum. O kadar fazla yük var ki inanılmaz yorgunum. Oğlum da çok kilo aldı. Tek sosyal etkinliği bilgisayardan oyun oynamak. Derste olduğum sırada ‘Anne su getir’, ‘Anne acıktım’ diye bağırıyor. Sürekli bilgisayara bakmaktan gözlük kullanmaya başladım. Migrenim arttı. Bel ağrıları oluştu.”

“Gece 2-3’e kadar çalışıyorum”

Esra (39) - Mali İşler Sorumlusu Bir holdingin mali işler sorumlusu olan Esra 39 yaşında ve iki çocuğuyla birlikte evde çalışmayı şöyle anlatıyor: Şu an evden kaçmış vaziyetteyim. Her durumda ofise gitmeye başladım. Evde çalışamıyorum. Bine bölünüyorum. Çocuğun her gün bir derdi oluyor. Toplantı sırasında birden ağlamaya başlıyor. Gece iki, üçe kadar çalışıyorum. İş yükü çok arttığı için bu şekilde üstesinden gelmeye çalışıyorum. İlk karantinada Haziran’a kadar geçen sürede inanın yok olmak istedim. Eşimin iş yükü daha hafifti, o destek oluyordu. Eylül ayında eve döndük, aynı sorunlar devam ediyor ama artık kaçıyorum evden. Bakıcı ilgileniyor. Evde çalışma kesinlikle kalıcı olmamalı. Evden çalışmak mümkün değil.”

“Çık dışarıdan çalış diyorlar”

Samet Kayıkçı (29) - Yazılımcı
Samet Kayıkçı
Samet Kayıkçı
Yazılımcı Samet Kayıkçı 29 yaşında, bekar. “Trafik derdi, yarın ne giyeceğim, saç sakal derdim yok. Yataktan çalışıyorum. Ama evde çalışma ortamım yok. Yemek masasında çalışmaktan bel ağrılarım çıktı. İnternet yeterli olmuyor. İş yeri masrafları karşılamıyor. İnternetim koptuğu için suçlu muamelesi gördüm. Dışarıda çalış deniliyor. Hem virüs var, hem de git dışarıda çalış, olur mu! Kesintisiz internet sağlarsanız sorumluluğu alayım dedim, tartıştık. Telefon da vermediler.” 

“Öğrenciler dersin içine girdi”

İdil Engindeniz (39) - Akademisyen
Dr. İdil Engindeniz
Dr. İdil Engindeniz
Akademik boyutunu Galatasaray Üniversitesi İletişim Bilimci Dr. İdil Engindeniz’den dinliyoruz:  “İlk başta öğrencilerden kamera açmalarını istedim. Birkaç hafta sonra artık kamera önemli değildi. Keskin kuralları kaldırdım. Hakikaten dersin içindelerdi. Her şey ödeve döndü. Bir hafta üzerinde çalışmaları gerekti. Ama 100 öğrenciye 200 sayfa ödev deseniz yoğunlaşan bir iş yükü oldu. Bir de hayatımda olmayan bir ev bakım rutini üzerime bindi. Evden eğitim öğrencilerle ilişkimi güvene dayalı, daha kuvvetli hale getirdi.”

“Artık hibrit çalışma düzenine geçiyoruz”

Eray Türker (45) - Sigortacı
Eray Türker
Eray Türker
Eray Türker’le devam ediyoruz. Türker RE adlı uluslararası bir sigorta şirketinin üst düzey yöneticisi. 45 yaşında ve üç çocuk sahibi olan Türker için çalışanlarından çok kendisi için sürecin zorlu olduğunu anlatıyor: “Pandeminin bize zararı değil, yararı oldu. Seyahatlerle, şehir içinde trafikle çok fazla zaman kaybı yaşıyorduk. Şimdi müşterilerle daha çok temas etme imkânı doğdu. Çalışanlarımızdan ek bir ücret talebi gelmedi. Gece yarıları toplantıları da yapmadık. Normal çalışma saatleri sürdü. Pandemi bitince de devam edeceğiz. Biz hibrit düşünüyoruz. Bir hafta iki gün, sonraki hafta üç gün ofisten çalışma sistemi yapacağız. İnsanların evlerinin yanında çalışma ‘hub’ları olacak. Evinden çıkar orada çalışır, gider bir kafede çalışır. O zaman masrafını da ben karşılarım.”

“Kavga eksik olmuyor”

Özlem Tavlu (39) - Head Hunter
Özlem Tavlu
Özlem Tavlu
Head Hunter Özlem Tavlu Tosuner’le devam ediyoruz. Evli ve bir çocuk annesi olan Tosuner 39 yaşında. “Oğlumun sınav dönemi. Ev temizliği ve sürekli yemek yapmak zorluyor. Eskiden evden çalışsam bile bir disiplinim vardı. Üç öğün sofra kurup kaldırmaya alışkın değildim. Gerginlik yaratıyor. Tartışmamız, kavgamız eksik olmuyor. İkisi de erkek ve benim başımda. Herkes bir sihirli değnekle evin düzelmesini bekliyor. ‘Tabağını kaldır, bardağını al’ diye uyarmak zorunda kalıyorum. Mülakat yaparken oğlum gelip ‘Anne ekran dondu, internet koptu, karnım acıktı, yemek ne zaman olacak’ diyor.” 

"Resmen siber mobbing"

Hamza (31) - Genel Koordinatör  Karantina ve artan iş yükünün, eşinden boşanma aşamasına getirdiği kişilerden biri Hamza. Global bir şirketin ulaştırma departmanında çalışan 31 yaşındaki beyaz yakalı, “Bu dönemin yarattığı en büyük zorluk iş yükü ve her zaman ulaşılır olmak” diyor. Bunu “saldırı” olarak tanımlıyor: “İş yükümüz dehşet arttı. Her zaman online olmamız, ulaşılır olmamız isteniyor. Gecenin 11’inde arıyor ya da mesajla iş istiyorlar. Evden çalışmayı lütuf olarak görüyorlar. Maddi anlamda şirket rahatladı ama tüm yük üstümüze bindi. Masraflarım ikiye katlandı. İnternet için 20 TL destek önerdikleri maili direkt sildim. Bir ay kiramı ödeyemedim diye ev sahibimle bozuştum, çıktık evden. Trafik çekmiyoruz diye ilk başta sevinmiştik halbuki… Yemek yiyorsunuz mail geliyor, tuvalete gidiyorsunuz telefon çalıyor. Açsan dert, açmasan dert. Siber mobbing kadar zor bir şey yok. Eşimle boşanmayı konuştuk.”

“Sürekli evin içinden çalışmak insani değil”

Tuğba Şisik (38) - Yönetici Evden çalışma sistemiyle birlikte çalışanların artan masrafları ve şikâyetleri bunlarken yöneticilerin durumu ne oldu? Zyxel Networks Ülke Müdürü 48 yaşındaki Tuğba Şisik’ten dinliyoruz: “Çocuk olmadığı için kendimi şanslı sayıyorum. Arkadaşlarımız bundan dolayı çok zorlanıyor. Dijitalleşmenin alt yapısını hazırlayan bir şirket olduğumuz için teknik alt yapı olarak kimse zorluk çekmedi. Call Center dâhil herkesi eve çekebildik. Verimlilik arttı ama insanlar çok mutsuzlaştı. Evden çalışmak bu değil. Bu sistem kalıcı olur. Ama bu şekilde olmaz. Esnek çalışma sistemini uygulayacağız. İnsanlar mecbur olmadıkça, toplantısı, ofiste işleri olmadıkça istedikleri yerden çalışma imkânına sahip olacaklar. Sürekli evin içinden çalışmak insani değil. Biz eşimle birlikte süreci çok iyi yönettik. Bir çalışma odam zaten vardı. Eşim ayrı yerde, ben ayrı yerde hiçbir sorun yaşamadan işlerimizi sürdürdük. Fakat çocuklu olanlar için çok kötüydü. İlk zamanlar panikle geç saat toplantılarımız oldu. Sonra gördüm ki insanlar birbirlerinin alanlarına çok fazla girmeye başlıyorlar evden çalışma kuralları getirdim. Öğlen 12 ile 13 arasında kimse birbirini aramayacak. Akşam 18’den sonra çok önemli olmadıkça mail atılmayacak. Kahve ve çay molaları ve kriz olmadıkça birbirimizi aramama kuralı getirdik. Çalışanların hakları olan hiçbir ödemeyi kesmedik. O yüzden ek bütçe çıkarmadık. Yemek kartları, yol paraları yattı. Çalışma sandalyelerinden büyük ekran alınmasına kadar ekipmanları evlerine taşındı. Bizi etkilen ofisteki sosyalleşmenin ortadan kalkmasıdır. İletişim benim için çok önemlidir. Herkesi aramaya özen gösterdim. Arada evlerine bir çikolata, çiçek gönderildi. Özel günler kutlandı. Bütünler yüz yüze iletişimin yerini asla tutmuyor. Trafik dışında ofiste çalışmak, iletişimi sağlam tutmak için her zaman daha iyi.”