Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, fon krizine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Erbakan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Süreç ilerledikçe endişeler artıyor, piyasada güven giderek kayboluyor ve kayıplar büyüyor. Bilindiği üzere fonlar ilk olarak 15 Eylül 2026'da temerrüde düşmüştür. Geride kalan 15 gün, dolandırıcıları ortaya çıkarmak için çok uzun bir süredir. Bu sürenin uzatılması ise belirsizliğin derinleşmesine sebep olmaktadır. Geç kalınmaktadır. Yeniden Refah Partisi olarak, sorunu açıkça ifade ettiğimiz gibi çözümü de sunuyoruz. Süreci kısa sürede sonuca kavuşturacak çözüm önerilerimizi 16 madde halinde kamuoyuna sunuyoruz:
1)Fon yatırımcılarının kâr/zarar raporu alınarak en yüksek kârdan en düşük zarara doğru sıralanması, yaklaşık bir saatlik çalışma ile şüphelilerin hızlıca tespit edilmesini sağlayacaktır; bu işlemin günler sürmesi beklenmemelidir. Bu kapsamda, fonlardan çıkarılan paraların akıbeti MKK, MASAK ve BDDK kayıtları üzerinden hızlıca incelenmeli; ne kadarının yurt içinde veya yurt dışında bulunduğu belirlenmelidir. Kripto paralardaki hesap hareketleri de göz ardı edilmemelidir.
2)Dolandırıcılığın planlı ve kasten gerçekleştirildiği dikkate alınarak, suç gelirlerinin üçüncü kişilere veya taşınmazlara aktarılmış olabileceği değerlendirilmelidir. Bu nedenle şüpheli kişi ve kurumların aktif ve pasif tapu kayıtları ile mal varlıkları incelenmeli, gerekli hâllerde üçüncü kişilerde bulunan mal varlıkları hakkında da mevzuata uygun dondurma tedbirleri uygulanmalıdır. Suça bilerek ve isteyerek destek olduğu tespit edilen kişi veya kuruluşlar hakkında ise ilgili mevzuat kapsamında gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.
3)Etkin bir ihbarcı koruma ve ödül sistemi getirilmelidir. Böylece tasfiyedeki fonlarda suça bulaşmamış olan orta kademe yöneticilerin, gizli ilişkilerin açığa çıkarılması amacıyla sürece katkı sunmaları sağlanmalıdır.
4)Uluslararası iş birlikleri harekete geçirilmelidir. Başta INTERPOL ve EUROPOL olmak üzere, FATF, Egmont Grubu, UNODC/GPML, StAR ve FinCEN gibi mali suçlarla ilgili kurumlara başvurularak yurt dışına haksız para transferi yapanlar için gözaltı ve yaptırım talep edilmelidir. Gerek yerli gerek yabancı yatırımcı eliyle olsun, ülkemizden kaçırılan bu paraların ülkeye dönüşü bu mekanizmalar işletilerek sağlanmalıdır. Yabancı yatırımcı görünümündeki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için ayrıca tespit yapılmalıdır. Varsa kara para için tespitler uluslararası kuruluşlar eliyle yapılmalıdır. Yine dolandırıcılığı bürokratlardan önce gören ve uyaran MSCI ve S&P’den görüş alınmalıdır.
5)Yüzyılın Dolandırıcılığı için özel kanun ihdas ederek cezai yaptırımlar artırılmalı, etkin pişmanlık hükümlerinin zararı telafi edici boyutlara güncellenmesi sağlanmalıdır.
6)Sorumluluk makamında olduğu halde, sürece seyirci kalan tüm bürokratlar açığa alınmalıdır. Bu kişilerin, yüzyılın dolandırıcılığına karışan isimlerle ilişkileri ve hesap hareketleri mercek altına alınmalıdır.
7)Tedbirlerin kaldırılması kamuoyunda kaygı yaratmaktadır. Tedbir kaldırılıyorsa, ilgili kişi veya kurum hakkında suçlu ya da suçsuz olduğuna dair gerekçeli sonuç açıklanmalıdır. Aksi halde delillerin karartıldığı veya kişi bazlı örtbas yapıldığı şüphesi doğmaktadır. Sorumluluğu tespit edilenler hakkında gerekli idari, mali ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
8)Fon dolandırıcılığında sorumluluğu tespit edilenler, SPK’nın 106. maddesi kapsamında yargılanmalıdır. Insider trading yoluyla haksız kazanç sağlayanlar hakkında 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve gerektiğinde elde edilen menfaatin en az iki katı adli para cezası uygulanmalıdır. Hukukun üstünlüğü tesis edilmeli, yatırımcı güveni yeniden sağlanmalıdır.
9)Uluslararası literatürde Clawback olarak isimlendirilen uygulama ile fondan haksız kâr elde edenlerden tahsilat yapılmalı, haksız kayba uğrayan fon ve hisse yatırımcılarının zararı ivedilikle karşılanmalıdır.
10)Borsa İstanbul’da, tasfiyedeki fonlara ya da hisselere yatırım yapmamış yatırımcıların, piyasada güvenin yeniden sağlanması ile oluşacak değer artışına rağmen zararları oluşmuşsa, yine bu dolandırıcılığın sorumluları tarafından mal varlıkları ile zararlarının karşılanması sağlanmalıdır. Bunun için 17 Eylül tarihi referans alınmalıdır.
11)Yatırımcı tazmin sisteminde köklü değişikliğe gidilmelidir. ABD’de 250.000 USD, Avrupa’da 100.000 Euro olan tazmin tutarı Türkiye’de 2.065.145 TL’dir. Bu tutar güncellenerek en az 5.000.000 TL’ye çıkarılmalıdır. Fonların tasfiye süreci haftalık olarak yatırımcılara bildirilmelidir. Her hafta yapılan ve yapılacak işlemler açıklanmalı; bilgi eksikliği nedeniyle oluşan yatırımcı mağduriyetinin önüne geçilmelidir. Yatırımcı Tazmin Merkezi yeniden yapılandırılmalı ve geri ödemeler takvime bağlanarak hızla başlatılmalıdır.
12)Katılımevim ve Birevim’in Emlak Katılım Bankası bünyesine alınması halinde kamu zararı oluşturulmamalıdır. Bu şirketlerin defter değeri mi, piyasa değeri mi üzerinden devredileceği açıkça belirlenmeli; değerleme en az 3 bağımsız denetim kuruluşu tarafından yapılmalı ve bunlardan en az biri uluslararası ölçekte faaliyet gösteren bir kuruluş olmalıdır. Oluşabilecek zarar 86 milyon vatandaşın vergilerine yüklenmemelidir.
13)Fon dolandırıcılığı sebebiyle, bürokraside sermaye piyasalarına odaklanma söz konusudur. Bu süreçte bankaların gözetim ve denetimi elden bırakılmamalı, süreçten bankacılık sektörünün olumsuz etkilenmemesi için gerekli önlemler alınmalıdır.
14)1 Ekim 2026'da başlayacak olan Yeni Yasama Yılı'nda ilk iş olarak Meclis Araştırma Komisyonu kurulmalıdır.
15)Alanında uzman akademisyenlerden destek alma vaktidir. Görünen o ki siyaset ve bürokrasi bu işin çözümünde liyakatsizlik duvarına çarpmaktadır. Finans, ekonomi, muhasebe, denetim, veri analizi, kriminoloji, sosyoloji ve psikoloji alanında uzman ve tarafsız akademisyenlerden müteşekkil bir bilim kurulu oluşturularak bilgi, yöntem ve denetim desteği alınmalıdır.
16)İktidar, bu sürece destek olduğu yönünde milletimizi ikna etmeli, şeffaf ve tarafsız olmalı, yapamıyorsa istifa etmelidir. Siyaset dahil olmak üzere sürecin önü hiçbir mekanizma ile tıkanmamalıdır."