Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin cinayet şüphesiyle yeniden açılan dosyaya yeni deliller eklendi. Başsavcılık talimatıyla incelenen dijital veriler ve JASAT ile Ulusal Kriminal Büro raporları, dosyada dikkat çekici bulgular ortaya koydu. İncelemelerde, yalnızca silinen mesajlar değil, olayın arka planında organize bir yapı olabileceğine işaret eden unsurların da bulunduğu değerlendirildi. Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zaynal Abarakov'un mesajları da, JASAT tespitleri ve Kriminal raporunda yer aldı.
Valiliğe teslim edilen SIM kart dosyaya girmemiş
NTV'de yer alan habere göre, soruşturmanın önemli başlıklarından biri, Doku’ya ait SIM kart üzerinden yapılan incelemeler oldu. Kayıp olan telefon ve SIM kartın aile tarafından yeniden çıkarıldığı, ardından Valilik tarafından teslim alındığı ancak soruşturma makamlarına teslim edilmediği ve bu süreçte hesaplara müdahale edildiği öne sürüldü. Teknik çalışmalar sonucunda, bu hat üzerinden Doku’nun sosyal medya hesaplarına yeniden erişim sağlandı.
Günler sonra Instagram hesabına giriş yapılmış, WhatsApp mesajları silinmiş
Kriminal raporlara göre, Doku kaybolduktan günler sonra Instagram hesabına giriş yapıldığı tespit edildi. 17 Ocak gecesi gerçekleşen bu girişte bazı verilerin silindiği ve sabaha karşı hesaptan çıkış yapıldığı belirlendi. Söz konusu girişin IP adresinin belirli bir kişinin internet kayıtlarıyla örtüştüğü, bunun da dosyada kritik bir delil olarak değerlendirildiği aktarıldı.
Aynı gece SIM kart kullanılarak WhatsApp hesabına da erişildiği ve burada da veri silme işlemleri yapıldığı tespit edildi.
Sevgilisinin mesajları ortaya çıktı
Raporda ayrıca, dosyada şüpheli olarak yer alan Zaynal Abakarov ile Doku arasındaki mesajlaşmalar da yer aldı. Ulusal Kriminal Büro raporlarında, Gülistan’a gönderilen mesajlardaki ifadeler gündem oldu. İncelemelerde, şüpheli Zaynal Abakarov’un mesajlarında sürekli tekrar eden "Onlar" vurgusu dikkat çekti.
Mesaj içeriklerinde geçen; "Seni Onlar'ın elinden kurtarırım", "Rus Konsolosluğu'na git, seni korurlar", "Devlete bildirmezler, korkma" gibi ifadelerle belirli bir yetkili makamı kastettiğine dair ima ve vurgular yaptığı görüldü.
Abakarov’un "Başına ne geldiyse de evlenir gideriz, sen anlatana kadar da sormam, sana ne yaptılarsa kabul ederim!" şeklindeki mesajı ise Gülistan’ın başına gelenlerle ilgili erkek arkadaşının fikir sahibi olduğu, ancak 6 yıl önce gözaltına alındığında adli makamlara bilgi vermediği yönünde şüpheye neden oldu.
13 kişi gözaltında
Soruşturma kapsamında Tunceli merkezli olmak üzere İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa, Elazığ ve İzmir’de eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyonlarda 13 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in de bulunduğu öğrenildi.
Dosyada adı geçen bir diğer şüpheli Umut Altaş hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı. Yurt dışında olduğu belirtilen Altaş için kırmızı bülten çıkarılması bekleniyor.
Ne olmuştu?
Tunceli'de üniversitede okuyan kızları Gülistan Doku'dan 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuştu. 21 yaşındaki genç kızın arkadaşlarıyla görüşen ve cep telefonu sinyallerini izleyen ekipler, arama başlatmıştı. Aramalardan bir sonuç elde edilememişti.
Dosya yıllar sonra yeniden hareketlendi
Cep telefonunun son sinyal verdiği yerin Sarı Saltuk Viyadüğü olduğu belirlenmiş, baraj gölünde yapılan çalışmalardan da sonuç çıkmayınca aramalar sonlandırılmıştı. Dosya uzun süre ilerlemezken, Haziran 2024’te Tunceli’ye atanan Başsavcı Ebru Cansu’nun göreve başlamasının ardından soruşturma yeniden açıldı ve delillerin yeniden toplanması için özel bir ekip kuruldu.
Yapılan çalışmalar kapsamında Doku'nun kaybolmadan önceki gün ve kaybolduğu güne ait ek 700 saatlik Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ile iş yeri güvenlik kamerası görüntüleri dosyaya girdi.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen ilk soruşturmada bir sonuca ulaşılamamıştı. Bu soruşturma kapsamında, Gülistan Doku'nun telefon sinyalinin en son alındığı Sarı Saltuk viyadüğünü gören Munzur Üniversitesi'ne ait iki güvenlik kamerası belirlenmişti. Yola yakın olan güvenlik kamerasının bozuk olduğu soruşturma dosyasına tutanak olarak girdi.
Viyadüğü uzaktan gören ama çekimi net olmayan kameraya ait sinyalin alındığı saatlere ait 3,5 saatlik görüntü ise netleştirilmek üzere Ulusal Kriminal Büro’ya gönderilmiş ancak teknik olarak netleştirme sağlanamamış ve kayda değer bir bilgiye ulaşılamamıştı.
Ailenin yıllardır dile getirdiği kuşkular
Gülistan Doku’nun ailesi ve avukatları, dosyanın başından beri soruşturmanın etkili yürütülmediğini savunuyordu. Aile, hem baş şüpheli olarak görülen Zeynal Abarakov’un tutuklanmasını hem de o dönem dosyada görev yapan bazı kamu görevlilerinin soruşturmaya dahil edilmesini talep etmişti.
'Bir fail bize ulaştı'
Doku ailesinin avukatı Ali Çimen geçen Ocak ayında DHA'ya yaptığı açıklamada, "Faillerden biri, yani o sırada Gülistan Doku dosyasının örtbas edilmesine yönelik rol aldığına ilişkin beyanı olan biri bize ulaştı. Yine üst üste o kamu görevlisinin adını verdi. Burada bir örtbas meydana geldi. Örtbasta da kendisinin görev aldığını bize açıkça belirtti. Bunları savcılığa ileteceğiz" demişti.
Doku'nun ailesi de Ocak 2024'te avukatları aracılığıyla, dosyanın baş şüphelisi ve adli kontrolle serbest bırakılan Zeynal Abarakov'un tutuklanması ve o dönem dosyayı yürüten asayiş biriminde görevli olan, ardından görevden ihraç edilen polis memuru babası Engin Y.'nin şüpheli sıfatıyla dosyaya girmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe vermişti.
Tek şüpheliye yönelik denetim de işletilememiş
Dosyadaki en dikkat çekici başlıklardan biri, Gülistan Doku’nun kaybolmadan önce son görüştüğü kişi olduğu belirtilen Zeynal Abarakov hakkındaki adli kontrol süreci oldu. 2022’de gözaltına alındıktan sonra yurt dışı çıkış yasağı ve imza şartıyla serbest bırakılan Abarakov’a, bu kararın aylar boyunca tebliğ edilemediği, adresinde bulunamadığı ve telefonlarına ulaşılamadığı ortaya çıkmıştı.
Ailenin uzun süredir dile getirdiği “kaçma şüphesi” iddiası da bu gelişmeyle yeniden gündeme geldi.

