Tutuklandıktan sonra görevinden alınan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu İBB davasında 18 kişinin tahliyesinin ardından bugün beşinci hafta 17. gün başlıyor.
Dava beşinci haftasına girerken geçen hafta son savunmayı İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş yapmış; avukatların tahliye talepleri alınmıştı. Mahkeme bir ara karar vermiş, savcı sekiz ismin tahliyesini istemiş; 18 kişi tahliye edilmiş ve 89 kişinin tutukluluğuna devam kararı çıkmıştı.
Dün (6 Nisan) savunma kürsüsüne İBB Yol Bakım ve Altyapı Daire Başkanı Seyfüllah Demirel, tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in kardeşi tutuklu sanık Zafer Keleş, tutuklu İBB Bilgi İşlem personeli Emrah Yüksel çıktı.
Bugün savunmalar devam edecek.
Duruşmaya ara verildi
Mahkeme heyeti duruşmaya öğle arası verdi. HALK TV'den Gamze Altunay'ın bildirdiğine göre İmamoğlu, tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan ile avukatlarının olduğu alana gitti. İki isim avukatlarla diyalog kurdu.
İmamoğlu'nun avukatı Emrah Yüksel'e sordu
Tutuklandıktan sonra görevinden alınan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Hasan Fehmi Demir tutuklu İBB Bilgi İşlem personeli Emrah Yüksel'e soru yöneltti:
Avukat Demir: Ekrem İmamoğlu ve Mehmet Pehlivan müdafii. Şimdi Emrah Bey, iddianamenin 204. sayfasında, ilk paragrafta, eğer sizin de daha önce söylediğiniz gibi bir kayma yoksa eğer, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı ile Başakşehir’de 20 Mayıs 2025’te USOM yetkilileri tarafından teknik inceleme başlatıldığı yazılı. Ardından şöyle bir tespit var; bunun müsaade ederseniz kısa bir paragraf okuyacağım: "Halihazırda yürütülmek de olan inceleme süreçleri esnasında USOM uhtesinde yürütülen siber tehdit istihbarat faaliyetleri kapsamında 26 Mayıs 2025 tarihinde siber saldırganlar tarafından İstanbul Senin uygulamasının kullanıldığı değerlendirilen 3,7 milyon vatandaşa ait kimlik (parantezleri geçiyorum), GSM, konum gibi kişisel verilerin Dark Forums adresini veriyor, adlı yasadışı platformda ‘Kovalidis’ rumuzu ile yayınlandığı söyleniyor." Yani şunu anlıyoruz iki paragrafta; 20 Mayıs'ta USOM yetkilileri Başakşehir'de inceleme yapıyor, 26 Mayıs'ta 2025'te bir sızıntı olduğu söyleniyor. Siz bundan nasıl bir sonuç çıkarırsınız? Yani 6 gün sonra incelemeyle...
Emrah Yüksel: Yani benim buradaki teknik değerlendirme yapmam... Ama benim buradaki ifadem iddianame 204...
Avukat Demir: Başka türlü sorayım Emrah Bey dilerseniz, işinizi kolaylaştırmak bakımıyla. 20 Mayıs’ta teknik inceleme yapıldıktan sonra, 6 gün sonra bunun Dark Web veya Darknet sayfalarında yayınlanmış olması, incelemeyi yapanlar tarafından da sızdırılmış olma ihtimalini barındırır mı? İhtimal olarak söylüyorum; bunu bilemezsiniz ama ihtimali var mıdır?
Emrah Yüksel: Buradaki 20 Mayıs benim verdiğim şey, oradaki tarihten de zan altında kalmak istemiyorum. Buradaki tarih Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmayı başlattığı tarih olarak beyan ettim burada. Hani devamında oradaki sızıntıya istinaden mi bu süreç başlatıldı? İstanbul Senin süreçlerinde olmadığım ve o toplantılara dahil edilmediğim...
Avukat Demir: Sizinle bir ilgisi yok. Çok Sayın Yargıcım, müsaade ederseniz daha net açıklayayım, belki yanlış anlaşıldı. Siz kendinizi itham edin de söylemiyorum, tabii ki...
Mahkeme Başkanı: Bu konuda teknik bir bilginiz olduğu düşüncesiyle bu soruda yorumunuzu soruyor. Yani bu anlamda incelemeyi yapan görevliler tarafından da bu anlamda bir sızdırma olma ihtimali olabilir mi? Bunun teknik olarak mümkünatı var mı? O kısmını soruyor anladığım kadarıyla Avukat Bey.
Avukat Demir: Doğrudur efendim. 20 Mayıs’ta inceleme yapıldıktan hemen 6 gün sonra çünkü Darknet’e düşüyor İstanbul Senin bilgileri seçmenlerle ilgili.
Emrah Yüksel: Burada incelemenin başlatıldığı yazıyor. Eğer oradaki veriler yani o anda teslim edildi mi edilmedi mi süreci bilmiyorum.
Avukat Demir: Evet, burada Sayın Heyet’in de dikkatini çekiyorum bu hususa. Yani teknik inceleme yapıldığından 6 gün sonra Dark Web’de satışa çıkıyor İstanbul Senin seçmenlerin kişisel verileri. Şimdi 206. sayfa, müsaade eder misiniz, görsel var. Şekil 51 sayfa 206 Emrah Bey. Şimdi burada bu ilanın yayınlandığı tarih olarak, yani ilan Sayın Başkan bu bilgilerin satışa çıktığına ilişkin bir ilan. Yani seçmen kişisel verilerinin. İlan Mayıs 2025’te değil mi? Oradan görebiliyorsunuz Emrah Bey.
Emrah Yüksel: Mayıs 2025 evet, ilan.
Avukat Demir: Peki bu ilana giren USOM yetkililerinin giriş süresi ne zaman acaba? Onu söyler misiniz? Orada görebiliyor musunuz?
Emrah Yüksel: Şimdi burada "joined" yani kayıt tarihi diyor, 5 saat önce diyor Mayıs 2025.
Avukat Demir: Ne diyor? Ne kadar önce diyor?
Mahkeme Başkanı: Tam tarih yazıyor mu burada Avukat Bey?
Avukat Demir: Üstte solda Kovalidis’in hemen yanında olması gerekir sizde de çıkmış olması lazım. 9 saat mi gözüküyor? Evet. Bir dakika bakabilir misiniz? Kullanıcı profilinin oluşturulma tarihinde görüyor musunuz? Tam gün yazmıyor. Gün olarak yazmıyor, "9 saat önce" diye belirtilmiş. Bunu teknik olarak açıklama imkanı var mı? Sizin bilginiz dahilinde olan bir husus değil ama bu konuda teknik bir kişi olmanız sebebiyle soruyorum. Yani Mayıs 2025’te kullanıcı düzenliyor, 9 saat önce girilmiş.
Emrah Yüksel: Teknik olarak sadece şu yorumu yapabilirim: Bu ilana giren hesabını yeni oluşturmuş ve bu bilgiyi de hesabına...
Mahkeme Başkanı: Hesabını 9 saat önce oluşturmuş, biz onu mu anlıyoruz oradan? Ve ilanı oraya açmış. Hesabını da oluşturup muhtemelen bu ilanı vermek için oluşturmuş. Onu mu anlıyor... Onun gibi bir sonuç çıkıyor yani.
Avukat Demir: Hayır, 9 saat önce hesap oluşturulmuş ama teknik inceleme yapanlar 9 saat içerisinde girmiş buna. Anladım, bu önemli bir husus tıpkı 20-26’sı gibi. Teşekkür ederiz.
Melih Geçek'ten Emrah Yüksel'e: Sizin müdürünüz yok mu? Siz neden buradasınız?
Tutuklu İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek, tutuklu İBB Bilgi İşlem personeli Emrah Yüksel'e soru yöneltti.
Melih Geçek: Ben de bu eylemde, yönlendirmek ve talimat vermekle suçlanıyorum. O yüzden bazı gerçeklerin ortaya çıkması için Emrah Bey'e sorularım olacak. Şimdi Emrah Bey, az önce aslında biraz değindiniz ama Başkanım sizin de anlamanız için soruyorum. Şimdi Emrah Bey, bildiğim kadarıyla İSPER personeli ve aslında KHK kapsamında bir taşeron olarak çalışıyor ama bu davada İBB tarafında yargılanan en yüksek kişi olarak Emrah Bey'i görüyoruz. Az önce bahsettik; sizin müdürünüz, şefiniz, müdür yardımcınız, daire başkanınız yok mu? Siz neden buradasınız?
Emrah Yüksel: Sayın başkanım, ben İSPER personeliyim. Çalışma arkadaşlarıma bağlı bulunduğum emniyet ifademde de var; müdür yardımcısı, müdürüm, daire başkanım var. Ben neden buradayım?
Mahkeme Başkanı: Savunmanızda zaten belirtmiştiniz herhalde.
Melih Geçek: Hani kendilerinin ifadesi bile yok. Buradaki bütün arkadaşlarımız taşeronlardan oluşuyor.
Mahkeme Başkanı: Onun değerlendirmesini yapalım biz. Soruyu alalım.
Melih Geçek: Tabii başkanım. Şimdi Erol Özgüner, 30 Ekim'deki ifadesinde diyor ki: "Ben sadece daire başkanıyım. Ben diyor “Teknik konuların hiçbirinde yokum. Ne İstanbul Senin de varım ne şeyde." Erol Bey, sizin en üst amiriniz olarak herhangi bir teknik konuda olmayan, bunlarla ilgilenmeyen birisi mi?
Emrah Yüksel: Yani soru açık uçlu gibi biraz. Yani Daire Başkanımız Erol Özgüner daire başkanlığından sorumlu.
Melih Geçek: Teknik konularda siz kendisine rapor verir misiniz?
Emrah Yüksel: Tabii, silsile halinde bir işlem. Erol Bey bütün konularda bilgi sahibidir.
Mahkeme Başkanı: Emrah Bey savunmasında zaten hatta o hususta da tutuklulukla ilgili de bir ifadesi oldu zaten.
Melih Geçek: Başkanım, bir altını çizmek için özellikle söylüyorum. Şimdi tekrar HTS baz kayıtlarına dönüyoruz. Size kolluk ifadenizde soruldu ve savcılık eylemin özet kısmında 2 defa diyor ki: "Emrah Yüksel, Ekrem İmamoğlu ve Melih Geçek'e doğrudan bağlı olduğu HTS baz kayıtlarıyla ispat edilmiştir." Siz de ifadenizde bahsettiniz; Ekrem İmamoğlu'yla hiç görüşmediğini, benimle de bir defa 37 saniye görüştüğünüzü. Peki size kolluk ifadenizde sorulduğunda, üst yöneticiniz olduğunuz için çok çok doğal olarak Erol Özgüner'le kaç defa görüştünüz ve toplam kaç saniye gösteriyordu orası?
Emrah Yüksel: En çok görüştüklerimden biri de daire başkanıdır. Ama tam dakikayı hatırlamıyorum şu an.
Melih Geçek: Başkanım, ben anlatayım: 1.100 defa, 105.000 saniye. Bu bir suçlama değil.
Mahkeme Başkanı: Anlatmanıza gerek yok. Siz zaten kendi savunmanızda anlatırsınız zaten.
Mahkeme başkanından öğle yemeği açıklaması
Dün (6 Nisan) tutuklu eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu'nun “Aşağıda işkence başladı, ekmeğin arasında incecik kaşar peyniri koyuyorlardı onu da artık vermiyorlar. Aşağıda yemek yok, aşağıda etrafımız pislik içinde" iddiası gündeme gelmişti. Mahkeme başkanı da "Yapılabilecek bir şeyler varsa, bir çözüm yolu bulmaya çalışırız" demişti. T24'ün aktardığına göre mahkeme başkanı, bugünkü duruşmada “Öğle yemeği problemi bugün çözülecek" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu: Bu iddianame çökmüştür
Tutuklu İBB Bilgi İşlem personeli Emrah Yüksel dün başlayan sorgusunun devamı için kürsüye çıktı. Bu sırada İmamoğlu söz aldı ve şunları söyledi:
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, öncelikle şunu söyleyeyim: Elinizde bir iddianame var ve bu sorum, o iddianamenin örgüt şemasıyla ilgili. Elbette bu iftiranameyi yazanlar ve her şeyin özetini bu şablonda çizen insanlar, bu işi kurgulayanlar ve hani altına da iddianın ana unsuru olarak 'İstanbul'u, Türkiye'yi ele geçirmek' diye yazan akıl, zihniyet... Şimdi tabii burada bu kadar geniş bir sürecin içerisinde, elbette çalışma arkadaşımız Sayın Emrah Yüksel'e soracağım soru, buradaki izahı netleştirelim. Çünkü bu iftiranamenin bir başka sonucu doğmuştur; ciddi bir siyasi şablonu vardır, siyasi bir iddia şekline dönüştürülmüştür ve ne yazık ki bir terfinameye dönüşmüştür. Buradaki harareti de ben ona bağlıyorum, az önceki harareti. O anlamda bugün çizilen bu şemaların nasıl çizildiğini deşifre etmek zorundayım. Bu manada bunu sorma ihtiyacı hissettim.
Tabii burada bir benim için Çatalcalı bir baba, bir eş, bir insanı dinledim her şeyden önce. Yani sonuçta bizim çalışma arkadaşımız ama bizim bir teşviki mesaimiz olmadı. Ve suç örgütüne üye olduğunu burada öğrendim. Ben kalkıp da burayı da okumuş, incelemiş değilim yani. Sizin de benim de bir uzman olmadığımız bir alandan bahsediyoruz. Dolayısıyla ‘suç örgütünün üyesi’ olduğunu da öğrendim sevgili çalışma arkadaşımızın... Sorumun temeli bunu şeffaflaştırmak olacaktır. Bu yönüyle özellikle sevgili Emrah Yüksel'e, bu suç örgütü üyesi olarak suçlandığı, bu çöp iddianamede bir tane tabii ki örgüt yöneticisi adlandırılıyor. Bakmışsınızdır; arkadaşlarımız ona bağlı, o da bana bağlı. Kısa bir cümleyle geçirdi ama sormam gerekiyor. Orada örgüt yöneticisi olan Hüseyin Gün isimli örgüt yöneticisini tanıyor musunuz sevgili Emrah Bey?
Emrah Yüksel: Sayın başkanım, hayır, tanımıyorum.
Ekrem İmamoğlu: Yani hiç gördünüz mü, istişareniz oldu mu? Herhangi bir şey oldu mu? Diyaloğunuz oldu mu?
Emrah Yüksel: Dünkü savunmamda belirttiğim üzere, sadece beş yılda sadece beş tane baz kaydım vardır. Hiçbir şekilde karşılaştığımız dahi yoktur. Bugün bu salona girse ne kendisi beni tanır ne de ben onu tanırım.
Ekrem İmamoğlu: Evet. Şimdi tabii bunun bir izaha ihtiyacı var. Çünkü konuyla ilgili Sayın Başkan, bu nasıl bir örgüt ki, bu örgütün lideri olarak ben, bu yöneticiyi tanımıyorum; bu suç örgütünün üyesi, üstündeki yöneticiyi tanımıyor ve bu aşikar, belli. Şimdi burada iddia makamıyla ilgili sözlerimi eleştiren değil, yargılayan biçimde bir tavrı da kınıyorum. Aynen daha önce bir iddianameyi yazan iddia makamını kınadığım gibi yine kınıyorum. Çünkü ne için burada olduğunu biliyorum iddia makamının. O anlamda rahatım. Ama tekrar ifade edeyim; bu çalışma arkadaşımız, altı yedi aydır yine bu iddia makamının kararıyla hapis yatıyor, evlatlarından uzak. Yine hiç tanımadığımız bir kişinin yönetici olduğu diye tariflenen bu iddia makamı... İddia makamının tariflediği şekliyle onun vesile olduğu bir başka casusluk iddianamesini de yazan aynı iddia makamı, onu kurgulayan aynı iddia makamı; oradan da insanlar hapiste yatıyor ya da hapisteler ben dahil. Bu manada kesinlikle ve net söylüyorum: Bu bir siyasi davadır. Az önce söylediğim şekliyle çökmüştür. Ana şemada örgüt yöneticisi diye tariflenen kişiyi örgüt üyesi tanımıyorsa, bu baştan çökmüştür. Ana şemada ‘örgüt yöneticisi’ diye tariflenen kişiyi ‘örgüt üyesi’ tanımıyorsa, bu iddianame baştan çökmüştür. Başka altına bakmaya gerek yoktur. Çöken bir makam daha vardır, o da iddia makamı; o da çökmüştür.
Duruşma gerilimle başladı
Bugün duruşma gerilimle başladı. Tutuklandıktan sonra görevinden alınan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, savcı ve mahkeme başkanı arasında "had bildirme" diyaloğu yaşandı.
Savcı: Başkanım, başlamadan İmamoğlu’na bir sorum vardı. Ekrem Bey, buyurun. Sorum var da. Oradan da dinleyebilirsiniz. Dün bir beyanda bulunmuşsunuz sanırım yargılama sonrası; "İddia makamı çöktü" vesaire, doğru mu?
Ekrem İmamoğlu: Birazdan söylerim…
Savcı: Birazdan değil, şu an soruyorum. Yani bize öyle bir beyan olduğu için cevap verirseniz sevinirim o konu hakkında.
Ekrem İmamoğlu: Birazdan arz ederim.
Savcı: Şimdi suç örgütüyle ilgili bir tanım yapmadan önce, iddia makamı hakkındaki beyanınıza dikkat edin. İlk celse de benzer durum yaşandı, hesap sorma tarzında. İddia makamı olarak bu tarz söylemleri kabul etmiyoruz.
Ekrem İmamoğlu: (Mikrofon verilmediği için sesi anlaşılmıyor.) Böyle bir diyalog kurulmaz. Sayın Hakim böyle kabadayılık.
Savcı: Kabadayılık vesaire durumu söz konusu değil. Bakın burada yargılamayı. Bir dakika, bir şey konuşuyorum. Yargılamaya gölge düşüren, savcılık makamını baskı altına almaya çalışan beyanlardan vazgeçin. Bu doğru bir yaklaşım değil.
Ekrem İmamoğlu: (Sözleri anlaşılmıyor)
Hakim: Savcım şöyle yapalım, tamam... Şey yapmayalım... Tamam... Şey yapmayalım... Savcım gerek yok şeye.
Savcı: Bakın haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz savcılık makamı olarak. Haddinizi aşmayın.
(Ekrem İmamoğlu ve avukatlar bu sözler üzerine itiraz ediyor)
Hakim: Savcım... Şöyle... Savcım... Avukat Bey? Tamam Avukat Bey, sakin olun.
Savcı: Müvekkiliniz beyanlarına dikkat etsin, hadden bahsediyor.
Hakim: Tamam Avukat Bey, tamam Savcım. Savcım kişisel şeye girmeyelim, diyaloğa girmeyelim. Tamam... Tamam... Tamam Avukat Bey, sakin olun. Tamam, gerek yok şeye. Savcım hiç gerek yok bu diyaloğa.
Savcı: Ekrem Bey, beyanlara dikkat edin.
Hakim: Savcım, Savcım şey yapmayalım... Savcım tamam Avukat Bey... Savcım şey yapmayalım, kişisel şeye girmeyelim. Savcım uzatmayalım.
Avukatlar: Savcı haddini bilsin Sayın Başkanım.
Hakim: Tamam Avukat Bey. "Had bildirmek" kelimesine tepki gösteriyorsunuz, aynı cümleyi kuruyorsunuz. Değişen bir şey olmuyor. Yani hani şimdi savcım o tarz bir şeye girmeyelim, diyaloga girmeyelim. Gerek yok şu an için.
Avukatlar: Sizden söz alarak konuşsun. Siz de aynı şeyi yapamazsınız. Aynı şeyi yaparız.
Hakim: Avukat Bey, tamam.
Ekrem İmamoğlu: Kime bakıyorsun yahu?
Hakim: Ekrem Bey. Ekrem Bey, müdahale etmeyelim.
Ekrem İmamoğlu: Ekrem Bey değil! Hayırdır, kime bakıyorsun sen?
Hakim: Ekrem Bey, hiç şeye girmeyelim.
Savcı: Ekrem Bey, bakın şu an... Üslubumu bozmuyorum. Benimle 'sen' diye konuşmayın, benimle 'sen' diye hitap etmeyin.
Hakim: Savcım, şeye girmeyelim. Ekrem Bey, bakın...
Savcı: Benimle 'sen' diye hitap etmeyin! Israrla söylüyorum.
Hakim: Savcı Bey...
Ekrem İmamoğlu: Israrla mı yazdınız iddianameyi?
Hakim: Ekrem Bey, iddianameyi yazan savcımız şu an huzurda bulunan savcı değil. Evet, söz hakkı... Söz hakkı vermedim zaten. Söz hakkı vermeden sanık da müdahale ediyor, siz de bağırıyorsunuz. Herkes bağırıyor yani şu an. Sadece Savcı Bey açısından söylüyorsunuz da yani herkes aynı şeyi yapıyor şu an. Savcım, savcım girmeyelim şeye. Tamam.
Avukat: Sayın Başkan, bizim meslektaşımızın mikrofonu kapatılmış, onu da açmanız gerekiyor.
Beşinci hafta, 17. gün: Savunmalar devam edecek
Duruşmada bugün birleştirilen Beyoğlu Belediyesi davasına ilişkin gelişmeler de gündemde. Aralarında İnan Güney'in de olduğu yedi kişi hakkında tensip zaptı yazıldı. Dosya İBB davasıyla birleştirildi.
Bu dosyadaki üç tutuklu sanığın da eklenmesiyle İBB davasında tutuklu sanık sayısı 92'ye, toplam sanık sayısı 414'e çıkıyor.
Dünkü celse tutuklu İBB Bilgi İşlem personeli Emrah Yüksel'in sorgusuyla tamamlandı.
Bugün de Yüksel'in çapraz sorgu ve avukat sorgusuyla devam edilecek, daha sonra yazılım mühendisi Iraz Bayrak kürsüye çıkacak.
