08 Eylül 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 19.08.2026 14:45 | Son Güncelleme: 19.08.2026 23:43

İBB Davası'nda 67'nci gün: Her gün 20 savunma, ikinci celse eylül sonunda bitecek

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen İBB davasının ikinci celse duruşması, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda başladı. Dünkü duruşma günü 13 saat sürerken şu ana kadar 22 tutuksuz sanığın savunması alındı
İBB Davası'nda 67'nci gün: Her gün 20 savunma, ikinci celse eylül sonunda bitecek
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB Davası'nın 67. duruşması başladı.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşma için tutuklu sanıklar salona getirildi.

Sabah saatlerinden itibaren sanık savunmaları dinlenilmeye devam etti. Mahkeme başkanı, duruşmaya öğle arası vermesinin hemen öncesinde açıklamalarda bulundu. Mahkeme başkanı, her gün 20 savunma almaya çalışacaklarını ve duruşmanın bu kısmını eylül ayının sonuna kadar tamamlamayı düşündüklerini açıkladı.

Muzaffer Beyaz için ikinci kez tutuklama talebi

Tutuksuz sanık Muzaffer Beyaz hakkında yeni bir gelişme yaşandı.

Duruşma savcısı, Beyaz’ın dün görülen duruşmada tutuklanmasını talep etmiş, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi ise bu talebi oy çokluğuyla reddetmişti. Savcı, ret kararının ardından mahkemeye itiraz dilekçesi sundu.

İtiraz dilekçesinde, Beyaz’ın üzerine atılı suçun niteliği ve mahiyeti ile alabileceği ceza miktarına dikkat çekildi. Savcı ayrıca Beyaz’ın soruşturma aşamasındaki ifadeleri ile duruşmadaki beyanları arasında çelişkiler bulunduğunu belirterek dosyadaki delilleri de tutuklama talebinin gerekçeleri arasında sıraladı.

Beyaz, dosyada hem “şikayetçi” hem de “şüpheli” sıfatıyla yer alıyor. Savcı, önceki ifadeleri ile mahkemedeki savunması arasında tespit edildiğini belirttiği çelişkiler nedeniyle tutuklama talebinde bulunmuştu.

Mahkemenin tutuklama talebini oy çokluğuyla reddetmesi üzerine yapılan itiraz, değerlendirilmek üzere İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilecek.

Kamera bantlama olayı, İstanbul Senin, kreşler: Günün savunmalarında neler öne çıktı?

Emin Türe – İmamoğlu’nun yakın koruması

Günün ilk savunmasını Ekrem İmamoğlu’nun yakın koruma ekibinden Emin Türe yaptı. Türe, İmamoğlu’nun programları sırasında otellerde bulunan kameraların bantlanmasıyla ilgili 15 numaralı eylem kapsamında suçlanıyor.

Türe, daha önce verdiği ifadeyi tekrar etti; dosyada savunmasının ayrıntıları aktarılmıyor.

Emre Manav – İBB ulaştırma personeli

Manav da aynı kamera bantlama eylemi kapsamında savunma yaptı.

İBB ulaştırma personeli ve şoför Emre Manav, 8 Ekim 2024'te Le Meridien Otel'de yaşanan olay sırasında araçta beklediğini, memur arkadaşı Özgür Türkmen'in Başkan'ın kıyafetlerini istemesi üzerine bunları otele götürdüğünü söyledi. Başkan'ın kısa süreli yemek yediğini ve lavaboyu kullandığını gördüğünü belirten Manav, ardından tekrar aracının yanına döndüğünü ve kısa süre sonra ekip olarak otelden ayrıldıklarını anlattı. Manav, görev yaptığı süre boyunca herhangi bir suç örgütünün varlığına ya da oluşumuna tanık olmadığını belirterek, “Böyle bir şeye şahit olmuş olsaydım bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bunu ben kendim şikayette bulunurdum” dedi.

Mustafa Akın'ın avukatı Berfin Rabia İstek'in soruları üzerine Manav, Akın'dan hiçbir zaman talimat almadığını söyledi. Akın'ın başkanlık ekibinde, kendisinin ise protokol ekibinde şoför olarak görev yaptığını belirten Manav, “Normal şartlarda karşılaştığımız ve bir araya geldiğimiz çok ender ve nadirdir. Hiçbir talimat almadım” dedi.

Manav'ın avukatı Cansu Keskin ise müvekkilinin olay sırasında yaptığı maddi hareketin Özgür Türkmen'in talebi üzerine peçete vermekten ibaret olduğunu savundu. Kamerayı bantlayarak görüntüyü kapatan kişinin Manav olmadığını belirten Keskin, Türkmen'in peçeteyi isteme gerekçesini Başkan'ın tuvaleti kullanması ve kıyafet değiştirmesi nedeniyle mahrem görüntülerin kayda alınmasını engellemek olarak açıkladığını söyledi. Keskin, Manav'ın toplantının örgütsel niteliğini bildiğine, örgütün varlığından haberdar olduğuna veya suç teşkil eden herhangi bir durumu gördüğüne ilişkin somut delil bulunmadığını ifade etti.

Keskin ayrıca Manav'ın örgüt hiyerarşisine dahil olmadığının iddianamede de kabul edildiğini, jammer cihazı taşıdığı, kurduğu veya kullandığına ilişkin somut bir tespit bulunmadığını ve haberleşmenin engellenmesi suçuna iştirak ettiğine dair belirlenmiş bir eylem ortaya konulamadığını söyledi. “Ceza sorumluluğu şahsidir” vurgusu yapan Keskin, müvekkilinin görevi, birlikte çalıştığı kişiler veya olay yerindeki mevcudiyeti nedeniyle cezai sorumluluk altında tutulamayacağını belirterek, atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verilmesini talep etti.

Özgür Türkmen – İBB protokol görevlisi

Türkmen de kamera bantlama eylemiyle suçlanan isimlerden.

Duruşma savcısı, İmamoğlu'nun programlarında kameraların bantlanıp bantlanmadığını sordu. Türkmen, "O bir kere oldu. Yapma sebebim, ekibin oraya yetişememesiydi. Kıyafet değişimi olacaktı, mahrem bir durum vardı. Kamera Ekrem başkanın kişisel kullanım alanının açısındaydı o nedenle kapattım" dedi. Türkmen, "Bana bu konuda bir talimat gelmedi, bu zaruri bir prosedürdür" ifadelerini de kullandı.

Metin Gül – Gül İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı

Gül, dosyada hem müşteki hem şüpheli sıfatıyla yer alan isimlerden. Savunmasında daha önce verdiği ifadeleri tekrar etti.

Gül'ün iddiasına göre, Adem Soytekin ve Fatih Keleş, Beylikdüzü'nde yapılacak bir proje için iskan karşılığında kendisinden para istedi.

Ancak savunmanın önemli noktalarından biri, Mehmet Murat Çalık'ın kendisini Soytekin ve Keleş'e yönlendirdiği iddiasıydı. Çalık bu iddianın doğru olmadığını söyledi.

Fatih Keleş'in avukatı Baran Kaya da Gül'e, Keleş'in kendisini arayarak 2 milyon TL istediğini söylediği iddiasını sordu. Gül ise bu konuda muhasebeden böyle bir talep geldiğini, daha sonra iptal edildiğini söyledi.

Gül'ün anlatımı, iddianamedeki para talebi iddialarını desteklerken, Çalık ve Keleş tarafındaki savunmalar bu bağlantıyı reddediyor.

Erhan Ünal – İnşaat şirketi hissedarı

Ünal'ın savunmasının merkezinde şirket içerisindeki konumu ve yetkisi vardı.

Hakkındaki iddiaları reddeden Ünal, şirketteki hissesinin küçük olduğunu, şirketin iş ve işlemleri hakkında bilgi ve yetki sahibi olmadığını söyledi.

Mahkeme başkanı, projede dört dairenin Hasan İmamoğlu'na devredildiği ve karşılığında ödeme alınmadığı iddiasını sordu. Ünal bu bilgiyi ortaklarından duyduğunu, kendisine ait doğrudan bir bilgisi olmadığını söyledi.

Başkanın şirketin satış ve devirlerini takip edip etmediğini sorması üzerine de Ünal, kendisini yalnızca sermayedarolarak tanımladı.

Mehmet Murat Çalık'ın ruhsat sürecine ilişkin sorusu üzerine de Ünal, 22 günde verilen ruhsat konusunda yalnızca “bana öyle anlatıldı” diyerek duyuma dayalı konuştuğunu belirtti.

Nahit Kiler – İş insanı

Eski AK Parti milletvekili Vahit Kiler'in ağabeyi Nahit Kiler, daha önceki ifadelerini tekrar etti.

Kiler'in savunmasının ana başlıklarından biri, 2019'dan önce de belediyelere ve vakıflara bağış yaptıkları oldu.

Kiler, Beylikdüzü'ndeki bir kreşle ilgili olarak Mehmet Murat Çalık'ın kendilerine kreş yapmalarını söylediğini, şirketin iş yoğunluğu nedeniyle bunu kendilerinin yapamayacağını belirterek, maliyeti Adem Soytekin'e ait Asoy İnşaat'a gönderdiklerini anlattı.

Çalık'ın doğrudan para isteyip istemediği sorusuna ise Kiler “Hayır. Yalnızca kreş bağışı için bir yetkili şirkete yönlendirdiniz.” yanıtını verdi.

Burada Çalık da Kiler'e doğrudan bir soru yöneltti. Çalık, iddianamede kendisinin Kiler'den rüşvet pazarlığı yaptığıiddiasının bulunduğuna dikkat çekerek, bunun zamanlamasına itiraz etti. Çalık'a göre iddianamede rüşvet pazarlığının yapıldığı belirtilen tarihte kendisi cezaevindeydi.

İsmet Koyun – KOBİL Yönetim Kurulu Başkanı

Günün en uzun ve dikkat çeken savunmalarından biri İsmet Koyun'a aitti.

Koyun savunmasına doğrudan “Ben niçin burada olduğumu bilmiyorum” diyerek başladı. İddianamede bağlantı kurulan Hüseyin Gün'ü daha önce hiç görmediğini ve kendisiyle konuşmadığını söyledi. 2019'da Gün ile şirketi arasında işlem yapıldığı iddiasından da haberi olmadığını belirtti.

Koyun ayrıca KOBİL'in “İstanbul Senin” için kurulmuş bir şirket olmadığını, şirketin 1990'da kurulduğunu söyledi.

İBB ile ilk temasının ise 1994'te, Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemdeki AKBİL projesi ile başladığını anlattı. Koyun, Erdoğan'ın projeyi takip ettiğini ve Türkiye'de e-Devlet projesinin ilk vizyonunu kendisinin getirdiğini söyledi.

Koyun'un savunmasındaki bir diğer ana hat teknoloji ve veri güvenliği oldu. Kendisinin yıllardır veri güvenliği alanında çalıştığını, “veriye sahip olmayan ülkenin kendisine sahip olamayacağını” savundu ve Türkiye'nin bir “Siber Kuvvetleri”olması gerektiğini söyledi.

Koyun, suçlamaların kendisine ağır geldiğini, şirketlerine gidemediğini, sekiz aydır yurt dışına çıkış yasağı bulunduğunu ve ciddi zarar gördüğünü söyledi. İBB'ye yaptıkları projede 10 milyon avronun üzerinde zarar ettiğini de ifade etti.

“İstanbul Senin” ve veri sızıntısı iddiası

Koyun'un savunmasının en önemli bölümü, Ekrem İmamoğlu'nun doğrudan kendisine yönelttiği sorularla birlikte “İstanbul Senin” uygulaması üzerinden veri sızdırıldığı iddiası üzerine gelişti.

İmamoğlu, uygulama üzerinden vatandaşların kişisel verilerinin ele geçirildiği ve yurt dışına sızdırıldığı iddiasını hatırlatarak Koyun'a, böyle bir sistemin altyapısını kurup kurmadığını sordu.

Koyun ise bunun teknik olarak mümkün olmadığını savundu. “İstanbul Senin” üzerinden yurt dışına gönderildiği söylenen şeyin “data” olmadığını, benzer sistemlerin Bakanlıklarda da bulunduğunu söyledi.

Koyun ayrıca sistemin güvenlik mekanizmaları nedeniyle veri sızdırılması halinde kendisini kilitleyeceğini savundu. İmamoğlu da bunun üzerine “İstanbul Senin uygulamasıyla veri sızdırılması mümkün değil” ifadesini kullandı; Koyun da bunu doğruladı.

Erol Naim Özgüler - İBB eski Bilgi İşlem Daire Başkanı

Ardından savunma yapan tutuksuz sanık, etkin pişmanlık ifadesi veren İBB eski Bilgi İşlem Daire Başkanı Erol Naim Özgüner oldu. İddianamedeki şemada “örgüt yöneticisi” olduğu öne sürülen Hüseyin Gün’ün altında gösterildiğini belirten Özgüner, Gün’le arasında herhangi bir emir-talimat ilişkisi veya hiyerarşi bulunmadığını savundu.

“İBB Hanem” ve “İstanbul Senin” uygulamalarından veri sızdırıldığı iddialarının yer aldığı 13 numaralı eyleme ilişkin konuşan Özgüner, bunun İBB’nin vizyon projelerinden biri olduğunu söyledi. Özgüner, çok sayıda iştirak ve bağlı kuruluşun mobil uygulamaları ile web sayfalarının tek platformda toplanmasının amaçlandığını belirterek, projenin yalnızca ihaleyi kimin yaptığı üzerinden değerlendirilmesinin eksik kalacağını ifade etti.

Dosyadaki USOM raporuna da itiraz eden Özgüner, “USOM raporunun hiçbir noktasında Erol Özgüner’e ait herhangi bir veri tabanına erişim ibaresi bulunmamaktadır” dedi. Google Tag Manager kodlarının sisteme yüklenmesine ilişkin iddiaların yer aldığı eylemde, iddianamedeki tek tape çözümünün bulunduğunu belirten Özgüner, bu nedenle tutuklandığını savundu. GTM konusunun mutlaka bilirkişi incelemesiyle açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

"Telefonumu neden evinizde sakladınız?"

Erol Naim Özgüner'in savunmasının ardından başlanan sorgusunda Ekrem İmamoğlu söz aldı. İmamoğlu, "Benim telefonumu neden evinizde sakladınız?" diye sordu. Özgüner, "Saklamadım, muhafaza ettim" dedi. İmamoğlu ayrıca, "Bu telefon 6-7 yıl önce kullandığım sonra da özel kaleme yönlendirilmiş bir cihazdır" ifadelerini kullandı. İmamoğlu'nun Özgüner'e soru sorduğu sırada mahkeme başkanı müdahale etti, "Böyle soru sorulamaz, sanığı baskı altına almaya çalışıyorsunuz" dedi.

Ekrem İmamoğlu, Erol Naim Özgüner'e "Çalıştığınız sürede bir örgüt gördünüz mü? Bir örgüte üye misiniz?" diye sordu. Özgüner, "Örgüte var veya yok diyemem. Ama ben bir örgüt üyesi değilim" yanıtını verdi.

İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek'in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, Ekrem İmamoğlu'nun ikinci telefonu olarak kamuoyuna duyurulan ve Erol Naim Özgüner'in evinde bulunan cep telefonuyla ilgili, "12 Mayıs 2025 tarihinde telefon ele geçirildi. Ama servis edilen fotoğraflarda telefonun tarihi 23 Mart olarak görünüyordu. Bu nasıl mümkün oldu?" diye sordu. Özgüner, "Telefon uzun süreli kapalı kalırsa eski tarihi gösterebilir" dedi.

Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu, "Yurtdışına herhangi bir veri sızdırdınız mı ya da sızdırıldığını gördünüz mü?" diye sordu. İtirafçı Erol Naim Özgüner bu soruyu, "Veri sızdırmadım, verilere erişimim yoktu" sözleriyle yanıtladı.

Naim Özgüner'in sorgusunun ardından adı İBB Borsası iddialarında geçen avukatı Mehmet Yıldırım'ın savunması başladı. Müvekkilinin ifadesi nedeniyle 27 kişinin tutuklandığı iddiasının yalan olduğunu söyleyen Yıldırım, kendisi hakkında da algı operasyonu yapıldığını ileri sürdü.

Mehmet Yıldırım, Ekrem İmamoğlu'nun telefonunun Iphone 16 Pro Max olduğunu ve piyasaya 2025'in başında çıktığını ileri sürerek, eski bir telefon olmadığını ve bunun yalan olduğunu söyledi. Melih Geçek'in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu ise, Yıldırım'ın beyanının yalan olduğunu, telefonun Iphone 11 olduğunu ve bunun belgesini de mahkemeye UYAP sistemi üzerinden sunacağını belirtti.

Müvekkilinin ticari anlamda zarara uğradığını, çocuğu için yurtdışına gitmek zorunda olduğunu ifade eden avukat Yıldırım, Erol Naim Özgüner'in önce yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını daha sonra da beraatini talep etti.

“Savcılık peri bacalarını balistik füze yapmaya çalışıyor”

Naim Erol Özgüner'in ardından KOBİL çalışanı Abdullah Uygun ve İdris Yıldırım’ın savunması ve sorgusu tamamlandı. Yıldırım’ın avukatı İdris Koçak, iddianamede Eylem-13 olarak adlandırılan suçlamaya dair, “Savcılık peri bacalarını balistik füze yapmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Oturuma verilen ara sonrası sanık kürsüsüne Onur Büyükhatipoğlu geldi. İtirafçı Adem Soytekin’in geçmişte avukatlığını yaptığını belirten, Büyükhatipoğlu kendisinde hala vekaletin bulunduğunu söyledi. Büyükhatipoğlu, avukatlık faaliyetleri nedeniyle suçlandığını savundu. Adem Soytekin'in kendisi için "Davalarıma katılıp katılmadığını bilmiyorum" dediğini aktaran Onur Büyükhatipoğlu, "Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı hak ihlali başvurusunu ben takip ediyorum" dedi ve Soytekin adına katıldığı davaların tutanaklarını mahkeme heyetine sundu.

Davada önceki gün neler yaşandı?

İBB davasının 66’ncı gününde, Silivri’de yaklaşık 13 saat süren duruşmada çok sayıda sanığın savunması ve çapraz sorgusu yapıldı. Günün en dikkat çeken gelişmesi, etkin pişmanlıktan yararlanan iş insanı Muzaffer Beyaz hakkında savcılığın tutuklama talep etmesi oldu. Mahkeme heyeti, kıdemli üye hakimin muhalefetine karşı oy çokluğuyla talebi reddetti.

Duruşmada Veysel Erçevik, etkin pişmanlık başvurusunu baskı altında yapmadığını savunurken, ifadesini okumadan imzaladığını söyledi. Furkan ve Yüksel Hamzaoğlu da haklarındaki suçlamaları reddetti; Yüksel Hamzaoğlu, daha önceki ifadesinde Ekrem İmamoğlu’ndan talimat geldiğini söylediğini ancak bunun kendisine aktarılanlardan ibaret olduğunu belirtti.

Günün ilerleyen bölümünde Zafer Gül, Mustafa Keleş, Dursun Keleş ve Fuat Keleş çeşitli iddialarda bulunurken, İmamoğlu ve diğer sanıklar bu iddialara karşılık verdi. Özellikle Gül’ün Mehmet Murat Çalık’tan para istediği iddiası ile Çalık’ın buna yönelik sorgusu ve Mustafa Keleş’in İmamoğlu’nun kendisine baskı yaptığı yönündeki suçlaması duruşmaya damga vurdu.

Duruşmanın sonunda Esra Huri Bulduk ile tutuksuz sanıklar Adem Ok, Elif Yıldız Kızılca ve Sezgin Paydaş’ın savunmaları alındı ve yaklaşık 13 saatlik oturum sona erdi.