İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB davasında yedi kez etkin pişmanlık ifadesi veren eski İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız'ın savunması alındı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı dönemde “İBB soruşturmasının dönüm noktası Ertan Yıldız’ın itirafçı olması” ifadesini kullandığı Ertan Yıldız savunmasında, hakkında “örgüt yöneticiliği” kapsamında 27 eylemden ceza istendiğini belirterek suçlamaları reddetti.
Yıldız, İBB iştiraklerinin ihale süreçlerini yönetmediğini savunurken, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerin de arkasında olduğunu söyledi. Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Murat Gülibrahimoğlu hakkında dikkat çeken iddialarda bulunan Yıldız, “Beni direkt olarak o sistemin içerisine sokmak istediler ve ben reddettim” dedi. Yıldız, bir para teslimine bizzat tanık olduğunu ileri sürerek, “Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, yüzde 100 gerçektir” ifadelerini kullandı.
Savunmasına hakkında yapılan yorumlara tepki göstererek başlayan Yıldız, “Kaçar dediler. ‘Pişmanlar kralı’ dediler, ‘pişmancık’ dediler. Ben bugün karşınızda görüldüğü gibi kaçmadım. Asla da kaçmam, yalan da söylemem. Ben bugün burada hakikatleri söylemek için huzurunuzdayım” dedi.
İTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu olduğunu ve uzun yıllar özel sektörde yöneticilik yaptığını anlatan Yıldız, 2017 itibarıyla yaklaşık 150 milyon dolar ciroya ulaşan bir şirket grubunda ortak ve CEO olarak görev yaptığını, 2018’de hisselerini devrederek ayrıldığını söyledi.
"Tanıştığımızda 40’lı yaşlardaydık"
Ekrem İmamoğlu ile 2014 yerel seçimleri döneminde Beylikdüzü’ndeki fabrikasına yaptığı ziyaret sırasında tanıştığını anlatan Yıldız, ilişkilerinin daha sonra geliştiğini ancak çok yakın arkadaş olmadıklarını söyledi. Yıldız, “Bazıları bizim bilye arkadaşı olduğumuzu söylüyor, öyle bir şey söz konusu değil. Biz tanıştığımızda 40’lı yaşlardaydık” dedi. İmamoğlu’nun 2018'de kendisine İBB'de birlikte çalışma teklifinde bulunduğunu belirten Yıldız, teklifi maddi gerekçelerle değil, “millete ve vatana hizmet” düşüncesiyle kabul ettiğini anlattı.
"Şirketleri yönetmenin bir örgüt yöneticiliği olduğunu düşünmüyorum"
Yıldız, 2019’dan 2023’ün sonuna kadar iştiraklerden sorumlu Başkan Danışmanı olarak görev yaptığını, göreve geldiklerinde 28 İBB şirketi ve yaklaşık 70 bin çalışandan oluşan, 4-4,5 milyar dolar ciroya sahip bir yapı bulunduğunu ifade etti.
Görevden ayrıldığı dönemde 12 İBB şirketinin Türkiye’nin ilk 500 şirketi arasına girdiğini, zarar eden şirket sayısının ikiye düştüğünü bildiren Yıldız, “Ben şirketleri 4,5 yıl yönettim. Teslim aldım, başarıyla yönettim, teslim ettim. Şirketleri yönetmenin bir örgüt yöneticiliği olduğunu düşünmüyorum” dedi.
Zaman içerisinde Ekrem İmamoğlu ile yönetim anlayışlarının farklılaştığını ve aralarındaki güven ilişkisinin zedelendiğini söyleyen Yıldız, İmamoğlu’nun siyasi yolculuğunda yanında yer almak ve “cumhurbaşkanlığına kadar” birlikte gitmek düşüncesiyle göreve başladığını ancak ilerleyen dönemde farklı finansman yöntemleri ve “gayri yasal” olduğunu ileri sürdüğü yapılanmalar ortaya çıktığını savundu.
"Beni o sistemin içerisine sokmak istediler, reddettim”
Yıldız, 2023 yılında İmamoğlu’nun odasında Fatih Keleş’in, “Ben artık yoruldum. Para işleriyle uğraşmaktan yoruldum, artık baş edemiyorum. Bu işlere başkaları da elini taşın altına soksun. Ertan Bey de bu işlerle ilgilensin” dediğini ancak bu teklifi reddettiğini anlattı.
İmamoğlu'nun ise bunun üzerine, “Bu işlere ben karar veririm. Ertan Bey istemiyorsa, Ertan Bey şimdilik kalsın” dediğini söyleyen Yıldız, “Böyle bir teklifin yapılabiliyor olması bile gelecekte karşılaşacağım büyük problemlerin habercisiydi. Beni direkt olarak o sistemin içerisine sokmak istediler ve ben reddettim” ifadelerini kullandı.
"Böyle bir ifadede bulunarak beni ezdi ve önceliklerinin değiştiğini gösterdi”
Murat Gülibrahimoğlu ile anlaşamadığını da anlatan Yıldız, Gülibrahimoğlu’nun İBB şirketlerini kendi lehine kullanmaya çalıştığını öne sürdü.
Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş, Murat Gülibrahimoğlu ve bazı genel müdürlerin katıldığı bir toplantıda, bir İBB şirketinin zararına olacağını düşündüğü bir teklifin gündeme geldiğini ve teklife karşı çıktığını savunan Yıldız, İmamoğlu’nun kendisine, “Bu talimatımdır. Murat Gülibrahimoğlu nasıl istiyorsa öyle olacak” dediğini iddia etti.
Yıldız, “Murat Gülibrahimoğlu belediyenin herhangi bir çalışanı, yetkilisi değil. Kendisi bir iş adamı. Ben başkanın resmi danışmanıyım. Orada böyle bir ifadede bulunarak beni ezdi ve önceliklerinin değiştiğini bana net şekilde gösterdi” dedi.
“İSTAÇ 400 milyon dolarlık gelirden mahrum kaldı”
Yıldız, Cebeci'deki maden sahası ile ilgili iddialara da savunmasında yer verdi. Cebeci’de yaklaşık 170 bin tonluk hafriyat döküm izni bulunduğunu ancak iki yıl içinde yaklaşık 80 milyon ton hafriyat döküldüğünü ileri süren Yıldız, dönemin değerleriyle yaklaşık 800 milyon dolar gelir elde edildiğini savundu. Hafriyatın İSTAÇ’ın alanlarına dökülmesi halinde gelirin en az yarısının İSTAÇ’a kalacağını söyleyen Yıldız, “İSTAÇ 4 yıllık bir sürede böyle bir gelirden mahrum kaldı, dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Peki bu para kimin cebine gitti? Etkin pişmanlık ifadelerinde var” diye konuştu.
"Onayımdan geçen bir tane ihale yok"
Hakkındaki “örgüt yöneticiliği” suçlamasının merkezinde İBB iştiraklerinin ihalelerini yönettiği iddiasının bulunduğunu belirten Yıldız, İştirakler Koordinasyon Merkezi’nin görev ve yetkilerini ayrıntılı şekilde anlattı.
Yıldız, İştirakler İcra Kurulu’nun ihale yetkisi bulunmadığını, şirketlerin kendi ihalelerini kendilerinin yaptığını ve Başkan Danışmanı olarak ihale kararlarında imza yetkisinin olmadığını savunarak, “Benim onayımdan geçen bir tane ihale yok. Benim imzaladığım bir tane yok. İştiraklerde yılda on binlerce ihale olur. Beş yılda belki 500 bin ihale olmuştur. Bir tanesine müdahalem yoktur” dedi.
"Buluşma değil, ortak baz var”
Yıldız, iştiraklerden büyük ihalelere ilişkin bazı bilgileri görevi gereği aldığını ancak gizli olması gereken yaklaşık maliyet bilgisinin kendisine hiçbir zaman ulaşmadığını savundu.
“Ben her ay iştiraklerden büyük ihalelerin Yönetim Kurulu kararına giren ihalelerle ilgili bilgileri alırdım, doğru. Fakat hiçbir zaman yaklaşık maliyeti almazdım. Bana yaklaşık maliyet gelmez, o suçtur” dedi.
Gizli tanık Gürgen’in, iştiraklerden toplanan paraların Capacity AVM otoparkında şoförüne verildiği yönündeki beyanlarına da değinen Yıldız, gizli tanığın, "para teslimlerinin ayda ya da iki ayda bir yapıldığını" iddia ettiğini hatırlattı. Yıldız, 4,5 yıllık dönemde iki şoförün 1000 metrelik alanda yalnızca altı kez ortak baz verdiğini belirterek, “54 ay. Hadi iki ayda bir buluşsunlar, 27 kere buluşmaları lazım. Burada toplam altı kere buluşma var. Buluşma da değil, ortak baz var” diye konuştu.
“İddianame örgüt yöneticisi olduğumu iddia ediyor ama olmadığımı da ispatlıyor”
Tanık ve etkin pişmanlık beyanları arasındaki çelişkileri sıralayan Yıldız; Burak Korzay, Burak Sırali ve Ziya Gökmen Togay’ın ifadelerinden bölümler aktardı.
Yıldız, kendisinin ihalelere müdahale ettiğini ileri süren bazı anlatımların yine aynı kişilerin başka beyanlarıyla çeliştiğini savunarak, “İddianame benim örgüt yöneticisi olduğumu iddia ediyor ama örgüt yöneticisi olmadığımı da ispatlıyor” dedi.
Savunmasının bir saati aşması üzerine Mahkeme Başkanı, Yıldız’a süreyi daha verimli kullanması yönünde uyarıda bulundu. Yıldız ise, “Eylem sayıma istenen ceza 260 yıl. Bu açıdan buna sabır isteyebilirim” dedi. Mahkeme Başkanı da eylem sayısını gözeterek süre verdiğini belirtti.
"Tanık gibi kullanılıp sanık gibi cezalandırılmak isteniyorum"
Yıldız, hakkındaki eylemleri tek tek ele alırken, “Eylem 18” kapsamında şoförü Bayram Yıldırım’a para taşıttığı iddiasını reddetti. Şoförünün bir kez İbrahim Özkan’a telefon ve tablet götürdüğünü kabul eden Yıldız, bunların öğrencilere bağış amacıyla gönderildiğini belirterek, “Bundan ‘para taşıttı’ya nasıl geliniyor?” diye sordu.
“Eylem 20” yönünden ise olayın kendi etkin pişmanlık beyanıyla ortaya çıktığını savunan Yıldız, “Ertan Yıldız burada tanık gibi kullanılıp sanık gibi cezalandırılmak istenmektedir” dedi.
"Fatih Keleş aldı, şahidim"
Yıldız, Aykut Erdoğdu’nun da adının geçtiği bir para teslimine ilişkin daha önceki beyanlarının arkasında olduğunu ifade ederek, “1 milyon 500 bin dolar getirildi ve o 1 milyon 500 bin doları Fatih Keleş aldı. Ben de buna şahidim. Ekrem İmamoğlu’nun da bilgisi dahilindedir” iddiasında bulundu.
İmamoğlu’nun kendisine Aykut Erdoğdu hakkında, “Aykut’a dikkat edin, o 2 alır 1,5 getirir” dediğini de ileri süren Yıldız, “Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, yüzde 100 gerçektir. Benim birebir şahit olduğum olaydır” dedi.
“İlk defa gördüğüm insandan para mı isteyeceğim?”
Yıldız, tutuklu kalmasının en önemli nedenlerinden biri olduğunu söylediği Capacity AVM eyleminde ise otopark ruhsatı için 5 milyon dolar rüşvet istediği iddiasını reddetti.
Bakırköy Belediye Meclisi Üyesi olarak hiçbir icrai görevi veya imza yetkisi bulunmadığını vurgulayan Yıldız, “Ben Capacity AVM ile ilgili ne herhangi bir kimseden para istedim ne ben kimseye para istemesi için talimat verdim” dedi.
Capacity yetkilileriyle yalnızca bir kez görüştüğünü anlatan Yıldız, görüşmenin AVM’de yaklaşık 197 perde betonun kesildiği ve yapının deprem riski taşıdığı iddiasıyla ilgili olduğunu söyledi. Yetkililerden statik rapor istendiğini, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden alınan raporda yapıda deprem riski bulunduğunun belirtildiğini aktaran Yıldız, avukat Mehmet İplikçioğlu’nun, kendisinin “3 değil, artık 5 milyon dolar vereceksiniz” dediği yönündeki suçlamasını reddederek şöyle konuştu:
“İlk defa tanıştığım bir insan, tanımıyorum. İlk defa bana gelmiş ziyarete, çay içiyoruz. Kendisinden 5 milyon dolar ben rüşvet isteyeceğim, öyle mi? Ya Allah aşkına böyle bir şeye kim inanır? Ben hayatımda hiç kimseden para istemedim.”
İtirafçı Muzaffer Beyaz'ın iddiasını yalanladı
Yıldız, sanıklardan Muzaffer Beyaz’ın Bakırköy’de yapacağı bir projeye ilişkin kendisinden rüşvet istendiği ve bu talep için Süleyman Atik’in görevlendirildiği yönündeki iddiaları da reddetti. Bakırköy Belediyesi’nde yalnızca meclis üyesi olduğunu, herhangi bir idari ya da icrai görevi ve imza yetkisi bulunmadığını vurgulayan Yıldız, “Benim bir planı onaylama gücüm yok, ruhsat verme gücüm de yoktur” dedi.
Muzaffer Beyaz’ı daha önceden tanıdığını ancak söz konusu süreçte görüşmek istemediğini anlatan Yıldız, Beyaz’ın ısrarlı aramalarının ardından randevu verdiğini söyledi. Görüşmede Beyaz’ın, “Hepiniz belediyeci oldunuz. Zaten sizden öncekiler de istedi, verdik. Şimdi sizlere mi vereceğiz?” şeklinde ifadeler kullandığını ileri süren Yıldız, “Ben de kendisine benimle böyle konuşamayacağını söyledim. ‘Bir derdin varsa git belediyeyle konuş. Benim bir yetkim yok, belediye işleriyle ilgilenmiyorum’ dedim. Tartıştık ve gönderdim. Benim bu konuyla ilgili kendisiyle başka bir görüşmem yoktur” savunmasını yaptı.
"Husumete dayalı bir iftira"
Daha sonra Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz’den bilgi aldığını söyleyen Yıldız, Beyaz’ın projesinin önceki dönemden kalan, “abartılı ve uygunsuz” bir proje olduğunu ve bu nedenle reddedildiğini savundu.
Yıldız, Muzaffer Beyaz’ın Süleyman Atik ile görüşmesinde, “Biz bunlarla anlaştık, ödeme yapacağız” şeklinde bir ifadesinin iddianamede yer aldığını hatırlatarak, “Madem anlaşmış, neden ruhsatı verilmedi? Neden plan değişikliği katsayısı düşürülerek Büyükşehir’e geri iade edildi?” diye sordu.
Süleyman Atik’in de kendisi tarafından yönlendirildiği iddiasını reddettiğini aktaran Yıldız, Atik’in dosyadaki beyanında, “Ertan Yıldız’ın beni yönlendirdiğine ilişkin iddiaları kesinlikle kabul etmiyorum. Ben Muzaffer Beyaz’ın ricasıyla Ali Rıza Akyüz ile bir görüşme yaptım. Ancak herhangi bir şekilde olaya dahil olmadım. Benim yaptığım görüşmede para talebi konuşulmadı” dediğini belirtti.
Yıldız savunmasını, “Burada sadece Muzaffer Beyaz’ın husumete dayalı ya da Capacity ile ilgili kendisini haklı çıkarabilmek adına bir iftirası söz konusudur. Benimle ilgili başka hiçbir şey yoktur, hiçbir delil yoktur. Böyle bir şey olmamıştır” ifadeleriyle tamamlayarak bu eylemden beraatini talep etti.
"Böyle bir şey söylediğimi hatırlamıyorum"
Duruşmaya verilen aranın ardından Ertan Yıldız'ın çapraz sorgusuna geçildi. Ertan Yıldız'a ilk soruyu tutuklu KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt yöneltti. Yıldız'ın kendisinden önce KİPTAŞ'ın yönetim kurulu başkanlığını yaptığını ifade eden Kurt, "Usulsüz işlem oldu mu?" diye sordu. Yıldız, "Benim bildiğim kadarıyla hayır" yanıtını verdi.
Kurt'un ardından, tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun söz aldı. "Reklam ihalelerinden yüzde 10 aldığımı söylüyorsunuz" diyen Ongun'a Yıldız'ın yanıtı, "Bu cümle bana ait değil. Ben hatırlamıyorum böyle bir şey söylediğimi" şeklinde oldu.
"İhale AK Parti dönemine ait"
Murat Ongun, itirafçı sanık Ertan Yıldız'ın "Beni aradı, Bebek Otel'de kahvaltıya davet etti. Reklam alanları ihalesi konuşuldu, İlbaklar ile Murat Ongun yüzde 10'da anlaştılar" ifadesini hatırlattı ve "Bu durumda siz de dahil olmak üzere biz ihaleye fesat karıştırmış oluyoruz" dedi. Yıldız ise, "Ben bu konuyla ilgili davet edildiğimi bilmiyordum" yanıtını verdi. Bunun üzerine Ongun, kendisi, Fatih Keleş, Ertan Yıldız ve İlbaklar hakkında suç duyurusunda bulundu ve ihalenin incelenmesini istedi.
Murat Ongun ayrıca, itirafçı sanık Ertan Yıldız'ın "İlbaklarla yüzde 10 karşılığında anlaşıldı" dediği ihalenin AK Parti dönemine ait olduğunu ve ifadesinin yalan olduğunu savundu.
"Başkanım bu kışkırtmaya vardı"
Murat Ongun, "Pınar Türker ve Murat Abbas ile ilişkileriniz nasıldı? İhale sorar mıydı onlar size?" sorusunu yöneltti. Ertan Yıldız, mahkeme başkanına seslenerek "Başkanım bu kışkırtmaya vardı" dedi. Ongun, Yıldız'ın ifadesinde ve savcılık sorgusunda "30 iştirak şirketini yönetiyorum" sözlerine de atıf yaptı ve "Kültür A.Ş. ile Medya A.Ş.'yi ben yönetiyor olsaydım 28 şirketi yönetiyorum derdi" ifadelerini kullandı. Ongun ayrıca, Yıldız'ın "İletişim çadırına ne zaman gitsem Emrah Bağdatlı oradaydı" sözlerine değinerek, "Madem buralar bana bağlı, neden o kadar sık geliyordunuz?" diye sordu. Yıldız, "Biz oraya Ekrem İmamoğlu'yla toplantıya gidiyorduk" dedi.
"Bana firmanın gizli sahibi olduğunu söyledi"
Ertan Yıldız'ın şirketlerine Pano Effect firmasından ve İlbaklardan para geldiğini söyleyen Murat Ongun'a Ertan Yıldız'ın yanıtı, "Firma geçmişte ortak olduğum firmadır" oldu. Ongun, "Firma kendisinindir" dedi. Ongun ayrıca, "Bu kadar iştirakten sorumlu ama ihalelerle ilgilenmediğini söyleyen Ertan Bey, metro girişlerinde bile 'Benim tanıdıklarımdan al' demesi etik midir?" sorunu yönetti.
İmamoğlu: Gizli ortak olmanın ne olduğunu hatırlatmak için sordum
Ongun'un ardından Ekrem İmamoğlu'nun sorularına geçildi. İmamoğlu ilk olarak Yıldız’a, geçmişte sahibi olduğu firmayı devrederken aynı sektörde yeni şirket kurmasını engelleyen bir sözleşme maddesi nedeniyle, eski çalışanları üzerinden başka bir firma kurduğunu ve bu firmanın gerçekte kendisine ait olduğunu söylediği bir konuşma yapıp yapmadığını sordu.
Mahkeme Başkanı, sorunun iddianame dışı bir konuya ilişkin olduğunu belirterek Yıldız’ın yanıt verip vermemesinin kendi takdirinde olduğunu söyledi.
Yıldız, “Cevap vermek istemiyorum Sayın Başkanım” dedi.
Bunun üzerine İmamoğlu, soruyu neden yönelttiğini şöyle açıkladı:
“Şunun için sordum; kendisi beni bir firmayla ‘gizli ortak’ diye ithamda bulundu. Yalan bir ifadede bulundu. Gizli ortak ya da bir firmanın gizli sahibi olmanın ne olduğunu kendisine hatırlatmak için bu soruyu sordum.”
"Ben cevabımı aldım"
Yıldız, İmamoğlu’na söz konusu konuşmanın tarihini hatırlayıp hatırlamadığını sordu. İmamoğlu, tarihi hatırlamadığını belirterek, “Sadece söylediğiniz doğru mu, değil mi?” diye sordu.
Yıldız yeniden, “Dediğim gibi cevap vermek istemiyorum” dedi.
İmamoğlu ise, “Peki, ben aldım cevabımı” karşılığını verdi.
"O zaman tembelmişsiniz"
İmamoğlu daha sonra Yıldız’ın savunmasında kullandığı “İBB ile ilişkimi kestikten sonra” ifadesini gündeme getirerek, “Ne zaman İBB ile ilişkinizi kestiniz?” diye sordu.
Yıldız, “Kasım 2023, istifam” yanıtını verdi.
İmamoğlu bunun üzerine İstanbul Yönetim A.Ş.’yi gündeme getirdi. Yıldız, İYA’nın “İstanbul Yönetim A.Ş.” olduğunu, iştiraklerin “denetim, gözetim ve danışmanlık faaliyetlerinden” sorumlu bulunduğunu söyledi.
İmamoğlu, İYA’nın yeni dönemde bütün iştirak şirketlerinin yönetiminin koordinasyonu ve denetimi için oluşturulan bir yapı olduğunu ifade etti. Yıldız da bu tanımlamaya, “Doğrudur efendim” karşılığını verdi.
İmamoğlu, Yıldız’a 2024 yerel seçimlerinin ardından İYA Yönetim Kurulu Başkanı olup olmadığını sordu.
Yıldız, “Oldum” dedi.
Bunun üzerine İmamoğlu, “Nasıl ilişkinizi kestiniz?” diye sordu.
Yıldız ise İYA Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın icrai bir görev olmadığını savunarak, “İYA’nın Yönetim Kurulu Başkanlığı icrai bir faaliyet değildir. Bunu çok iyi bilirsiniz” dedi.
İmamoğlu, Yıldız’ın savunmasındaki şirket yönetimlerine ilişkin değerlendirmeleri hatırlatarak çelişki bulunduğunu belirtti. İmamoğlu, “Az önce burada bir Yönetim Kurulu Başkanlığı ile ‘Herhangi bir şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığını bile Medya A.Ş.’den direkt sorumlu’ dediniz. Şimdi İYA, 30 tane şirketten sorumlu bir Yönetim A.Ş. şirketi, ‘Ondan sorumlu değilim’ diyorsunuz. Bu nasıl bir şey, anlamadım ben?” dedi.
Yıldız ise, “Ben Yönetim Kurulu Başkanı’nın icrai sorumluluğu yoktur diyorum” yanıtını verdi.
İmamoğlu, Yıldız’a İYA bünyesinde kurul başkanlarıyla 10-15 günde bir toplantı yapıp yapmadığını sordu.
Yıldız, İYA’da yalnızca iki kez toplantı yaptığını söyledi.
İmamoğlu bunun üzerine, “O zaman tembelmişsiniz” dedi.
"Halen İYA Yönetim Kurulu Başkanıyım"
İmamoğlu, Yıldız’ın İYA Yönetim Kurulu Başkanı olarak İBB’nin icra toplantılarına da katıldığını söyledi. Yıldız ise hangi toplantıya katıldığını sorarak buna itiraz etti.
İmamoğlu, Yıldız’ın “Nasıl yönetilir?” başlıklı bir sunum dahi yaptığını hatırlattı.
Yıldız sunumu kabul etti ancak söz konusu toplantıların icra toplantısı olmadığını savundu:
“Onlar yeni sistemle ilgili yaptığımız toplantılardı.”
İmamoğlu ise, “Ama o toplantılar icra toplantıları. Bizim icra... O toplantıların başkanı benim. Ne için toplandığımızı ben biliyorum yani” dedi.
Yıldız, 2024’ten sonra hiçbir icra toplantısına katılmadığını ve İmamoğlu’nun özellikle kendisinin katılmamasını istediğini söyledi.
Tartışmanın en dikkat çekici bölümü, İmamoğlu’nun Yıldız’a İYA Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan ne zaman ayrıldığını sormasıyla yaşandı.
Yıldız önce hatırlamadığını söyledi, ardından sözlerini düzelterek:
“İYA’dan ayrılmadım. İYA Yönetim Kurulu Başkanıyım hâlâ.”
İmamoğlu, “Hâlâ ayrılmadınız?” diye sordu.
Yıldız, “Ben ayrılmadım. 2024’ten beri İYA Yönetim Kurulu Başkanıyım” yanıtını verdi.
"İBB ile bağlantınızı hiç kesmediniz"
İmamoğlu bunun üzerine Yıldız’ın “İBB ile ilişkimi kestim” şeklindeki önceki beyanına itiraz ederek şunları söyledi:
“Dolayısıyla siz aslında İBB ile bağlantınızı hiç kesmediniz. Ve İYA dediğiniz Yönetim Kurulu Başkanı, bütün 30 iştirakin sorumluluğunu alan, denetimini yapan... Bütün sorumluluğunu alan; hukuki, mali denetimini yapan bir iştirakten bahsediyorum.”
İmamoğlu, İYA’nın Medya A.Ş., Kültür A.Ş., KİPTAŞ veya İSFALT gibi tek bir alanda faaliyet gösteren iştiraklerden farklı olarak 30 şirketin mali, hukuki, idari ve insan kaynakları süreçlerini denetleyen bir yapı olduğunu söyledi.
Yıldız ise İmamoğlu’nun değerlendirmesine karşılık İYA’daki görev ve yetki dağılımını anlattı.
“İYA, İstanbul Yönetim A.Ş., iştirak şirketlerinin denetim, gözetim faaliyetleri için kurulmuş bir şirkettir” diyen Yıldız, şöyle devam etti:
“Yönetim Kurulu Başkanı veya Yönetim Kurulu üyelerinin İYA’da icrai yetkisi yoktur. İcrai yetki Genel Müdür’dedir. Genel Müdür’ü de siz atadınız.”
Yıldız, İYA Yönetim Kurulu toplantılarının ayda birkaç kez değil, toplamda iki ya da üç kez gerçekleştirildiğini ifade ederek, aynı zamanda İBB Meclisi İştirakler Komisyonu Başkanı olması nedeniyle iştiraklerin denetim faaliyetlerinden haberdar olmasının İmamoğlu’nun da bilgisi ve isteği dahilinde olduğunu savundu.
İmamoğlu ise Yıldız’ın Meclis’teki görevine ilişkin başka sorular da yönelteceğini belirterek, “Buraya geçmeyelim, siz bu konuyu bitirin. Sorularıma cevap verin” dedi. Mahkeme Başkanı da araya girerek Yıldız’ın yanıtının tamamlanmasını istedi.
İmamoğlu, İYA’nın 30 iştirakin mali, hukuki, idari ve insan kaynakları süreçlerinde denetim görevi bulunduğunu belirterek Yıldız’a, İYA’nın sıradan bir iştirak mi yoksa bütün iştiraklerin üzerinde bir yönetim merkezi mi olduğunu sordu.
Yıldız buna, “İYA, kesinlikle bir yönetim merkezi değildir” yanıtını verdi. İYA’nın yönetim fonksiyonu bulunmadığını, iştirakleri denetlediğini söyleyen Yıldız, Yönetim Kurulu Başkanı olarak hiçbir icrai faaliyetin içinde olmadığını savundu. Yıldız’ın İmamoğlu’na, “Benimle kaç kez İYA ile ilgili toplantı yaptınız?” diye sorması üzerine İmamoğlu, “Ben soru soruyorum, siz soramazsınız” dedi. Mahkeme Başkanı da Yıldız’ın İmamoğlu’nun savunması sırasında soru yöneltebileceğini belirtti.
"Bakırköy Belediye Başkanı olmak istediği bilgisi geldi"
İmamoğlu, 2024 yerel seçimleri öncesinde Yıldız’ın Bakırköy Belediye Başkanı olmak istediğine ilişkin kendisine çok sayıda bilgi geldiğini ve Yıldız’ın da bunu kısmen ifade ettiğini söyledi. Yıldız’a, görevine devam etme, iş dünyasına dönme veya siyasette kalma seçeneklerini anlattığını belirten İmamoğlu, kendisine Bakırköy Belediye Meclis üyeliğini önerdiğini aktardı.
Yıldız ise Bakırköy Belediye Başkanı olmak istediği iddiasını reddederek, “Ben zaten siyasetten kopmak istiyordum” dedi. Meclis üyeliğini ilişkilerinin kopmaması için kabul ettiğini, daha sonra vazgeçmek istediğini söyleyen Yıldız, İmamoğlu’nun kendisini bir hafta “oyaladığını” ileri sürdü.
İmamoğlu, “Bu da tabii yalandır” dedi. Yıldız ise, “Bu yalan değildir, sizin söylediğiniz yalandır” karşılığını verdi. İmamoğlu, “Bu da bir yalandır. Bugün 50 mi 70 mi oldu bilmiyorum” dedi.
İmamoğlu daha sonra Yıldız’ın Murat Gülibrahimoğlu ile ilgili bir ortaklığı kendisinden duyduğu yönündeki beyanını gündeme getirdi.
Yıldız, İmamoğlu’na geçmişte Gülibrahimoğlu için “Güvenmeyin, bu adama güvenilmez. Bu şirketle ilgili yarın bize kazık atabilir, size kazık atabilir” dediğini ileri sürdü. Yıldız, İmamoğlu’nun kendisine, “Merak etme, biz hisseleri aldık” yanıtını verdiğini iddia etti.
İmamoğlu ise bu iddiayı kesin bir dille reddederek, “Bu da bir yalandır, kayda geçsin. Tümüyle yalan bir ifadedir” dedi. Mahkeme Başkanı da İmamoğlu’na her yanıtın ardından “Bu yalan” demesine gerek olmadığını söyledi.
"Kaçak döküm var diye senin ağzından tek bir cümle duymadım"
İmamoğlu daha sonra Yıldız’ın Cebeci’de “kaçak döküm” yapıldığına ilişkin iddialarına geçti ve dökümün hangi tarihler arasında gerçekleştiğini sordu.
Yıldız, 2021’de İSFALT’ın MAPEG’e verilen taahhütler kapsamında yol ıslahına ilişkin bir ihale yaptığını, ihaleyi Nuhoğlu Yapı/Neoray’ın aldığını, işin daha sonra Kuzey İstanbul Gayrimenkul’e verildiğini anlattı. Yıldız, 170 bin metreküp hafriyat izni alınmasına rağmen ilgili bölgeye hafriyat dökülmediğini, buna karşılık Güney Cebeci’ye beş yılda “185 milyon metreküp hafriyat” döküldüğünü ileri sürdü.
İmamoğlu, Yıldız’ın söz konusu dönemin yaklaşık üç yılında iştiraklerden sorumlu başkan danışmanı olduğunu hatırlatarak:
“Böyle bir kaçak döküm var diye ben senin ağzından tek bir cümle duymadım. İcrada da duymadım, birebirde de duymadım, hiçbir yerde duymadım” dedi.
İmamoğlu, aynı dönemde CİMER’den gelen bir şikâyet üzerine Teftiş Kurulu’na soruşturma açtırdığını; İstanbul Valiliği, Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Kaymakamlığı’ndan “Burada kaçak döküm yoktur” yönünde yanıt geldiğini söyledi. Buna rağmen suç duyurusunda bulunduklarını belirten İmamoğlu, Yıldız’a, “Eğer öyle bir duyumun var ve bunun bir şekilde yönetime taşınmaması bir yöneticiye hiç yakışmamıştır” dedi.
Yıldız, İmamoğlu’nun kendisine sürekli “yalancı” şeklinde ifadeler kullandığını belirterek buna itiraz etti. Ardından Cebeci konusunda İmamoğlu’na:
“Zaten bu işin başında siz vardınız. Ben size neyi söyleyeceğim?” dedi.
Yıldız, geçmişte Murat Gülibrahimoğlu konusunda İmamoğlu’nu uyardığını ve “Bu adama güvenilmez” dediğini ileri sürerek, İmamoğlu’nun kendisine “O adam çok yetenekli. Bunun önünü açmamız lazım” dediğini iddia etti.
İmamoğlu bunu reddetti ve o dönemde Gülibrahimoğlu’nun bakanlık ile MAPEG’den alması gereken izinlerin beklendiğini, izinler alındıktan sonra sürecin yürüdüğünü söyledi.
Yıldız ayrıca kaçak dökümün muhataplarının Çevre Koruma Daire Başkanlığı ile Zabıta Müdürlüğü olduğunu belirterek, “Bütün bu olaylar olurken onlar neredeler? Size bağlı değil mi bu yönetim?” diye sordu. İmamoğlu ise ilgili kurumların gerekli yazışmaları yaptığını ve suç duyurusunda bulunulduğunu söyledi.
“Örgüt yöneticisi misiniz Ertan Bey?”
İmamoğlu daha sonra Yıldız’a doğrudan, “Örgüt yöneticisi misiniz Ertan Bey?” diye sordu.
Yıldız, savunmasında bu soruya yanıt verdiğini söyledi. İmamoğlu birkaç kez “Evet mi, hayır mı?” diye sorusunu yineledi.
Yıldız sonunda, “Ben örgüt yöneticisi olmadığımı söyledim” dedi.
İmamoğlu daha sonra bazı gazetelerde Yıldız için kullanılan “Gölge Başkan” nitelemesini hatırlatarak buna katılıp katılmadığını sordu. Yıldız, “Katılmıyorum” yanıtını verdi.
İmamoğlu’nun “Peki, örgüt var mı?” sorusuna ise Yıldız, buna mahkeme heyetinin karar vereceğini belirterek, “Ben az önce bir yapının olduğunu, bu yapıyla ilgili bildiklerimi anlattım” dedi.
“Demek siz de sistem kurdunuz”
İmamoğlu, Yıldız’ın iştiraklerde önemli görevler üstlenmesine rağmen anlatımında birçok süreçten haberdar olmadığını söylediğini belirterek, kendisine iştirak şirketlerini yönetme görevi verdiğini savundu.
Yıldız buna, “Hayır efendim, onları gözetmemi, onları kontrol etmemi istediniz” diye karşılık verdi.
İmamoğlu, “Gözetmek değil, yönetmek” dedi.
Yıldız ise tek bir kişinin 76 bin çalışanı, 30 şirketi ve büyük bir ekonomik yapıyı tek başına yönetemeyeceğini belirterek, “Sistem kurarsınız, o sistem çalışır” dedi.
İmamoğlu, “Demek siz de sistem kurdunuz” diye karşılık verdi.
Yıldız, “E tabii. Sistem, koordinasyon... Bu sistemi beraber kurduk” dedi.
İmamoğlu da “Dolayısıyla sistem kurduk yani” karşılığını verdi ve ardından, “Bildiğimiz sistem o yani. Ne iddianamede yazan sistem, ne de senin daha önce çalıştığın sistem. Yani Sistem A.Ş., ayrıldığın firma” ifadelerini kullandı.
"Kaçarsa hakkımız üzerinde kalır"
İmamoğlu'nun sorularının ardından Aykut Erdoğdu söz aldı. Aykut Erdoğdu "Ben bir tek suçtan 15 aydır hücrede yatıyorum. Sana hakkımı helal etmiyorum. Bu şahıs tutuklanmalıdır. Bu şahsın yurtdışı yasağı kaldırılır da kaçarsa hakkımız üzerinde kalır" dedi. Mahkeme başkanı Aykut Erdoğdu'nun sözünü kesti. Soru sırası tutuklu Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz'e geldi.
Ali Rıza Akyüz'ün ardından Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, "Benim resmi işlemlerimle ilgili kanuna aykırılığa tanıklığınız var mı?" diye sordu. İtirafçı sanık Ertan Yıldız, "Hayır" dedi. Daha sonra söz alan Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, "Biz size yıllık bütçeleri sunuyor muyduk?" sorusunu yöneltti. Yıldız, "Evet doğru" dedi.
