18 Mayıs 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 18.05.2026 11:47 | Son Güncelleme: 18.05.2026 12:33

İBB davasında konuşan Murat Kapki: İfademi özgür iradeyle vermedim; 'Roma'yı mı yaktın' deseler 'evet' derdim

İBB davasında 'etkin pişmanlık' ifadesini geri çeken Murat Kapki, "Savcı duymak istediğini aldı, doğruları söyleyince kalk kapattılar" ifadesini kullandı
İBB davasında konuşan Murat Kapki: İfademi özgür iradeyle vermedim; 'Roma'yı mı yaktın' deseler 'evet' derdim
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

İBB davasının 39. gününde 'etkin pişmanlık' ifadesini geri çeken iş insanı sanık Murat Kapki'nin savunmasına devam edildi. Murat Kapki duruşmanın başında “Bazı hususları atladım” diyerek 15 dakika ek savunma süresi aldı. Kapki, "Verdiğim ifadeler özgür iradeyle verilmiş ifadeler değildi. Bana ‘sen mi vurdun’ deseler ‘evet ben vurdum’ derdim, ‘Roma’yı sen mi yaktın’ deseler ‘evet ben yaktım’ derdim" açıklamasında bulundu.

"İfademi özgür iradeyle vermedim"

Soruşturmayı sonradan öğrendiğini belirten Kapki ifadesinde şöyle konuştu:

“2024 Ekim ayında Çetin Ayaz isimli biri geldi. Bana ‘senin ve şirketlerin hakkında gizli bir soruşturma yürütülüyor’ dedi. Bizim her şeyimiz tertemiz dedim. Konu kapandı gitti.

Sonrasında, çok eski tanıdığım İsmail Kaan’la konuşmaya başladım. Kendisine durumu anlattım; böyle bir süreçten haberdar olduğunu duyduğumu, bu konuda bilgisi olup olmadığını, bir şey öğrenip öğrenemeyeceğini ve ne yapılabileceğine bakmasını istedim.

Bir süre sonra bana geri dönerek, “Evet, böyle bir durum varmış” dedi. Ardından da, “Sen mallarını benim üzerime geçir, sana hiçbir şey yapamazlar. Malların benim üzerimdeyken onlara dokunamazlar” dedi.

Ben de kendisine, “İsmail, bütün malları üzerine geçirirsem bu kez de bu durum sorun yaratmaz mı? Sonuçta hepsi senin üzerine geçmiş olacak” diye sordum.

Bunun üzerine bana, “Bana hiçbir şey yapamazlar” dedi. Hatta elindeki telefonu göstererek, “Benim de onlarla ilgili elimde çok şey var” ifadelerini kullandı. Kimse Çetin’e hiçbir şey sormadı. İsmail ve Çetin yok.

Eşim tutuksuz sanık, ailemden tutuklananlar var. Verdiğim ifadeler özgür iradeyle verilmiş ifadeler değildi. Bana ‘sen mi vurdun’ deseler ‘evet ben vurdum’ derdim, ‘Roma’yı sen mi yaktın’ deseler ‘evet ben yaktım’ derdim. Ne diyebilir ki? Eşim gireceğine ben gireyim. Sözünü ettiğim kişilerin ifadeleri alınmadı.

“Mallarını bana ver, bana bir şey yapamazlar' dediği için mallarımı verdim"

Ama çok dikkat çekici olan şu: İsmail Kaan’la ilgili defalarca, herhalde 15 kez yazılı ve sözlü beyanda bulundum. Her gittiğimde bunu anlattım ama tek bir ifadesi bile alınmadı. 2018’deki metro reklam alanları ihalesi de var, ancak o da iddianameye dahil edilmemiş; çünkü tarih 2018. Bu durumda aklıma ister istemez şu geliyor: Benim 1 milyon 750 bin dolarıma el konulması ve babasının söylediği iddia edilen şu söz: 'Ben oğlumu daha fazlasını vererek bu işten kurtardım.”

Şimdi Başkanım, Allah aşkına; benim yerimde olduğunuzu düşünün. 10 metrekarelik bir odadasınız. Birisi malınıza çökmüş. Belki evlerimi bile geri alamayacağım; çünkü tamamen hileli olduğunu düşündüğüm bir satışla mallarımı devrettim. Aramızda herhangi bir ticari ya da hukuki ilişki yoktu. Sadece bana, “Mallarını bana ver, bana bir şey yapamazlar” dediği için mallarımı verdim.

AK Parti döneminde aldığım ihale soruşturmaya dahil edilmiyor

Bir diğer mesele şu Başkanım; bunu size daha önce de anlatmıştım. Biz burada üç ihaleden yargılanıyoruz. Oysa benim dört ihale aldığım biliniyor ve bunlardan biri hiçbir şekilde dosyaya konu edilmedi; çünkü daha eski tarihli. Aynı şekilde bir de metro reklam alanları ihalesi var. O ihaleyi biliyor musunuz Başkanım? Metro reklam alanlarının ihalesi. O da benim aldığım ihalelerle aynı dönemde, aynı yöntemle verildi. Ama fark ettiniz mi, iddianamede yer almıyor. Neden? Çünkü tarihi 2018. Benim Kültür A.Ş.’den aldığım ihalelerle birebir aynı yöntemle alınmış bir ihale bu. Eğer o ihalede bir sorun yoksa, benim aldığım ihalelerde de yoktur; ki zaten olmadığını söylüyorum.

Bakın, metro ihalesini söyledim, İlbakları söyledim. Ama ne hikmetse televizyon yayınlarını izliyorum, söylediklerimin hiçbiri konuşulmuyor. Beni hedef aldıklarında ise her şey konuşuluyordu. Hatta benim davalı olduğum kişi hâlâ televizyonlara çıkıyor Başkanım; bu önemli.

Mücahit Birinci ile görüşmesi

Mücahit Birinci, perşembe akşamı televizyonda benim avukatlarımın savcının odasının kapısını kırarak içeri gireceğini ve “Müvekkilimize nasıl tek başına savunma yaptırırsınız?” diye hesap soracağını söylemiş. Böyle bir şey olabilir mi? Hangi ülkede yaşıyoruz? Bir savcının odasının kapısını kırarak içeri kim girebilir? Kaldı ki 7. kata ulaşmak bile kolay değil. İnsanlar çok daha aşağıda bariyerlerde bekletiliyor; savcının izni olmadan yukarı çıkmak mümkün değil.

Ama bu kişi hâlâ kendini haklı göstermeye çalışıyor. Hatta o görüşme odası için “yalan odası” demiş; orada insanların birbirine iftira atabileceğini, çünkü odanın dinlenmediğini söylemiş. Başkanım, ben hayatımda ilk kez tutuklandım. İlk kez bir mahkeme huzuruna çıkıyorum. İlk kez bir tutuklu görüşme odasına girdim. Oranın dinlenip dinlenmediğini, izlenip izlenmediğini, kamera olup olmadığını nereden bileyim? Bunları ilk kez yaşıyorum. Ama demek ki o beyefendi bunları çok iyi biliyor ki rahat rahat televizyona çıkıp anlatabiliyor.

Cem Küçük hâlâ bunu gerçekmiş gibi kamuoyuna sunuyor. İhaleye fesat karıştırmadığımı anlattım. Savcı duymak istediğini aldı, doğruları söyleyince dinlemediler. Ben neden tutukluyum?

İhaleye fesat karıştırmadım

"Sayın Başkanım, ben burada neden tutukluyum? İhaleye fesat karıştırdığım için, örgüt üyesi olduğum için ve rüşvet verdiğim için, doğru değil mi? İhaleye fesat karıştırmadığımızı size anlattım. Neden? Çünkü ben Kültür A.Ş.'nin alt ihalesini aldım. Ben ihaleye fesat karıştırılan, iddianamedeki fesat karıştırılan Büyükşehir Belediyesi ile Kültür A.Ş. arasındaki ihaleye herhangi bir girişim yok, herhangi bir hiçbir şekilde müdahil değilim. Benim ihaleye fesat karıştırma gibi bir durumum yok zaten. Artı, ben memur da değilim, ben bir iş insanıyım. Son kuruşuna kadar parasını ödemiş miyim? Evet. Reklam yerlerini yapmış mıyım? Evet."

"Savcı duymak istediklerini aldı, doğruları söyleyince kulak kapattılar"

Bakın, bunu özellikle vurguluyorum Başkanım. Üç yıllık bir ihale için 5-6 milyon dolarlık yatırım yapıyorum, tüm kira ödemelerini eksiksiz ve düzenli şekilde yapıyorum. Hatta benden vade farkı bile tahsil ediliyor; bunların hepsini belgeleriyle size sunuyorum. Ayrıca herhangi bir rüşvet vermediğimi de anlattım.

Ama burada asıl dikkat çekici olan şu: Hüseyin Köksal’ın şirkete Mayıs ayında ortak olduğu açık. Buna rağmen, televizyonlarda sürekli referans gösterilen MASAK raporunda bu ortaklık Kasım ayında gerçekleşmiş gibi gösteriliyor. Neden? Benim üçüncü bir kişiye para transfer etmiş gibi, dolayısıyla sanki rüşvet vermişim gibi bir algı yaratmak için.

Bu çok ciddi bir mesele Başkanım. Mayıs ayında ortak olan bir kişiyi Kasım ayında ortak olmuş gibi göstermek ciddi bir çarpıtmadır. Üstelik bunu yapan MASAK. Ben bu durumu savcıya defalarca anlattım, defalarca izah ettim ama hiçbir şekilde dikkate alınmadı. Savcı sadece benden duymak istediği şeyleri almaya odaklandı. Doğruları söyleyince ise kulaklarını kapattılar.

"Ben neden tutukluyum?"

"Ben neden tutukluyum? Ben bir iş insanı olduğum için mi tutukluyum? Başkanım, İsmail Kaan hakkında suç duyurusunda bulunmak istiyorum. İsmail Kaan'ın buraya getirtilip dinlenmesini istiyorum. Herhalde siz de çağırırsınız diye düşünüyorum. Hatta babası Osman Kaan'ın da gelmesini, çünkü 1 milyon 750 bin dolar verip daha fazlasını kimlere vermiş oğlunu kurtarmak için. Yani benim aklıma birçok şey geliyor da sizin de aklınıza geliyordur herhalde bunu öğrenmek. Bu paranın alınıp devlet tarafından, aynı evlerime konulduğu gibi, tedbirli bir şekilde tedbir konmasını istiyorum."

"Müvekkil, eşinin kurtarılması vaadiyle beyanlarda bulunmaya zorlanmıştır"

Murat Kapki'nin sorgusunun ardından avukat savunmasına geçilmesi beklerken, önce Kapki'nin avukatı
savunmaya başladı. Müvekkilinin "etkin pişmanlık" ifadesinin nedenini açıklayan Avukat Fikret Aras, "Müvekkilimin bu ifadeleri verme psikolojisi sadece tahliye olmak için değil. kardeşi , çalışanları tutuklanmış. son olarak da eşi gözaltındadır" dedi. Avukat Aras savunmasının devamında şunları şöyledi:

“Müvekkilimiz talep göndermesine rağmen ifadeye çağrılmadı. İfade alma sürecinde şüpheli, kendi avukatının gelmesi ya da baro tarafından görevlendirme yapılmasıyla ifade verir. Bizim olayımızda müvekkilimiz cezaevinde olduğu için durumdan haberdardır. Müvekkilim doğrudan Cumhuriyet Savcısının bulunduğu yere götürülüyor. Müvekkilimin eşi gözaltına alınmıştır. Müvekkil, eşinin kurtarılması ve kendisinin cezaevinden çıkacağı vaadiyle bazı beyanlarda bulunmaya zorlanmıştır. Bu beyanların bir kısmı tutanağa geçirilmiştir. Müvekkil ifade vermiştir, ancak bu ifade kendi iradesiyle verilmemiştir. Alınan ifade hukuka uygun değildir. Dosyada savunma yok sayılarak işlem yapılmaktadır. Bu nedenle müvekkilimizin bu aşamada yeni bir beyanda bulunmayacağını bildiriyoruz."

İBB davasının 38. gününde neler olmuştu?

Tutuklanarak İBB Başkanlığı’ndan uzaklaştırılan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın 38’inci gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi karşısındaki 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam edildi. Duruşmada itirafçı ifadesiyle ilgili “Savcılık tarafından yönlendirildim” diyen tutuklu sanık Murat Kapki savunma yaptı.

Kapki “Bugün, yalnızca suçlamalara cevap vermek için değil, hakkımda çizilen yapay karakteri silmek için buradayım” diyen Murat Kapki, “Çocuklarımın büyümesine tanıklık edemiyorum. Ailemin temel geçim kaynağıyım. Uydurma iddialarla hapisteyim. 8.5 yaşındaki oğlum depresyon tedavisi görüyor, 25 kilo aldı. Ben ek ifade verince hepsi sustu. Sonra burada dilekçe verince o yayınlar yeniden başladı. Bu arkadaşların hepsinin ismini açıklayacağım” dedi.

Murat Kapki, MASAK raporu üzeri suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti. Kapki, 2020’den 2024’e kadar şirketinin kârlılık oranının 0.21 olarak hesaplandığını, 2024’te bu oranın 2.53’e çıktığının iddia edildiğini ifade etti.

Kültür A.Ş.’den şimdiye kadar dört ihale aldıklarını ancak bunun üçünün suçlama konusu yapıldığını söyleyen Kapki, “Bir ihalenin ana ihalesi Ekrem İmamoğlu döneminden önce yapılmış. Muhtemelen bu yüzden iddianameye almamışlar” diye konuştu.

“Aynı ihaleyi alanlar yok, biz neden buradayız?”

“İtirafçı olduğu” öne sürülen ancak etkin pişmanlık kapsamında ifade vermediğini ve davada sanık olarak yer almadığını söylediği İlbak ailesine dikkat çeken Murat Kapki, kendisine yöneltilen suçlamalara itiraz etti.

Kapki, ihale aldığı için suçlandığını belirterek, eğer bunun suç kabul ediliyorsa AKP döneminde verilen tüm ihalelerin de aynı kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini savundu. İBB’nin reklam alanlarını yıllardır işleten kişilere herhangi bir suçlama yöneltilmediğini söyleyen Kapki, İlbak ailesinin de aynı ihaleleri aynı yöntemle aldığını ancak iddianamede yer almadığını ifade etti. “Benimle aynı ihaleyi aldılar, ama burada sadece biz varız” dedi.

“Kamu zararı yok, rapor çarpıtılıyor”

Kapki, bilirkişi raporunda kamu zararına ilişkin bir tespit bulunmadığını, buna rağmen ihaleye konu tutarın tamamının kamu zararı gibi gösterildiğini öne sürdü.

Hakkında medyada yapılan yorumlara da tepki gösteren Kapki, Cem Küçük’ün kendisini 2020 öncesinde “köfteci” olarak tanımladığını, ancak bunun ticari geçmişini görmezden gelen indirgemeci bir yaklaşım olduğunu söyledi. Seçimin iptal edildiği dönemde, Ekrem İmamoğlu göreve başlamadan önce Ali Yerlikaya döneminde ihale aldığını belirten Kapki, İmamoğlu göreve geldikten sonra ise bu alanların elinden alındığını kaydetti. “Eğer Murat Ongun beni koruyor olsaydı, neden bu alanlar elimden alınsın?” diye sordu.

“Bana suç atması için teklif yapıldığını söylediler”

Kapki, itirafçı Ahmet Çiçek’in avukatı Melike Bayraktar’ın cezaevinde kendisini ziyaret ettiğini ve Muhittin Palazoğlu’nun Ahmet Çiçek’e kendisi aleyhine ifade vermesi karşılığında 1 milyon dolar teklif ettiğini söylediğini aktardı.

Bu iddiaları savcılığa ilettiğini ancak tutanağa geçirilmediğini öne süren Kapki, savcının “gerek yok” diyerek bu beyanları kayda almadığını iddia etti.

“İsmail Kaan dosyada yok”

Kapki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Osman Kaan’ın oğlu ve TÜRGEV yöneticisi İsmail Kaan’a, 19 Mart operasyonundan önce bir villa ve yedi daire devrettiğini, ayrıca bir başka villanın bedelini de ödediğini söyledi.

Kendi avukatlarının bu dosyada sanık yapıldığını ancak İsmail Kaan hakkında işlem yapılmadığını savunan Kapki, bunun çelişki yarattığını dile getirdi.

“Beni ‘ahtapotun kolu’ ilan ettiler”

Hakkında medyada yer alan MASAK raporlarına ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını savunan Kapki, bu raporların tutuklanmasına ve mal varlığına el konulmasına dayanak yapıldığını ancak içeriğinin hatalı ve çarpıtılmış olduğunu öne sürdü.

Kapki, raporda BVA Kültür AŞ’den para aldığı, ardından ortağı Hüseyin Köksal üzerinden para transferleri yapıldığı ve bunun Ekrem İmamoğlu’na rüşvet gibi sunulduğunu anlattı. Söz konusu işlemlerin ticari faaliyet kapsamında olduğunu savunan Kapki, medyada “ahtapotun kolu” gibi ifadelerle hedef gösterildiğini söyledi.

“Savcı bana Murat Ongun hakkında konuşmamı önerdi”

Kapki, ifade işlemleri sırasında savcının kendisine siyasi aidiyetini sorduğunu ve CHP’li olmadığını söylediğini aktardı.

Savcının, Murat Ongun ile ilişkisinin kötü olduğunu telefon kayıtlarından gördüklerini söylediğini öne süren Kapki, Ongun hakkında bilgi vermesinin kendi lehine olabileceğinin ima edildiğini iddia etti.

Kapki, Mücahit Birinci ile diyaloğunu anlattı

Kapki, İBB Borsası iddialarında adı geçen eski AKP MKYK üyesi avukat Mücahit Birinci’nin tahliyesi karşılığında kendisinden para talep ettiğini öne sürdü.

İlk etapta 2,5 milyon dolar istendiğini, pazarlık sonrası rakamın 2 milyon dolara indiğini söyleyen Kapki, kendisine bazı isimler hakkında hazırlanmış ifadelerin imzalatılmak istendiğini anlattı.

Bu metinlerde Ekrem İmamoğlu, Murat Ongun ve Özgür Özel hakkında, kendi bilgisi dışında olaylara tanıklık etmiş gibi gösterildiğini belirten Kapki, bu belgeleri imzalamayı reddettiğini söyledi.

Birinci’nin süreç boyunca “büyük resme bak” ve “Makyavelist düşün” ifadelerini tekrarladığını aktaran Kapki, ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını dile getirdi.

“Ben ne itirafçıyım ne etkin pişman”

Kapki, Mücahit Birinci hakkında şikâyetçi olduğunu, ardından savcılığa çağrıldığını ve kendisine “Bir şeyler söyleyelim, yazalım” denildiğini öne sürdü.

Tahliye olacağını düşünerek yöneltilen sorulara olumlu yanıt verdiğini söyleyen Kapki, sonrasında bu ifadelerin hem kendisi hem de başkaları aleyhine kullanıldığını savundu.

Kapki, kendisini “itirafçı” ya da “etkin pişmanlıktan yararlanan biri” olarak tanımlamayı reddederek, suçsuz yere tutuklandığını, ailesinin de süreçten etkilendiğini ve mal varlığına el konulduğunu ifade etti.

“Savcı ‘burada bir gün bile kalmaman lazım’ dedi”

Kapki, soruşturma savcısının kendisine suçunun olmadığını söylediğini iddia etti.

Mahkeme başkanına seslenen Kapki, savcıya bu sözleri söyleyip söylemediğinin sorulmasını istedi. Savcının, kendisinin tutuklu kalmaması gerektiğini ancak “gücünün yetmediğini” söylediğini öne süren Kapki, başka savcıların ise kamuoyundaki görünürlüğü nedeniyle tahliyesinin sorun yaratacağını ifade ettiğini iddia etti.

“İnan Güney hakkındaki ifadelerim uydurma”

Kapki, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney hakkında etkin pişmanlık ifadesinde yer alan beyanlarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Tahliye edileceğini düşünerek savcının yönlendirmesiyle yorum yaparak yanıt verdiğini öne süren Kapki, bu beyanların daha sonra resmi ifadeye dönüştürüldüğünü savundu.

Savcının, İnan Güney hakkında başka ifadeler bulunduğunu söyleyerek kendisine bu iddiaları bilip bilmediğini sorduğunu, kendisinin de “duymuştum” diyerek yanıt verdiğini anlattı.

“İsmail Kaan’la ilgili söylediklerim kayda geçmedi”

Kapki, İsmail Kaan hakkında yaptığı şikâyetlerin tutanağa geçirilmediğini, bu nedenle dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e dilekçe yazdığını söyledi.

2 Ekim tarihli ifadesinde yalnızca oğlunun sağlık durumunun yer aldığını belirten Kapki, İsmail Kaan’a ilişkin hiçbir beyanının kayda alınmadığını öne sürdü.

Mal varlığına el konulmasına da tepki gösteren Kapki, mallarına şahıslar yerine devlet tarafından el konulmasını tercih edeceğini söyledi.

“Savcıya ‘o kadar da değil’ dedim”

Kapki, bir ifadesinde “Ekrem İmamoğlu için fon oluşturmak” şeklinde bir ifadenin yer aldığını, buna doğrudan itiraz ettiğini anlattı.

Savcıya “o kadar da değil” dediğini aktaran Kapki, ifade tutanaklarında gerçek dışı unsurlar bulunduğunu savundu.

Kaynak: Gazete Oksijen