05 Mart 2024, Salı
Haber Giriş: 13.02.2024 21:10 | Son Güncelleme: 13.02.2024 21:23

İmamoğlu: 5 yıldır benim TRT'de çıkmış bir tek haberim yok

Radyocuların iktidar kanadınca çözülmeyen sorunlarını dinleyen Ekrem İmamoğlu, kendisinin de benzer bir durumdan şikayetçi olduğunu dile getirdi. İmamoğlu “5 yıldır benim TRT'de çıkmış bir tek haberim yok. Bir tek İstanbul Büyükşehir Belediyesi haberi. Bu devletin kanalı" dedi
Fotoğraf: Arşiv
Fotoğraf: Arşiv

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Dünya Radyo Günü”nde Eyüpsultan’daki Artİstanbul Feshane’de radyocularla buluştu. Radyocuların basın kartı alamamaktan iş tanımlarına, yaşadıkları baskılardan medya içerisindeki konumlarına, seçim sonuç tahminlerinden deprem ve kentsel dönüşüm çalışmalarına kadar farklı konulardaki sorunlarını ve sorularını dinleyen İmamoğlu, şunları söyledi:

 

  • Yani ‘Bu da yapılır mı’ diyeceğimiz o kadar çok şey yaşadım ki; artık trajikomik bir biçimde bunun kitabını yazacak durumdayız, diyebilir. Hani ‘Bu da yapılmaz ki’ ya da ‘Bu da atılmaz ki’, ‘Bu da verilmez ki’, ‘Bu da satılmaz ki’ diyeceğimiz çok şey yaşattılar.
  • Türkiye açısından garip bir dönem. Bence dünya siyaseti açısından da garip bir dönem. Gerçekten bu mekanizma herhalde çalışıyor diye, böyle bir şey tutturdular ve bu gelenekten yürüyorlar.
  • Yani işte radyocuların bir gazeteci kimliği ya da başka bir tarifle, daha özel bir hatta oluşturulabilir. Ya da sarı basın kartı meselesinin çözülmemesi, çok garip bir durum yani. Ben bunu yıllardır sizden duyuyorum. Garipsenecek bir durum.
  • Bu ve buna benzer konular, çok kolaylıkla çözülebilir. Ne bileyim, konsey tarafından tartışılabilir. Oradan bir sonuçla buna çözüm bulunabilir. Ama böyle bir gayret olmayınca, sorunlar çözülmeden ya öylesine duruyor ya da daha da kötü duruma gidebiliyor.

“İnsanların hak ve hukuku, özgürlükleri gibi birçok konuda, aslında hep böyle yapılıyor” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü;

  • Benim endişem bu ülke adına, birçok konuda sanki bu ülkenin milyonlarca maharetli insanı yokmuş gibi, her konuda bir insanın maharetine teslim olmuş gibiyiz. Böyle bir şey yok. Ben koca kenti yönetirken, bu milletin çok maharetli evlatları olduğuna şahidim.
  • Çünkü birçok yaptığımız güzel işin arkasında, yaklaşık 90 bin çalışanımız var ve gerçekten yüzlerce, binlerce, farklı noktalarda, farklı yetenekleriyle bize katkı sunan insanlar var. Bu sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde olandan bahsediyorum.
  • Dolayısıyla, yeter ki insanlarımıza maharetlerini sergileyebilecekleri, yeteneklerini ortaya koyabilecekleri ortam sağlansın. Bunun sağlanmasını istememek, diye bir durumla karşı karşıyayız.
  • Çünkü her şeyin, her iyi şeyin kendinden olduğunu toplu hissetsin diye isteniyor. Ve böyle bir algı yönetiliyor. Bu, büyük bir çaresizlik. Halbuki mensubu bulunduğumuz sistem, yani Cumhuriyet, demokrasi; her bireyin güçlü olduğu bir sistem olmayı gerektirir.
  • İstanbul'da biz, bu yönüyle çok farklı bir dönem var ettiğimizi düşünüyorum, yaşattığımızı düşünüyorum. Ben çok şahidiyim. Çok basit bir imza… Böyle bir amirin, memurun önünde durur ve ona imza atmaz. Ben çok şahidim buna. Nasıl şahidim? Bir iş insanı olarak şahidim. Bir belediye başkanı olarak şahidim. Yani koca bir ilçeyi yönetirken de bu kurumdan bir evrakın yıllarca nasıl imzalanmadığını, bir şehre hizmetin bilerek nasıl engellendiğine şahidim.
  • Allah şahit ki ve hep böyle bir şeyi yapan bir kişi olsa benimle çalışan, bir gün onu yanımda tutmam yani. Benimle çalışamaz. Ve bugün göreve talip olanların da bu tür reflekslerine şahidim.
  • O bakımdan tabi olunan ve bir iradenin hükmü altında süreç yönetilmesi, bu şehrin kaldırabileceği bir şey değil. Çok net. Bu şehir de bu ülke de demokrasinin o güçlü kodlarının sonuna kadar iyi kullanan bir ortamı hak ediyor. Bizim insanımız da hak ediyor.

"Acaba her akşam rüyasına mı giriyorum"

  • Bütün hizmetlerimizle, yaptıklarımızla; bütün kirletilmeye, bütün yok sayılmaya rağmen halkımızı ikna ederek, büyük çarpışmalara rağmen, her konuşmasında beni hatırladığı için teşekkür ederim Sayın Cumhurbaşkanına.
  • Endişe ederim ki, acaba her akşam rüyasına mı giriyorum diye. Bu kadar hafızasında olmamıza rağmen, biz halkımıza hizmet etmeyi ve insanlarımıza doğruları anlatmayı başarmaya gayret ediyoruz. Bu noktada yaptıklarımızla birlikte, yapacaklarımızın İstanbul için çok güzel işler olduğuna inanıyoruz.
  • Ve burada bulunmamızın bir başka önemli tarafı da var. Bu kente muhafızlık yapıyoruz. Bu kenti koruyoruz biz. Hatta korurken, bir yandan da güzelleştiriyoruz. Bizim dönemimizde parsel bazlı tek bir imar artışına izin vermedik.
  • O bakımdan biz, bu şehri aynı zamanda koruyan tarafıyla da güçlü bir yönetimiz. Bu şehri korumanın kazanımı çok yüksek. Aksi takdirde, şehrin sağını solunu çekiştirerek, kötü bir manzarayı da bir anda bu kente verebiliyorlar. Bu yönüyle, yeni dönemdeki göreve güçlü bir şekilde talibiz.

 "Bizim vergilerimiz de dönüyor o çark"

  • Bu anlamda basın kuruluşlarının bizi anlatımlarına ihtiyaç var. 5 yıldır benim TRT'de çıkmış bir tek haberim yok. Bir tek İstanbul Büyükşehir Belediyesi haberi… Mesela birkaç projemiz…
  • Belediyecilik tarihinde daha büyük proje yok. Mesela katı atık yakma tesisi. Yaklaşık 550 milyon Euro. Yani bir metro hattımız mesela, 600 milyon Euro’ya yakın. Yani bunlar büyük işler. Bunu iki dakika geçirirsin ya da otuz saniye. Yok. Çok acı bir şey yani.
  • Bu devletin kanalı. Ben kendi gözlerimle denk geldim. TRT'de gördüm. Yani ilçe belediye başkanının bir projesini anlattığı ya da yağlı ballı bir şölenin, bir etkinliğin önünde anlatırken falan filan… Y7
  • ani böyle garip bir durum. Devletin televizyonu olduğu için söylüyorum. Bizim vergilerimiz de dönüyor o çark. Yani benim paramdan döndüğü için. ‘Beni versin’ demiyorum zaten. ‘İstanbul'da bir metro açıldı’ dersin ya. Ama otobüs yandı mı gösteriyor. Çok garip bir durum yani. Ve böyle allandıra ballandıra. Enteresan.