Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, yasa dışı yollardan elde edilen gelirin takip edilmesi ne kadar kolaylaştıysa yine teknoloji sayesinde kara para aklamanın yolları da aynı şekilde değişiyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame de para aklamada kullanılan yöntemleri gözler önüne seriyor. Hazırlanan iddianame bin 548 sayfa iken şüpheli sayısı 504 ve iddianameye konu olan şirket sayısı ise 369. Kara para aklama yöntemlerinin bütün detaylarıyla anlatıldığı iddianamede olay yeri olarak da Kapalıçarşı gösteriliyor.
Bütün ağı ortaya koyan soruşturma ise 2023 yılında açılan tek bir Forex dolandırıcılığı davasıyla başladı. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bu dolandırıcılık davası, tek bir örgütün suçlarından ziyade, yatırım dolandırıcılığından yasa dışı bahse, siber suçlara kadar birçok farklı suç gelirini toplayıp aklayan geniş bir yapının ortaya çıkmasına yol açtı. Soruşturmaya konu olan şirketlerin hesaplarında tespit edilen toplam hareketliliğin hacmi 14.2 milyar lira.
İddianamenin saptamasına göre bu yapı, “klasik anlamda tek merkezden emir-komuta zinciriyle yönetilen bir örgüt” değil. Başsavcılığın ifadesiyle “çok merkezli, görev paylaşımına dayalı ve her bir yöneticinin kendi faaliyet alanında bağımsız hareket edebildiği bir yapılanma”. Bununla birlikte deliller, merkezi planlama ve koordinasyonun olduğu kurumsal bir organizasyona işaret ediyor. Şüpheliler hakkında ise hapis cezası da 11 yıldan başlıyor ve 34 yıla kadar çıkıyor.
Kapalıçarşı merkezli yapılanma kara paranın takip edilememesi için o kadar karmaşık yöntemler kullanmışlar ki; işlemleri takip etmek ve parayı kaybetmemek amacıyla özel yazılım bile kullanmışlar. İşte şimdi bu karmaşık yapının detaylarının iddianamede nasıl anlatıldığına bakalım...
Paravan şirketler
Her şeyden evvel paranın döndürülerek izlenemez hale getirileceği paravan şirketlere ihtiyaçları var. Kağıt üzerinde bir sahibi, bir vergi numarası, bir banka hesabı olan ama aslında hiçbir iş yapmayan şirketler bunlar. Sahibi olacak kişiler tesadüfi olarak belirlenmiyor. İddianameye göre ekonomik durumu zayıf, iş arayan, yakın akrabaları ya da arkadaşlık bağı olan kişilere şirket kurduruluyor. Karşılığında paravan şirketin kurucusuna aylık 5 bin ila 40 bin lira arasında değişen bir ödeme yapılıyor. Bu aylık ödeme karşılığında paravan şirketlerin görünürdeki sahipleri evrakları imzalıyor, banka ve elektronik para kuruluşu hesaplarını açtırıyor, GSM hatlarını temin ediyor.
Bir de noterden alınmış vekaletname lazım. Bu vekaletname sayesinde paravan şirketin sahibinin açtırdığı banka hesaplarından veya anlaşmalı döviz bürolarından örgüt üyeleri hiçbir iz bırakmaksızın para çekimi yapabiliyor. Fakat bunun da bir sınırı var. Şirket sayısının 369’u bulmasının nedeni de bu. İddianamede kendi adına kısa sürede birden fazla paravan şirket kurulan şüphelilerden biri bunu “banka limitlerinin yetersiz kaldığını” söyleyerek açıklıyor. Her şirketin bankalardaki yasal işlem limiti dolduğunda yenisi devreye alınıyor. Şirketler bir süre kullanıldıktan sonra ya başka şahıslara devrediliyor ya da tasfiye ediliyor. İddianamede bu metot “ihtiyaç halinde yeniden yapılandırılan bir şirket havuzu” olarak tanımlanıyor.
Dosyada örgütün dijital materyallerinde tespit edilen “Muhasebe Koordinasyon Grubu”nun şirketlerin hesap hareketleri, mali yükümlülükleri ve finansal işlemlerinin koordinasyonundan sorumlu olduğu belirtiliyor. Muhasebenin takibi adına kendilerine has, “M80” olarak adlandırılan bir yazılım altyapısı kullanıyorlar. Bu yazılım, sisteme giren her tutarın takibini ve sorumlusu olan kişinin hesabına aktarımını sağlıyor. İddianamede ayrıca bazı banka personelleriyle kurulan ilişkiler sayesinde şirketlerin yüksek tutarlı transferlerinin kolaylaştırıldığı, hesapların blokajı veya kapanmasının önüne geçildiği belirtiliyor.
14.2 milyar liralık trafik
Farklı suç kanallarından toplanan paranın paravan şirkette toplanması sadece ilk adım. Toplanan para o şirkette bırakılmıyor. Kısa süre içerisinde bir şirketten diğerine aktarılıyor. Her aktarımda “yazılım hizmeti”, “danışmanlık alımı” ya da “teknik destek” gibi farklı açıklamalar düşülüyor. Şirketler arasında aynı paranın dönmesi sonucu kesilen sahte faturalarla muhasebe kayıtları oluşturuluyor. Böylelikle kara para hem her bir durakta farklı bir ticari ilişki sıfatına bürünerek meşrulaştırılıyor hem de takip edilebilirliği zayıflatılıyor. Kara para doğrudan bankalara sokulmuyor. Ağırlıkla elektronik para kuruluşları üzerinden sisteme dahil ediliyor.
Soruşturmaya konu olan paravan şirketlerin hesaplarındaki 14.2 milyar liralık trafiğin 7.9 milyarı yani yarısından fazlası elektronik para kuruluşlarında dönüyor. Elektronik para kuruluşlarındaki hacim; bölüp, dağıtıp, yeniden toplama mantığıyla işliyor. Örnek vermek gerekirse, yasa dışı bahis operasyonu kapsamında kayyum atanan Param adlı ödeme kuruluşunda örgütün kullandığı 40 hesaptan toplam 10.2 milyar lira geçmiş. Bu meblağın 3.5 milyar lirası soruşturma kapsamındaki 53 paravan şirkete giderken 6.7 milyar lirası ise 1484 farklı hesaba dağıtılmış. Ardından dağıtılan paranın 6 milyarı 156 gerçek ve 9 tüzel kişinin hesabında tekrar toplanmış.
Özetle para önce bölünüyor, sonra dağıtılıyor; akabinde belirli hesaplarda birleştiriliyor. İzin kaybettirilmesi ve meşru ticari faaliyet görünümü oluşturmak için yürütülen bu trafiğin ardından paranın duruma göre aktarıldığı son yedi uğrak şunlar: Örgüt üyelerinin banka veya elektronik para kuruluşları hesapları, sanal POS, döviz-altın büroları, kripto para borsaları, yurt dışı hesaplar veya nakit çekim.
Kara paranın tahsilat merkezleri
Burada değinilmesi gereken birkaç detay var. İlki sanal POS’lar. Bunlar gelirin ticari bir işletmenin meşru cirosu gibi gösterilmesine yarıyor. Ayrıca elektronik para kuruluşlarının en avantajlı kısmı. Paravan şirketler adına bu kuruluşlarla entegre halde kurulan sanal POS altyapıları suç gelirlerinin tahsil edilmesinde kullanılıyor. Bir diğeri ise e-pin’ler. E-pin’ler aslında elektronik aktivasyon kodları. En çok oyunlarda ya da online mağazalarda harcama yapmakta kullanılıyor. Bu alandaki yöntemler şunlar: Bilgileri çalınmış kartlarla veya dolandırıcılık sonucu satın alınan e-pin’ler, satılarak paraya çevriliyor. Bu sitelerdeki hacim bile tabloyu çizmek için yeterli: pindukkani.net’te 785 milyon lira harcanarak 2 milyonu aşkın işlem yapılmış. pinpazar.com’da 765 milyon lira harcama ve 2.8 milyon işlem, birpinal.com’da 681 milyon lira harcama ve 1.6 milyon işlem var.
Bütün bu para, kripto para borsalarına da hemen aktarılmıyor. Yine takibi güçleştirmek adına bu defa gerçek kişi hesabı kullanılıyor. Bunun için kullanıldığı tespit edilen 186 farklı gerçek kişi hesabı tespit edilmiş durumda. Paravan şirketlerde ve gerçek kişi hesaplarında çeşitli metotlarla küçük parçalara bölünen suç gelirleri, Kapalıçarşı’da faaliyet gösteren döviz bürolarına aktarılıyor. Burada nakde, dövize ya da altına dönüştürülüyor. Yapıya dahil kuryeler aracılığıyla nakit çekimleri yapılıyor. Döviz büroları sistemin “tahsilat ve nakit dağıtım merkezleri” olarak nitelendiriliyor.
Örgütün “anlaşmalı dövizcisi” olarak nitelendirilen müesseseye 60 şirketten 10 bin 744 işlemde 5 milyar 551 milyon lira gönderilirken geriye sadece 12 milyon lira dönmüş. Savcılığın değerlendirmesi “olağan ticari ilişki yürütülen bir döviz şirketi değil, örgütün fonlarının aktarıldığı ve dönüştürüldüğü temel finansal merkezlerden biri olduğu” yönünde.
Kripto para ekosistemi
Ama süreç döviz bürolarında da sonlanmıyor. Suç gelirinin büyük kısmı geleneksel finans sisteminden tamamen çıkarılması için tezgah üstü (over the counter/OTC) kripto piyasasına sokuluyor. OTC piyasasında aktarım platformlarda değil nakdi olarak yapılıyor, karşılığı kripto varlığa çevrilerek uluslararası platformlarda dolaşıma sokuluyor.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası raporları, banka kayıtları ve diğer deliller; bir plastik kimya şirketi ile yapının anlaşmalı döviz bürosu arasında “olağan ticari faaliyetlerle açıklanamayacak yoğunlukta para transferi ilişkisi bulunduğuna” işaret ediyor. Şirket döviz bürosuna 12.4 milyar lira, döviz bürosu plastik şirketine 13.3 milyar lira tutarında para transferi yapıyor. Yani yaklaşık 26 milyar lira seviyesine ulaşan bu işlem hacmi, iddianameye göre bu şirketlerin bağımsız ticari yapılar değil, Kapalıçarşı döviz sistemiyle uluslararası kripto varlık piyasaları arasında dönüşüm sağlayan finansal katmanlar olarak çalıştıklarını gösteriyor.
Kripto varlığa dönüştürülen para da birçok farklı kripto para cüzdanı arasında transfer ediliyor. Hatta son aşamada tekrar geleneksel bankacılık ağlarına sokuluyor. Burada amaç, iddianameye göre ilk tahsilat aşamasıyla nihai finansal kullanım arasındaki bağı çok katmanlı transfer zinciriyle koparmak.
Kaynak: Gazete Oksijen