Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel LGBTİ+ları hedef alan "Ailem Güvende" operasyonuna yönelik değerlendirmesinde "Herkesin aynı çuvala sokulup kriminalize edildiği bu durum ile karşı karşıyayız" dedi. Operasyonun üç sorunlu boyutu olduğunu söyleyen Özel, "Bir yapılan operasyon, operasyonla hedef alınan kurumlar. Bu kurumların içinde sağlıkla ilgili, AIDS'le mücadele ile ilgili, ailelerin içinde olduğu dayanışma kurumları var. İki, gazeteciler ve hak temsilcilerinin sosyal medya hesaplarına keyfi bir erişim engeli konulması var. Üç, Cumhuriyet Başsavcılarına yürütme tarafından verilmiş yargı yetkisinin kullanımı ile ortaya çıkan anayasaya aykırılık var" diye konuştu.
Özel, PKK lideri Abdullah Öcalan’a yapılan konutla ilgili olarak da “Sürece toplumsal katkıyı sağlayacak olan da Öcalan'ın yeni konutuna kavuşmasından ziyade Demirtaş'ın evine kavuşmasıdır" dedi.
Özgür Özel, CHP'de mutlak butlan kararının iptal edilmesi halinde geri dönüp dönmeyeceklerine ilişkin soruya da "Biz Yeni Parti’yi kurduk. Yeni Parti ile önemli de bir kamuoyu desteği aldık. Karar ne olursa olsun biz, Yeni Parti ile yürüyüşümüzü sürdürüyoruz" yanıtını verdi.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel Yeni Arayış’tan Murat Aksoy'un sorularını yanıtladı. LGBTİ+'ları hedef alan “Ailem Güvende” operasyonuna dair Özel, şunları söyledi:
"Öncelikle fevkalade özensiz yürütülen bir operasyon. Herkesin bir anlamda aynı çuvala sokulup kriminalize edildiği bu durum ile karşı karşıyayız. Yapılan operasyonun nasıl sonuçlar doğuracağı hiç düşünülmeden, son derece özensiz bir süreç var karşımızda. Bakıyorsunuz kimlere operasyon yapılıyor. Mesela sadece doktorların üye olabildiği cinsel sağlıkla ilgili derneklere, sadece uzman hekimlerin üye olabildiği cinsel yönelim konusunda faaliyet gösteren derneklere, HIV ile mücadele yani AIDS ile mücadele eden derneğe operasyon yapılıyor. Yine operasyon yapılanlar arasında ailelerin dayanışma dernekleri dahi var. Dahası bunların tamamına ahlaksızlık, müstehcenlik suçlamaları yöneltiyorlar.
"Bir gerçek görmezden gelinmek isteniyor olabilir ama bu, gerçeği ortadan kaldırmaz"
Bu operasyonlar bir gerçeği görmezden gelmek istiyor olabilir ama bu o gerçeği ortadan kaldırmaz sadece gözden kaybolur. Ve gözden kaybolduğu yerde, her türlü haksızlık, hukuksuzluk, sağlıksız durumlar ortaya çıkar.
"Bu operasyonun yapılmasına Adalet Bakanlığı karar veremez"
Mesela 18 ilde eş zamanlı operasyon yapılıyor. Normalde bir savcı bunları koordine eder ve operasyonlar eş zamanlı yapılır. Burada karar suç işlendiği yönünde şüphesi olan savcılıktadır. Ama bu operasyonun yapılmasına Adalet Bakanlığı karar veremez. Bu olursa yürütme olan Adalet Bakanı, bağımsız olan yargı yetkisini kullanmış olur. Adalet Bakanı bu operasyonlarla ilgili 81 ilin Cumhuriyet Başsavcılığına yargı yetkisinin kullanılması yönünde talimat yollayamaz.
"Bu operasyon Anayasa'nın yok sayılmasıdır"
Adalet Bakanı, illerdeki Cumhuriyet Başsavcılıklarına idari genelge de yollayabilir ama yargı yetkisinin kullanılmasına yönelik talimat yollayamaz. Bunun yapılması Adalet Bakanlığı'nın anayasayı da ayaklar altına alması, anayasayı yok saymasıdır. Her şeyden önce Adalet Bakanlığı bir yürütme kurumu. Bakanlık yürütmenin bir kurumu, bakan da, Cumhurbaşkanı tarafından atanmış bir bakan. Cumhuriyet Başsavcılıkları ise yargı kurumu. Yürütme, yargıya yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili talimat veremez.
Adalet Bakanı, Cumhuriyet Başsavcılarına genelge yollayabilir. O genelge yargı yetkisi ile ilgili değildir. İdari işlerle ilgili olabilir. Örneğin işte Adalet Saraylarının güvenliği ile ilgili olabilir, temizliği ile ilgili olabilir, hakimlerin savcıların uymaları gereken kurallarla ilgili olabilir. Ama siz yargı yetkinizi şu yönde kullanacaksınız diye talimat veremez. Bu olduğunda olan, yürütmenin yasamaya talimatı olur ki, bu anayasaya aykırıdır. Bu ve bu yüzden hukuk devleti tamamen ortadan kalkmış durumda şu anda. Hukuk devleti ortadan kalkınca hiç kimsenin bir güvencesi kalmaz.
Özetle bu son operasyonda üç boyut var sorun olan. Bir yapılan operasyon, operasyonla hedef alınan kurumlar. Bu kurumların içinde sağlıkla ilgili, AIDS'le mücadele ile ilgili, ailelerin içinde olduğu dayanışma kurumları var. İki, gazeteciler ve hak temsilcilerinin sosyal medya hesaplarına keyfi bir erişim engeli konulması var. Üç, Cumhuriyet Başsavcılarına yürütme tarafından verilmiş yargı yetkisinin kullanımı ile ortaya çıkan anayasaya aykırılık var.
"Bu operasyon demokratik siyasete de müdahale anlamına gelir mi?" sorusunu Özel, "Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, keyfilik bağlımda ve anayasaya aykırılık bağlamında, evet" diyerek yanıtladı.
"1 Ekim'den sonra rapordaki imzamıza var gücümüzle sahip çıkacağız"
Bu hukuksuzlukları topluma anlatacaklarını ve Meclis’te de çalışmalarını yoğunlaştıracaklarını kaydeden Özel, süreç kapsamında kurulan komisyonun kabul ettiği raporu hatırlatarak şöyle devam etti: "Bakın 18 Şubat’ta süreç konusunda ortak bir metin kabul edildi. Ve o metnin bir bölümü de atılması gereken demokratikleşme adımları. Ki bunların hayata geçirilmesi konusunda yasal bir düzenlemeye gerek yok. O raporun altına herkesin imzası var. O rapor, siyasi tutukların yani Demirtaş'ın sorununu çözüyor, Gezi tutuklarının sorununu da çözüyor. Hakkında Anayasa Mahkeme Kararı olanların Can Atalay’ın sonunda çözüyor. Hakkında AİHM Kararı olan Kavala'nın sorununu çözüyor. Bunların her birisi önemli demokratikleşme adımları. Herkesin imzasına sahip çıkması, gereğini yapması lazım. Biz 1 Ekim'den sonra bu konuda Meclis’te var gücümüzle, komisyonda olup altında imzası olan herkesin imzasına sahip çıkıp, bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinin mücadelesini vereceğiz. Kaldı ki, hayata geçmesi için hiçbir düzenlemeye ihtiyaç olmayan maddeler var. Sadece Anayasaya, AYM ve AİHM Kararlarına uymak yeterli."
"Birilerinin eve çıkmasını konuşmak yerine, Demirtaş’ın evine kavuşmasını konuşmak isteriz"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin İmralı'da Öcalan'a bir çalışma alanı yapıldığına dair açıklamasını da değerlendiren Özel, "Biz birilerinin eve çıkmasını konuşmak yerine, Demirtaş’ın evine kavuşmasını konuşmak isteriz. 18 aydır kuyu tipi cezaevlerinde hak ihlaline uğrayan, zor koşullarda tutuklu bulunan yol arkadaşlarımızın tahliyesini konuşmak isteriz. Çünkü bir ülkeni demokratikleşmesi bunlardan geçer. Ve sürece toplumsal katkıyı sağlayacak olan da Öcalan'ın yeni konutuna kavuşmasından ziyade Demirtaş'ın evine kavuşmasıdır. Yani biz bu tartışmada Demirtaş'ın evine, eşine, ailesine kavuşmasıyla ilgiliyiz. Mesele Öcalan'a adada ev yapıldı mı, eve gidecek mi, bunlar bizim gündemimiz değil. Daha önce de söyledim, ilgilenmemiz gereken mesele demokratikleşme adımları" diye konuştu.
Temyiz başvurusunun çekilmesi: Yargıda kapkaç yapmaya çalışıyorlar
CHP'nin kurultay davasına dair temyiz başvurusunu çekmesine dair Özel, şöyle konuştu:
"Bu adımla, adaleti dolandırmaya, yargıda kapkaç yapmaya çalışıyorlar. Bakın bu davada tablo şu; ilk derece mahkeme bizi haklı görüyor. Ancak istinafın ilgili dairesi yetki aşımı yaparak mutlak butlan kararı verdi. Burada şunu ifade edelim; normalde istinaf mahkemeleri olmasa karara itiraz edilecek yer Yargıtay. Yani her durumda son temyiz mercii Yargıtay. İstinaf, Yargıtay’ın yükünü hafifletmesi için oluşturulmuş bir ara yargı kararı. Ancak ilgili istinaf mahkemesi tarihte görülmemiş bir karara imza attı. Ve bu kararının hukuki olmadığını Türkiye’nin bu alandaki uzman hukukçuları yazdıkları raporla ortaya koydular, bu olmaz, yanlış dediler. Bu mahkeme tedbir kararı koyamaz, sonuç doğuracak tedbir kararı olmaz dediler. Biz bu karar karşı Yargıtay’a Yani Yargıtay’a başvuran biziz. O gün bu karardan mağdur olan CHP Genel Başkanı sıfatı ile başvuran biziz.
"Başvuruyu biz yaptık, butlan yönetimi geri çekerek Yargıtay'dan kaçırıyor"
Biz Yargıtay’a başvurup bu hukuksuz kararın ortadan kalkmasını istedik. Şimdi butlan yönetimi bizim yaptığımız başvuruyu çekerek, davayı Yargıtay’dan kaçırmak istiyorlar. Biz istinaf kararı yanlış diye, karar iptal edilsin diye Yargıtay’a başvurduk. Ama onlar, bu karar Yargıtay’da görüşülmesin diye bizim yaptığımız başvuruyu geri çekiyorlar. Kendi dilekçelerini geri çekmiyorlar. Burada kapkaç var. Hakkın kötüye kullanımı var. Daha doğrusu istismar var, yargının dolandırılması ve bir yargı kararında kapkaç yapılması var. Bu hamle ile yapılmak istenen Yargıtay yolunun kapatılmaya çalışılması.
"Geri çekme mahkemeyi düşürmez"
O geri çekme, o mahkemeyi düşürmez. Düşüremez. Hak aramanın önü kapatılamaz. Biliyor ki Yargıtay, bunu görüşürse iptal edecek. Çünkü o Yargıtay'daki o dairedeki bütün hakimleri okutan, akademisyenlerin raporu bu kararın yanlış olduğunu yazdı. Dünya görüşü bizimle taban tabana zıt hocalar dahil buna. Butlan yönetimi, bu kararın bozulacağını bildiği için davanın Yargıtay'ın önünden çekmeye çalışıyorlar. Dava, Yargıtay bakmadan kesinleşsin istiyorlar. Dün davacı olan, bugün davalı pozisyona geçip davalının hak aramasını engelleyemez."
"Karar ne olursa olsun biz, Yeni Parti ile yürüyüşümüzü sürdürüyoruz"
"Yargıtay, istinaf kararını iptal ederse, CHP’ye döner misiniz yoksa CHP defteri kapandı mı?" sorusunu ise Özel, şöyle yanıtladı:
"Biz buradayız. Milletin bize açtığı yola yürümeye devam ederiz. Biz Yeni Parti olarak yola devam ederiz ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin de işgalden ve yağmadan kurtarılması lazım. Butlan yönetimi şu anda partide maddi ve manevi yağma yapıyor. Hem Atatürk'ten beri hep birlikte biriktirdiğimiz siyasi mirası yağmalıyorlar. Ki, bu çalmaktan bile kötü bir şey. Sonuçta çalınan mal bulunduğunda geri alınır ve işe yarar. Ama yağmadan hiçbir şey kalmaz. Kalan da kimsenin işine yaramaz. Partinin siyasi ve maddi bütün biriktirdiği her şeyi yağmalıyorlar. O yüzden yağmadan ve işgalden ve yağmadan kurtulması lazım. Cumhuriyet Halk Partisi'nin butlan anlayışından kurulması lazım. Biz Yeni Parti’yi kurduk. Yeni Parti ile önemli de bir kamuoyu desteği aldık. Karar ne olursa olsun biz, Yeni Parti ile yürüyüşümüzü sürdürüyoruz."

