Yeni Parti Lideri Özgür Özel Sözcü TV'de açıklamalarda bulundu. Yeni Parti lideri Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Yeni Parti, hazineden yardım alsın" sözlerini, "Siyasi Partiler Kanunu'nda düzenleme yapmak lazım. hakkaniyetli bir iş olur ama biz sana otobüs de bina da alacağız diyen teyzelerin desteğiyle yola çıktık. Hazine peşinde değiliz" diyerek değerlendirdi.
Özel, mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ile el sıkışmasına ilişkin eleştirilere şöyle yanıt verdi:
"Bir cenazede tokalaşmamak siyasi gerilim yansıtmak cenazeye ve sahiplerine saygısızlık. biri elini uzatmış ve cenazedeyiz o eli havada bırakmak hoş değil. Kemal bey geldi yerine geçerken bana doğru gelmeye başladı. benden 30 yaş büyük bir insan. elini uzatmış sonuçta adli yıl açılışı ve bütün protokol orada. ben de kalktım ve daha kalkarken çekilmiş bir fotoğraf. sonra vay efendim Özgür Özel gülümsedi mi eğildi mi? Özel'in butlana meşruiyet verdiğini iddia etmekle İsmet Paşa'ya asker kaçağı demek aynı şey. ben nelere 'he' demedim de buralara geldik. Bir kere bu butlan olmazdı. Benim gönül dünyamda Kemal Bey için toplu iğne başı kadar yer kalmadı. Bana yapılanı affederim ama namusuma, ülkeye yapılanı affetmem"
Özel'in açıklamalarından satır başları şöyle:
“Böyle bir dönemde AK Parti bir oyun kurguluyor. İşte bir siyasi kişiyi önce İstanbul Başsavcısı, sonra bakan yapıyor. Cumhuriyet Halk Partisi'ne saldırılıyor ve cumhuriyet tarihinde ilk kez Medeni Kanun davalarının görüleceği yerde gidip dava açıyorlar ve boşanma davası için konulmuş mutlak butlan kuralıyla, tamam mı, bir partiye bir muamele yapıyorlar ve bunu kabul edip seçilmediğin partinin başına geçiyorsun."
"İlkesel duruşumu gösterdik, şerhimizi koyduk"
"Çok kısa ve net. Bir terör örgütü silah bırakacağım diyor. Devlet, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yürüttüğü bir çalışmayla görüşmeleri yapmış. Daha sonra dediğimiz gibi bu meseleyi meclise getirin demişiz. Mecliste bir komisyon kurulmuş, kapalı toplantılarda devletin bütün organları gelmiş, bilgi vermiş ve deniyor ki 'Bu kanun çıktığı takdirde terör örgütü hem burada silah bırakacak hem Suriye'de işte YPG artık Suriye ordusuna katılıp varlığını bitirecek. Kuzey Irak'taki varlık bitecek. PKK ve uzantıları silah bırakacak, terör bitecek.' Devletin yönetmeye talip bir parti. Bu kadar bilgiden, bilgilendirmeden sonra bunu sadece şu anda iktidarda AK Parti var, bu AK Parti oyunudur diye bakamaz. Biz doğru bir hattan baktık ve dedik ki bu ihtimali Türkiye'ye ıskalatamayız. Çünkü bundan sonra şehit gelmemesi, annelerin gözünün yaşının bir daha akmaması ve teröre trilyon dolar gitmiş, iki trilyon dolar, bakın trilyon TL demiyorum, trilyon dolar, milyar dolar, dünyada kaç tane dolar milyarderi var? Trilyon dolar gitmiş teröre. O para Türküyle, Kürtüyle, Lazıyla, Çerkesiyle, göçmeniyle bu memleketin hepimize birden harcansa, evlatlarımızın geleceği için harcansa kim tutar bizi? Bu yüzden ilkesel olarak bu ihtimale hayır diyemezdik ve bakın biz o kararı verdik. Geçen gün Suriye'de YPG açıklamayı yaptı işte 'Suriye ordusuna katıldı.' Ben buna mı karşı çıkacağım? Bakın YPG diye bir şey kalmadı. Şimdi Suriye'de de, Irak'ta da, İran'da da, burada da Kürtlerin bulundukları ülkenin devletine entegre olmaları, oranın eşit vatandaşları olmaları, öyle hissetmeleri, barış içinde yaşamaları, Türkiye'de Kürtlerle Türklerin nerede olursa olsun kardeşçe yaşamaları, bir daha böyle şeylerin yaşanmaması önemli bir şeydir. Biz buna ya da bu ihtimale hayır diyemezdik kurumsal olarak.
"Kararımızın doğru olduğunu düşünüyorum"
Yarın devleti yönetecek partiyiz biz. Yani devlet geliyor size ve diyor ki 'Bakın bu mağaraları boşalttılar, böyle boşaltacaklar, teslim edecekler. Suriye'yi lağvedecekler, Kuzey Irak'ı şöyle yapacaklar.' Biz buna hayır olmaz diyemeyiz. Ama hepsinin gözünün içine bakarak dedim ki Meclis'te 'Buna en çok hayır oyu demeyi hak eden de biziz. Evette en çok zorlanan da biziz.' Çünkü bir yanda hapiste olan birileri çıkarken İstanbul'un üç kere üst üste seçilmiş belediye başkanı, milletin seçtiği cumhurbaşkanı adayı, suçsuz günahsız dünya kadar arkadaşımız sırf siyasi saiklerle içeride yatırılırken bizim böyle bir şeye evet demeye ne kadar zorlanacağımızı ben bilirim. Ayrıca Yeni Parti'nin yeni yaklaşımı herkes bilir ben geçmişte de katı grup disiplini zaman zaman hep uyguladık ama gerçek demokrasinin sahadan güçlü gelen milletvekillerinin, güçlü milletvekillerinin sahanın, kendi illerinin temsil ettikleri kitlenin duygusunu, düşüncesini, endişesini, talebini taşıdığı yerin Meclis olması gerektiğini düşünüyorum. Şimdi tarihi bir karar vereceğiz ve ben diyeceğim ki 'Herkes evet' diyecek. Hatta birileri görmedikleri metne imza attılar. Bir sürü milletvekiline attırdılar. O yüzden şöyle bir karar verdik. Kurumsal olarak evet ama milletvekilleri örgütüne, seçmenine danışsın, ilinin duygusuna baksın, ne gerekiyorsa onu yapsın. Milletvekillerimiz Ankara, İstanbul gibi Kürtlerin yoğun yaşadığı yerlerdeki milletvekillerimizden, yöneticilerimizden bizimle birlikte evet oyu verenler oldu ama birçok yerdeki arkadaşımız da benim buna hayır demem gerekiyor dedi, hayır oyu kullandı. İlkesel duruşumuzu gösterdik ama endişemizi şerh koyduk.
"Kararımızın doğru olduğunu düşünüyorum"
Dün il başkanları toplantısı vardı. İl başkanlarımızın teker teker bakın hiçbir partide yoktur. Elimde dokümanı da var. İl başkanlarının oylamadan bir gün önce hangi görüşü bildirdiği yazılı var elimde. 90 milletvekilinin görüşleri var ve o gece sabaha kadar düşünüp nasıl bir şey yapmalıyız düşünüp sabahleyin bu kararı arkadaşlarla paylaştık ve grubu serbest bırakıp böyle bir karar verdik. İlk önce itiraz, sonra anlama, hak verme ve şimdi sürecin doğru yönetildiğini teslim etme sürecindeyiz. İl başkanları dün geldi burada ve ilk başta kızanlar vardı ama şimdi 'Genel başkan doğru yaptı, parti doğru yaptı.' Sadece evet bizi başka bir tartışmanın içine sürüklerdi. Hiç itirazları duymamak, şerh düşmemek, endişeyi dile getirmemek sadece hayır demek de iktidar onu çok istedi, CHP'nin bu meselenin çözümüne karşı olduğu yarın öbür gün işte şimdi YPG silah bırakacak 'CHP buna karşı çıkmıştı.' İşin başka tarafları da var. O yüzden kararımızın doğru olduğunu düşünüyorum."
"Geçmişe göre farklı bir yerdeyiz"
Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İmamoğlu'nun da Yavaş'ın da seçime girmesi halinde kazanarak çıkacağını söyledi. CHP ve Yeni Parti'nin oy oranlarını yorumlayan Özel, şöyle devam etti:
"Biz geçmişte benim söylediğim o yüzde 25'lik cam tavan vardı, bütün meselem o cam tavanlaydı. İlk seçimlerde tuz buz ettik onu. O cam tavan öyle bir şeydi ki örneğin işte x araştırma şirketi 18 ay üst üste partimizi kararsızlar dağıtılmadan önce 18, 19, 20; dağıtılmış hali 23, 24 ölçer. Seçime girersin beş parti girersin yüzde 25 alırsın, altı parti girersin yüzde 25 alırsın. Böyle bir yüzde 25'lik cam tavanı hiçbir şekilde aşamayan bir sıkıntımız vardı. Bizim partinin geçmişteki en büyük zorluğu en çok itiraz edilen ikinci partiydi anketlerde. Şu anda Yeni Parti en az itiraz edilen parti. Yeni Parti'nin bütün anketlerde karşılaştığı yeni tablo en az itiraz edilen parti. Herkesin ikinci partisi. Seçmene kendi partisi soruluyor. Elbette Türkiye'deki bütün seçmenlerin ikinci partisi değil ama ikinci parti tercihlerinde en önde çıkan parti. Yeni Parti anketlerde birinci parti çıkmakla birlikte en az itiraz edilen parti çıkıyor ve o yüzde 65'lik potansiyel dediğimiz çok önemli. Eskiden CHP'de yüzde 38 ölçülen maksimum potansiyel ve gerçekleşen yüzde 25 burada 38, 65 olarak ölçülüyor. 'Kesin oy veririm', 'Veririm', 'Verebilirim'in toplamı 65'lere kadar çıkıyor ve geçmişte en çok itiraz edilen ikinci partiyken şimdi en az itiraz edilen parti olmuş durumda. İşin bu kısmı çok önemli ve zaten bunu sahada her gün görüyoruz. Geçmişe göre çok farklı bir yerdeyiz.
"Türkiye'yi uçurumun kenarından kurtarma sorumluluğunu omuzlarında hisseden bir partiyiz"
Yeni Parti'nin durduğu yer merkez parti mi diye soruyorlar. Yeni Parti'nin siyasi olarak durduğu yer şöyle: Yeni Parti merkez parti ama durduğumuz yer merkez, sağ, sola, merkez diye demiyoruz. Siyasetin merkezine insanı, kadını, gençleri, işçiyi, emekliyi, çiftçiyi, esnafı siyasetin merkezine koyan, Türkiye'nin geleceği için endişeli ve bu merkezde siyaset yapan parti ve bulunduğu yere herkesi davet eden ama bir kibri olmayan yani gelen gelir, ben ana muhalefet partisiyim, geleceğin iktidar namzetiyim, buraya gelen gelir, ben buradayım, gelmeyenler umrumda değil demeyen diğer muhalefet partilerini de sağımızda olsun, solumuzda olsun diğer muhalefet partilerini de hor görmeyen, küçük görmeyen, onlarla birlikte Türkiye'yi büyük bir uçurumun kenarından kurtarma zorunluluğunun sorumluluğunu omuzlarında hisseden bir parti."
"10 puan farkla bu seçimi almak lazım"
"Sandıkta Erdoğan’ı, AK Parti’yi, Cumhur İttifakı’nı yenebilir misiniz?" sorusunu da Özel, şu sözlerle yanıtladı:
“Yeneriz. Dün il başkanlarıma söyledim. Gülümsedi arkadaşlar. Bizim bu yarışta yapmamız gereken, şu at yarışında şey derler bilir misiniz? Beyaz bayrak ayna yaptı. Yani at başladı önde, sona kadar önde gitti ve bitirdi. Bizim önde başladığımız bir yarışta gitgide farkı açarak, milletin gözünün önünde ‘YENİ Parti geliyor geliyor geliyor, geldi’ dedirtmemiz lazım. Yani başa baş bir yarış, veya çelme takılabilecek yakın mesafeden takip edilen bir birincilik değil; her geçen gün büyük bir özgüvenle farkı açan bir şekilde sandığa doğru gitmemiz lazım. Basitinden de şunu söyleyeyim, fark yüzde 1-2 olursa yok sandık güvenliği yok bilmem ne değil. 10 puan farkla bu seçimi almak lazım. Lamı cimi yok.”
Melih Gökçek soruşturması
Eski ABB Başkanı Melih Gökçek hakkındaki soruşturmaya ilişkin de konuşan Özel, şunları söyledi:
"Bunlar benim tanıdığım kişiler. Hem AK Parti, hem Adalet Bakanı hem de Gökçek ailesi. Vallahi burada ne olur biliyor musunuz? Burada kayıkçı kavgası olur. Burada ne olur biliyor musunuz? -Mış gibi yaparlar. Ne olur biliyor musunuz? ‘O dosya zaten soruşturulmuştu, yoktu bir şey’ deyip üstünü kapatırlar. Melih Gökçek hakkında geçtiğimiz beş yılda Mansur Yavaş 96 yolsuzluk dosyasını tüm kanıtlarıyla, suç duyurusu haline getirip, savcılığa yollarken ‘Koş yetiş’ dediler, Süleyman Soylu geldi araya girdi. 96 dosyayı aldı, üstüne oturdu kalkmadı. O dosyaların bir tanesinin bir yaprağı açılmadı. 96 Melih Gökçek dönemine ait satın alma, ihale, imar yolsuzluklarının bulunduğu dosyalar. Savcılığa bile intikal ettirilmeyen, Süleyman Soylu eliyle alınıp, aldırılıp, Süleyman Soylu kendi almaz ‘Al’ demişlerdir, alır. Üstünde oturulup Melih Gökçek hakkında bir tek soruşturma açılmasına izin verilmedi. Şimdi ne oldu? Murat Ağırel gitmiş Almanya’da tapusuyla falan Melih Gökçek'in işte çocuğunun, gelininin üzerine malikaneleri bilmem neleri bulmuş, ortaya koymuş. Toplumsal bir infial yükselince diyorlar ki ‘Biz bu dosyadan soruşturma açıyoruz.’ Bir kere bakın bugün sabah cumartesi günü Üsküdar Belediyesi’nde oylama olacak. İkisi belediye başkan yardımcısı, üç kişiyi, hatta bir tanesi de geçmişte AK Parti’de siyaset yapan birisi de olmak üzere belediye meclis üyesini gözaltına almışlar ki oy kullanmasınlar diye. Sabah 06.00’da kapıdan giriyorlar. Bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bir dalga daha operasyon buluyor. Sabahın köründe 05.30’da 30 küsur haneye dalıyorlar. Benim il başkanımı ya da en yakın yakın arkadaşlarımı sırf beni yıldırmak için koşuyorlar, alıyorlar. Manisa’dan alıp İstanbul’a, İstanbul’dan Gaziantep’e, Manisa’dan Ankara’ya getiriyorlar ve zulmediyorlar. Melih Gökçek’e, ‘Melih Bey bir maniniz yoksa cuma günü öğleden sonra saat 16.00 gibi ifade vermeye çağırıyoruz sizi’ diyorlar. Bu mu eşit adalet? Bakın herhangi bir CHP’linin böyle ifadeye çağrıldığını gördünüz mü? Madem bu devlet herkese eşit davranıyorsa, Melih Bey’in de kapısına sabah 05.00’te 300 tane polisle gideceksin. Alıp dört gün tutacaksın. İşine geldiği nöbetçi hakim olana kadar oyalayacaksın. Üçüncü günse üçüncü gün, dördüncü günse dördüncü gün hakim karşısına çıkarıp tutuklatacaksın. Melih Gökçek’i de bir tutuklu yargılayacaksın. Ya da benim arkadaşlarıma da Melih Gökçek’e yaptığın muameleyi yapacaksın.
"Bize şafak operasyonu yapıyorlar, Gökçek'e 'gelir misin' diyorlar"
Niye Ekrem İmamoğlu ya da niye herhangi birisi ya da niye sizin biraz önce bahsettiğiniz herhangi bir arkadaşımız şüpheliyken şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırılmıyor da polis tarafından gözaltı kararıyla götürülüyor, kaçma şüphesi varmış diye belediye başkanı. Melih Gökçek bugün bu aralarda kaçarsa ne olacak? Kaçmaz da ona gerekli garanti verilmiştir. Demek istediğim şu, bir tarafa sabah 06.00 şafak operasyonu, bir tarafa ‘Akşamüstü 16.00’da ifadeye gelir misin?’ Bu somut kanıtlar bugünün işi. Bir Allah’ın kulu ‘Ya bu geçmişe dönük şuna da bakıyorum’ diyerek kendine PR yapanlara söylüyorum. Bu 96 tane üstüne Süleyman Soylu’nun çöktüğü, önceki dönem AK Parti dönemine ait 96 yolsuzluk dosyasından 96’sından birden Melih Gökçek’e niye soruşturma açmıyorsun? Ekrem İmamoğlu’na her iftiracının söylediği 156 şeyi soruyorsun da… Örneğin Beşiktaş Belediye Başkanını 60’a yakın şeyden suçladılar 56’sından beraat etti. Sanki 60’ı da doğruymuş gibi anlatıldı. O dört kez ceza aldığında da tamamı kişi beyanı. Bir tane kanıt yok bak. 60’ını da sordun. Buna bu 96’sını niye sormuyorsun? Melih Gökçek’in ne özelliği var da kendinden sonraki Büyükşehir Belediye Başkanı, böyle dosyayı kanıtlarıyla hazırlamış tam savcıya vereceksen baktırmıyorsunuz. İstanbul Büyükşehir’in bir önceki dönemi hakkında Ekrem İmamoğlu’nun 32 suç duyurusunun 32’sine de yine Süleyman Soylu el koymuştu. Nerede o dosyalar? Savcı hiçbir suç isnadı bile yokken, hedefte kim var? Üsküdar Belediyesi. Hedefte kim var? Gaziosmanpaşa Belediyesi. ‘Getirin bakalım bütün dosyaları.’ Dosyadaki bütün işadamlarına soruyorlar. ‘Yok’ diyeni tehdit edip ‘Bir şey vardır vardır’ diyorlar da bir şey var iddia edilen 96 dosyaya niye bakılmıyor? Benim anlatmak istediğim bu. Son Murat Ağırel’in gazetecilik başarısıyla artık Ağrı Dağı gibi çıkmış gerçek ortaya, o soruyu sorup şüpheli sıfatıyla, ‘Gelir misin, sorar mısın, evine döner misin?’ Bu nedir ya?
Uğur Mumcu suikastı
Gazeteci Uğur Mumcu suikastının yeniden araştırılmaya başlamasına ilişkin de Özel, şunları söyledi:
“Uğur Mumcu dönemine dikkat edelim biraz, dikkatli konuşmak lazım. Uğur Mumcu Ailesi’nden birilerini alalım. Çünkü orada kaygı, suçu işleyenlerin geçmişte nasıl kanun yararına bozma ile bir takım Hizbullah militanlarının cezaları tıkır tıkır tıkır affedildi de patır patır patır dışarı çıktılar ya. Uğur Mumcu suikastinde bombayı koyan firari ama içeride iki tane tutuklu var. Birileri o örgütü suçsuz gösterip, şimdi hazırda İsrail’e diye bir şey söylenmesi de daha kolay bir zamanda ‘Ya bu İsrail talimatı ile yapıldı aslında bu örgüte iftira atıldı’ deyip içerdekileri de salıvermesinler. O işe bir ayrı bakmak lazım yani.”
"PR çalışması"
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in soruşturmalarda not düştüğü "Gücü ne olursa olsun herkese dokunuyoruz" sözlerinin bir PR çalışması olduğunu belirten Özel, şöyle devam etti:
"Bir kere Gülistan Doku’nun ailesinin umudunun arkasındayız. İlk günden beri şunu söylüyorum. Gidip de Tunceli’ye yollanan kadın savcının mücadelesinin önünde saygıyla eğiliyorum. Hiçbir şey demem. Gülistan‘ın annesine gittiğimde de bana dedi ki, her zaman diyor. Gidin, size söyler. ‘İlk günden beri yanımızdaydınız’ dedi. Gölün başında da gittim, Adalet Bakanlığı’nın önünde gittim, makamda gittim, evinde gittim… Her fırsatta ilgileniyoruz. O davanın çözülmesi, o anneye bu devletin namusu borcudur. Bir. İki, evet birilerine dokunalım. AK Parti içindeki güç dengeleri değiştiği zaman geçmişte FETÖ’cülerin yaptıkları sorgulanmazken şimdi işte ‘FETÖ’nün siyasi ayağından bir-iki kişiye bakalım.’ Ama şu anda AK Parti’de değilse. Geçmişte vali, valinin oğlu, dünya kadar emniyet görevlisi AK Parti tarafından korunmuş; bu sistem tarafından korunmuş. Şimdi AK Parti’de o klikler güçsüzleşmiş, ‘Onların üstüne gidelim.’ Yahu Süleymancılar cemaati. Süleymancıların üzerine şimdi gidiyorlar. Değil mi? Süleymancılar AK Parti’yi destekleyen bir tarikat olsa üstlerine gidileceğini iddia eden var mı? Süleymancılar’da bir yanlış yapan varsa hesap versin bilmem ne. Ayrı bir şey. Bizim için de öyle, herkes için öyle. Ama bu ülkede şu anda AK Parti’nin mevcut yönetim kadrolarına, kodlarına, yönelimine uygun olanların kayrılıp, ona açı yapanların cezalandırılıp sonra bunun dokunulmayacak kimse yokmuş gibi gösterildiği… Yok öyle ama. Öyle bir yağma yok. Kimse kimseyi kandırmasın. Veya birkaç kişiyi, geçmişte kendi korudukları… Korudularsa da bu sistem korudu; katili, katilin yardımcılarını bu iktidar korudu. Birkaç kişiyi feda edip dünyanın en büyük hukuk katliamını yapan kişiye PR yapıp da ‘Efendim herkese dokunuyor.’ Nasıl herkese dokunuyor? Haydi dokunsun Melih Gökçek’e göreyim. 96 dosyanın 96’sını da incelemeye alsınlar, o zaman diyeceğim ki ‘Herkese dokunuyorlar.’ Dosyaya bakarlar, bu dosya ile ilgili -mış gibi yaparlar. 96 yolsuzluk dosyasına dokunmayanların bir tane Murat Ağırel’in gazetecilik başarısından dolayı mızrağı çuvala saklayamadıkları için soruşturma açmasıyla bu kadar büyük bir eşitsizliği yok sayamayız. Bu net yani.”
Kaynak: Gazete Oksijen
