İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında gözaltına alınan 20 LGBTİ+ aktivisti tutuklandı. Aktivistler hakkında tutuklama talep eden savcılık sevk yazısında “lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüelliği özendirme” suçlamasında bulundu. Dernek faaliyetlerini “çocukların korunması, genel ahlak ve aile yapısı” çerçevesinde değerlendiren Savcılık, “Bugün çocukların zihnine, vicdanına ve ruhuna bırakılan her bir iz, yarının toplum düzeninde ahlak ve aile olarak ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullanırken genel ahlakı, “kişisel beğenilerin veya farklı olanı dışlama iradesinin değil, ortak hayatın huzur ve güven içerisinde sürdürülebilmesini sağlayan toplumsal bir vicdan” olarak tanımladı. Savcılık ayrıca dernek faaliyetlerinin “Türk aile yapısının mahiyetini zayıflattığı” iddiasında bulundu.
Can Öztürk'ün T24'te yer alan haberine göre, Savcılık tarafından tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk edilen LGBTİ+ aktivistleri hakkında şu ifadeler kullanıldı:
“Çocuklara yönelik istismar edici fiiller” suçlaması
“Şüphelilerin söz konusu derneklerin kurucuları ve üyeleri oldukları, derneğin tüzel kişiliği ve imkanlarından faydalanmak suretiyle dernek tüzüğünde belirtilen amaç ve faaliyet alanlarının sınırını aştıkları ve Anayasa'da güvence altına alınan başta dernek kurma hürriyetine aykırı hareketleri ile çocukların ve ailenin korunmasına ilişkin emredici hükümlere aykırı eylem ve faaliyetlerde bulundukları tespit edilmiştir.
Soruşturma konusu, şüphelilerin veya üyelerinin cinsel yönelimleri veya toplumda yer alan belirli bir grubun haklarını savunmaları olmayıp, derneğin kurumsal yapısının, çocuklara yönelik olarak istismar edici fiillerin gerçekleştirilmesinde araç olarak kullanılarak Türk aile yapısının zayıflatılmasına ilişkindir. Keza Anayasa'nın 33. maddesinde 'Dernek Kurma Hürriyeti' düzenlenmiştir. Ancak Anayasa 13. Maddesine atıf ile Dernek kurma hürriyetinin ancak milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hürriyetlerinin korunması amacıyla kanun ile sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Bu itibarla, Türk Medeni Kanunu'nun 89. maddesi gereği, derneğin amacının kanuna veya ahlaka aykırı hale gelmesi durumunda Cumhuriyet Savcısına fesih davası açma yetkisi tanındığı, yine Dernekler Kanunu'nun 30. maddesinin a ve b bentlerinde derneklerin tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdüreceği belirtilen çalışma konuları dışında herhangi bir faaliyette bulunamayacakları, Anayasa ve kanunlarla açıkça yasaklanan amaçları veya konusu suç teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek amacıyla da derneklerin kurulamayacağını belirtmektedir.
Savcılıktan “genel ahlak” tanımı
Çocuk; zihinsel ve ruhsal gelişimini henüz tamamlamamış karşılaştığı içeriklerin anlam ve sonuçlarını değerlendirme yetisi gelişme aşamasında bulunan bireydir. Çocuğun korunması gerekliliği onun değersiz veya iradesiz olmasından ötürü değil, kişiliğinin ve değer dünyasının henüz gelişme/şekillenme aşamasında olmasından kaynaklanır. Bugün çocukların zihnine, vicdanına ve ruhuna bırakılan her bir iz, yarının toplum düzeninde ahlak ve aile olarak ortaya çıkacaktır. Keza, Ahlak, insanların neyi yapabileceğini değil, neyi yapması gerektiğini belirleyen; insan onuru, edep, haya, mahremiyet, merhamet ve başkasına zarar vermeme düşüncesi üzerine kurulu değerler bütünü olmakla birlikte genel ahlak ise kişisel beğenilerin veya farklı olanı dışlama iradesinin değil, ortak hayatın huzur ve güven içerisinde sürdürülebilmesini sağlayan toplumsal bir vicdandır.
Dolayısıyla söz konusu derneğin, faaliyet ve eylemlerinin denetime tabi tutulması gerektiği devlete pozitif bir yükümlülük olarak yüklendiği; Anayasa'nın 41. maddesinde düzenlenen 'Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları' bakımından değerlendirmeye tabi tutularak çocukların üstün yararı, aile kurumunun korunması, edep ve haya duygusu ile toplumun ahlaki değerleri üzerindeki somut etkileri gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği, yine Anayasa'nın 10. Maddesinde belirtildiği üzere konu çocuklar ise bu kapsamda alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı olmadığı bir bütün olarak değerlendirildiği, Devlete yüklenen sorumluluk gereği, derneğin kurumsal yapısının, çocuklara yönelik olarak yapılan eylem/faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde araç olarak kullanıldığı, Türk aile yapısının mahiyetinin zayıflatıldığı, derneğin tüzüğünde yer alan amaçlara aykırı olarak faaliyette bulunarak Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüelliği özendirme, teşvik ve bu cinsel eğilimlerin yaygınlaştırılması yönünde finansmanlar toplayarak çeşitli organizasyonlar düzenlediği tespit edilmiştir.”
Ne olmuştu?
İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet başsavcılıklarının koordinasyonunda yürütülen “Ailem Güvende” operasyonlarında 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem başlatıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmalarda “fuhşa aracılık”, “müstehcen içerik üretimi” ve çocukların bu içeriklere maruz bırakılması gibi iddiaların incelendiğini açıkladı. Operasyonlarda gözaltına alınanlardan 82'si tutuklandı. Bu kişilerin 20'si İstanbul'da, 13'ü Ankara'da 16'sı İzmir'de, 27'si Mersin'de, 5'i Aydın'da bulunuyor.
Operasyon kapsamında Kaos GL, LİSTAG, SPoD, Lambdaistanbul, HEVİ LGBTİ+, Pozitif Yaşam ve Pozitif İz’in de aralarında bulunduğu derneklerde aramalar yapıldı. Kaos GL’nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri, Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Belgin Çelik, gazeteci Tuğba Tekerek'in de aralarında bulunduğu onlarca kişi gözaltına alındı ya da haklarında işlem yapıldı.
Kaos GL'ye yönelik operasyonda gözaltına alınan 21 kişi iki gün sonra Adliye'ye sevk edildi. Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği, Kaos GL’nin asli yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile gazeteci Tuğba Tekerek’in de aralarında bulunduğu 8 kişinin tutuklanmasına karar verdi. Tuğba Tekerek'in Gürcistan'da LGBTİ+'ların durumuna odaklanan bir haberi nedeniyle "müstehcenlik" ile suçlandığı ortaya çıktı.
Aynı soruşturma kapsamında daha önce gözaltına alınan 5 trans kadın da tutuklanmıştı, böylece toplam tutuklu sayısı 13’e yükseldi. Hakimlik, 7 kişi hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı ve haftada bir imza şartıyla adli kontrol kararı verdi. Daha önce hakkında ev hapsi kararı bulunan bir kişi ise serbest bırakıldı. İzmir'de gözaltına alınan 18 kişiden 16'sı çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Soruşturmalarda bazı derneklerin yurt dışından aldığı mali destekler de inceleme konusu oldu. MASAK kayıtlarında altı derneğe farklı tarihlerde toplam 3 milyon 359 bin doların üzerinde para gönderildiği öne sürüldü. Ancak Dernekler Kanunu’na göre derneklerin gerekli bildirimleri yapmaları şartıyla yurt dışından ayni ve nakdi yardım alması yasal.
Kaos GL’ye yönelik soruşturmada ise derneğin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarındaki bazı içerikler “müstehcenlik” suçlamasına dayanak yapıldı. Hangi paylaşımların suçlamaya konu edildiği soruşturma evrakında açıkça belirtilmedi. Dernek ofisleri ile şüphelilerin dijital cihazlarında inceleme yapılmasına ve gerektiğinde cihazlara el konulmasına karar verildi.
Aynı süreçte çok sayıda LGBTİ+ örgütü, hak savunucusu, öğrenci topluluğu ve yayın organına ait internet sitesi ve sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı verildi. X, bazı hesapları Türkiye’den erişime kapatırken Instagram kararları henüz uygulamadı.
İstanbul’da ise Beyoğlu ve Şişli başta olmak üzere gece kulüpleri, masaj salonları ve çeşitli işletmelere eş zamanlı baskınlar düzenlendi.


