22 Mayıs 2024, Çarşamba Gazete Oksijen
Haber Giriş: 14.08.2023 09:37 | Son Güncelleme: 14.08.2023 10:09

The Telegraph yazdı: İHA'lar Suudi Arabistan ve Türkiye'yi nasıl bir araya getirdi?

İngiliz gazetesi The Telegraph düşmanlıktan dostluğa dönüşen Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerini yazdı. Geçen ay Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı ziyaretin ardından imzalanan İHA anlaşmasına dikkat çekilen haberde iki ülkenin de karşılıklı fayda sağladığı belirtildi
The Telegraph yazdı: İHA'lar Suudi Arabistan ve Türkiye'yi nasıl bir araya getirdi?

Bu birkaç yıl önce hayal bile edilemeyecek bir görüntüydü: Suudi Arabistan Veliaht Prensi, yolcu koltuğunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oturduğu bir Türk arabasını kullanıyordu.  Cidde'deki kraliyet sarayı El-Selam'ın merdivenlerinde kameraların flaşları patlarken, Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hediyesini inceledi ve ardından arabaya bindi.

Birkaç dakika sonra Suudi Arabistan'ın fiili yöneticisi, Erdoğan'ı otele geri götürürken şoför koltuğundaydı. İkili Türk insansız hava araçlarını Suudi semalarında uçuracak milyonlarca riyal değerindeki bir anlaşmayı görüştü. Erdoğan'ın 17 Temmuz'da Krallığa gerçekleştirdiği devlet ziyareti sırasında yaşanan uzlaşma görüntüsü, net bir mesaj veriyordu: Bir zamanlar çarpışan iki lider artık aynı yöne doğru ilerliyor.

Buzlar eriyor

2017'den bu yana Orta Doğu'nun iki güçlü aktörü arasındaki ilişkiler son derece gergin, Ekim 2018'de Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul'daki konsolosluğunda vahşice öldürülüp parçalanmasının ardından belki de modern tarihin en kötü dönemini yaşıyordu. Ancak Erdoğan Türkiye'nin krizdeki ekonomisini kurtarmak için Körfez yatırımlarına yönelirken ve Suudi Arabistan da savunma sanayisini güçlendirmeyi umarken iki lider aralarındaki buzları eritiyor.

Geçen ayki devlet ziyaretinin en önemli sonucu olan insansız hava araçları anlaşmasının ayrıntıları nispeten az. Ancak genel hatlarıyla Türk insansız hava aracı üreticisi Baykar, yeni seri güçlü Akıncı insansız hava araçlarını Suudi Arabistan'a satacak ve Suudi Arabistan da geçen hafta İHA'ları ülkede üretmeyi kabul etti. Suudi Arabistan ezeli rakibi İran ile ilişkilerini düzeltmiş olsa da İslam Cumhuriyeti'nin insansız hava aracı filosu ve Tahran'ın Yemen'de devam eden iç savaşta desteklediği Husi isyancılar Suudi güvenliği için hala önemli bir tehdit oluşturuyor.

"Savunma pazarında Türkiye stratejik avantaja sahip"

Suudi Arabistan ya da diğer Batı yanlısı Körfez ülkeleri tarafından kullanılan Türk insansız hava araçları, İngiltere ve ABD için giderek artan bir endişe kaynağı olan İran'ın Basra Körfezi'ndeki ticari nakliye yollarına yönelik saldırıları caydırmak için de kullanılabilir. ABD ve Rusya'da görev yapmış eski bir Türk diplomat olan Gülru Gezer, Türkiye'nin küresel savunma pazarında artan varlığının, bazı bölgesel oyuncuların ABD'nin bölgedeki etkisinin azaldığını düşünmesiyle örtüştüğünü söyledi. 

Gezer, "ABD'nin Afganistan'dan ve bölgeden çekilmesiyle birlikte bu ülkeler savunma sanayii konusunda alternatif arayışına girdiler. Bayraktar insansız hava araçları Ukrayna'daki savaşta başarısını kanıtladığı için Türkiye burada bir ölçüde stratejik bir avantaja sahip. Hafif ve nispeten ucuzlar: Türkiye'nin dış politikasında önemli bir araç haline geldiler" ifadelerini kullandı. 

"Suudiler ilişkileri geliştirmek istiyor"

Suudi Arabistan'ın önde gelen hükümet yanlısı analistlerinden ve Washington'daki Arabia Foundation'ın eski başkanı Ali Şihabi, yeni ve daha sıcak Suudi-Türk ilişkileri için "Bu kesinlikle büyük bir dönüş. Suudiler kesinlikle bu ilişkiyi geliştirmek istiyor" dedi.  Şihani, yakınlaşmanın Suudi Arabistan'da iyi algılandığını ve özellikle teknoloji transferi ve insansız hava araçlarının yerel üretimi gibi konuların çok ciddiye alındığını da aktardı.

Pragmatik çıkarlar bu yıl iki lideri birbirine çok daha fazla yaklaştırmış olsa da, yol uzun, zorlu ve son on yılın en kötü bölgesel diplomatik krizlerinden bazıları nedeniyle çukurlu oldu. Suudi Arabistan 2017 yılında teröre destek vermekle suçladığı Katar'a ticari abluka uyguladığında Ankara, Doha'yı destekledi.

Ertesi yıl, Suudi yönetimini eleştiren Washington Post'un saygın köşe yazarı Cemal Kaşıkçı, Krallığın İstanbul konsolosluğunda öldürüldü. ,Erdoğan bizzat Suudi liderleri cinayetin emrini vermekle suçladı ki Muhammed bin Selman bu suçlamayı bugüne kadar reddetti. Ardından Suudi Arabistan'da Türk mallarına yönelik gayri resmi bir ticari boykot başladı. 

Türkiye açısından asıl fayda ticarette. Şubat ayındaki yıkıcı depremleri takip eden Mayıs ayındaki dar bir seçim zaferinden sonra Erdoğan'ın ekonomi için güven kazanmaya ihtiyacı var. Ancak bu anlaşma aynı zamanda Türkiye'nin bölgesel savunmada daha büyük bir oyuncu olma hedefine de işaret ediyor zira Suudi Arabistan'la yapılan anlaşmaya ek olarak Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne de insansız hava aracı satılıyor. Suudi Arabistan'ın da aralarında bulunduğu Körfez ülkeleri, Erdoğan'ın popülaritesinin hızla yükselen enflasyon ve hayat pahalılığı krizi nedeniyle azaldığı zorlu bir cumhurbaşkanlığı seçimiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde Türkiye ekonomisini desteklemek için devreye girdi.

Mayıs seçimlerinden iki ay önce Suudi Arabistan, Türkiye Merkez Bankası'na 5 milyar dolar yatırmak için bir anlaşma imzaladı. Eski Türk diplomat Gezer, Körfez'den gelen nakit akışının devam edip etmeyeceğinin henüz belli olmadığını, ancak Erdoğan'ın Temmuz ayındaki Körfez ziyareti sırasında yaptığı çıkışların Ankara'nın bir kerelik bir çözüm yerine ekonomiyi destekleyecek uzun vadeli yatırım arayışında olduğunu gösterdiğini söyledi. Gezer, "Bu ilişkilerin kurumsallaşması söz konusu: Özellikle ekonomi ve ticaret alanında uzun vadeli ilişkilere sahip olmak tüm ülkelerin yararınadır" dedi.

Kaşıkçı cinayeti unutulmadı

Her iki taraf da ilişkilerdeki yumuşamadan büyük kazanımlar elde etmeyi beklerken, Riyad'daki yetkililer Kaşıkçı cinayetiyle ilgili öfkeyi artık geride bırakıldığını umuyor. İngiltere de sonbahar başında Veliaht Prens'i ağırlayacak. Ancak uzmanlar bunların hiçbirinin Ankara ile Riyad arasındaki yoğun rekabetin ve bölgesel strateji konusundaki bazı temel farklılıkların ortadan kalktığı anlamına gelmediğini vurguluyor.

Katar Üniversitesi Körfez Çalışmaları Merkezi'nden Türk araştırmacı Sinem Cengiz, "Bu yakınlaşma ideal siyasete değil, saf pragmatizme ve gerçek siyasete dayanıyor. İdeolojiler ve siyasi meseleler bir kenara bırakıldı ama bu unutulduğu ya da ortadan kalktığı anlamına gelmiyor" dedi.