23 Şubat 2026, Pazartesi
Haber Giriş: 23.02.2026 11:57 | Son Güncelleme: 23.02.2026 12:04

Türkiye'nin gerçek en küçük köyü: Köyde tek başına yaşayan adam hem muhtar, hem seçmen

Türkiye'nin gerçek en küçük köyü: Köyde tek başına yaşayan adam hem muhtar, hem seçmen
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

TÜİK verilerinde nüfusu “1” görünen köylerin izini sürdük: İkisi tamamen terk edilmiş, biri ise çoktan sular altında kalmış. Verilerde 7 nüfuslu görülen Erzincan'ın Yayladamı köyünde ise sadece bir kişi yaşıyor. Aynı zamanda köyün muhtarlığını da yapan Mustafa Özkan, yılın 11 ayını 'bir aşk ve muhabbet meselesi olarak' Yayladamı'nda geçiriyor


TÜİK 9 Şubat’ta adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerini yayımladığında, 18 bin 183 köyün her birinin nüfusu tek tek ortaya çıktı. Görünürde, asıl ilgi çekici hikaye, listenin en dibinde saklıydı. Kayıtlara göre sadece 1 kişinin yaşadığı üç köy vardı. Biz de bu işin peşine düştük ve biri Bitlis’te, biri Iğdır’da, biri de Siirt’te olan üç köyde gerçekten yalnız başına yaşayan birileri mi var sorusunun yanıtını aradık. Açığa çıkan hakikat, nüfus verilerinden dahi ilginçti. Köylerden ikisi tamamen terk edilmişti, üçüncüsü ise çoktan sular altında kalmıştı. Valilikten edindiğimiz bilgiye göre, Bitlis’in Kayalıbağ köyünde kimse yaşamıyor. Köyün muhtarı da bulunmuyor. Iğdır’ın Aralık ilçesine bağlı Tarlabaşı'nın muhtarı İlhan Kumtepe de aynı şeyi söylüyor, Tarlabaşı köyü de boş. Siirt’in Kurtalan ilçesindeki Çattepe’nin muhtarı Hakan Şener’in söyledikleri ise daha da ilginç: Halihazırda Çattepe diye bir köy yok. Çattepe çoktan sular altında kalmış, ama köy halkından birinin adresi hala artık var olmayan köyde göründüğü için TÜİK’in veri tabanında nüfusu 1 olarak görünüyor. Ilısu Barajı’nın köylerini sular altında bıraktığı Çattepeliler, yeni yerleşim yerinin belirlenmesi için devlete başvurmuşlar, şimdi Kurtalan’da ve diğer bazı yakın yerlerde dağınık halde yaşıyorlar.

Terk edilmiş köyler

Nüfusu 1’in üzerinde olup yine de bir elin parmaklarını geçmeyen köylerin büyük bölümünün kaderi birbirine benzer. Önemli bir kısmı 1990’lı yıllarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da boşaltılan köyler. Bazıları 35 senedir boş olsa dahi ikametgah kayıtları değişmediğinden nüfusları varmış gibi gözüküyor. Örneğin Şırnak’taki Kemerli köyü… Kemerli’nin nüfusu resmi verilere göre 4, fakat muhtar Abdulgaffur Hanedan Kemerli’nin 1990’da boşaltıldığını, köyde yaşayan tek bir kişi olmadığını söylüyor: “Birkaç aile bazen hafta sonları kafa dinlemek için, sayfiye yeri olarak, ya da bağ bahçe işleriyle uğraşmak için köye gidiyor. Ayrıca evlerin büyük bölümü aradan geçen zamanda kendiliğinden, bakımsızlıktan yıkıldı.” Köyün muhtarı olmasına karşın Şırnak’ın il merkezinde yaşayan Hanedan’ın evi de yıkılanlardan biri, köyde sadece arazisi var.

İstanbul’dan köyüne döndü

Nüfusu az olan köylerden biri de Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Yayladamı. TÜİK verilerine göre nüfusu 7. Muhtar Mustafa Özkan 61 yaşında, aslında İstanbul Süleymaniye’de doğmuş. İstanbul’da büyümüş, yıllarca baba mesleği olan kasaplığı İstanbul’daki dükkanlarında yürütmüş. Dükkanlarının olduğu Laleli’nin dokusu değişince önce 1984 yılında Merter’e taşınmışlar. Sonra çocukları da büyüyünce 1996’da kasap dükkanlarını devrederek 1470 metre rakımdaki köyüne dönmüş eşiyle. Aile zaten köyden hiç kopmamış. Özkan’ın çocukluğunda bile dedeleri, babaannesi, anneannesi orada yaşadığından her yaz Yayladamı’nı ziyaret ederlermiş. Özkan “Benim köyde kalmam aşk ve muhabbet meselesidir” diyor. Geniş ölçekte tarım yapılması mümkün olmayan köyde kazanç için kalmadığını söylüyor. Devletin verdiği muhtar ödeneğini köyün ihtiyaçlarına harcıyor, ödenek yetmeyince geçim kaynağı olan İstanbul’daki dükkanın kirasından ekliyor.

11 ay tek başına

TÜİK’in verdiği 7 rakamından söz açılınca Özkan, ikametgahı Yayladamı’nda olan kişi sayısının 8 olduğunu söyleyip ekliyor: “Düzenli kalan sadece ben varım. 11 ayımı burada geçiriyorum, 1 ay ise İstanbul’daki çocuklarımı ziyaret ediyorum. Hanım bile benim kadar kalamıyor, çocuklarımızın yanına İstanbul’a gidiyor. Resmi rakam şimdi aslında 8 ama 2024 seçimlerinde 16 kişi seçmen listesinde görünüyordu. Sayı hep değişiyor. Yayladamı boşalan Anadolu’nun köylerinden biri. Bahardan itibaren ara ara gelip bağ bahçe işleriyle yazın sonuna kadar vakit geçiren 1-2 aile var. Yazları ata toprağını ziyarete gelip 1-2 hafta sonra dönenler var. Ama benim gibi köyde düzenli kalan yok.”

Mustafa Özkan

Besici köyde hayvan kalmadı

Özkan, Yayladamı’nın tarihi 700-750 yıl önceye uzanan bir köy olduğunu belirtiyor. Coğrafya sarp ve zorlu olduğundan, geçim imkanı da kısıtlı olduğundan köy nüfusu eriyor. Özkan 36 haneli köyün nüfusunun 1980’lerde 60 civarında olduğunu söylüyor: “500-600 küçükbaş, 70’e yakın büyükbaş hayvan vardı. Yayladamı’nda tek geçim kaynağı hep hayvancılıktı zaten. Şu an köyde hayvan kalmadı. Arıcılık yapılırdı. O dönemde de genç nüfus geçim kaygısıyla büyük şehirlere akmıştı, geride ihtiyarlar direniyordu. O kuşak da göçüp gidince köy bomboş kaldı. Besicilik, arıcılık bitti.” Özkan köyü ayakta tutmak için aklına gelen her şeyi denemiş. 60-70 civciv alıp tavuk yetiştirmiş, sulama havuzunda Pekin ördeği ve kaz beslemiş, ceviz, kiraz, vişne fidanları dikmiş. Köyde bazı şeyler yetişse de yazı kısa sürüyor, geçim temin edecek mahsul çıkmıyor. Bir ara Erzincan’a yerleştirilen Ahıska Türklerini köye davet etmiş, “Dağlık yerde ne yapalım, ne ekip biçeceğiz?” cevabını almış.

“Yaşadığım sürece Yayladamı yaşayacak”

Yayladamı ilçe merkezine yakın sayılır, kuş uçuşu 27 kilometre. Ama Özkan; iki senede biter denilen, 2017’de başlayan Dutluca-Kemaliye yol inşaatında mevcut yol servis yolu olarak kullanıldığından yolun bozulduğunu söylüyor. “Arabayla ilçe merkezine gitseniz ya lastik patlıyor ya da araba arıza yapıyor,” diyor Özkan. Yazın köye gelen insanlar bile kızıyormuş muhtara. "Biz Kemaliye’ye kadar geliyoruz ama köye sıkıntısız bir türlü gelemiyoruz” diye… Köyün kışı da çetin. Özkan, bu yıl 10 gün boyunca elektriksiz kaldığını söylüyor. Köyün 10 kilometre doğusundaki baz istasyonu da elektriksiz çalışmadığından 10 gün dünyadan izole yaşamış. “1984 yılında elektrik geldiğinde kurulan altyapı hala aynı, hatta tek bir bakım onarım yapılmadı” diyor. Özkan bir keresinde 15 kilometre kar içinde yürüyerek Dolunay köyüne inmiş. Elektrik zaten 1984'te gelmiş, dağıtım özelleşince kurulu tesisatı devralan firma 42 yıldır tek bir bakım onarım yapmamış, aynı hat devam ediyor. Bunca sıkıntıya, zahmete rağmen, İstanbul’da doğmuş olmasına rağmen neden Yayladamı’na döndüğünü Özkan’a sorduğumuzda, yanıtı şu oluyor: “Mezarlığa ziyarete gittiğimde utanmadan gitmeliyim. Atalarımıza, onların hatıralarına saygımdan dolayı buradayım. Belki saçma gelebilir ama ben böyle düşünüyorum. Yayladamı gittiği yere kadar yaşayacak, en azından ben hayatta olduğum müddetçe.”