'Cumhurbaşkanına hakaret', 'hükümeti ve devletin yargı organlarını aşağılama' ve 'halkı yanıltıcı bilgiyi yayma' suçlarından hakkında dava açılan tutuklu gazeteci Alican Uludağ'ın dosyası, yetkisizlik kararıyla Ankara Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianameyi değerlendiren İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi, dosyanın yetkisizlikle Ankara Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verdi.
Öte yandan, Uludağ'ın 3 yıl 8 aydan, 23 yıl 5 aya kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamenin detaylarına ulaşıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'müşteki', gazeteci Alican Uludağ'ın 'şüpheli' olarak yer aldığı iddianamede, Uludağ'ın X platformundaki hesabından yaptığı bazı paylaşımlara yer verildi. Söz konusu paylaşımlar nedeniyle Uludağ'ın, zincirleme şekilde Cumhurbaşkanı'nın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde somut fiil isnadında bulunduğu, farklı tarihlerde yapmış olduğu paylaşımlarla üzerine atılı suçu zincirleme şekilde işlediği savunuldu.
Bakanlık 13 Mart'ta kovuşturma izni verdi
İddianamede, Uludağ'ın ilgili paylaşımları herkese açık şekilde sosyal medya platformunda yapmış olması ve paylaşımların belirlenemeyen sayıda kişiye ulaştığının anlaşılması karşısında suçun alenen işlendiği, bu kapsamda hakkında kamu davası açılabilecek nitelikle yeterli delilin bulunduğu kaydedildi. Kovuşturma yapılabilmesi için Adalet Bakanlığının kovuşturma izni vermesi gerektiği belirtilen iddianamede, Uludağ'ın 'cumhurbaşkanına alenen hakaret' suçunu oluşturduğu iddia edilen paylaşımlarından dolayı 13 Mart'ta kovuşturma izni verildiği ve dosyanın 30 Mart'ta Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği kaydedildi.
İddianamede, Uludağ'ın paylaşımlarının eleştiri, ifade özgürlüğü ve haber verme hakkı kapsamını aştığı, "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" suçunu işlediği öne sürüldü. Paylaşımın internet sitesi üzerinden yayınlanması nedeniyle aleniyet unsurunun bulunduğu, Uludağ'ın farklı tarihlerde yapmış olduğu paylaşımlarla üzerine atılı suçu zincirleme şekilde işlediği savunuldu.
Uludağ'ın paylaşımlarının aynı zamanda dezenformasyon içerdiği ileri sürülen iddianamede, soruşturma evrakı ve Uludağ tarafından sarf edilen söylemler dikkate alındığında eylemin "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçu kapsamında bulunduğu, yanlış bilgiyi alenen yaymanın bilginin çarpıtılmasını ifade ettiği belirtildi. İddianamede, "birçok kişi tarafından sosyal medya hesabı üzerinden okunabilen paylaşımlar ile şüphelinin gerçek olmayan bilgileri alenen yaydığı, şüphelinin beyanlarının düşünce ve ifade özgürlüğünü açıklama sınırlarını aştığı, beyanların haber ya da bilgi verme hakkı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, toplumun doğru haber veya bilgiyi alma ve erişme hakkını yanıltıcı bilgiler vasıtasıyla engellediği, toplumun genelini ilgilendiren olaylara ilişkin bilgileri, sırf halk arasında endişe ve panik yaratmak saikiyle söylediği" değerlendirmesi yapıldı.
Uludağ'ın paylaşımlarında beyan edilen sözlerin ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeniyle ilgili olduğu ifade edilen iddianamede, bu kapsamda eylemlerinin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, toplumu manipüle etmek amacıyla gerçeğe aykırı veya yanıltıcı bilgiler verdiği ileri sürüldü.
Kaynak: AA

