25 Eylül 2022, Pazar
Haber Giriş: 13.08.2021 04:30 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:16

Yangın da destek de olağanüstüydü

Orman yangınları sırasında yardıma koşan yabancı pilotlar Oksijen’e anlattı... Türkiye’de gördükleri ilgiye şaşırdılar. Otele yiyecek getirip çamaşırlarını yıkayan halktan övgüyle bahsediyorlar
Yangın da destek de olağanüstüydü
Editör Editör
Helin Türk
Akdeniz ve Ege’yi vuran yangınları söndürmek için İspanya, Hırvatistan, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan ve İran’dan ekiple yardıma koştu. İşte bu ekiplerden İspanyol Hava Kuvvetleri kaptan pilotları Reinaldo Fernandez Boyero ve Alberto Aguilar Luna yaşadıklarını Oksijen’e anlattı. Deneyimli pilotların sözleri, yaşanan felaketin boyutlarını da ortaya koyuyor.   Nasıl bir manzarayla karşılaştınız? Boyero: Türk makamları ve Türk halkı bize çok yardımcı oldu. Bizi çok sıcak karşılamaları her şeyi çok daha kolay hale getirdi. Orman yangınları o kadar büyük ve arazi o kadar zorluydu ki bazı yerlerde müdahale edilebilirken bazı yerlerde profesyonel ekiplerin ulaşamadığını gördüm.  Luna: İlk manzara gerçekten çok kötüydü. Daha önce de aynı anda çok fazla sayıda yangın şahit olmuştum ama bu yangınlar küçüktü. Türkiye’deki yangınların sayıca bu kadar çok, ebat olarak da bu kadar büyük olması hiç normal bir durum değildi. Arazi zorluydu, birçok yangında, kara ekipleri alana ulaşamadı.  Yangınların büyüklüğü dışında zorluk yaşadınız mı? Boyero: Birçok ülkeden farklı ekiplerin varlığı koordinasyonu kısmen zorlaştırıyor. İspanyol uçakları arasında çalışmaya alışkınız. Türkiye’de ise Rusya, Ukrayna, Polonya, Sırp, Avusturya, Türkiye uçak ve helikopterleri vardı. Ayrıca her zaman karşılaştığımız zorluklar var; yüksek sıcaklıklar, türbülans, aynı hava sahasında çok sayıda uçağın bulunması gibi.  En kritik görevler neydi?  Boyero: İlk gün ben ve ekibim bir termik santrali korumak için Milas bölgesine gönderildik. Bu zorlu ve kritik bir görevdi. Daha sonra da havalimanına daha yakın olan Marmaris bölgesine geçtik ve yangın hattına yakın bazı yerleşim yerlerini koruyorduk.  Luna: En kritik nokta yangınların ilçelere ve evlere yakın olmasıydı. Yangında bir gününüzü anlatabilir misiniz?  Boyero: Ekiplerimiz günde ortalama 9 saate kadar uçuyor. Her zaman yangın söndürme görevi için iki ekip bulunuyor. Bir ekip iki pilot ve bir uçuş mühendisinden oluşuyor. İşe sabah 6’da başlıyoruz. Operasyon alanı belirlenince her şey netleşiyor, motorlarımızı çalıştırıyoruz. Türkiye’de üç saatlik periyotlarla uçup yakıt ikmali yapmak için Dalaman Havalimanı’na geri dönüyorduk. Bir buçuk saat içinde yemek yiyip dinleniyorduk. Maksimum 9 saatlik uçuşu tamamlayana kadar bunu tekrarlıyoruz. Bir gün çalışıyoruz ve ertesi gün dinleniyoruz. Bu yüzden iki ekibimiz var.  Luna: Türkiye’de uçaklarımızda Türk koordinatör de görev aldı. Bir de uçakta tuvalete gidemiyorsun ama acil durum poşetlerimiz var.  Türkiye’de sosyal medyada trend oldunuz…  Boyero: Türk halkı bize çok minnettar. Binlerce mesaj alıyoruz ki bu çok güzel bir şey. Bu da  aynı enerji, aynı ruhla çalışmaya devam etmemizi sağladı. Yerel halk da bize her konuda yardımcı oldu. Çamaşırlarımız yıkandı, otelimize yiyecek getirdiler.  Uçaklar hakkında ne söylemek istersiniz? Boyero: Biz bu için geliştirilmiş olan CL 415’i kullanıyoruz. Yangınla mücadelede en yaygın kullanılan uçak olduğunu söyleyebilirim. Fakat CL-215’ler de etkin olarak kullanıldığı gibi motorları modifiye edilip kullanılan da var.  Luna: Sizin uçakların motorlarının çok fazla bakıma ihtiyacı var. Bizim uçaklarımız yeni oldukları için çok fazla bakıma ihtiyaçları yok. Sizin uçaklarınız piston motorlu bizimkiler ise türbin motorlu.

Arazi zor ve riskliydi

Söndürme çalışmalarına 14 kişilik bir Polonya ekibi de katıldı. Tim lideri Grzegorz Borowiec yaşadıklarını Oksijen’e şöyle anlattı: “Yangınların büyüklüğü bizi şoke etti, çok büyük bir felaketti. Ülkemdeki araziler daha düz ama Türkiye’de dağlık ve engebeli. Bu sapa arazilere ulaşılması zor. Karadan müdahale edemiyorsunuz çünkü ulaşamıyorsunuz. Türkiye’ye helikopter ile geldik ama bu tür yangınlara genelde küçük uçaklarla müdahale edilir. Ayrıca buradaki ormanlar çok farklı; sahanın aşırı kuru, rüzgarlı ve yüksek rakımlı tepelerde olması müdahaleyi zorlaştırıyor. Yangında en büyük problem yüksek sıcaklık ve dumandı. Duman görüşümüzü engelledi. Bu kadar dumanın arasında bu sıcaklıkta uçmak ekipler için de tehlikeli ve riskliydi çünkü kaza olabilirdi.”  Borowiec bir noktaya ise dikkat çekmek istedi: “Daha önce 200 göreve katıldım ve hiçbirinde konforumuz bu kadar iyi değildi, 5 yıldızlı otelde bizi misafir ettiniz. Bu bizim için büyük lükstü.”