25 Şubat 2026, Çarşamba
Haber Giriş: 25.02.2026 10:25 | Son Güncelleme: 25.02.2026 15:40

Le Monde yazdı: Neden gençler giderek artan biçimde dine yöneliyor?

Fransa’da çok sayıda araştırmacı, gençler arasında dini bağlılığın yeniden yükselişe geçtiğini ve bunun çoğu zaman daha katı bir pratik anlayışıyla birlikte seyrettiğini belirtiyor
Le Monde yazdı: Neden gençler giderek artan biçimde dine yöneliyor?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Fransa’da son yıllarda gençler arasında dine yönelim dikkat çekici biçimde artıyor. Müslüman, Katolik ve Yahudi gençlerin ibadet mekânlarına dönüş yaptığı, dini sembolleri daha görünür biçimde benimsediği gözlenirken; uzmanlar bu eğilimi belirsizlik, kimlik arayışı ve toplumsal gerilimlerle ilişkilendiriyor. Laiklik ilkesine güçlü bağlılığıyla bilinen ülkede yaşanan bu “dini geri dönüş”, kamuoyunda yeni bir tartışma başlatmış durumda.

Le Monde'un gençlerin dine dönüşünün nedenleri incelediği haberinden öne çıkanlar şöyle:

Birçok genç, dine giderek daha güçlü ve görünür biçimde yöneliyor. Müslüman, Katolik ya da Yahudi fark etmeksizin gençlerin ibadet mekânlarına dönüş yaptığı, inançlarını daha açık biçimde sergilediği ve önceki kuşakların terk ettiği dini sembolleri yeniden sahiplendiği gözleniyor. Sekülerleşmenin arttığı bir toplumda ve dünyada, bazı gençler ters yönde bir yol izliyor. Bu eğilim, laiklik ilkesine güçlü bağlılığıyla bilinen Fransa’da da tartışmalara yol açıyor.

Bordeaux Üniversitesi’nde çağdaş tarih doçenti Charles Mercier, “2020’lerin başından bu yana gençler arasında dine yönelik ilgi yeniden artış gösterdi” diyor:

“Z Kuşağı kendisini önceki kuşaklara göre daha dindar olarak tanımlıyor. Her yeni kuşakta bu eğilim güçleniyor. Gençler, Fransız toplum ortalamasına kıyasla daha dindar.”

“Anlam arayışı”

Strazburg’da özel bir Katolik okulunda eğitim asistanı olarak çalışan 27 yaşındaki İbrahim, Müslüman bir baba ve Katolik bir annenin oğlu. Uzun süre dine ilgi duymadığını söylüyor. Ancak 18 yaşında, artan varoluşsal sorularla yüzleşirken yeniden dine yönelmiş.

Bugün dinin “hayatındaki en önemli şey” olduğunu söylüyor. Dini pratiği zamanla yoğunlaşmış; mümkün olduğunca her gün camide namaz kılmaya çalışıyor. “Yaptığım her şeyi Tanrı’yı hatırlamak için yapıyorum,” diyor.

Araştırmacılara göre bu maneviyat arayışı, yüzyılın başından beri gözlenmekle birlikte son beş yılda belirgin biçimde güçlendi. Gençler dünyayı “akışkan”, sabit referans noktalarından yoksun bir yer olarak görüyor; bu da anlam arayışını besliyor.

École Pratique Des Hautes Etudes’te araştırma direktörü Philippe Portier’ye göre, geçmişte devlet ve toplum ilerleme, refah, sağlık ve bireysel-kolektif özgürleşme gibi değerleri güvence altına alabiliyordu. “Bugün bunlara erişim belirsizleşti” diyen Portier. “Sürekli değişim, belirsizlik ve yarının bugünden daha iyi olmayabileceği hissi var" ifadeleriyle bu durumun dini yanıtları teşvik ettiğini belirtiyor.

Yapı ve disiplin ihtiyacı

Jeopolitik krizler, iklim değişikliği ve ekonomik zorluklar da gençlerin zihnini meşgul ediyor. Portier’ye göre gençler, savaş ihtimalinin yeniden gündeme gelmesini de ciddi bir tehdit olarak algılıyor.

Mercier ise “Yapının varlığı, akışkan bir topluma karşı bir panzehir gibi görülüyor. Disiplin, yapıyı yeniden kuruyor. Belirli saatlerde dua ediyorsunuz, gönüllü olarak bir rutine tabi oluyorsunuz. Bu neredeyse spor dünyasına benziyor. Günü organize etmenin ve anlam bulmanın bir yolu,” diyor.

Paris banliyösünde görev yapan Rahip Alexis Germon da son yıllarda kilisesine gelen gençlerin sayısında artış gözlemlediğini söylüyor. “Yaşadığımız dönem ve yarattığı korkular insanları düşünmeye itiyor. Hayatın, sonsuz yaşamın, ölümden sonrasının anlamı sorgulanıyor,” diyor. Ona göre bazı gençlerin daha katı ve düzenli bir dini pratiğe yönelmesi, “ebedi hayata nasıl ulaşılacağını doğru biçimde öğrenme” isteğinden kaynaklanıyor.

26 yaşındaki kamu görevlisi Maxime Renault, Covid-19 salgını sırasında kiliseye geri döndüğünü anlatıyor. “Kapanmanın ardından ilk açılan yer kiliseydi. Evde oturmak yerine gitmeye başladım ve bir daha bırakmadım.” Ayin sırasında uzun süre diz çökmesi ve komünyonu el yerine doğrudan ağzına alması gibi uygulamaları “saygı” ve “tevazu” göstergesi olarak görüyor.

Araştırmacılara göre bir zamanlar modası geçmiş görülen bu ritüeller, bugün kimlik ifadesinin bir aracı haline geliyor.

“Damgalamanın tersine çevrilmesi”

Fransa’da 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırı ve ardından Gazze’de başlayan savaş sonrası artan antisemitizm, bazı genç Yahudiler arasında da dini kimliğe dönüşü hızlandırmış. Paris’in kuzeyindeki Sarcelles’te görev yapan Haham Laurent Berros, sinagoga ve İbranice eğitim merkezlerine gençlerin geri döndüğünü söylüyor. Berros “Madem başkalarının gözünde hep Yahudi olacaklar, o zaman bunun ne anlama geldiğini gerçekten bilmek istiyorlar" diye konuşuyor.

Benzer biçimde, Müslüman gençler arasında da kimlik vurgusu güçleniyor. Mercier, başörtüsü yasakları ve İslam’a yönelik eleştirilerin bazı gençlerde farklılaşma ve hak talebi sürecini tetiklediğini belirtiyor. Sosyolog Tarık Yıldız ise bunu “damgalamanın tersine çevrilmesi” olarak tanımlıyor:

“Dindarlık ve ortodoks pratik bir norm haline geliyor.”

Paris’teki Mosquée de Javel camisinin genel sekreteri Najat Benali, “Bu onları Cumhuriyet için tehdit yapmaz” ifadesini kullanıyor. Benali duruma dair “Gençler İslam’ın sürekli eleştirilmesinden yoruldu" yorumunda bulunuyor.

Fransa’da yaşanan IŞİD saldırılarının da etkisiyle, katı dini pratiklerin görünür hale gelmesi kaygı yaratıyor. İbrahim bu algının farkında:

“Uygulama-İslamcılık-Cihat diye bir süreklilik olduğu düşünülüyor. Ama bu gerçek değil. Dindar olmak sizi terörist yapmaz; aksine dinimiz sevgi ve başkalarını kabul etmeyi öğretir.”

Sosyolog Yıldız de benzer görüşte:

“Yüksek dindarlık düzeyi, bugünkü toplumda yaşamak istememek anlamına gelmez. Bu gençlerin toplumdan kopmak istediğine dair bir kanıt yok.”

Kaynak: Gazete Oksijen