25 Eylül 2022, Pazar
10.06.2022 04:32

Aleyna Tilki: Çocukken kaçırdığım oyunları oynuyorum

Spotify’ın kadın müzisyenleri desteklediği EQUAL projesinin global listesine Türkiye’den kapak olan ilk isim Aleyna Tilki: Beni kalıplarda tutmak istiyorlar, sevgi bu değil

Kimine göre yolunu kaybetmiş bir modern zaman meczubu, kimine göreyse kendini özgürce ifade eden, kimsenin dediğini takmayan çok başarılı bir popüler kültür yıldızı… Aleyna Tilki çocukluğundan bu yana göz önünde olan bir isim. Konya’da başlayan, İzmir’de ve ardından İstanbul’da devam eden hayatı onu çok erken yaşta (14) sahneye taşıdı. Onunla konuşmaya başladığımızda konu; “Hayatımın filmi çekilse, detayları bilinse Türkiye’yi ayağa kaldıracak çocukluğum merkezde olurdu” dediği çocukluğundan başlıyor. Akranlarıyla hiç bağ kuramayan, özgür yetişmiş olsa da görünüşü yüzünden sürekli toplumsal baskı gören, mükemmeliyetçi bir çocuk olduğunu anlatarak söze giriyor. Sabahları “Doğru hizadalar mı?” diye cetvelle saçını ölçecek ve bakıcılarını işten kaçırtacak kadar takıntılı olduğu bu yıllardaki eksikliğin, yaşayamadığı çocukluğu olduğunun sonradan farkına varıyor: “Oynayamadığım oyunları şimdi oynadığım için bazen bana ‘çocuk gibi’ diyorlar.”

Müziğe erken adım atmış olmaktan şikayetçi de değil Aleyna Tilki. Erken kalkanın erken yol alacağını düşünüyor. Bu yol onu dünyanın dört bir tarafına da götürdü. Londra’yı ve İsveçli Jübel’le yaptığı son şarkısı Diamonds’ın doğmasına olanak sağlayan Stockholm’ü daha çok sevse de, dört yıla yakın zaman geçirdiği Los Angeles’ta öğrendiklerinin hayatını halen etkilediğini anlatıyor. “Los Angeles’a ilk taşındığımda İngilizcem o kadar da iyi değildi. Annem, babam benden uzakta, yalnız başıma Beverly Hills’te kocaman bir evde yaşıyordum. Amerika’da çok fazla evsiz var, biliyorsunuz. İlk zamanlarda en yakın arkadaşlarım evsizlerden oldu. Hatta evsiz bir sevgilim dahi oldu; telefonu yoktu, çok zor buluşuyorduk. O kendi hayatını istiyordu, benim hayatıma dahil olmuyordu. Ben onun hayatına dahil oluyordum.” Bir yanda evsiz bir sevgili varken, diğer yanda gün aşırı yeni prodüktörlerle tanıştığı, kürküyle Warner Music’in kapısına dayandığı bir hayat yaşıyor Aleyna Tilki. “Kendime öylesine güveniyormuşum ki, kürkümü giyip Warner’ın CEO’suyla görüşmeye çalıştım. Elbette beni kapıdan kovdular” derken kahkaha atıyor.

Benim güzelliğimi seviyorlar

Zamanında onu Amerika’da kapıdan kovan Warner Music, Aleyna İstanbul’a döndüğünde peşine düşmüş. Onlarla anlaşmasından sonra Los Angeles’tan ziyade Londra’nın müzik anlayışına daha uygun olduğuna karar vermiş. Aleyna bu sene Türkçe ve İngilizce iki farklı albüm yayınlayacak. Türkçe albümünde alternatif rock’ın da dahil olduğu birçok tür yer alsa da, rap’in ön plana çıkacağını vurguluyor. İngilizce albümde ise Londra’da tanışıp vakit geçirdiği Jake Gosling yakın çalıştığı isimlerden biri. Lady Gaga, One Direction, Ed Sheeran gibi dünya devleriyle mesaisi var Gosling’in. Aleyna Tilki de ona çok güveniyor. Bu İngilizce albümün tıpkı Sen Olsan Bari’de olduğu gibi her yaşa hitap edeceğini söylüyor. “Nasıl ki çocuklar da, stadyumdaki koca insanlar da bu şarkıyı söyledi, yeni albüm de böyle olacak. İnsanın kendi kendine yetebileceğini anlattığım bir albüm bu. Güzelliğin eksikliklerle de var olabileceğini anlatıyorum. Mesela insanlar benim güzelliğimi, başarımı seviyorlar. Ama bir hata ya da kafalarındaki kalıptan farklı bir şey yapmamı istemiyorlar. Bunun gerçek bir sevgi olduğunu düşünmüyorum.”

Aleyna Tilki’nin fotoğrafı Times Meydanı’nda

Öfke kusanlar

Bu kalıplar farklı şekillerde gelebiliyor. Tıpkı Gülşen ve birçokları gibi, Aleyna Tilki’nin giyimi de hayatı da fazlasıyla eleştiriliyor. Yeni şarkılarından Take It Or Leave It’in klibinde bu eleştiri zirveye çıktı. “Bir şey yükselmeye başladığında insanlar kendi içlerindeki eksikliği görüyor” diye cevap veriyor. “Bunu da ulaşamadıkları birilerine öfke kusarak aşmaya çalışıyorlar. Ülkede birçok ekonomik sıkıntı da var. İnsanların içindeki öfkenin ve karanlığın ne kadar arttığının farkındayım. O yüzden bu eleştirilere kırılmadım.” Üstelik dünyanın her yerinde ‘kadın müzisyen’ olmanın zor olduğunu söylüyor. “Hatta kadını geçtim, herhangi bir cinsiyette olmak zor. Mesela Jared Leto ya da Harry Styles ‘gender fluid’ giyinebiliyorlar. Böyle olunca da ‘Bu erkek değil mi, kadın değil mi?’ diye yargılar başlıyor. Bu bağlamda müzik endüstrisinden gelen destekleri de sahipleniyor. Aleyna Tilki, Spotify’ın kadın müzisyenleri desteklemek için oluşturduğu EQUAL projesinin, global listesine Türkiye’den kapak olan ilk isim. “Dünyadaki birçok isimle aynı listede olmak, bu endüstrinin en büyük oyuncularından birinin desteğini almak önemli. Çünkü bu sizin prodüktörle ilişkinizi de etkiliyor, önünüzü açıyor.”

Sokakta yürümekten korktum

Tüm bunlar için elbette çok çalışıyor Aleyna. Kuşağının en büyük problemini sorduğumda; “Tembellik” diyor. “Bizim kuşak oturduğu yerden her şeyi elde etmek istiyor. Bunda pandeminin de büyük etkisi oldu. İnsanlar evde hayal kurarak bunun gerçek olacağını düşünüyorlar. Okulların da, emek vermenin de önemi azaldı. Ama bunun dışında çok güçlü bir kuşağız.” Hayatında onu Freddie Mercury, David Bowie, Billy Idol, Michael Jackson’ın başı çektiği müzisyenler kadar, sanatın ve ressamların da etkilediğini anlatıyor. Haluk Akakçe, Ali Elmacı, Avni Akmehmedoğlu gibi isimlerin eserleri dahil, evinde hatırı sayılır bir koleksiyon olduğunu paylaşıyor. Müzikte belirli bir noktaya geldikten sonra tüm servetini insan duygularını araştıran bir hastane açılması için bağışlamak istiyor. “Teknolojiyle beraber devir değiştikçe, insan duyguları da çeşitlilik kazanıyor. Başlangıçtaki duygularımızdan farklı duygularımız var artık. Bunların yeteri kadar araştırılmadığını düşünüyorum.” 

Söz duygulardan açılınca, konu korkuya geliyor. Aleyna Tilki kariyerinin başındayken konserine bomba da atıldı, ölüm tehditleri de aldı, prodüktörü de bıçaklandı. “Travmatik çok şey yaşadım. Hatta sokakta yürürken bile tedirgin oldum. Yurt dışındayken de böyleydi. Hani işin içinde gençlik de var. İnsan yaşamak istiyor. O sokakta yürümek o kadar önemli ki… İşte bunların hepsini müziğimle aştım. Kendim gibi yaşadığım sürece her şey yoluna giriyor. Türkiye çok sürreal bir ülke. O kadar zorlu bir hayat yaşanıyor ki, bazı şeyler çok şaşırtıcı. Buranın çok acılı, yoğun bir hikayesi var. Benim meraklı olduğum hikayeler hep buradan çıkıyor. Arada yurt dışında yaşasam da, buradan asla kopamam.” Görünen o ki Aleyna Tilki daha uzun yıllar boyunca buradan beslendikleriyle üretmeye devam edecek… Hikayesinin nereye vardığını hep birlikte göreceğiz.