15 Haziran 2024, Cumartesi Gazete Oksijen
16.07.2021 04:30

Tarihe geçen Türk keman sanatçısı İstanbul’da

Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuarı’ndan Berlin Filarmoni Orkestrası’na giden eşsiz bir yol: Hande Küden bu köklü orkestranın 1. keman grubuna kadrolu kabul edilen ilk Türk. Onu İstanbul Müzik Festivali’nde izleyeceğiz

1992 doğumlu genç sanatçı Hande Küden’in Adana’da başlayan hikayesi onu Berlin’e, dünyanın en prestijli orkestrasına götürdü. Berlin Filarmoni Orkestrası’nın 139 yıllık tarihinde, 1. keman grubuna asli üye olarak kabul edilen ilk Türk müzisyen Küden oldu. Geçen seneki bu başarısının ardından, kendisini yazın İstanbul Müzik Festivali’nde de izleyebileceğiz. Onunla Adana’da geçen çocukluk günlerini, bu başarıyı nasıl kazandığını, artık daimi parçası olduğu orkestranın önemini konuştuk. Müzikle ilişkiniz nerede başlıyor? Sekiz yaşında Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda çocuk korosunda başladım. Senfoni orkestrasıyla yaptığımız bir konserde kemandan çok etkilenip ailemle paylaşınca kemana geçtim. Nasıl bir ailede ve ortamda büyüdünüz? Annem ve babam Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde profesörler. Şarkı söylemeyi çok severlerdi. Üniversitenin kampüsünde büyüdüm. Adana’nın merkezinde uzakta, farklı bir şehir gibiydi. Büyüleyici bir ortamdı. Çukurova Üniversitesi’nin kampüsünde ve Adana’da büyümek sizi nasıl etkiledi? Çok özel bir ortamdı. Dokuz yaşından yirmi yaşına kadar keman hocamla kampüsteydim. Adana’nın kendisini aslında çok az gördüm. Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası benim için çok önemliydi. Her cuma şehre gitme nedenlerimden biriydi. İdil Biret, Gülsin Onay, Suna Kan, Cihat Aşkın gibi birçok ismi ilk defa orkestranın salonunda dinledim. İlk solo konserimi de orada verdim. Bu orkestra olmasaydı benim için her şey çok zordu. Nasıl gidiyorsunuz Almanya’ya? Berlin’e gitmek istiyordum. Bundan Cihat Aşkın’a bahsettim. Beni oradan bir hocayla, Stephan Picard’da tanıştırdı. Kendisine İstanbul’a gelişinde çaldım, beğendi. Almanya’ya davet etti. Bir öğrencinin yurt dışına burs almadan gitmesi neredeyse imkansız. Burs için Alman Senfoni Orkestrası’nın stajyer programına başvurdum. Kazandım. O stajın ardından Berlin Filarmoni Orkestrası’nın akademisine başvurdum. En sonunda, geçen sene sonunda asli üye oldum. Çok zorlu bir süreç. Sizi sürekli gözlemliyorlar. Sadece çalışmak değil, insanlarla ilişkiniz de çok önemli. Çünkü bir aile olacaksınız, aylarca turneye çıkacaksınız. Berlin Filarmoni’ye seçilmek size neler hissettirdi? İnsanlar gözlerinden birbirlerine enerji aktarıyorlar bu orkestrada. Çalarken ciddi keyif alıyorlar. Bazı orkestralar kalıplar içerisindedir. Bu orkestrasının sınırı yok. 128 kişilik bu orkestrada herkes kendini solist olarak ifade edebiliyor. Bu beni her zaman çok çekti. Seçilme süreci aşırı heyecanlıydı. O sınav günleri biraz da şans işi. Çünkü tüm üyelerin sizi onaylaması gerekiyor. Üstelik siz çalarken herkes farklı yerde oturup, farklı şekilde duyuyor sizi. Türkiye’deki kariyerinizi ve Berlin Filarmoni döneminizi nasıl karşılaştırırsınız? Berlin Filarmoni’de inanılmaz bir disiplin var. Biri çalışmazsa seviyenin herkes için aşağı ineceği biliniyor. Dolayısıyla herkes idealist davranıyor. Prova iptal olsa da siz çalışacaksınız. Türkiye’de biraz daha rahatlık var. Bunun yanı sıra Türk müzisyenler inanılmaz da yetenekli. Konservatuvar eğitimine Avrupa’da daha geç başlanıyor. Bizler erken başlamak konusunda şanslıyız. Maalesef bu sistemiz güçlenecek yerde gittikçe zayıflıyor. Yetenek de tek başına işe yaramıyor. Sürekli çalışmanız lazım. İstanbul Müzik Festivali’ndeki konseriniz, pandemi sonrasındaki ilk performansınız olacak. Nasıl hissediyorsunuz? Aşırı heyecanlıyım. Solist olarak çalma duygusunu uzun zamandır yaşamadım. Berlin Filarmoni’deki dönem boyunca orkestraya yöneldim. Çok da güzel bir duygu seyirciyle kavuşabilmek. Müzik aracılığıyla iletişim kurmak harika.

“Keman için hayatımın sonuna kadar kredi ödeyeceğim”

Genç müzisyenlere enstrüman ödünç veren bir vakıf kurma hayalim var. Çünkü sokaktaki kemandan çıkan sesle sizin aranızda iyi fark olması için enstrüman önemli. Türkiye’de buna değer verilmiyor. Bir keman nasıl birkaç milyon avro olabilir? Bu anlaşılmıyor. Bu bir tarihi eserdir aynı zamanda. Almanya’da devlet enstrüman sağlayabiliyor. Türkiye’de de devletin yapması gerekirdi. Ben artık sponsor arayışından da vazgeçtim. Keman almak için hayatımın sonuna kadar kredi ödeyeceğim.