08 Ağustos 2022, Pazartesi
02.04.2021 06:00

Terk edilmekten bıktım!

Soru: Son bir aydır her an mesajlaştığım, görüştüğüm sevgilim birdenbire beni görmezden gelmeye başladı. Bu ilk değil. Kendimi çok değersiz, başarısız, ilişkileri yürütemeyen biri olarak görüyorum. Rumuz: Bezgin Bekir Kadın da Olabilir Sevgili Bezgin Bekir Kadın da Olabilir,  Acaba şu sizi rahatlatır mı? Yalnız değilsiniz. Etrafımda konuştuğum ne kadar kadın varsa aynı dertten mustarip. Aldığım psikoloji yüksek lisansı derslerinden birinde şöyle bir konu konuşuldu: “Terk edilme korkusu olan kadınların sürekli Kazanovalar bulması.” Bunun altyapısıydı söz konusu olan. Yani marazın nerede başladığı. Uzun konu ve ben bunu doğru düzgün anlatabilecek son insanım, ama ister istemez dinlerken şunu da düşündüm, biraz da böyle bir çağa denk geldik galiba. Yani erkeklerle kadınların yer değiştirdiği, kadınların çocuk doğuracağı adamı seçmesi gerekirken artık erkeklerin kadınları seçtiği ve ilişkiyi yönettiği bir zamanda yaşıyoruz. En azından bizim ülkemizde... Acaba sebebi Türk kadınının erkeğine göre orantısız derecede güzel olması olabilir mi?   Bunları bir kenara koyalım, bakalım edebiyatta bize çare var mı?   En derininden başlayalım. Simone de Beauvoir. Varoluşçu felsefenin en önemli yazarlarından Beauvoir’ın Konuk Kız adlı romanında bilhassa Pierre karakterini dikkatle okumanızı tavsiye ederim. Roman aslında Beauvoir ve sevgilisi Jean Paul Sartre’ın birlikteliklerinin satırlara yansıması. Gerçek hayatta olduğu gibi romandaki çift de hayatlarına üçüncü bir şahsı, genç Xaviere’i sokarlar. İkinci Dünya Savaşı Paris’inde kafelerde, barlarda yaşanan bohem hayatta onlara bir heyecan getirsin diye kolundan tutup, adeta bir oyuncak gibi içlerine çekerler. Ancak sonra, kadının da erkeğin de esas doğası ortaya çıkmaya ve tüm o yapay özgürlük sağından solundan patlak vermeye, herkesi boğmaya başlar. Roman pek çok açıdan okunabilir ama dediğim gibi ben size erkek doğasına yakından bakabilmeniz için Pierre’i mercek altına almanızı öneriyorum. 

Feminizmin öncüsü

Bir başka önerim, ta üniversitede, Amerikan Edebiyatı dersinde okuduğum ama asla aklımdan çıkmayan The Jilting Of Granny Weatherall (Granny Weatherall Nasıl Terk Edildi). Üzerinde gelinliğiyle terk edilen bir kadının, yıllar sonra hasta yatağında kırık kalbini iyileştirmek için neler yaptığını hatırlamasının hikâyesi… Feminizmin öncülerinden Katherine Anne Porter’ın en önemli kısa hikâyelerinden biridir ve muhtemelen Amerikan kısa öyküleri antolojilerinde bulunabilir. İnternette İngilizce PDF’ine ulaşabileceğinizi de düşünüyorum. 

Erkeğin kılavuzu

Rebecca Solnit’in Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar’ını es geçmek istemiyorum. Ne de olsa “mansplaining”, yani ‘erkek anlatır kadın dinler’ kavramının yaratılmasına sebep olmuş kişi kendisi. Zira aslında bütün bunlar bir bütünün, yani erkek zorbalığının bir parçası. Her şeyi anlatmak isteği de hayatına ansızın girip geri çıkmak da yokmuşsun gibi davranmak da… Solnit insanın içine su serpiyor.  Son olarak bahsedeceğim ise 10 yıl önce yayımlanan, bir anda bestseller olan, erkeklerin el kılavuzu Oyun. Neil Strauss en son verdiği röportajda bu yazdığı kitabın ne kadar aptalca olduğunu kabul etmiş de olsa bütün bir erkekliği zehirleyen ve kadınların dünyasını allak bullak eden bir kılavuz yazdığı da gerçek. Oyun’da her an her yerde kadın nasıl tavlanır anlatılıyor. Yani Kazanova nasıl olunur. Ezcümle, bu kitabı okuyun, hangi tuzaklara düşmemeniz gerektiğini anlayın. Çünkü gerçekten de hepsi bir oyun. Bu arada elbette terapi yoluyla kendinizi anlamaya çalışmanızı da tavsiye ederim. Çünkü bu sadece erkeklerle değil, her tür ilişkinizde faydalı olacaktır. Bol şans diliyorum. Çünkü ihtiyacınız olacak.   Reçete 1. Konuk Kız, Simone de Beauvoir, Payel Yayınevi 2. Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar, Rebecca Solnit, Encore Yayınevi, 144 Sayfa 3. Oyun, Neil Strauss, Butik Yayınevi