12 Ağustos 2022, Cuma
05.08.2022 03:33

Modern yaşam hastalığı: Diş sıkmak

Diş sıkma, tıbbi adı bruksizm, çok yaygın bir sorun. Kişiler diş sıktıklarını bilmeseler de, genellikle çene ağrısıyla uyanma, dişlerde aşınma ve sabah baş ağrısı gibi şikayetlerle doktora başvurduklarında öğreniyorlar. Bu konuyu basit bir şikayet olarak görmemeliyiz

Diş sıkmak, günümüzün yaşam şeklinin bir sonucu. Anatomik nedenlerden çok kaygı, stres, endişe, hayal kırıklığının iz düşümü.

Bruksizmi tanımlarken, gece uykuda istemsiz çene kası kasılmaları deriz. Gündüz ve gece bruksizmi vardır. Gündüz sıkanlar, aşırı konsantrasyon anlarında bunu yaparlar; ancak asıl konu gece bruksizmidir.
İnsanların yüzde 8-31’i geceleri diş sıkar. Gece diş sıkma şikayeti olan kişilerde şu iki grup öne çıkıyor:

• Stresli, kaygılı, hayal kırıklığı yaşayan, depresyonlu kişiler,
• Yarışmacı, agresif kişiler.

Başka bir istatistlik, 50 yaş civarı diş sıkanların bekar ve iyi eğitimli kişiler olduğunu gösteriyor. Antidepresan alan kişilerde (serotonin reuptake inhibitörleri grubu) diş sıkma daha fazla görülüyor. Kahve içmek diş sıkma olasılığını yüzde 50 artırıyor.

Ayrıca, alkol, uyarıcı ilaçlar (amfetamin, kokain) artırıyor. Sigara, (nikotinin uyarıcılığı sebebiyle) iki katına çıkarıyor.

Belirtiler neler?

• Diş düzleşmesi, kırılması
• Çene ağrısı
• Kulakta problem yokken kulağa doğru vuran ağrı
• Sabah şakaklardan başlayan baş ağrısı
• Yorgun uyanma

Neden diş sıkarız?

Konu uykudayken diş sıkma olduğu için, uykudan başlayalım. Uykunun non-REM ve REM evrelerini duymuşsunuzdur. REM, hızlı göz hareketleri demektir. Rüya gördüğümüz zamanı kasteder. Non-REM de bu göz hareketleri ve rüyanın olmadığı zamanı anlatır. Non-REM de 3 evrelidir. İlk aşaması hafif uyku, 2 ve 3’üncü evreleri daha derin uyku kısmıdır. Konu şu ki; diş sıkmaların yüzde 86’sı non-REM’in 1’inci evresinde olur.

Buradan ne anladık; diş sıkma, derin uyumadığımız ve rüya görmediğimiz zamanlara denk geliyor. Eğer diş sıkma sorunumuz varsa, demek ki bu hafif evre uzamış, diğer evrelerde kalış azalmıştır. Neden bu hafif evre uzar, uyku derinleşemez? Cevap; eğer bir uyaran varsa. Temel uyaranlar, uyku öncesi kafein, nikotin, alkol olabilir. Ancak en temel uyaran, yatağa stresli girmektir.

Stres ve diş sıkmak

Gece uykuda kaslarımız uyku felcine girer. REM uykusunda kas hareketsizliği maksimumdur. Ancak non-REM’de hala biraz hareket olabilir. Çene kasımızı da diğer kaslarla beraber uykuda gevşetiriz. Çene kasımızın kasılması uyku anestezisi ile durur. Ancak stresle uykunun hafif kısmı uzayıp derin kısmı azalınca, kas gevşemesi emri yerine kasıl-gevşe şeklinde ritmik bir hareket emri gider. Çene kası kasılır. Bu kasılma başka kaslarda da olabilir. Zaten diş sıkması olanlarda istemsiz bacak hareketleri ile tanımlanan huzursuz bacak sendromu da beraber görülebilir (yüzde 20 oranında).

Stresin aktive ettiği sistem, sempatik sistemdir. Savaş ya da kaç tepkimizi verir. Kasları kasar. Normalde uykuda parasempatik sisteme gireriz. Kaslar gevşer. Diş sıkmanın, parasempatik aktiviteye geçmekte zorlanmak olduğunu kavrıyoruz. Zaten diş sıkanlarda yapılan ölçümlerde, bu kişilerin gece boyu sempatik sistem aktivitelerinin fazla olduğu görülür. Sadece diş sıkmak değil, bu kişilerde kalp atışı uykuda olması gerekenden hızlıdır, solunum derinliği azdır, nabız fazladır. Uykuda yavaşlaması gereken aktiviteler yeterince yavaşlamamıştır. Tıpkı gündüz uyanıkken stresli gergin olduğumuzda olan tepkilerin hafifletilmiş de olsa benzeri gece boyu aktiftir. Bu gerginlik bana göre sadece diş sıkma değil diğer kaslarda da kasılmaya sebep olup, sırt ağrısı, bacak ağrısı, kramp yapabilir. Mantık aynıdır; yeterince parasempatik gevşemeye girememek.

Sempatik ve parasempatik aktivite sinirler ile kaslara ulaşır. Yüzü trigeminal sinir denen çok büyük bir sinir kontrol eder. Çenede kasılma onun işidir. Onun sayesinde çiğneme hareketi yaparız. Bu trigeminal sinir, sempatik sistem kontrolündedir. Yani susması için, parasempatik sistemin devreye girmesi gerekir. Parasempatik sistemin kraliçesi de vagus siniridir. Bu iki sistem savaşır. Gece boyu, trigeminal sinir ile vagus siniri; ‘yok ben kasılma isterim, hayır ben gevşeteceğim’ diye aralarında ‘sinir harbi’ yaparlar. Ancak bu sinir harbinin sebebi, bizim günlük hayatımızdaki olaylarla yaşadığımız sinir harbidir. Demek ki diş sıkmak ilk olarak stresli, kaygılı olup olmadığımızı sorgulamamızı gerektirir.

Diyelim ki stresliyiz ve çözüm için antidepresanlara başvurduk. Yayınlar diyor ki, SSRI tipi antidepresanların uzun kullanımı ile diş sıkma artıyor. Buradaki biyokimyasal mantık şudur; artan serotonin, dolaylı olarak dopaminin etkisini azaltır. Dopamin azalması diş sıkmayı tetikleyebilir. Bunun sağlaması olarak, Parkinson hastalarındaki diş sıkma, düşük doz dopamin öncülü ilaçlarla düzelir. Fakat çalışmalar şuna da varır; eğer çok uzun süre dopamin artıran ilaç verilirse, dopamin fazlalığı da diş sıkmayı artırır. Ancak ben dopaminin konuda yeri var diye düşünüyorum. Huzursuz bacak sendromunda da tedavide dopamin öncülleri verilir.

Buraya kadar, stresi çözmek için kulanılan ilaçların diş sıkmayı engellemekte pek de etkin olmadığını gördük. Demek ki çözüm için başka şeyler düşüneceğiz.

Reflü ve diş sıkma

Bazı yayınlar reflüsü olanlarda diş sıkmanın fazla olduğunu yazar. Reflüde mide asidi yemek borusunu hasarlar. Bunu nötralize etmek için bazik yapıdaki tükrüğün yutma refleksiyle aşağıya yollanmasını açıklama olarak belirtirler. Yutma refleksiyle çene kasılır. Bu da bir hipotezdir. Ancak reflünün sebeplerinden en temel olanı, stresle mide asit salgısının artmasıdır. Konu yine bir önceki paragrafa bağlanır.

Özetle; diş sıkmak; derin uyuyamamanın, tam gevşeyememenin göstergesi imiş gibi gözüküyor. En majör sebep stres ve endişeli hallerimiz.

Teknik olarak çözüm için neler önerebiliriz?

Diş sıkma tedavileri

• Diş plağı, diş hekiminiz ile planlanabilir.
• Masetter botoxu, bir süre için kaslarınızı gevşetebilir.
• Magnezyum kullanmak yardımcı olabilir.
• Uyku öncesi uyaranlardan kaçınmak gerekir: Kahve, çay, yeşil çay, çikolata, alkol, sigara.
• Uyku öncesi gevşeme egzersizleri, nefes egzersizi, duş, rahat ve boş bir mideyle yatağa girmek.

Ancak en önemli notum şu; yatakta cep telefonuna bakmak diş sıkma sebebi olabilir. Öncelikle yaydığı ışıkla uyku hormonunuzu azalttığı için... Uyku hormonu azalırsa uyku derinliği azalır. Ne demiştik, diş sıkma en çok uykunun hafif evrelerinde olur. Çok diş sıkıyorsak uzun süre hafif evrelerde kalıyoruz demektir.

Yatakta telefona bakmak, ayrıca gereksiz uyarılma sebebidir. Onun postu, bunun yazısı, şu haber, bu olay derken ‘uyarılırız’. Bunlar uykudaki gevşemenin düşmanıdır. Bence yatmadan önce heyecanlı film dahi seyretmemeliyiz.

İnsanlar olarak uzun bir yoldan geldik. Varoluşumuzda türümüzü korumak için çeşitli mekanizmalar geliştirdik. Tehlikelerden korunabilmek için uykuda da tetikteyiz. Retiküler aktive edici sistem denen beyinde bir yer, stresli uyarılara hemen cevap verir. Derin uykudan bebeğinizin ağlamasına hemen uyanmanız gibi. İşte evrimsel olarak bizi koruyan sistemlerimiz tamamen güvende olduğumuzu düşündüğümüzde derin uykuya izin veriyor. O halde diş sıkma sorunumuza ne çözüm bulursak bulalım, temel çözümün kendimizi gerçekten güvende, rahat hissetmek olduğunu bilelim.

Şehir hayatı görünmez streslerle dolu, baş etmek için gündüz kendimizi, gece dişlerimizi sıkıyoruz. İşte bu yüzden diş sıkmak modern yaşam hastalığı diyoruz.