08 Mayıs 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
08.05.2026 12:17

Starmerggedon ve zombi politikaları

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Birleşik Krallık’ta 7 Mayıs’ta yapılan yapılan yerel seçimlerin ilk sonuçlarına göre İşçi Partisi büyük kayıplara uğrarken aşırı sağcı Reform Partisi liderliğe oynuyor. İşçi Partisi ve lideri üstüne bir çeşit referandum olarak görülen seçimlerle ilgili Britanya Başbakanı Keir Starmer’a ‘zombi başbakan’ yakıştırmaları yapılıyor ve istifa baskısı artıyor


Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın siyasi kariyeri ve İşçi Partisi’nin geleceği 7 Mayıs’taki yerel seçimlerin sonuçlarına sıkı sıkıya bağlı.

İngiltere, İskoçya ve Galler’de belediyeler, belediye meclis üyeleri ve ulusal parlamentolar için yapılan seçimlerde gelen ilk sonuçlara göre İşçi Partisi tarihi bir hezimete hazırlanıyor.

Britanya medyası ülkenin siyasi panoramasını değiştirecek kuvvetteki seçim sonuçlarıyla ilgili Starmer’ın sonunun geldiğini ima eden ‘Starmerggeddon’ (dünyanın sonu anlamındaki Armageddon teriminden türetilmiş) yakıştırmaları sıklıkla kullanır olmuştu.

Haftasonu açıklanacak nihai sonuçlarda İşçi Partisi’nin bir asırdan uzun süredir baskın güç olduğu Galler’de üçüncü sıraya düşmesi, İskoçya’da ise üçüncü parti olması bekleniyor. İngiltere’de ise Reform Partisi, Yeşiller ve bağımsız adaylara destek kaybetmesi nedeniyle 1.800’e kadar belediye meclis üyesini kaybedebilir.

İşçi Partisi’nin eski lideri, partinin önde gelen isimlerinden Ed Miliband’ın Starmer’a özel bir konuşmada bir ‘istifa takvimi’ hazırlaması gerektiği tavsiyesini verdiği öne sürüldü.

Times gazetesine konuşan kaynaklara göre iki hafta önce Miliband, İşçi Partisi’nin liderlik yarışına girerek bir iç savaşa sürüklenmemesi için Starmer’dan görevden ayrılma planı yapmasını rica etti .

Hali hazırda kaynayan İşçi Partisi içindeki üst düzey isimlerin seçimlerin hemen ardından liderlik değişimi çağrılarını artırması ve bazı milletvekillerinin Starmer’a karşı birleşmesi bekleniyor.

Hatta Starmer’ın yerine geçecek lider adayları arasında eski Başbakan Yardımcısı Angela Rayner, Sağlık Bakanı Wes Streeting ve Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham’ın isimleri geçiyor.

Ülkenin genelinden ayrı tutulan Londra içinse İşçi Partisi açısından manzara pek iyi değil. İşçi Partili Londra Belediye Başkanı Sadık Khan üçüncü dönemini yürütüyor ve İşçi Partisi 32 belediyenin 21’ini yönetiyor. Ancak Londra’da özellikle öğrenciler, genç çalışanlar veya belli bir etnik azınlığa ait vatandaşların yaşadığı bölgeler hızla Yeşiller Partisi’ne kayıyor.

‘Merkezci bir kahramandan vizyonsuzluğa’

Bu özelliklerdeki kişiler geçmişte İşçi Partisi seçmeni olarak tanımlardı. Ancak bugün bu kitle Starmer hükümetinin performansından en memnuniyetsiz grupların başında geliyor.

Bu seçimler Starmer’a bir lider olarak getirilen ‘yönsüzlük, kaypaklık, vizyonsuzluk’ gibi eleştirileri de alevlendirdi.

Oysa Starmer başta ‘merkezci’ bir lider olarak Muhafazakar Parti’nin 14 yıllık iktidarına son vererek siyasi anlamda ‘odadaki tek yetiştin’ olarak lanse edilmişti. İşçi Partisi’nin Temmuz 2024’te ezici bir zaferle iktidara getiren ‘merkezci bir kahraman’ rolündeydi. Kendi partisi içinde ‘katı sol’ denilen grupları elimine etmiş partisini Blair’ci bir yaklaşımla ‘Üçüncü Yol’ çizgisine taşımış ve merkezciliğin seçim kazandırabileceği fikrini pekiştirmişti.

Ancak iki yıldan az bir sürede Starmer en az sevilen liderlerden biri haline geldi. Kimi anketlere göre ‘raf ömrü bir marul kadar bile olamayan’ eski başbakan Liz Truss ile benzer düzeyde bir antipati yarattı.

Öte yandan Kıta Avrupası’nı kavuran aşırı sağ akımların buradaki vücut bulmuş hali Nigel Farage’ın göçmen karşıtı ve AB düşmanı Reform Partisi Britanya’da anketlerde aylardır en başa oturdu. İşçi Partisi’nin solunda ise Yeşiller Partisi giderek güç kazanmaya başladı.

Halkın acil ihtiyaçlarından ve günün dertlerinden kopan Starmer’ın yaklaşımı onu bir liderden çok bürokrata dönüştürdü. Artan hayat pahalılığı, Britanya’nın gelişmiş ülkeler arasında en yüksek evsizlik oranına sahip olması ve neredeyse 20 yıldır reel olarak artmayan ücretler ve Starmer’ın bu sorunlar karşısındaki basiretsizliği seçmeni kızdırdı.

Üstelik Starmer’ın göçmenlik politikalarında tutarsızlık İşçi Partisi’nin kimliğine dair kuşkuları tetikledi. Starmer bir yandan çok kültürlü Britanya’yı savunurken diğer yandan göçün ülkeye verdiği zarara dikkat çekti. Britanya’nın ‘bir yabancılar adası’ haline geldiği gibi milliyetçi bir açıklama yaparken, Muhafazakarları acımasızlıkla suçladı.

Starmer kendi hayali merkezi partisi için açmak istediği siyasi alanda sürekli patinaj yaptı.

ABD’li cinsel suçlu Jeffrey Epstein’le yakın olan Peter Mandelson’u ABD büyükelçisi olarak ataması ve sonrasında ortaya çıkan skandallarda kendi ekibini suçlayan tavrı da hoşa gitmedi. Starmer’ın Mandelson’un güvenlik soruşturmasının sonucunu bilmediğini söylemesi hem inandırıcılık hem de liderlik açısından kötü puan aldı.

ABD-İran savaşından kaynaklanan yakıt fiyatları artışı ve enflasyon sorunu da Starmer’ın tabağındaki yeni meseleler.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Britanya’nın bu savaştan en büyük darbeyi alacağı uyarısında bulunuyor. Britanya’nın enerji şoklarına maruz kalması zaten halihazırda seçmeni boğan hayat pahalılığı krizi ve yüksek gıda fiyatları nedeniyle daha da kötüleşiyor.

İşte bu hem seçmende hem de parti içinde Starmer’ın alacağı yön, kararlılık gibi konularda güven krizine neden oluyor.

‘O bir pislik’

İşçi Partisi içinde Starmer’a yönelen öfke de derin bir dalga yarattı. Starmer’ın gitmesini isteyen gruba göre başbakanın bir ekibi yönetme becerisi yok, çatışmadan kaçıyor, iktidar için yol gösterici bir misyonu yok, değişimi sürükleyecek enerjiden yoksun ve siyasi stratejiye ilgi göstermiyor.

Politico gazetesine ismini vermeden konuşan bir İşçi Partili Starmer hakkında şöyle diyor: “Birçok kişi Keir Starmer’ın iyi bir adam olduğunu ama boyunu aşan bir durumda kaldığını düşünüyor. Yanlış. O, boyunu aşan bir durumda olan bir pislik.”

Hatta parlamentoyu eski Başbakan Boris Johnson gibi yanıltmakla suçlanan Starmer hakkında eski bir yetkili Politico’ya şunları söylüyor: “Adam Boris kadar çürük. Sadece bunu farklı bir şekilde paketliyor”.

New York Times gazetesi bu haftaki bir fikir yazısında ABD’deki Demokrat Parti’nin Starmer’ın düşüşünü ders çıkarılması gereken ibretlik bir öykü olarak aktardı. Samuel Earle’ün kaleme aldığı yazıda ‘Bir tabanı olmayan bir lider, kısa sürede zeminin ayaklarının altından kaydığını fark eder. Seçmen kayıtsızlığına dayanan bir kampanya, karşı çıkmayı hedeflediği siyasi güçleri bizzat besler ve yalnızca “yeterlilik, pragmatizm ve dürüstlük” vaadi artık yeterli değildir’ dedi.

Starmer ise kendisi için bir tür referandum olarak görülen yerel seçimler sonrasında yeterli milletvekilinin arkasında duracağını savunuyor ve bu düşüşe meydan okuyor.

Oysa medya Starmer’ın artık politik olarak ‘zombi başbakan’ olduğuna kanaat getirmiş durumda. İşlevini yitirmekte olan, siyaseten ölü bir lider kuvvetle yaklaşan aşırı sağcı dalganın iktidarını hızlandırır mı? Britanya’nın masasındaki can alıcı mesele tam da bu.

* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.

Elçin Poyrazlar
Elçin Poyrazlar