19 Mayıs 2024, Pazar Gazete Oksijen
23.07.2021 04:30

IMF’den 50 milyar dolarlık eylem planı

Aşı eşitsizliğini gidermek için harekete geçen IMF, Türkiye’nin de faydalanacağı SDR tahsisatında zengin ülkelerin haklarını gönüllü olarak döviz sıkıntısını çeken ülkelere aktarabilmesi için çalışma yapıyor

Ceyla Pazarbaşıoğlu IMF Strateji, Politika ve İnceleme Dairesi Başkanı. Bu göreve gelen ilk kadın. Pandemi sonrası dönemde ülke ekonomilerini bekleyen süreçleri, IMF’nin yeni planını ve iklim krizi etkilerine karşı geliştirilecek yeni iklim ekonomisini Pazarbaşıoğlu ile konuştuk.  Hızla aşılama faaliyetleri dünyanın birçok yerinde devam ediyor. Ancak aşı tedariğinde adaletsizlikler ve eşitsizlikler var. Aşıya erişimde zorlanan ülkeler için nasıl bir yol izlenmeli? IMFnin gündeminde yer alan pandemi planını anlatır mısınız? Pandemi bitmedi, devam ediyor. Artan insan kaybını ve ekonomik etkiyi durdurmak için acil eyleme ihtiyacımız var. Tabii ki, sağlık krizi bitmeden ekonomik krizin de sonu olamaz. Pandemi politikası ekonomi politikasıdır. Geri kazanımlar ülkeler arasında tehlikeli bir şekilde farklılaşıyor. Aşılara erişimi olan zengin ülkeler, olmayan fakir ülkelere göre daha hızlı toparlandıkça fark giderek büyüyecek. Dünya Sağlık Örgütü  (WHO), Dünya Bankası, Gavi (Küresel Aşı ve Aşılama Birliği), Afrika Birliği ve diğerlerinin çalışmalarını temel alarak, IMF ekibi olarak birçok gelişmekte olan ülkenin karşı karşıya olduğu aşı, teşhis ve tedavideki boşluğu ele almak ve pandemiyi büyük ölçüde kontrol altına almaya yardımcı olmak için bir “pandemi planı” önerdik. Bu “plan” hedefler belirliyor, finansman gereksinimlerini tanımlıyor ve pragmatik eylemi ortaya koyuyor.  İlk adımda neler öngörüyorsunuz IMF olarak?  İlk olarak, 2021 sonuna kadar küresel nüfusun en az yüzde 40’ını ve 2022’nin ilk yarısına kadar en az yüzde 60’ını aşılamak için ihtiyaç duyulan yerlerde yeterli aşının mevcut olduğundan emin olunması gerekiyor. Bu, Covax’a ek ön hibeler, fazla dozlar ile ham madde ve bitmiş aşıların sınır ötesi serbest akışını sağlamak için. İkinci olarak, destekleyici aşılar gerektirebilecek yeni varyantlar gibi olumsuz risklerin takip edilmesi  ve bunlara karşı önlem alınması. Bu, 1 milyar dozluk ek aşı üretim kapasitesine yatırım yapmak, genomik ve tedarik zinciri gözetimini, virüs mutasyonlarını veya tedarik şoklarını ele almak için acil durum planlarını büyütmek anlamına geliyor. Üçüncüsü, aşı arzının sınırlı olduğu ara dönemi yönetmek. Bu, yaygın test ve izleme, halk sağlığı önlemleri ile devam etmek ve aşı dağıtımı için hazırlıkları hızlandırmak anlamına geliyor.

Ceyla Pazarbaşıoğlu İzmir doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi mezunu. Georgetown Üniversitesi’nden ekonomi doktorası var. 1992-1998 yıllarında IMF’de ekonomist olarak Gana’dan Türkiye’ye farklı ülkelerden sorumlu olarak çalıştı. 2001-2003 yılları arasında Kemal Derviş’in çağrısıyla BDDK Başkan Yardımcılığı yaptı. Dünya Bankası Başkan Yardımcılığı’nın ardından 2020 Ağustos ayında IMF’nin Strateji, Politika ve İnceleme Dairesi Başkanı olarak atandı.
Ceyla Pazarbaşıoğlu İzmir doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi mezunu. Georgetown Üniversitesi’nden ekonomi doktorası var. 1992-1998 yıllarında IMF’de ekonomist olarak Gana’dan Türkiye’ye farklı ülkelerden sorumlu olarak çalıştı. 2001-2003 yılları arasında Kemal Derviş’in çağrısıyla BDDK Başkan Yardımcılığı yaptı. Dünya Bankası Başkan Yardımcılığı’nın ardından 2020 Ağustos ayında IMF’nin Strateji, Politika ve İnceleme Dairesi Başkanı olarak atandı.
Bu planın finansman büyüklüğü nedir? IMF Pandemi Planı’nın kamu, özel ve uluslararası kaynaklardan sağlanan 50 milyar dolara mal olacağını tahmin ediyoruz. Salgının daha hızlı bir şekilde sona ermesi, ekonomik faaliyetin daha hızlı yeniden başlaması nedeniyle 2025 yılına kadar küresel ekonomiye 9 trilyon dolar eş değerini enjekte edebilir. 

22 milyar dolar hibe gelecek

Bunu yaparken gelişmiş ülkelere  ve uluslararası örgütlere nasıl bir sorumluluk düşüyor? IMF Pandemi Planı (Plan), hibeler, ulusal hükümet kaynakları ve imtiyazlı finansman dahil olmak üzere yaklaşık 50 milyar dolara mal olacak. Maliyetlendirme uygulamamızı, Dünya Sağlık Örgütü’nün çok paydaşlı işbirliği çerçevesi olan ACT Hızlandırıcısı’nın finansman açığı tahminlerini kullanarak oluşturduk. (ACT Hızlandırıcısı: WHO’nun pandemiyle mücadele için küresel imkanlara erişimi hızlandırmak için kurduğu platform) İyi haber şu ki, G20 hükümetleri ACT-Hızlandırıcısı tarafından belirtilen 22 milyar dolarlık hibeyi vereceklerini taahhüt etti. Ancak 13 milyar dolar daha hibe gereksinimi var. Genel finansman planının geri kalanı - yaklaşık 15 milyar dolar - potansiyel olarak ulusal hükümetlerden gelebilir. Daha da önemlisi plan sadece taahhütleri değil, aynı zamanda ön finansman, önceden yapılan aşı bağışları ve önceden ‘risk altındaki’ ihtiyati yatırımları da gerektirir. Gerekli tüm finansmanın hemen mevcut olması esastır. Bu çabaya en çok katkıda bulunması istenen gelişmiş ekonomiler, küresel GSYİH kazanımlarının yüzde 40’ını ve yaklaşık 1 trilyon dolarlık ek vergi gelirlerini yakalayarak modern tarihteki en yüksek kamu yatırım getirisini muhtemelen göreceklerdir. Tabii ki, kazanımlar sadece finansal değil, pandemiye daha hızlı bir son verebilirsek ve virüsün tehlikeli mutasyon riskini azaltabilirsek tüm dünya yararlanır.

Merkez Bankaları faiz artırabilir

Dünya ekonomisindeki toparlanmanın kaç yıla yayılacağı öngörülüyor? Bunun için öncelikle nelere ihtiyaç var? Gelişen piyasalar için 2021 Eylül sonrasında beklentileriniz nelerdir? Türkiye gibi cari açık sorunu yaşayan ülkeler bu süreçten nasıl etkilendi? Genel olarak ekonomik göstergeler, küresel büyümenin yüzde 6’lık nisan tahminlerimizle uyumlu olarak ilerlediğini gösteriyor. Ancak gerçekten de riskler ve büyüyen zorluklar var: Son dalgalanmanın arkasında, daha zengin ve daha fakir ülkeler arasında adaletsiz bir aşı dağılımı yatıyor.  Pandeminin, dünyanın farklı bölgelerinde farklı seyretmesi, ekonomik toparlanmanın da farklı hareket etmesine neden oluyor.  Bu nedenle, dünyayı aşılamak için koordineli bir strateji çerçevesinde yenilenmiş uluslararası destek çağrısında bulunuyoruz. Gelişmiş ekonomilerde, ilk çeyrek sonuçları beklenenden biraz daha zayıftı. Virüsü kontrol altına almak için alınan önlemlerle faaliyetlerin kısıtlandığı Almanya ve Fransa gibi bazı Avrupa ekonomileri de dahil olmak üzere… Ancak yakın tarihli veriler, hizmet sektörünün harekete geçmesi ve üretimin güçlü kalmasıyla birlikte toparlanmanın güçlendiğine işaret ediyor. Daha yüksek aşılama oranları ekonomilerin yeniden açılmasını sağlar. Bununla birlikte, salgınlar ve sınırlama önlemleri Hindistan ve Kolombiya gibi ülkelerdeki faaliyetler üzerinde baskı oluşturmaya devam ederken, birçok yükselen piyasa ve gelişmekte olan ekonomiler için görünüm kötüleşiyor. Salgını daha hızlı sona erdirmek için harekete geçilmezse, bu ekonomiler yoksulluk ve eşitsizlik için korkunç sonuçlarla geri kalmaya devam edecek. Bu arada enflasyon da yükseldi. Temel görüşümüz, enflasyondaki artışın ABD ve diğer bazı gelişmiş ülkelerde geçici olacağı yönünde olmaya devam ediyor. Ayrıca piyasa bazlı ölçümler, daha uzun vadeli enflasyon beklentilerinin kontrol altına alındığını gösteriyor. Ancak yüksek enflasyondan kaynaklanan kalıcı riskler de var. Bu gerçekleşirse, merkez bankalarının şu anda öngörülenden daha erken faiz artırması gerekebilir. Bu, gelişmekte olan piyasa ekonomilerini zorlayacak küresel finansal koşulların hızlı bir şekilde sıkılaşmasına yol açabilir. Yılın başlarında bunun bir ön izlemesini gördük: ABD’deki daha yüksek getiri ortamı, gelişmekte olan piyasa ekonomilerinden keskin portföy çıkışlarına yol açtı. Politika öncelikleri ne olmalı? Öncelikle, pandemiyi her yerde sona erdirmek için kararlı bir şekilde hareket etmeliyiz. IMF üzerine düşeni yapıyor. Mart 2020’den bu yana, 84 ülkeden gelen 110 milyar ABD dolarına eş değer finansman talebini onaylayarak pandemi sırasında önemli finansal destek sağladık. Ayrıca, daha ucuz hibe veya aşı finansmanına yeterli erişimi olmayan üyeleri desteklemek için seçenekleri araştırmak da dahil olmak üzere ihtiyaçlar ortaya çıktıkça üyelerimizi desteklemeye devam edeceğiz. IMF gündeminde “özel çekme hakları tahsisatı” (SDR) var. Ne gibi seçenekler üzerinde çalışıyorsunuz?  IMF, mevcut rezerv varlıklarını tamamlamaya yönelik uzun vadeli küresel bir ihtiyacı karşılamak için 650 milyar ABD dolarına eş değer bir Özel Çekme Hakkı Tahsisatı (SDR) için bir teklif sundu. Onaylandığında, bu tahsisat üye ülkelerin döviz rezervlerini artırıp, küresel ekonomiye güven aşılayacak. Ayrıca küresel iş birliğine dayalı çok taraflı bir yanıtın güçlü bir sinyali olacak. Yürütme Kurulumuz’un 8 Temmuz’daki uzlaşısının ardından, 2 Ağustos’a kadar onaylanmak üzere teklifi Guvernörler Kurulu’na sunduk. Onaylanması halinde, tahsis Ağustos sonunda yürürlüğe girecek. Türkiye’ye düşecek paya göre, TCMB’nin rezervleri yaklaşık 6.4 milyar dolar artacaktır. Elbette en büyük paya sahip ülkeler belki de bu likiditeye en çok ihtiyaç duyan ülkeler değil. Şu andaki duruma göre tahsisatın yaklaşık yüzde 42’sinin yükselen ve gelişmekte olan ekonomilere gitmesi gerekiyor. Biz, bu programın küresel ekonomiye etkisini en üst düzeye çıkartmak için, güçlü dış varlık pozisyonuna sahip ülkelerin tahsisatlarını gönüllü olarak, daha fazla ihtiyaç duyan ülkelere kanalize edebilmeleri için çalışma yapıyoruz. Şunu mu anlamalıyız: Döviz sıkıntısı olmayan ülkeler, haklarını sıkıntıdaki ülkelere devredecekler… Bazı gelişmiş ülkeler ve güçlü dış pozisyonu olan ülkeler (örneğin G7, Çin, Avustralya, İsviçre vs), fazla SDR’larını gönüllü olarak düşük gelirli ülkelere tahsis etmek niyetindeler. Biz de opsiyonlar üzerinde çalışıyoruz. Toparlanmaya yönelik önlemlerde iklim krizi ne şekilde göz önünde bulundurulacak? İklim krizi tüm dünyayı etkisi altına aldı.  Zorluk daha önce hiç bu kadar net olmamıştı: Karbon emisyonlarını düşürmemiz ve esnekliği artırmamız gerekiyor. Temel öncelik, karbona sağlam bir fiyat koymaktır. Bu, tüm sektörlerdeki üreticilere, yatırımcılara ve tüketicilere kritik bir piyasa sinyali sağlar ve düşük karbonlu büyümeyi hızlandırır. Bunu yapmadan iklim istikrarı hedeflerimize ulaşamayız. Karbon fiyatlandırması ivme kazanıyor. Birçok şirket gibi, büyük finans kurumları da gölge karbon fiyatı kullanıyor. 60’ın üzerinde hükümet fiyatlandırma planı uyguladı. Ancak daha hızlı eyleme ihtiyaç var. Yeni iklim ekonomisine geçiş, kritik iklim yatırımları için gereken trilyonlarca doları harekete geçirmeye yardımcı olacak. Bu özellikle finans sektörü için yeni iş alanı ve büyüme fırsatıdır. Halihazırda bir dizi yeşil ürün sunan finans sektöründen olumlu işaretler gördük. Bu yıl, dünya çapında yaklaşık 140 finansal kurumu kapsayan veriler, yenilenebilir enerji ve diğer iklim dostu girişimlere en az 203 milyar dolarlık fonlama olduğunu gösterirken, hidrokarbonlara odaklanan işletmelere yönelik fonlama 189 milyar oldu.

Önceliğimiz yeşil, esnek ve kapsayıcı kalkınma

Pandemi sonrasında “yeşil ekonomi” için de adımlar çok hızlandı. Siz de sorumluluk aldınız bu konuda değil mi? Dünya Bankası ve IMF tarafından “Sürdürülebilir ve Kapsayıcı İyileşme ve Büyüme Üzerine Yüksek Düzeyli Danışma Grubu” (HLAG) kuruldu. Pandemiden sürdürülebilir bir iyileşmeye geçişe yönelik küresel ve ulusal çabalara katkı sağlama amaçlı bir platform bu. Yeşil, esnek ve kapsayıcı kalkınma öncelikli. Yönetiminde de Dünya Bankası’ndan Mari Pangestu, London School of Economics’den Nicholas Stern ve ben varız. Dünya Bankası Grubu, IMF, London School of Economics, Brookings Enstitüsü ve dünya çapında ilgili alanlardan üst düzey uzmanlardan oluşan bir çekirdek çalışma grubumuz var. Haziran’da kurulan HLAG, önümüzdeki 18 ay boyunca, cesur ve uyumlu küresel ve ulusal eyleme yol açabilecek temel politika ve kurumsal konulara ilişkin ortak anlayışı geliştirmek için çalışacak.