28 Mayıs 2022, Cumartesi
10.12.2021 04:30

Daha insanca bir çalışma düzeninin peşinde

19. yüzyıldaki haftalık 80 saatlik çalışma süresi 20. yüzyılda 40 saate geriledi. 21. yüzyılın hayali günde sadece 3 saat çalışmaktı. Bu gerçekten mümkün mü?

Filozof Hannah Arendt, girişinde “Çalışmak sizi özgürleştirir” yazılı Nazi toplama kamplarından sağ çıkabilen az sayıdaki mahkumlardan biridir. Türkçeye “İnsanlık Durumu” adıyla çevrilen 1958 tarihli kitabında emek ve kavramlarını ilginç bir tanımla birbirinden kalın çizgilerle ayırır. Ona göre emek, insanın hayatta kalmak ve çoğalmak için ihtiyaç duyduklarını edinmek adına yürüttüğü bir çabadır. Bu sebeple yaşamı boyunca, bir şekilde sürecektir. İş ise başı ve sonu ile sınırlıdır. Belirli bir zamanda ya da koşulda başlayan ve biten bir süreçtir.

Bireyin işlevi emek

Arendt bize herkesin en başta emeğiyle değerlendirildiği; dinlerin dahi aylaklığı lanetleyerek çalışmayı salık verdiği bir düzende yaşadığımızı hatırlatır. Bu yüzden emeksiz bir düzende insan, kafası kesik tavuk gibi oradan oraya yalpalayacak, çıldırtıcı bir boşluğa düşecektir. Dahası, teknoloji ve otomasyon ile emeğinin önemsizleşmesi durumunda insan yaşama amacını ve anlamını da yitirecektir. Çünkü modern yaşamda bireyin emeğinden başka bir işlevi ve manası kalmamıştır. Hannah Arendt 1975 yılında aramızdan ayrıldı. Dolayısıyla otomasyon, bilgisayarlar, iletişim ağları ve yazılımların iş ve emek kavramlarını nasıl hallaç pamuğu gibi silkelediğini göremedi. Ne var ki “iş-yaşam dengesi” başlıklı doku uyuşmazlıklarını ya da teknolojiyle aramızdaki aşk-nefret ilişkisini onun şablonuyla okuyabilmek hala mümkün. 20. yüzyılın başlarında Sanayi Devrimi ile varlığını her geçen gün biraz daha hissettiren makinelerin gücüne şahit olan meşhur İngiliz ekonomist John Maynard Keynes, torunlarının çağında haftada sadece 15 saat çalışılacağını iddia etmiş. Keynes’e göre makinelerin artan verimi, düşen maliyetleri ve yaygınlaşma hızı sayesinde gelecekte insanın çalışmasını gerektirecek bir iş de kalmayacaktı. Kapitalizmin en önemli kuramcılarından Keynes bir yere kadar haklıydı. Teknoloji verimini sürekli artırdı, maliyetini de düşürdü. Ancak iştahımızı kesmeyi başaramadı. Her ne kadar 1800’lerdeki gibi haftada 80 saat çalışmıyorsak bile, Keynes’in günde sadece 3 saat çalışılan düzeni de pek olası görünmüyor. Aksine, giderek belirsizleşen çalışma mekanları ve araçları yüzünden çoğunun gerçekte ne kadar süre çalıştığı bile muamma.

Yeni Yetkinlikler

Yetmez gibi teknolojinin hızı ve kudretiyle büyülenmiş zihinlerimiz beklentiler konusunda da sürekli el yükseltiyor. En somut karşılığı Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl güncellediği “Yeni Yetkinlikler” listesi. Stres toleransı, analitik düşünme, problem çözme, aktif öğrenme gibi başlıklardaki bu becerileri yapay zeka istilasındaki insanların son sığınakları olarak da okuyabiliriz. ABD’nin New York şehrinde hizmet veren Binghamton Üniversitesi’nin bir araştırmasına denk geldim. İş dünyasındakilere çalışma arkadaşlarında ne gibi özellikler aradıklarını sormuşlar. Yanıtlarda güvenilir ve dost canlısı olma gibi temel vasıfların, mesleki beceri ve yetkinliklerden daha önemli olduğu ortaya çıkmış. Bizdeki karşılığını bulmak adına (pek sağlıklı bir yöntem olmadığını bilerek) LinkedIn hesabımda aynı anketi yaptım. Katılan 9 bin 302 kişinin sadece yüzde 17’si işe alacaklarında performans başarısını temel unsur olarak belirtirken, yüzde 83’ü ekibe uyum sağlamasını öncelikli beklenti olarak tanımladı (143 adet yorumla renklenen bu ankete sayfadaki karekod üzerinden ulaşabilirsiniz). Emeğinden ibaret hale indirgenmiş insanın kendini var edecek bir çabayı her koşulda sürdüreceği kesin. Fakat bu tespit, hala neden asırlar öncesindeki insana muhtaç makinelere ve onları kas emeğine göre şekillenmiş eğitim ve çalışma düzenini koruduğumuzu açıklamıyor. 8 milyara dayanan nüfusuyla iklim krizi, göç dalgası, totalitarizm, tekno-işsizlik enflasyon ve küresel sağlık sorunlarıyla baş etmeye çalışan dünyanın kaderini, bulacağı yeni yol belirleyecek.
Oceanix
Oceanix

İnsanlığın “amel defteri” Tazmanya’da yazılacak

  • Avustralya, insanlığın iklim krizine yönelik aldığı bütün kararları ve attığı her adımı kaydederek gelecek nesillere belgeleriyle aktaracak bir kara kutu inşa ediyor. Tasmania Üniversitesi işbirliğiyle geliştirilen ve bir web sitesine de sahip yapı 2022’de tamamlanacak.
  • Mortgage alanında hizmet veren ABD merkezli BetterCom şirketi 900 çalışanını bir Zoom mesajıyla işten çıkardı. Kendilerine verilen linke tıklayan çalışanlar, CEO’larının “Bu mesajı izliyorsanız işten çıkarılan şanssızlar arasındasınız” şeklinde başlayan önceden kaydedilmiş bir videosuyla durumu öğrendi.
  • Google 2022 yılında kendi tasarlayacağı ilk akıllı saati piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Rohan kod adıyla yürütülen projede şirketin bu yılın başında 2.1 milyar dolara satın aldığı Fitbit ekibi de görev alıyor.
  • Apple, bileşen tedarik ettiği paydaşlarına yolladığı bilgi notunda hedeflenen ilgiyi görmediği gerekçesiyle iPhone 13 modelinin üretim hedefini de düşüreceklerini açıkladı. Firma daha önce de çip krizi sebebiyle üretim hedefinde 10 milyon adetlik azaltma kararı almıştı.
  • Pandemiyle birlikte hayatımıza giren HES kodu kavramının ürünü Hayat Eve Sığar, Apple Türkiye tarafından en iyi mobil uygulama seçildi.
  • Twitter’ın Kurucusu (ve eski CEO’su) Jack Dorsey’in mobil ödeme çözümü Square, ismini Block olarak değiştireceğini duyurdu. Gerekçenin blokzincir ve kripto para temelli çözümlere doğru genişleme hedefi olduğu düşünülüyor.
  • Kanada Emniyet Teşkilatı, son dönemdeki araç hırsızlıklarında Apple’ın lokasyon takibi yapan AirTag cihazlarının kullanıldığını ortaya çıkardı. Bu yöntemde hırsızların çalacakları araca AirTag yerleştirerek gece park edildiği yerleri tespit ettiği belirlendi.
  • Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) bu hafta yayınlanan raporuna göre dünya genelinde internet kullananların oranı yüzde 63’e ulaştı. Bu oran kentlerde yüzde 76, kırsalda yüzde 39 seviyesinde.
  • Emojiler konusundaki küresel otorite Unicode Konsorsiyumu’nun açıkladığı veriye göre 2021 boyunca en çok kullanılan emoji gülmekten gözden yaş gelmiş “Tears of Joy” oldu.
  • Müzik hizmeti Spotify’ın verilerine göre 2021 yılı boyunca en çok dinlenen 5 şarkı sırasıyla Olivia Rodrigo / Drivers License, Lil Nas X / Montero, The Kid LAROI, Justin Bieber / Stay, Olivia Rodrigo / Good 4 U, Dua Lipa, DaBaby / Levitating oldu.
  • Twitter, kişilerin başkaları tarafından fotoğraf ve videolarının izinsiz paylaşımını engellemeye hazırlanıyor. Kamuya mal olmuş kişiler ve medyanın haber içerikleri bu kapsamın dışında tutulacak.
  • Sanal alem Metaverse’te sanal arazi ve emlak projeleri geliştirip satan Metaverse Group, Decentraland adlı platformda toplam 9.2 milyar dolarlık satış gerçekleştiğini duyurdu. Aynı alanda hizmet veren Republic Realm şirketiyse bu hafta The Sandbox adlı sanal evrende 4.3 milyon dolar bedelle şu ana kadarki en pahalı sanal  arazi alımına imza attı.
  • Elon Musk’ın uydular üstünden internet erişimi sağlayacak Starlink projesi, havayolları ile uçaklara yüksek hızlı internet sunmak için denemelere başladı.
  • ABD / MIT Üniversitesi tarafından geliştirilen bir yapay zeka algoritması, tanımlanan görevlere en uygun tasarımlı robot bedenleri oluşturuyor. Evolution Gym adı verilen uygulama makina öğrenimi ve yapay zekanın sınırlarına yönelik düşündürücü sonuçlar üretiyor.
  • Kuantum bilişim alanında faaliyet gösteren donanım şirketi Honeywell Quantum Solutions ve yazılım şirketi Cambridge Quantum birleşerek Quantinuum adlı yeni bir şirket oluşturdu.
  • Britanya istihbarat teşkilatı MI6’in Başkanı Richard Moore, Rusya ve Çin’in yapay zeka, kuantum bilişim ve biyoteknoloji konusundaki yatırımlarının önümüzdeki dönemin en büyük küresel tehlikeleri olduğunu idda etti.
  • ABD Uzay Kuvvetleri, Çin’in yörüngede uzun süre bekleyebilen ve sesten beş kat hızlı uçabilen bir askeri araç geliştirdiğini iddia etti.
  • Britanya merkezli robot üreticisi Engineered Arts şirketinin ilk ürünü Ameca, yapay zeka ile desteklediği insansı yüz ifadeleriyle büyük ilgi gördü. Firma geliştirdiği robotları “yapay zeki” olarak tanımlıyor.
  • Küresel karbon salımının yüzde 2’sinden sorumlu havacılık endüstrisine yönelik yeni bir akım bu tabloyu değiştirmeye hazırlanıyor. World Energy ve Virent Inc adlı iki girişim, kızartma yağını şekerden elde ettikleri sentetik maddelerle birleştirerek yüzde 80 daha az karbon salan yeni bir yakıt geliştirdi. United Havayolları’na ait bir uçak sadece bu yakıtı kullanarak ilk uçuşunu başarıyla tamamlandı.
  • Ameca
    Ameca
    Güney Kore, dünyanın ilk yüzen şehrini 2025 yılında hizmete sunacak. 5 şiddetinde kasırgalara dayanıklı olması hedeflenen Oceanix adlı şehir 10 bin kişiye evsahipliği yapacak. Danimarkalı bir şirket tarafından inşa edilecek yerleşim birimi toplam 200 milyon dolara mal olacak.
  • Raylı taşımacılığın yaygın olarak kullanıldığı Çin’de, saatte 350 km hızla seyreden trenlerin daha da hızlandırılması üstünde çalışan tasarımcılar ilginç bir çözüm geliştirdi. Her bir vagona özel bir açıda ve boyutta yerleştirilen 5 adet kanat sayesinde aynı donanımla saatte 450 km hıza ulaşmak mümkün hale geliyor. İşin sırrı kanatlar ile hafifçe yükselerek hafifleyen vagonlar.
  • Merkeziyetsiz finans platformu BadgerDAO’ya yönelik siber saldırıda 120 milyon dolar değerinde kripto varlık çalındı. Hacker’ların soygunu web sitesine yüklediği bir kod parçasıyla gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Olayı fark eden sistem yöneticilerinin varlıkları dondurması kaybın yükselmesini engelledi.
  • Avustralya / Sydney Üniversitesi ilk biyonik göz implantını insan üstünde denemeye hazırlanıyor. Sistem kamera entegre edilmiş küçük bir gözlüğün dijitalleştirdiği görüntüyü görme engelli kişinin kulak arkasına yerleştirilmiş iletişim modülüne aktarıyor. Ardından elektrik sinyaline dönüştürülen görüntüler beyindeki görme algılayıcılarına iletiliyor.
  • ABD / California Üniversitesi’nde yürütülen bir çalışma, plastik atıkların kalp-damar hastalıkları ve yüksek kolestrol ile bağlantısını ortaya koydu. Araştırmada akciğerin yapısını değiştiren mikro-plastikler bir yana, plastiğin mukavemetini artırmak için kullanılan 50 yıldır kullanılan BPA adlı kimyasalın kan yoluyla beyne kadar ulaşabildiği ortaya çıktı.
  • ABD / Rochester Üniversitesi selfie fotoğraflarını analiz ederek Parkinson hastalığını erken safhada teşhis edebilecek yapay zeka destekli bir uygulama geliştirildi.