07 Aralık 2022, Çarşamba
25.11.2022 04:30

Grip kol gezerken bağışıklığımızı nasıl artırırız?

Dr. Mark Hyman: Merhaba. Her yerde sürekli enfeksiyonlar görüyoruz. Soğuk algınlığı ve grip gibi rahatsızlıkları tekrar tekrar yaşıyoruz. Bu hafta soğuk algınlığı, grip, idrar yolları enfeksiyonu, kulak enfeksiyonları gibi problemleri önleme ve bağışıklık sistemimizi daha dayanıklı hale getirme yöntemleri üzerine konuşacağız. Hoş geldin, Liz. Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için ne yapabiliriz?

Dr. Elizabeth Boham: Yapılacak çok şey var. Birçok hastada kronik, sürekli tekrarlayan enfeksiyonlar görüyoruz. Kimimiz her kış sinüs enfeksiyonu geçiriyor, kimimizde idrar yolları iltihabı, çocuklarda soğuk algınlığı ve grip döngüsü var. Bazılarımız ise boğaz ağrısı çekiyor. Bu yüzden bazı ilkeler belirleyerek bu döngüyü kırmak çok önemli. Bunun için de bağışıklık sistemini güçlendirmek şart.

Dr. Mark Hyman: Bağışıklık sisteminin önemini şöyle anlatabiliriz. Normalde hepimiz bir sürü bakteri ve mikrop içinde yaşıyoruz; aslında bunların hepsi vücudumuz için zararlı değil. Hatta belli bir dengeyi korumaya yardımcı oluyorlar. Ancak bir virüs ya da kötü beslenme, stres, uykusuzluk, besin eksikliği yüzünden bağışıklık sistemimizin dengesi bozulmuşsa, normalde sorun yaratmayan şeyler bizi hasta ediyor. Fonksiyonel tıp bu yüzden önemli. Bize sorunları doğru tespit ve değerlendirme imkanı sunuyor. Ne gibi yöntemler kullanıyorsun?

Antibiyotikler çözüm değil

Dr. Elizabeth Boham: Önce dengenin bozuk olduğu yeri tespit etmek gerekiyor. İstersen bir örnek üzerinden ilerleyelim. 10 yaşında bir erkek çocuğu gelmişti. Sürekli soğuk algınlığı ve grip şikayeti vardı. Hastalıklar yüzünden okula düzenli devam edemiyordu; annesi de hem oğlu hasta olduğu için hem de işten izin almak zorunda kaldığı, evinin düzeni bozulduğu için çok üzgündü. Ayrıntılı hikayesine bakınca çocuğun küçükken çok sayıda kulak enfeksiyonu geçirdiğini gördüm. Daha beş yaşına gelmeden birçok kez aynı sorunu yaşamış ve genellikle antibiyotik tedavisi uygulanmıştı. Sürekli bir enfeksiyon-antibiyotik döngüsü içine girmiş. Sürekli burnu tıkanmaya başlamış.

Hasta olmadığında bile burnu tıkalıydı. Tıkanıklığın kalıcı hale gelebildiğini biliyoruz. Bu durumda daha fazla enflamasyon oluşuyor. Sonra yeni bir enfeksiyon oluşuyor veya tekrarlıyor. Bir nevi kısır döngü ortaya çıkıyor.

Dr. Mark Hyman: Yani sinüslerde, burunda ve boğazda tıkanıklığa ve enflamasyona yol açan bir yaşam tarzınız, gıda hassasiyetiniz vs. varsa kronik enfeksiyonlara zemin hazırlamış oluyorsunuz. Bu yüzden gerçek tedavi enfeksiyonu o an için gidermek değil sorunun sebebini bulmak.

Mikrobiyomu mahvediyor

Dr. Elizabeth Boham: Doğru, çünkü tıkanıklık geçmedikçe virüs ve bakterilerin aşırı büyümesi için ortam hazırlıyor. Enfeksiyon sistemden çıkamıyor ve kalıcı hale geliyor. Örneğin bu hastada çok küçük yaşta yılda iki-üç kez antibiyotik kullanımı söz konusuydu. Antibiyotikler enfeksiyondan kurtulmanızı sağlıyor ama birçok yan etkiyi beraberinde getiriyor. Enfeksiyonu iyileştirirken sinüs yolu, sindirim sistemi ve idrar yollarında bulunan faydalı bakterileri de ortadan kaldırıyor. Yani aslında mikrobiyomu mahvediyor. Halbuki iyi bakteriler bir nevi cephe önündeki askerler gibi; savunmanın ilk hattını oluşturuyorlar. Vücuttaki bütün geçiş yolları bu bakterilerle kaplı. Doğuştan gelen bağışıklık sistemimizin büyük bölümünü bunlar oluşturuyor. Bağışıklık sistemi vücuda yeni veya farklı bir şey girer girmez ona saldırıyor. Ama bahsettiğim sebepten dolayı, geçmişte çok fazla antibiyotik kullanmışsanız bağışıklık sistemi gerektiği kadar iyi çalışmıyor. Elbette bazen antibiyotikten başka çare kalmayabilir ama çoğu durumda koruyucu bakterilere zarar verdiklerini unutmamak gerekiyor.

Böyle olunca bir sonraki seferde virüsün veya bakterinin vücuda tutunup yeniden enfeksiyona yol açması kolaylaşıyor. Hastalıkların döngüsel biçimde tekrarlama sebebi bu. Ama sürekli soğuk algınlığına ve griplere yakalanmamızın tek nedeni değil.

Gıda hassasiyeti rol oynuyor

Dr. Mark Hyman: Başka neler var?

Dr. Elizabeth Boham: Aynı hastadan devam etmek gerekirse, bu çocuğun gıda hassasiyetlerine de baktım. Çünkü süt ürünlerinin, özellikle de inek sütünün bazı çocuklarda kulak enfeksiyonu riskini artırdığını biliyoruz.

Dr. Mark Hyman: Mukus üretimine ve tıkanıklığa da yol açabiliyor. Mesela ben ne zaman süt ürünü tüketsem burnum akmaya ve tıkanmaya başlıyor. Birçok insanı aynı şekilde etkiliyor.

Dr. Elizabeth Boham: Bahsettiğim çocuk sürekli hasta olmaktan bıkmıştı ve önerdiğim yöntemleri uygulamaya hazırdı. Süt ürünlerini çıkardığımız bir eliminasyon diyetine başladık. Faydasını da gördük. Burun tıkanıklığı azaldı, eskisi kadar sık hasta olmamaya başladı. Ama bu kadarla yetinmedik. Çinko seviyesinin biraz düşük olduğunu gördük; zaten bu da sık rastlanan bir durum.

Dr. Mark Hyman: Çinko bağışıklık sistemi için çok önemli. Hatta Covid-19’a yakalananlar bile çinkoyla tedavi ediliyor çünkü viral enfeksiyonun tekrar etmesini, virüsün hücrelere bağlanmasını ve konak DNA’ya girmesini önlüyor. Aslında Covid-19 bize sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gereken temel ilkeleri hatırlattı. Çinko ve C vitamini çok önemli.

Dr. Elizabeth Boham: Ayrıca hastanın kanındaki ağır metal seviyesinin biraz yüksek olduğunu tespit ettik. Özellikle de kurşun miktarı yüksekti. Eski bir evde büyümüştü, yani evin duvarlarında ve suyunda daha fazla kurşun vardı. Yüksek ağır metal, özellikle de kurşun seviyesinin hem sinir sistemi hem de bağışıklık sistemi için problem yarattığını biliyoruz. Ama bağışıklık sistemi açısından çok düşük olmaları da optimum işlevi önleyebiliyor.

Dr. Mark Hyman: Üstelik yüksek cıva ve kurşun bağırsağı da etkiliyor. Sızdıran bağırsağa ve kötü bakterilerin çoğalmasına yol açıyorlar.

Prebiyotik takviyesi

Dr. Elizabeth Boham: Beslenme konusunda ise süt ürünlerini çıkarmakla kalmadık, yerine de gerçekten faydalı olacak probiyotikleri koyduk. Geçmişte çok fazla antibiyotik kullananlarda probiyotik takviyesi özellikle önemli çünkü bağışıklık sistemi için bir nevi telafi ve onarım işlevi görüyor. Kronik hastalık döngüsünü kırmanın yollarından biri de bu.

Dr. Mark Hyman: Probiyotikler gebelikte kullanıldığında bebekteki egzama, astım ve alerji ihtimalini bile ciddi şekilde azaltabiliyor. Çocuklarda kullanılınca da benzer olumlu etkiyi yapıyorlar.

Dr. Elizabeth Boham: Biz hastaya çinko ve C vitamini verdikten sonra detoks protokolü uyguladık. Glütatyon, lipozomal C vitamini ve bazı bağlayıcılarla vücuttaki detoks sistemini destekledik. Bu kapsamlı yaklaşım bağışıklık sistemine gerçekten de yardımcı oldu.

Dr. Mark Hyman: Aklıma acilde çalıştığım dönemde yaşadığım bir olay geldi. Bir anne iki yaşındaki çocuğunu getirmişti; çocuğun kulak enfeksiyonu neredeyse hiç geçmiyordu. Birkaç soru sordum ve çocuğun bir yaş civarında anne sütünden normal süte geçtiğini anladım. Süt içmeyi bıraktırınca sorun çözüldü. Ama her zaman bu kadar basit bir çare bulunmuyor. Besin seviyesine, metal yüküne bakmak, tanı için testler yapmak bu yüzden önemli. Peki böyle bir hastayı nasıl sağlıklı hale getirebiliriz?

Dr. Elizabeth Boham: Bence takviyeler çok büyük fark yaratıyor. Genellikle “önce yiyecekler sonra takviye” gibi bir anlayış var. Ama beraber de alınabilir. Çünkü örneğin kaliteli multivitaminler yaşam kalitemizde büyük değişiklik sağlıyor.

İdrar yolları enfeksiyonu yaygın

Dr. Mark Hyman: Özellikle kadınlarda idrar yolları enfeksiyonları çok yaygın. Bu konuda neler söylemek istersin?

Dr. Elizabeth Boham: Kadınların yarısı hayatında en az bir kez idrar yolları enfeksiyonu yaşıyor ama birçoğunda defalarca görülüyor. Yine her seferinde antibiyotik kullanımı tercih ediliyor. Ancak burada da antibiyotikler aynı yıkıcı sonuçları getiriyor.

Dr. Mark Hyman: Kadınlarda görülmesinin bir sebebi de anatomik yapı. Hijyen ve cinsel ilişkiden kolay etkileniyor ve dehidrasyon gözleniyor.

Dr. Elizabeth Boham: İdrar yolları enfeksiyonunun en yaygın sebebi bağırsaktan gelen koli basili. Kadın vücudunun anatomik yapısı sebebiyle anüs ile idrar yolu arasındaki mesafe kısa olduğu için daha sık görülüyor ama bakterilerin yerleşmesini engellemek için yapılabilecek çok şey var. Örneğin bol su içmek ve sık sık idrara çıkmak her zaman fayda getiriyor.

Yine cinsel ilişkiden önce ve sonra idrarınızı yapmak, önden arkaya doğru temizlenmek, pamuklu çamaşırları tercih etmek faydalı. Bir diğer yöntem ise yine probiyotik kullanımı. Lactobacillus rhamnosus ve lactobacillus reuteri gibi yararlı bakterileri içeren probiyotikler ciddi olumlu etki yapıyor. Üstelik enfeksiyonun tekrarlama riskini de azaltıyor.

Öte yandan cranberry, yani turna yemişi de çok faydalı. İçeriği sayesinde zararlı bakterilerin idrar yolları zarına tutunmasını engelliyor. Çok fazla şeker içerdiği için suyunun içilmesini tavsiye etmiyorum ama toz veya kapsül halinde alınırsa ciddi yarar sağlayacaktır.

Şeker neden bu kadar zararlı?

Dr. Mark Hyman: Şeker ve tatlandırıcı içermeyen cranberry konsantresi de bulunabiliyor. Ekşi ama yararlı. Antibiyotik kullanmak istemeyenler için kesinlikle öneriyoruz. Çeyrek fincan konsantre cranberry üzerine bir miktar su ekleyip içebilirsiniz. Sorunun şiddetine göre bir veya birkaç saatte bir alınabilir.

Dr. Elizabeth Boham: Bir diğer faydalı madde ise D-mannoz. Bakterilerin idrar yolu zarına tutunmasını önlüyor. Araştırmalara göre idrar yolları enfeksiyonuna karşı iki gram D-mannoz verim açısından antibiyotikle eşdeğer etki gösterebiliyor.

Ancak ateşiniz yükseldiyse, idrarınızda kan varsa, beliniz ağrıyorsa ve durumunuz iyiye gitmiyorsa hekiminize danışın çünkü bu enfeksiyonlar ciddi sorunlara dönüşebiliyor. Ayrıca her durumda çok su içtiğinizden emin olun. İdrarınızı seyreltmeye yarayacak.

Dr. Mark Hyman: Beslenmeyi değiştirmek de işe yarıyor. Örneğin şeker. Şeker neden bu kadar zararlı?

Dr. Elizabeth Boham: Çünkü vücuttaki kötü bakterileri, mayayı ve virüsleri besliyor. Kan şekerimiz yüksek olduğunda bağışıklık sistemi iyi çalışmaz. Bu tarz hastalarda diyeti kötü gıdalardan arındırdıktan sonra yerlerine sağlıklı, fito-besin açısından zengin, anti-enflamatuvar sebzeleri koymak çok önemli. Bu sayede immün sistem destekleniyor.

Dr. Mark Hyman: Tüm bunlar sadece idrar yolları için değil sık hasta olan, sinüs sorunları yaşayan herkes için geçerli. Tedavide küçük farklılıklar olabiliyor ama fonksiyonel tıp perspektifinden bakınca temelde çok benzedikleri görülüyor. Diyete, gıda hassasiyetlerine bakıyoruz; bağışıklık sistemimizin yüzde 60’ının bulunduğu bağırsağa, ayrıca D vitamini gibi besin düzeylerine bakıyoruz. D vitamini özellikle mühim çünkü düşükse gribe yakalanma riskiniz artıyor; optimum seviyede olduğunda gribi yüzde 40 ila 70 oranında azaltabiliyorsunuz. A vitamininin de önemli olduğunu hatırlatalım.

Bahsetmediğimiz birkaç faktör daha olabilir. Uyku, makul seviyede egzersiz, stresi azaltmak, işlenmemiş gıdalarla beslenmek, işlenmiş yiyeceklerden, özellikle de şekerden uzak durmak. Hepsi çok basit ama immün sistemi canlandırmak, yenilemek için son derece etkili yöntemler. Covid-19 çağında yaşadığımızı unutmayalım. Bu yöntemlere her zamankinden fazla ihtiyacımız var.

Neleri eksik yapıyoruz?

Dr. Elizabeth Boham: Sanırım en önemli noktalardan biri biraz geri çekilip kendimize iyi bakıp bakmadığımızı gözden geçirmek. Neleri eksik yapıyorum? Uykum nasıl? Stresli miyim? Nasıl besleniyorum? Vücudumu yeterince dinlendiriyor muyum? Bu tarz soruları sormak, bunlara odaklanmak önemli. Bağışıklık sistemimizi güçlendirme zamanı.

Dr. Mark Hyman: Bağırsak sağlığı bu açıdan çok önemli. Soğuk algınlığı ve grip gibi enfeksiyonlara karşı direncimizi bile o belirleyebiliyor. Bağırsağımız sağlıklı olmadığında enflamasyona açık oluyoruz. Bunun sonucunda hem kolay hastalanıyoruz hem de Covid-19 gibi rahatsızlıkları ağır geçirme, hastaneye yatma, hatta ölüm riski artıyor.

Dr. Elizabeth Boham: Bu konuda yağların ne kadar etkili olduğunu unutmamak gerekiyor. Yağlar sadece vücutta duran, fazlalık yapan şeyler değil. Yağ aslında bir endokrin organ ve birçok enflamatuvar belirteç üretiyor. Yani büyük bir enflamasyon kaynağı.

Dr. Mark Hyman: Kesinlikle. Bugün toplumdaki enflamasyonun bir numaralı sebebi obezite ve karın bölgesindeki yağ.

Dr. Elizabeth Boham: Yediklerimizi değiştirerek vücudumuzdaki enflamasyon seviyesini düşürmenin mümkün olduğunun farkına varmalıyız.

Dr. Mark Hyman: Kesinlikle. Detoks diyetleri on gün gibi inanılmaz kısa sürelerde bile etkisini gösteriyor. Bahsettiğimiz yöntemler herkes tarafından uygulanabilecek kadar basit ve çok etkili. Teşekkürler, Liz.