Fransa’nın güneyinde yaz mevsiminin alışılmış görüntüleri olan güneşlenen turistler, deniz, plaj restoranları arasında artık yaban domuzları da var. Güneydeki ünlü Var bölgesinin bazı sahillerinde, özellikle gün batımına doğru, yaban domuzu sürülerine rastlamak şaşırtıcı olmaktan çıkıyor. Hayvanlar Yaban hayvanlar, bazen ailece plaja iniyor, tatilcilerin havlularının arasında dolaşıyor, restoranların çevresinde yiyecek arıyor; hatta zaman zaman Akdeniz sularında yüzüyorlar
İnsanlarla yaban hayvanlarının bu beklenmedik karşılaşması ilk bakışta eğlenceli görünse de, bölgede giderek bir soruna dönüşüyor denebilir. Yiyecek bulmak için yerleşim alanlarına yaklaşan hayvanları besleyenler genelde turistler. Hayvanların doğrudan çöp kutularına yönelmesi daha da sık görülen sahneler. İnsanların çöplerine ulaşma yolunu keşfeden yaban domuzları, doğal yaşam alanlarından çıkıp yerleşim bölgelerinde dolaşmaya hızla alışıyorlar.
Var’daki bir restoran sahibi olan Damien Torres, hayvanların çöplere ulaşmasını engellemek için işletmesinin düzenini değiştirmek zorunda kalmış. Çöp kutularını artık lokanta girişinden en uzak noktaya taşımış ve ayırdığı özel bölümde kutuları duvara kilitlemiş.
Bir kamping işletmecisinin aldığı önlem ise sorunun boyutunu belki daha iyi gösteriyor. 19 hektarlık kamp alanını tamamen çevirmek için kamping sahibi Aurore Laroche, 60 bin euro harcamak zorunda kalmış. İzlediğim röportajda sıradan bir tel örgünün yaban domuzlarını durduramadığını anlatıyor. Hayvanlar burunlarıyla telin altını kazıp kendilerine geçiş yolu açıyormuş. Yeni çitleri 90 santimetre toprağın içine gömmek gerekmiş.
TF1 kanalının yer verdiği konu, aslında benim de Bodrum’da şahit olduklarımla örtüştüğünden dikkatle izliyorum. Artık yaban domuzu ziyaretlerinin yalnızca kırsal bölgelerde yaşanmadığı; yazlıkların, kampinglerin, restoranların ve plajların çevresinde gece yapılan güvenlik kameraları kayıtlarında hayvanların neredeyse her gün ortaya çıktığı görülüyor. Yaz mevsiminde onları denizde yüzerken görmek bile mümkün diyorlar ki, bizim de sabahın erken saatlerinde gittiğimiz Gümbet Akvaryum Koyunda birlikte yüzdüğümüz olmuştu!
Yetkililer açısından sorun, yalnızca hayvanların verdiği maddi zarar değil. İnsanların yabani hayvanları beslemesi ayrı bir problem. Fransa’da yaban domuzlarını beslemek yasak ve bunun karşılığında 35 ila 450 euro arasında para cezası uygulanabiliyor. Çünkü hayvanlara yiyecek vermek, onların insanlara bağımlı hale gelmesine ve yerleşim alanlarına daha sık gelmesine neden oluyor.
Ama bu hikâye, başka haberlerle birleşince daha da ilginç oluyor. Çünkü insanların yaşam alanlarına giren meğer yalnızca yaban domuzları değilmiş!

İtalya’da sokakların yeni sahibi: Tavus kuşları
Fransa’nın doğu komşusu İtalya’da ise başka bir hayvan türü insanlarla aynı alanı paylaşmaya çoktan başlamış.
Bologna yakınlarındaki küçük sahil kasabası Punta Marina, son yıllarda bir “tavus kuşu cennetine (!) dönüşmüş. Yaklaşık 20 yıl önce bölgede on kadar tavus kuşu bulunurken bugün sayıları 120'ye yaklaşmış.
Tavus kuşlarına turistler bayılıyor, sanki fotoğraf çektirmeyi öğrenmişler ve işte ilk bakışta kasabaya hoş bir egzotizm katıyor. Ancak bölgede yaşayanlar için durum, tıpkı yaban domuzlarındaki gibi biraz farklı. Kuşlar sokaklarda dolaşıyor, restoranların teraslarına çıkıyor, kimi zaman boş bulunca masalarda bile geziniyor, araçların üzerine tünüyor ve otomobillerin boyasını çiziyor. Ayrıca malum, bu hayvanın sesi güzelliği ile tamamen ters orantılı! Yüksek sesli ötüşleri özellikle sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar mahallede yaşayanların günlük hayatını olumsuz etkiliyor.
Trafiğe çıkmaları ayrı bir sorun. Kuşlar yolları ve kaldırımları kullandıkları gibi, zaman zaman araçların geçişini de engelliyor. Ayrıca sayıları arttıkça hijyen ve gürültü sorunları büyüyor.
Bir bölge sakini, hayvanların yakalanarak kendilerine uygun bir yaşam alanına götürülmesini isterken, bir diğeri kasabada sebep oldukları masrafların yerel halkın cebinden çıkmasından şikayet ediyor. Gerçi farklı düşünen sakinler de var: Punta Marina’da yeterince alan bulunduğu, tavus kuşlarının ve insanların burada “akıllı bir birlikte yaşam” modeli geliştirerek örnek olabileceğini söyleyenler gibi.
Belediyenin bu aşamada yapmayı düşündüğü, önce sayılarını belirlemek, ardından popülasyonu kontrol altına almak.
Doğa hakkını geri mi istiyor?
Fransa’daki yaban domuzları ile İtalya’daki tavus kuşlarının hikâyeleri birbirinden farklı olsa da aynı soruyu gündeme getiriyor: İnsanların yaşam alanları genişledikçe yaban hayatı nereye gidecek?
Güney Fransa’da ormanların hemen yanında kurulan yerleşimler, kampingler, restoranlar ve yazlıklar hayvanların doğal alanlarıyla insan yaşamını giderek daha fazla iç içe geçiriyor. Üstelik insanların bıraktığı yiyecek ve çöpler, hayvanlar için doğal ortamlarından çok daha kolay bir beslenme kaynağı oluşturuyor.
Sonuçta ortaya alışılmadık bir yaz manzarası çıkıyor: Plajda güneşlenen insanların birkaç metre yanında dolaşan yaban domuzları, restoran teraslarında gezinen tavus kuşları ve insanların bir yandan bu görüntüleri telefonlarına kaydederken diğer yandan kendi otomobillerini ve bahçelerini korumaya çalışması.
Fransa’nın güneyinde tatil yapanlar artık sabah “Deniz bugün nasıl?” diye bakarken, plaja gün batımında inmeyi sevenler ise önce “Yaban domuzları geldi mi?” diye de etrafa göz atıyor.
Hikâye Türkiye’ye hiç yabancı değil. Bodrum’da da özellikle yaz aylarında yaban domuzlarının yerleşim alanlarına, sitelere ve bahçelere, plajlara kadar inmesi artık alışılmış görüntülerden biri. Akdeniz’in iki yakasında insanlar aynı soruyla karşı karşıya: Doğayla iç içe yaşamak güzel, ama doğa kapıyı çalıp içeri girdiğinde ne yapacağız?