09 Aralık 2022, Cuma
08.06.2022 20:37

Kripto, emlak balonu gibi patlayabilir mi?

Nobel ödüllü iktisatçı Paul Krugman son beş yıldaki dolandırıcılıklardan yola çıkarak kriptonun gerçek değerini sorguluyor. 2008 krizini unutmadığını vurgulayan Krugman, mevcut durumun benzerliklerini irdeliyor

“The Big Short”u hatırlıyor musunuz? Michael Lewis’in 2010’da yazdığı kitap 2015’te Türkçede “Büyük Açık” ismiyle filmleştirilmişti. Akla gelmeyecek bir bahis oynayan birkaç yatırımcı üzerinden 2008’deki küresel ekonomik krizi anlatıyordu. Bu yatırımcılar kriz öncesi yükselen emlak fiyatlarının bir balon oluşturduğunu, bu fiyatları şişiren, sofistike görünen finansal enstrümanların kıymetsiz olduklarının bir noktada anlaşılacağını söylemişti. 

Şüphecilik etkeni

Balonun aleyhinde konumlananlar neden bu kadar azdı? Bunun büyük bir sebebinin şüphecilik etkeni dediğimiz şey olduğunu düşünüyorum. Kuşkucuların iddia ettiği yanlış fiyatlandırmanın dev ölçeği pek çok kişinin aklına yatmadı. Emlak fiyatlarının kontrolden çıktığına dair kanıtlar olsa da 6 milyar doların sektörden buharlaşacağına ve ipoteğe dayalı menkul kıymetlerdeki yatırımcıların yaklaşık 1 trilyon dolar kaybedeceğine inanmak zordu. Piyasanın ve onun iyi durumda olduğunu söyleyen geleneksel bilginin bu kadar yanlış olması makul görünmüyordu. Ancak öyleydiler; ki bu da bizi kriptonun mevcut durumuna getiriyor. 

Kripto dolandırıcılara cennet oldu

ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC) geçen hafta “kripto paranın giderek dolandırıcıların tercih ettiği ödeme şekli haline geldiğini”, “dolandırıcılıkta kaybedildiği bildirilen her 4 doların yaklaşık birini oluşturduğunu” yazdı. Kripto paraların sıradan işlemlerde üstlendiği küçük rol düşünülünce bu etkileyici bir veri. Doğru, FTC’nin raporladığına göre 2021’den beri toplam 1 milyar dolara ulaşan meblağ o kadar da büyük değil. Ancak bu rakam yalnızca insanların var olmayan varlıklara ödeme yapmaya kandırıldığı düpedüz dolandırıcılıkları içeriyor. Teknik olarak bir nevi gerçek ama temelde değersiz, ne istikrarlı ne de para olan TerraUSD gibi “stabilcoin”ler bir yana, raporlanmamış dolandırıcılıklar bile bu verilere dahil değil. TerraUSD’nin geçen ayki çöküşü 18 milyon dolarlık değeri bir anda yok etti ve bazı insanlar bütün paralarını kaybetti. TerraUSD’nin kurucuları bildiğimiz kadarıyla ürünlerine gerçekten inanıyordu ve yatırımcıların paralarını çalmayı amaçlamıyordu. Yasal anlamda bir dolandırıcılık yapmasalar da günün sonunda yatırımcıları birikimlerini kaybetti. 

Stabilcoin’ler mantıklı mı?

Sırada kim var? Hillary Allen yakın zamanda The Financial Times’da TerraUSD’nin istisnai bir biçimde kırılgan olmuş olabileceğini ancak stabilcoin’lerin varlığı için sağlam nedenler olmadığını yazdı: “Stabilcoin’ler aracıları ekarte etmek için verimsiz ve sarmal bir temel teknolojiye dayanıyor” -yani geleneksel bankalara- “sonra da genelde görünür çıkar çatışmalarının olduğu aracıları sisteme geri katıyorlar”. Bazı analistlerin işaret ettiği gibi stabilcoin’ler yüksek teknolojili ve fütürist gözükebilir ama en çok 19. yüzyıl bankalarını andırıyorlar. Özellikle de Sivil Savaş öncesi kağıt paraların denetlenmeyen özel enstitüler tarafından basıldığı ABD bankalarına benziyorlar. Bazen dolandırıcılık sebebiyle olsa da bu bankaların çoğunluğu kötü yatırımlar nedeniyle battı. 

Günümüzde serbest bankacılık

Bugünlerde bazı modern iktisatçılar serbest bankacılık dönemini savunuyor. Belki de kripto taraftarları gibi serbest banka savunucularının liberteryen eğilimlere sahip olmasına şaşmamalı. Serbest bankacılığın en ateşli savunucuları iklim değişimini reddeden ve Covid-19 önlemlerine karşı çıkan aşırı sağ düşünce kuruluşlarıyla ilintili. Serbest bankacılık döneminde özel para birimleri gerçekten de dolaşıma girdi ve değişim aracı işlevi gördü. Ancak bunun sebebi muhtemelen daha iyi bir seçenek olmamasıydı: O dönem ABD Hazinesi henüz nakit dolarları ihraç etmemişti. Kağıt dolarlar ve devlet sigortalı banka mevduatlarının olduğu bugünlerde stabilcoin’ler sıradan ticari işlemlerde neredeyse hiç bir rol oynamıyor. O halde bu varlıklar hangi amaca hizmet ediyor?

Kripto neyi kolaylaştırıyor?

Aynı soruyu genel olarak kriptoya da yöneltebilirsiniz. Şüphecilerin olabilecek en kibar şekilde kripto para birimlerinin geleneksel ödeme yöntemlerine kıyasla neyi daha kolay yapabildiğini sorduğu bir dizi toplantıya katıldım. Ayrıca, kriptonun gelecek olduğu söylenirken 2009’da kurulan bitcoin’in neden hala gerçek dünyada önemli bir işlevi olmadığını da sıkça soruyorlar. Benim deneyimlerimde, bu sorulara verilen cevaplar somut örneklerden yoksun laf salatalarından ibaretti. Peki, suçlular kriptoyu faydalı buluyor gibi. Yakın tarihli Reuters araştırması, Binance’in son beş yılda en az 2.35 milyar dolarlık yasa dışı fonu akladığını ortaya çıkardı. Ancak meşru uygulamalar nerede?

Kriptolar fazla büyümüş olabilir

Yine de kriptonun mantıksız olduğunu önermek şüphecilik etkenine karşı geliyor. Kripto paralar kasımda zirvedeyken neredeyse 3 trilyon dolar değerindeydi. İlk yatırımcılar dev karlar elde etti. Ünlü işletme okulları blockchain dersleri sunuyor. Belediye başkanları şehirlerini kripto dostu hale getirmek için birbirleriyle yarışıyor. Destekçilerinin ciddi siyasi güç elde ettiği, bu kadar büyümüş bir varlık sınıfının gerçek değeri olmadığını, evin kumda değil, hiçliğin üzerinde inşa edildiğini söylemek aşırı ve mantıksız duyuluyor. 

Ancak emlak balonunu ve düşük gelirlilere verilen yüksek faizli kredilerin yarattığı ipotek krizini hatırlıyorum. Bana soracak olursanız Büyük Açık’tan Büyük Dümen’e varmış gibiyiz. 

 © 2022 The New York Times Company