23 Mayıs 2024, Perşembe Gazete Oksijen
26.03.2021 06:00

Kapatmalar bir yana bu parti açılamıyor bile

Yeşiller hareketi, üç kez partileşmesine rağmen Türk siyasetinde bir türlü varlık gösteremedi. İklim krizinin çağın bir numaralı sorunu olarak belirdiği bu dönemde bir kez daha harekete geçtiler. Ancak bu defa parti kurmalarına dahi izin çıkmadı

Bir siyasi parti nasıl kurulur biliyor musunuz? Ne yalan söyleyeyim, ben bugüne kadar merak etmemiştim. Siyasi partinin adı, genel merkez adresi ile en az 30 kişiden oluşan kurucuların bilgilerini içeren belgeleri İçişleri Bakanlığı’na veriyorsunuz, bakanlıktan ‘alındı’ belgesi alıyorsunuz. Tebrikler, artık bir partiniz var.  Tabii o alındı belgesi elinizdeyse.

Yeşiller Partisi eşsözcüleri Emine Özkan ve Koray Doğan Urbarlı, haklarını yargı yoluyla arayacaklarını ilan ettiler
Yeşiller Partisi eşsözcüleri Emine Özkan ve Koray Doğan Urbarlı, haklarını yargı yoluyla arayacaklarını ilan ettiler

“Evimiz yanıyor!”

Yeşiller Partisi, 2020 Eylül’ünde kurulduğunu ilan etmişti. 110 kurucu üyenin bir araya geldiği partinin ilkelerini doğaya uyum, iklim krizi ile mücadele, barış ve şiddetsizlik, toplumsal cinsiyet eşitliği ve feminizm, küresel mücadele, yerel ve doğrudan demokrasi, sürdürülebilirlik, adil paylaşım, özgür yaşam ve çoğulculuk oluşturuyordu. Sloganları ise “Evimiz yanıyor! Bu yangını söndüreceğiz!” idi.  21 Eylül günü belgeleri hazırladılar, İçişleri Bakanlığı’nın ilgili birimine bizzat teslim ettiler ve ‘alındı’ belgesini beklemeye başladılar. Bir aradılar yok, iki aradılar yok. Önce birimde Covid-19 vakası çıktığı söylendi, sonra da çalışanların ofise gelmediği… Bu şekilde tam altı ay geçti ve Yeşiller Partisi bir türlü resmi olarak kurulamadı. Sonunda eşsözcüler Emine Özkan ve Koray Doğan Urbarlı, haklarını yargı yoluyla arayacaklarını ilan ettiler.

Telefonu açan yok

Urbarlı ,Yeşil Gazete için kaleme aldığı yazıda “Biz politikadan geçtik ama fizikten kaldık” diyordu: “Bürokrasi bizi fizikten bıraktı. Bir birim düşünün. Hiçbir şekilde ulaşılamıyor. Ücra bir köşede de değil. TBMM’ye 100 metre, Genelkurmay’a 200 metre ama içinde kimse yok. Aylardır bir kişi asaleten orada telefon açamıyor. Zaten her 100 aramanızdan da 1 tanesi şans eseri açılıyor. Avukatlar giremiyor, parti eş sözcüleri giremiyor. Böyle bir devlet yapılanması olabilir mi? Yine klişeye başvuralım. Lafa gelince devamlılığın esas olduğu binlerce yıllık devlet geleneği Ankara’nın merkezinde bir telefonu açamıyor! Gizli bir yer değil bakın. Tüm vatandaşlara açık olması gereken, hiçbir özel ‘eş-dost’ ricasına gerek duyulmadan girilmesi, ulaşılması gereken bir yer burası. Tapu Dairesi gibi… Hastane gibi… Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı verilerine göre şu anda Türkiye’de faaliyette olan 108 parti var. 109’uncu fazla mı geldi acaba? Yoksa bu Yeşiller Partisi’ne özgü bir tavır mı? Telefonda görüştüğüm Emine Özkan’a yönelttim bu soruyu. ‘Ülkede gittikçe sıkışan siyasi ortamın bizim payımıza düşen yansıması bu’ dedi cevaben; “Siyaset yapıp iktidarla tüm konularda aynı düşünmeyen her siyasi çizgi farklı şekillerde nasipleniyor bu süreçten. LGBTİ hareketi resmi açıklamalarda aile değerleriyle uyuşmuyor diye hedef gösteriliyor, sivil toplum kuruluşlarında örgütlenmek kanun değişiklikleri ile kısıtlanıyor, Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi bir insan hakları savunucusu abdest alırken apar topar gözaltına alınıyor. Tüm bu örneklere bakarak başımıza gelen bu aksaklığı, Türkiye’nin daralan demokratik siyaset ortamından bağımsız düşünemiyoruz.” Konuyla ilgili görüşlerini almak için İçişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği’ni defalarca aradımsa da telefon açılmadı.

İlk deneme değil

Türkiye’de ilk Yeşiller Partisi 1988 yılında kuruldu. İlk genel başkanı 1977 Bülent Ecevit Hükümeti’nde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı olan Celal Ertuğ’du. Ekolojiye, doğaya, kültürel değerlere ve insana zarar vermeyecek yatırımlar öngördüklerini; insan hak ve özgürlüklerini, barışı korumayı amaç edindiklerini söylüyorlardı. Parti programında ise var olan hiçbir siyasal düşünceden kaynaklanmayan, eski bir partinin yerini almadan doğdukları vurgusu vardı. “Putlaştırılmış liderlerin tepeden yönettiği geleneksel partilere karşı yeni bir siyasal model” olacaklardı. Ancak partinin ömrü uzun olmadı, 1994 yılında kesin hesaplarını yasaya uygun biçimde vermediği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Yeşiller’in ikinci denemesi 2000 yılında oldu. Gönül Birliği Yeşiller Partisi pek bir varlık gösteremedi, zaman içinde bütün üyeleri istifa etti ve 2010 yılında tamamen dağıldı. Üçüncü Yeşiller Partisi’nin tarihi ise 2008. Partinin eşbaşkanları Bilge Contepe ve Ümit Şahin, amaçlarının alternatif yeşil yaşam politikalarıyla, tıkanan siyasetin ve demokrasinin önünü açmak olduğunu söylediler. Bu parti de ancak dört yıl yaşadı, 2012’de Eşitlik ve Demokrasi Partisi ile birleşip Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi adını aldı. Şimdi ise son 30 yılda olduğundan daha fazla gündemde iklim krizi. KONDA’nın Türkiye’de İklim Değişikliği ve Çevre Sorunları Algısı araştırması sonuçlarına göre, her 10 kişiden yedisi iklim krizi konusunda endişeli. Yüzde 51.5’i ise iklim krizini Covid-19’dan daha büyük bir tehlike olarak görüyor. Yeşiller, bu anlamda daha geniş kitlelerin ilgisini çekmeye, ihtiyaçlarına karşılık vermeye aday.

Batı’da yükselen güç

Batı’da Yeşiller siyasetin yeni gücü ve bu güç gitgide yükseliyor. Almanya, Fransa, İngiltere, İrlanda, Finlandiya’da, Belçika’da oylarını artırdılar; Avrupa Parlamentosu’ndaki sandalye sayıları 74’e ulaştı. Almanya’da ikinci, Fransa’da üçüncü büyük parti konumundalar. Belçika’da Yeşiller koalisyon ortaklarından biri. ABD’de ise kongre üyesi Alexandria Ocasio-Cortez’in öncüsü olduğu Yeşil Yeni Düzen destekçi topluyor.  İklim aktivisti Greta Thunberg’in yaptıkları akranlarını etkiledi, özellikle gençler Yeşiller’den büyük beklenti içindeler. Sadece akranlarını etkilediğini söylemek de haksızlık olur, Jane Fonda ondan ilham alıp ABD’deki iklim değişikliği protestolarının simgesi oldu.  Türkiye siyaseti ise henüz iklim krizini konuşmaya başlamış değil. Her ne kadar güçlü bir çevre hareketi varsa da siyaset kulaklarını tıkamayı tercih ediyor. Yükselen dolar kuru, tutuklanan milletvekilleri, feshedilen İstanbul Sözleşmesi, kriz üzerine kriz derken bugünden çıkıp yarını konuşmaya başlayamıyoruz. Ama ev yanmaya devam ediyor, biz günlük krizlerle boğuşuyoruz diye küresel ısınma durmuyor.

Anlaşma lafta kaldı

İklim krizini durdurmak için BM tarafından hazırlanan Paris Anlaşması’nı 197 ülke imzaladı. 191 ülke sözleşmeye taraf olarak süreci tamamladılar. Beş yıldır tamamlamayan altı ülke Eritre, Irak, Yemen, Libya, İran ve Türkiye.  Yeşiller Partisi Eşsözcüsü Koray Doğan Urbarlı, kuruluş aşamasında Hürriyet’e verdiği söyleşide, “Büyümeyi tek hedef haline getiren siyasetin sonuna geldik” diyordu, “İklimle birlikte dönüşmeye mecburuz. Bunun savunuculuğunu siyaseten yükselteceğiz. Yok oluştan önce son çıkış olacağız. Belki bir tık geç kaldık ama bundan sonra çok hızlı yol alacağız.” Diyordu demesine de hızlı yol almak ne kelime, yola çıkmak mümkün olmadı bu siyasi iklimde. Parti kapatmanın vaka-ı adiyeden sayıldığı bir ülkenin siyasi tarihine bir de açılamayan parti eklenmiş oldu.