Yaşlanmış hücreleri yeniden programlamayı hedefleyen gen terapisi denemesinde ilk kez bir gönüllüye uygulama yapıldı.
Scientific American'ın haberinde yer alan; klinik deney, “kısmi yeniden programlama” adı verilen yeni bir yaklaşımı test ediyor. Bu yöntemde, yaşlı hücreleri genç hücrelere benzer şekilde davranmaya iten üç genin aktive edilmesi hedefleniyor.
Bazı bilim insanları bu yaklaşımın yaşlı organları bile gençleştirebileceğini öne sürüyor. Ancak bu deneme, yöntemin öncelikle hastalık tedavisinde kullanılıp kullanılamayacağını test edecek. Bu kapsamda hedef hastalık, körlüğe yol açabilen göz tansiyonu olarak belirlendi.
Amaç: Görme sinirini yeniden onarmak
Araştırmanın temel hedefi, göz ile beyin arasında bağlantıyı sağlayan optik sinirdeki hasarı onarmak. Bu sinirde yer alan nöronlar normalde yetişkinlikte kendiliğinden yenilenmiyor.
Umulan etki ise, bu üç genin ürettiği proteinlerin, optik siniri oluşturan retinal ganglion hücrelerinin yeniden yapılanmasını ve onarımını teşvik etmesi. Çalışmayı yürüten Life Biosciences adlı şirket, 9 Haziran’da ilk katılımcının tedavi edildiğini duyurdu.
En büyük soru: Güvenlik ve olası riskler
Denemenin en kritik aşaması güvenlik olacak. Çünkü genleri yeniden programlama yaklaşımı hala önemli riskler barındırıyor. Birçok laboratuvarda yapılan hayvan deneyleri yöntemin güvenli olabileceğini gösterse de, bazı bilim insanları hücrelerin kontrolsüz şekilde kansere dönüşme ihtimalinden endişe ediyor.
Seattle merkezli Optispan şirketinin kurucu ortağı Matt Kaeberlein, “Eğer güvenli şekilde uygulanabilirse yeniden programlama büyük bir potansiyel taşıyor. Ancak teknoloji hâlâ çok erken aşamada ve ciddi yan etki riski var” değerlendirmesinde bulundu.
Kaeberlein’e göre göz, bu tür bir teknolojiyi test etmek için daha güvenli bir başlangıç noktası, çünkü hayati riskler diğer organlara kıyasla daha düşük.
“Zamanı geri sarma” fikri nasıl çalışıyor?
Kısmi yeniden programlamanın amacı, yaşlanmış hücreleri tamamen kök hücreye dönüştürmeden, onları daha genç bir biyolojik duruma “yaklaştırmak”. Böylece hücreler hem genç özellikler kazanıyor hem de kendi özgün işlevlerini kaybetmiyor.
Life Biosciences, laboratuvar ortamında hücreleri kök hücre benzeri hale getirebilen dört genin üçünü kullanıyor.
2020 yılında Harvard Tıp Fakültesi’nden David Sinclair’in laboratuvarı ve ortakları, farelerde yapılan çalışmalarda bu üç genin aktive edilmesinin, hasarlı optik sinirlerde sinir yenilenmesini tetiklediğini ve yaşlı ile glokomlu farelerde görme kaybını tersine çevirebildiğini göstermişti.
Klinik denemenin kapsamı ve yöntem
Şirket, bugüne kadar kemirgenler ve maymunlar üzerinde yaptığı çalışmalarda ciddi bir yan etki gözlemlemediğini belirtiyor.
Klinik deneyde en fazla 12 glokom hastasının tedavi edilmesi planlanıyor. Ayrıca optik sinirde ani ve ciddi hasara yol açan NAION adlı hastalığa sahip bazı katılımcıların da ilerleyen süreçte çalışmaya dahil edilmesi hedefleniyor.
Tedavide, genleri hücrelere taşımak için gen terapilerinde yaygın kullanılan bir virüs kullanılıyor. Sistemin önemli bir güvenlik özelliği ise genlerin kontrol edilebilir olması: Katılımcıya verilen doksisiklin adlı antibiyotik sayesinde genler aktif hale geliyor, ilaç kesildiğinde ise kapanıyor.
Şirketin bilim sorumlusu Sharon Rosenzweig-Lipson, “Bu bize büyük kontrol sağlıyor. Sadece açıp kapatmak değil, gerekli süreden fazla açık kalmasını da engelleyebiliyoruz” dedi.
Gerçek “gençleşme” mümkün mü?
Uzmanlar, denemenin başarılı olmasının glokom ve NAION hastaları için önemli bir gelişme olacağını kabul ediyor. Ancak bunun hücrelerin gerçekten “gençleştiği” ve ömrü uzatacak bir etki yarattığı anlamına gelip gelmeyeceği hâlâ tartışmalı.
Avustralya’daki Centre for Eye Research Australia’dan translasyonel nörobiyolog Pete Williams, bu yaklaşımı umut verici bulmakla birlikte temkinli olunması gerektiğini söylüyor.
Life Biosciences ise şimdilik “tüm vücut gençleştirme” gibi bir hedeflerinin olmadığını, her seferinde tek bir yaşa bağlı hastalığa odaklandıklarını belirtiyor. Şirket ayrıca yöntemi karaciğer hastalıkları gibi başka modellerde de test ediyor.
Williams, göz hastalıkları için yeni bir tedavi yaklaşımının önemli olduğunu ancak kamuoyundaki yüksek beklentinin risk taşıdığını da vurguluyor: “Eğer bu süreç felaketle sonuçlanırsa, gelecekteki araştırmaları da olumsuz etkileyebilir”
Kaynak: Gazete Oksijen