Güney Atlantik'teki Saint Helena Adası'nda yaşayan ve dünyanın bilinen en yaşlı kara hayvanı olan Aldabra dev kaplumbağası Jonathan, en az 194 yaşında. Araştırmacılar, 1882 civarında çekildiği düşünülen bir fotoğrafta tamamen yetişkin halde görülen Jonathan'ın DNA'sını inceleyerek olağanüstü uzun yaşamının nedenlerini araştırdı. Çalışmanın sonuçları Science Advances dergisinde yayımlandı.
Scientific American'a göre araştırmacılar, Jonathan'ın DNA'sına ulaşmak için veterineri Joe Hollins'in yardımıyla yanağının iç kısmından hücre örneği aldı. Hollins, Jonathan'ı besliyormuş gibi yaparak ağzını açtı ve hücreleri kazıyarak örnek topladı.
287 gende farklı varyant bulundu
Bilim insanları, Jonathan'ın diğer Aldabra kaplumbağalarından farklının 287 farklı gen varyantına sahip olduğunu keşfetti. Bu genlerin bir bölümü ise DNA onarımıyla ilişkili. Araştırmacıların dikkatini özellikle DNA üzerindeki kimyasal işaretler çekti. Metil grupları olarak adlandırılan bu işaretler, genlerin açılıp kapanmasına yardımcı oluyor. Yaş ilerledikçe bu işaretlerin düzeni bozulabiliyor. Genç organizmalarda hücreler arasındaki işaretler daha düzenli olurken zamanla bazı işaretler kayboluyor veya düzensiz şekilde ekleniyor. Bu durum, genlerin ne zaman aktifleşeceğinin daha öngörülemez hale gelmesine sebep oluyor. Araştırmacılar bu düzensizliği “entropi” olarak adlandırıyor.
272 gende düzen korunmuş
Jonathan'ın genel DNA entropisi 12 ve 90 yaşındaki kaplumbağalardan daha yüksek çıktı. Ancak bu durum tüm genlerinde görülmedi. Araştırmacılar, Jonathan'ın 272 geninde kimyasal işaretlerin genç bir kaplumbağadaki kadar düzenli kaldığını tespit etti. Bu genlerin önemli bir bölümünün hücrelerin enerji üretiminden sorumlu mitokondrilerle bağlantılı olduğu belirlendi.
Çalışmanın ortak yazarlarından Stephen Clark, bu durumun Jonathan'ın uzun yaşamında bir geri besleme döngüsünün rol oynayabileceğini düşünüyor. Clark'a göre enerji üreten mitokondriler düzenini koruyor, düzenini koruyan mitokondriler de enerji üretmeye devam ediyor.
Araştırmacılar henüz kesin nedenini bilmiyor
Birmingham Üniversitesi'nden karşılaştırmalı genomik araştırmacısı João Pedro de Magalhães, çalışmanın uzun yaşamla ilişkili yeni aday genler ortaya koyduğunu belirtti. Ancak bu bilginin insan sağlığına uygulanabilmesi için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor.
Araştırmacıların Jonathan'ın genomunu incelerken bazı sınırlamalarla karşılaştığı da belirtildi. Yanağın içinden alınan hücrelerdeki genetik materyal daha kısa ve bakterilerle kirlenmiş olduğu için Jonathan'ın genomundaki eksik bölümler daha genç bir kaplumbağanın DNA'sıyla tamamlandı.
Bu nedenle elde edilen genom dizisinin yaklaşık yüzde 95'i Jonathan'a ait. Araştırmacılara göre, Jonathan'a özgü bazı varyantlar eksik kalan ve başka kaplumbağadan alınan bölümlerde bulunuyorsa çalışmada tespit edilmemiş olabilir.
Jonathan'ın kanı alınamadı
Araştırmacılar, bu sorunun Jonathan'dan kan örneği alınarak çözülebileceğini belirtiyor. Ancak Saint Helena yetkilileri kan örneği alınmasına izin vermedi.
Oxford Üniversitesi'nden zoolog Joanna Bagniewska da ileri yaştaki bir kaplumbağadan kan almanın zor ve riskli olabileceğini söyledi. Jonathan'ın Saint Helena için sembolik önem taşıdığını belirten Bagniewska, hayvanın başına gelebilecek bir olayın araştırmacılara yönelik tepkiye yol açabileceğine dikkat çekti.
Bilim insanları, Jonathan'ın genlerindeki düzenin uzun yaşamasını sağlayan temel mekanizma olduğunu henüz söyleyemiyor. Araştırmacılar, bu düzenin uzun ömrün nedeni mi yoksa başka bir sürecin sonucu mu olduğunu belirlemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Clark'a göre çalışma, Jonathan'ın olağanüstü uzun yaşamının sırrını açıklamak için yalnızca ilk adım.
Kaynak: Gazete Oksijen
